Hasta bir hayvanla temas eden insan bu mikrobu kapabilir. Hayvanın kanı ya da vücut akışkanları ile temas da hastalığın mikrobunun bulaşmasına yol açabilir. Veterinerler, çobanlar, hayvan yetiştiriciler ve ölen hayvanların leşlerinin ortadan kaldırılması ile görevli olanlar bu tehlike ile sürekli olarak karşı karşıyadır. Ayrıca hayvan ürünlerini (yün, et, kemik, deri) işleyenler ve bu ürünleri taşıyanlar da mikrop kapabilirler.Tabakhanelerde bu tehlike yaygındır. Bu insanların elledikleri hayvansal ürünlerde bulunabilecek spor, derideki küçük bir çizikten içeri girip vücutta etkinlik kazanarak çoğalmaya başlayabilir. Kemik tozlarının gübre olarak kullanışının yaygınlaşması hastalığın çoğalması ihtimalini arttırmıştır. Bazı ülkelerde asalakların öldürülmesi için gübrelerin mikrop öldürücü sıvılarla doldurulmuş çukurlarda bekletilmesi yoluna başvurulur. Bu metot hasta bir hayvandan alınmış olan gübrenin, sonradan aynı çukura konulacak olan hastalıksız hayvan gübrelerini de mikroplanmasına yol açabilir.

Deri yolu ile mikroplanmalarda tehlikeli püstül adı verilen bir yara oluşur. Mikrobun girdiği alanın çevresi kızarır. Bu kızarma, mikrobun çoğalmakta olduğunu gösterir. Bu bölgeye mikrobu öldürmek için hastanın kan hücreleri dolmaktadır. Yakın damarlardan sızan kan serumu ödem oluşumuna yol açar. Serumun içindeki protein pıhtılaşarak, mikrobun yayılmasını engelleyici bir duvarın yaratılmasını sağlamaya çalışır. Bu safhada hastalık bölgesel olup vücuda yayılmamıştır. Bazen bu evrede vücut hastalığı yener.

Ancak protein duvar hızla meydana getirilemezse, mikroplar kan yoluyla vücuda yayılırlar. Tedavi uygulanmazsa tabii savunma tedbirleri çoğu kez yetersiz kalır ve akyuvarların ve bağışıklık cisimlerinin karşı koymasına rağmen ölüm kaçınılmaz olur.

Püstül çok kolay tanınır; iyileşmekte olan bir aşı yarasına benzer. İltihap alanı olan kırmızılığı çevreleyen ödemli bölgenin çapı 0,6 – 1,2 cm arasında değişir; bazen daha da geniş olabilir. Zamanla bu bölge koyulaşmaya başlar ve bir süre sonra simsiyah olur; ortasında siyah bir kabuk oluşur. Hastalığa <<şarbon>> (kömür) veya karakabarcık denmesinin sebebi budur.
Püstül mikrobun girdiği yerde oluşur. Bazen, mikrop birçok deri sıyrığından girdiği halde, giriş noktalarının sadece bir tanesinin bulunduğu yerde püstül oluşur. Püstül genellikle kolda görülür. Gerçekten, insanın hayvan ve hayvani ürünlerle temas etmesi ihtimali en fazla yeri kollarıdır. Kemik tozu torbalarını sırtına vurup taşıyanlarda ise püstüller omuzda görülür.

Yaranın bulunduğu alan, hastalığın gelişmesini etkileyebilir. Mesela, ödem ya da serumun damardan çevredeki dokuların içine sızması, eğer bu yaranın bulunduğu alan kemiğe yakın yanı sert bir alan değilse, bu yerdeki serum, gevşek doku aralıklarından sızıp yüzün üst ve göğsün orta bölümlerine ulaşabilir. Bu alanlara aşırı miktarda sıvı toplanması, boğazın üstüne baskının gerçekleşmesine, akciğerlere solunumu kısıtlayacak oranda yük binmesine yol açabilir.

Bütün iltihap durumlarında olduğu gibi, hastalığın gelişimi sırasında genel bir kırgınlık, denetlenemeyen bir titreme, baş ağrısı ve kusma görülür. Çok ağır olaylarda bile bazen vücut sıcaklığı yükselmeyebilir.

Vücut, hastalığı girdiği yerde tutma çabasında başarısızlığa uğrarsa ve hastaya gerekli tedavi uygulanmazsa kan şarbon basili ile dolar; septisemi oluşur. Şarbondan ölenler üzerinde yapılan otopsiler birçok önemli organın içine kan dolmuş olduğunu gösterir. Bu tür bir kan hücumu organın çalışmasını kısıtlayarak ölüme yol açar.