Alm. Blutzirkulationssystem (n), Fr. Appreil (m) circulatoire, İng. Circulatory system. Vucudun aldığı besin maddelerini, oksijen ve kendi yaptığı hormonları gövdenin çeliştiği kısımlarına dağıtması; dokularda metobolizma arasında meydana gelen zararlı maddelerin zararsız hale gelmelerini veya atılmalarını sağlıyan organlara ulaşması ile görevli sistem. Dolaşım sistemini kalp ve onunla kapalı devre yapan damarlardan kurulmuştur. Kalp, bu sistemin pompasıdır. Damarlarla pompanın attığı kanı attığı kanı vucutta dolandıran borulardır. Kırmızı kan damarları, yapısı ve fonksiyonları bakımından üç ayrı kısımda incelenebilir:

1) Atardamarlar,

2) Toplardamarlar,

3) Kıkcak damarlar,

Dolaşim sisteminin çalişmasi halinde canlilikla dönük olarak yer alır. Çizgili kaslardan meydana gelmesine rağmen irade dışı çalışır. Kalbin açlışması birbiri ardından gelen sıkışıp-ufalma (sistol) ve gevşeyip-genileşme (diastol) hareketleri ile olur. Kalbin hareketlerini “Kalbin iletim sistemi” denilen yapılar sağlar. Kendi içinded meydana gelen uyarıyla ritmik olarak çalışan tek organımız kalbimizdir.

Kalbin özel sinir sistemi “sino-atrial düğüm” “atrioventriküler düğüm” ve “ his demeti” denilen sinir liflerinden meydana gelir. Kalbin özel tembih sistemi otomon sinir sisteminin etkisi altındadır. Bu sistemin “parasempatik” bölümünden gelen uyarılar kalbi yavaşlatırken “sempatik” bölümünden gelen uyarılar kalbin 1 dakikadaki atım sayısını arttırır. Kalbin normaldeki atım sayısı dakikada 60-90 arasındadır. Kalp etışları gwnwl olarak bilekte nabız oluğuna basarak veya kalbi dinleyerek sayılır. Kalbin normalden az atmasına “bradikardi” denir.

Kalbin sıkıştığı an, karıncıklardaki kanı aorta ve akciğer atardamarına attığı andır. Bu anda sol karıncıktaki temiz kan vücuta atılırken, sağ karıncıktaki kirli kan oksijenlenmek üzere akciğere yollanır.

 

Atardamarlar : Kalbin pompalandığı kanı organ ve dokulara götüren ve kılcal damarlara dağıtan borulardır. Kesitlerinde genellikle yuvarlak ve kalın duvarlı olarak görünürler.

Toplardamarlar : Vücutta kullanılan kanı akciğere pompalanmak üzere kalbe getiren damarlardır. Genişlikleri atardamarlardan daha fazladır. Toplardamarların içine kanın geri kaçmasını önleyen kapakçıklar bulunur. Duvarları ise atardamar duvarından daha incedir.

Kılcal damarlar : Atardamarlarda dokulara yaklaştikça düzenli bir şekilde dallanırlar. Bu dalların çapı gitikçe küçülür ve sonunda kılcal damarları meydana getirirler. Kılcalların atardamar tarafındaki kısmına “arteriol”, toplar tarafındaki kısmına “venül” denir. Madde alış-verişi genel olarak arteriol ve venüller arasındaki kapiller ağında olur.

Dolaşim sisteminin görev olarak iki alt grubu vardır :

1. Büyük dolaşim (sistemik dolaşim),

2. Küçük dolaşim (akciger dolaşimi),

Büyük dolaşim : Kalbin sol karıncığına akciğerlerden oksijenlenmiş olarak gelen kan aradaki mitrak deliği vasıtasıyla sol karıncığa geçer. Sol karıncığın kasılmasıyla içindeki kan aorta atılır. Atardamarlar boyunca kan bütün vucuda yayılır. Kapiller damarlar seviyesinde kan doku arasında madde ve gaz alış verişi vuku bulur. Burada oksijenden fakirleşen ve bazı maddelerini kaybeden (kirlenen) kan toplar damarlar vasıtasıyla kalbin sağ kulakçığına gelir. Kanın kalbin sol karıncığından çıkıp sağ kılakçığına dönmesine kadar olan bu işleme büyük dolaşım denir.

