Dünya üzerinde kurulmuş bir çok yararlı ve zararlı örgütler  bulunmaktadır.Bu yazımda ben sizlere yararlı olan bir örgütten ; Dünya Sağlık Örgütünden diğer adıyla World Health Organization – WHO)  bahsedeceğim.Bu örgüt  merkezine insanların Sağlığını , Güvenliğini  ve Barış içinde yaşamalarını almış olan Birleşmiş Milletler Teşkilatına Bağlı özünde bir  toplumun sağlığıyla ilgili uluslararası çalışmalar yapan bir Sağlık örgütüdür..Bu Kuruluş ilk temellerini Amerika’nın San Francisco eyaletinde 1945 yılında atmıştır.ama Örgütün şuan ki Merkezi Avrupa’da  İsviçre ‘nin Cenevre Şehrindedir.Örgüt Dünya Üzerinde Altı bölgeye dağılmıştır. Avrupa, Afrika, Amerika, Güneydoğu Asya, Doğu Akdeniz ve Pasifik gibi. Dünya Sağlık Örgütünün  (WHO) en temel amaçı ;Toplumların Sağlıgıdır.yanında salgın hastalıklar , bu hastalıkların kaynaklarının ortadan kaldırılması ,  Aşı kampanyalarıdır.özellikle 3. dünya ülkelerinde yürüttüğü hizmetler oldukca basarılı olmuştur. Türkiye 1947de Dünya Sağlık Örgütüne (WHO) Katılmıştır.

Örgüt amaçlarına ulaşmak için yerine getirdiği görevlerden bazıları;

  • Sağlık alanında uluslararası nitelik taşıyan çalışmalarda yönetici ve koordinatör makam sıfatıyla hareket etmek.
  • BM, İhtisas Kuruluşları, sağlık idareleri, meslek grupları ve keza uygun görülecek diğer örgütlerle fiili bir işbirliği kurmak ve sürdürmek.
  • Uygun teknik yardım yapmak ve acil durumlarda, hükümetlerin istekleri ya da kabulleri ile gereken yardımı yapmak.
  • BM’in isteği üzerine, manda altındaki ülkeler halkı gibi özelliği olan topluluklara sağlık hizmetleri götürmek ve acil yardımlar yapmak ya da bunların sağlanmasına yardım etmek.
  • Epidemik, andemik vb. hastalıkların ortadan kaldırılması yolundaki çalışmaları teşvik etmek ve geliştirmek.
  • Gerektiğinde diğer İhtisas Kuruluşları ile işbirliği yaparak, beslenme, mesken, eğlence, ekonomik ve çalışma koşullarının ve çevre sağlığı ile ilgili diğer bütün unsurların iyileştirilmesini kolaylaştırmak.
  • Sağlığın geliştirilmesine katkıda bulunan bilim ve meslek grupları arasında işbirliğini kolaylaştırmak.

  • Uluslararası sağlık sorunlarına ilişkin sözleşmeler, anlaşmalar ve tüzükler teklif etmek, tavsiyelerde bulunmak ve bunlardan dolayı Örgüt’e düşebilecek ve amacına uygun görevleri yerine getirmek.
  • Ana ve çocuk sağlığı ve refahı lehindeki hareketleri geliştirmek, ana ve çocuğun tam bir değişme halinde bulunan bir çevre ile uyumlu halde yaşamaya olan kaabiliyetlerini arttırmak.
  • Ruh sağlığı alanında özellikle insanlar arasında uyumlu ilişkilerin kurulmasına ilişkin her türlü faaliyetleri kolaylaştırmak.
  • Sağlık alanında araştırmaları teşvik ve rehberlik etmek.
  • Sağlık, tıp ve yardımcı personelin öğretim ve yetiştirilme normlarının iyileştirilmesini kolaylaştırmak.
  • Sağlık alanında her türlü bilgi sağlamak, tavsiyelerde bulunmak ve yardımlar yapmak.

  • Sağlık bakımından aydınlatılmış bir kamuoyu oluşumuna yardım etmek.
  • Hastalıkların, ölüm nedenlerinin kamu sağlığı uygulama metodlarının uluslararası nomanklatürlerini tayin etmek ve ihtiyaca göre yeniden gözden geçirmek.
  • Teşhis yöntemlerini gerektiği kadar standart hale getirmek.
  • Yiyeceklere, biyolojik, farmasötik ve benzeri ürünlere ilişkin uluslararası normlar geliştirmek, kurmak ve bunların kabülünü teşvik etmek.

    Dünya Sağlık Örgütü; Genel Kurul (Asamble), Yönetim Kurulu ve Sekreterya (Genel Merkez, Bölge Ofisleri ve Ülke Temsilcilikleri)’dan oluşmaktadır.

    1. Dünya Sağlık Örgütü Genel Kurulu (Asamble): Örgüte üye olan devletlerin temsilcileri tarafından oluşturulan bu yapı her yıl Mayıs ayında bir kere toplanır. Genel Kurul, örgütün en yetkili organı olarak İsviçre (Cenevre) odaklıdır. İlgili kurul, örgüt namında sağlık ile ilgili sözleşmeler ve antlaşmalar yapabilir, uluslararası kamuoyunda uyulması gerekilen standart ve kurallar belirleyebilir. Bunların yanı sıra Genel Kurul:

    1.Örgütün politikasını belirlemek,

    2.Yönetim Kuruluna üye verecek ülkeleri seçmek,

    3.Genel Müdürü seçmek,

    4.Örgütün mali politikasının denetlemek,

    5.Bütçeyi gözden geçirip onaylamak,

    6.Örgütün çalışması için gerekli olabilecek komisyonları kurmak.

    1. Yönetim Kurulu: Bu kurulun üyeleri, Genel Kurul tarafından üç yıl görev süresince seçilir. Normalde 30 üye ülkenin temsilcilerinden oluşan kurul her yıl bunların 1/3 oranında üye olarak revizyona gidilir. Süresi dolan kurul üyesi tekrar seçilebilir. Kurul her yıl iki defa toplanır. Yönetim Kurulu’nun başlıca görevleri şunlardır:
      1. Genel Kurul tarafından alınan kararları yerine getirmek,
      2. Genel Kurul’un gündemini belirlemek ve yıllık çalışma planı sunmak, uygun gördüğü ve gerekli konularda önerilerde bulunmak,
      3. Örgütün bazı müdahale gerektiren konuların inisiyatif kullanmak,
      4. Genel Kurul tarafından kendisine çizilen görev ve yükümlülükleri yerine getirmek,
      5. Genel Müdür’ün isteği üzerine gerekli görülen çeşitli alt birimler (komisyonlar) oluşturmak.
    2. Sekreterya: Genel Müdür kontrolünde bulunan bu organ, örgütün gerekli gördüğü teknik ve idari elemanlarından oluşmaktadır. İlgili birimin Genel Müdürü, Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Örgütün düzenlenen tüm konferanslarında doğal katılımcısıdır. Bu yetkileri vekalet yoluyla başkasına devredilebilir. Birimi oluşturan personeller, Genel Müdür tarafından Genel Kurul tarafından belirlenen kurallara uyularak atanır. Personel seçimi, oldukça geniş bir coğrafi dağılım, seçilen elemanın dürüstlüğü ve uluslararası alandaki etkinliği göz önüne alınmalıdır.

    Genel Kurul ve bağdaşığı olan Yönetim kurulu, örgüt hakkında herhangi bir konu hakkında genel, yerel, teknik veya özel konferanslar düzenleyebilir. Bu tip konferanslarda yabancı devlet temsilcilerinin yanı sıra, Uluslararası örgütlere ait kuruluş ve delegelerin varlığı da çok önemli bir kısastır.

    Öncelikle örgütün bölgesel düzenlemesinin yapılması için Genel Kurul tarafından belirlenmektedir. Bu bölge örgütlerinin kurulması, üye ülkelerin çoğunluk kararı ile oluşturulduğu gibi aynı bölgede birden fazla örgütün kurulması olası değildir. Kurulan bölge örgütleri, Dünya Sağlık Örgütü için hayati önem taşımakta, kendi içlerinde ise Bölge Komitesi ve Bölge Ofisi olarak iki birime ayrılmaktadırlar.

     

    Bölge Komiteleri, bölgede bulunan üye ülkelerin temsilcilerinden oluşturulur. Bu komiteler kendi tüzüklerini hazırlamak, kabul etmek ve bu kurallara riayet etmekle yükümlüdürler. Bu görevlerin yanı sıra Bölge Komitelerinin görevleri şunlardır:

    1.Bölge Ofisinin çalışmalarını denetlemek,

    2.Bölgesel problemlerle ilgili çözüm önerileri sunmak,

    3.Teknik anlamda toplantılar yapmak, örgütün kuruluş amacına uygun olarak çalışmalar yürütmek ve Bölge Ofisine yol gösterici olmak,

    4.Gerekli hallerde diğer uluslararası kuruluşların bölgedeki bağdaşıkları ile işbirliği içinde hareket etmek,

    Bölge Ofisi, Genel Kurul kontrolünde ve Genel Müdür yönetiminde, bölge komitesinin idari koludur. Bölge Ofisi, Genel Kurul ve Yönetim Kurulunun kararlarının uygulanmasından sorumludur. Bölge Ofisi içinde yer alacak personel, Genel Müdür ve Bölge Müdürünün ortak bir kararı ile atanmaktadır. Bölge Ofisi’nin coğrafi kapsamına göre bir yada birkaç ülke, alan temsilcisi ataması yapılabilir.