Küçük dolaşım : Kalbin sağ kulakçığına gelen kirli kan aradaki triküspit kapağından sağ karıncığa geçer. Sağ karıncığın kasılmasıyla akciğerlere giden kan buradan temizlenmiş (oksijenlenmiş) olarak kalbin sol kulakçığına döner. Bu olayın bütünü de küçük dolaşımı meydana getirir. Bu dolaşımın şemasını ilk olarak çizen, Türkistanlı Ali bin Ebi’l-Hazm’dır (v.1288).

Kan damarlarının yanısıra doku sıvısının bir kısmı da akkan damarları (lenf dolaşımı) ile sistemik dolaşıma iletilir. Lenf damarları kör uçlu, ince duvarlı borular şeklindedir. Bunlar birleşerek büyük akkan damarlarını, bunlar da birleşerek “göğüs akkan kanalı”nı meydana getirirler. Bu kanal boyunda toplardamar sisteme dökülür.

Dolaşım sisteminde kanın dolanımının sağlanması için kalp kasılma ve gevşemesine göre damarlarda belli bir basınç meydana gelmektedir. Buna kan basıncı veya “tansiyon” ismi verilir. Sistolik kan basıncı, 110-140 mm civa, diyastolik kan basıncı, 70-90 mm civa arasında olmalıdır. Ancak yaşla paralel olarak normal sınırlar biraz aşağı veya yukarı kaydırılabilir. Yaş arttıkça normal üst sınırlar yükselir. Ayrıca cinse göre ve tansiyon ölçülme pozisyonuna göre (ayakta, oturarak veya yatarak) de değişikilik olabilirse de genel olarak bu rakamların üstü yüksek tansiyon altı ise düşük tansiyonu gösterir. Tansiyonun normal olmaması başta kalp, beyin, böbrek ve göz olmak üzere birçok dokuda rahatsızlık ve bozukluklara sebep olur.

DOLAŞIM SİSTEMİNİN SAĞLIĞI

Sigaradaki nikotin, dolaşım sistemini olumsuz yönde etkiler. Damarı daraltarak, organlara yeterince kan getirmesine engel olur. Sigara içenlerin kanındaki karbon monoksit düzeyi, içmeyenlere oranla daha fazladır. Karbon monoksit hemoglobinle birleşerek, oksijen taşıyacak hemoglobin miktarının azalmasına yol açar. Sonuçta dokulara oksijen geçişi azalır. Az miktarda karbonmonoksit bile kroner atar damar hastalığı olanlarda hareket etme ve egzersiz yapma yeteneğini azaltmaktadır. Damarların sağlığı için

Sigara alışkanlığı kesinlikle bırakılmalıdır!

Sürekli ayakta kalmamaya dikkat edilmelidir.

Kanamalarda yapılacak geçici tedavi yöntemi (ilk yardım) öğrenilmelidir.

Kandaki alyuvarların sayı veya hacimce azalmasına ya da yetersiz hemoglobin ile ortaya çıkan buzukluk anemi adını alır. Anemi yetersiz dengesiz beslenme durumlarında ortaya çıkar.

Akyuvarlarda sınırsız ve patolojik çoğalmayla lösemi denen hastalık ortaya çıkar. Lösemi genellikle öldürücüdür. Pıhtılaşma elemanları olmayan kişilerde hemofili hastalığı görülür. Hemofili hastalığında kanı pıhtışaltırıcı faktörler kalıtımsal olarak eksiktir. Kanama olduğunda, kan nakli yapılmazsa, hasta kan kaybından ölebilir.