    Türkiye Dünya Sağlık Örgütüne ne zaman katıldı?

    2 Ocak 1948 günü Dünya Sağlık Örgütü kurucu anlaşmasını imzalayan Türkiye, 9 Haziran 1949 tarihli ve 5062 sayılı Kanun’la Dünya Sağlık Örgütü Anayasası’nı onaylayarak DSÖ’ye resmen üye olmuştur. DSÖ’nün Türkiye ile olumlu ilişkileri mevcuttur. Bölgesel alanda birçok proje gerçekleştirilmektedir. DSÖ’nün Türkiye’de bir “ülke ofisi” bulunmaktadır.

    Türkiye, DSÖ Avrupa Bölgesi’nde yer almaktadır. Suriye’ye sağlanan insani yardım faaliyetleri kapsamında sağlık grubunun liderliğini üstlenen DSÖ tarafından verilen hizmetlerin daha da etkinleştirilmesi amacıyla, Avrupa Bölge Ofisi tarafından 2013 yılı Ekim ayında Gaziantep’te bir büro açılmıştır.

    Türkiye’nin düzenli olarak iştirak ettiği yıllık DSÖ Avrupa Bölge Komite Toplantılarının 2013
    oturumu, Eylül ayında İzmir/Çeşme’de gerçekleştirilmiştir.


    Türkiye’de son on yılda gerçekleştirilen sağlıkta reform çalışmaları kapsamında uygulamaya konan modern ve insan odaklı düzenlemeler, DSÖ tarafından uluslararası platformlarda övgüyle vurgulanmaktadır. DSÖ, Türkiye’de kısa sayılabilecek bir zamanda evrensel sağlık koruması başta olmak üzere, bulaşıcı olmayan hastalıklar, anne ve çocuk sağlığı, ilk adım sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, e-sağlık hizmeti gibi “önce insan” yaklaşımıyla hayata geçirilen düzenlemeleri örnek göstermektedir.

 

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından dünya genelinde çocukluk çağı obezitesiyle mücadele edebilmek için hazırlanan rapor; şeker vergisi, zorunlu besin etiketleri, çocuklara yönelik pazarlama stratejilerinde kısıtlama gibi birçok öneri sunuyor.

DSÖ Çocukluk Çağı Obezitesinin Sonlandırılması Komisyonu (ECHO) tarafından hazırlanan rapor, 100 üye ülkeyle görüşülerek ve halk yorumları dikkate alınarak oluşturuldu ve DSÖ Direktörüne sunuldu.

68 sayfalık raporda; çocuklara ucuz, fazla işlem görmüş, enerjisi yüksek ve besin değeri düşük gıdalar sunan gıda endüstrisinin daha sağlıklı gıda ve içecekler sunarak obeziteyi sonlandırma çalışmalarında üzerinde düşen görevi yapması gerektiği aktarılıyor.

Dahası, çocuklara yönelik pazarlama stratejilerinin kısıtlandırılması ve şeker vergisi gibi hükümet liderliğindeki politikaların da önemi vurgulanıyor.

ECHO raporunda 6 aksiyon alanı belirlendi:

  1. Sağlıklı gıdaların alımını teşvik etmek
  2. Fiziksel aktiviteyi teşvik etmek
  3. Gebelik öncesi ve gebelik bakımı
  4. Erken çocukluk dönemi beslenmesi ve fiziksel aktivite
  5. Okul çağı çocuklar için sağlık, beslenme ve fiziksel aktivite
  6. Kilo yönetimi

Rapor, DSÖ’nün toplantı masasına Mayıs ayında konulacak böylece üye devletler verileri değerlendirip, çözüm ve destek sunabilecekler.

Beslenme Bilgisi

ECHO raporuna göre besin etiketleri ya da ‘trafik ışıkları’ etiketi gibi basit kodlar yeterli değil, beslenme kılavuzlarının hükümet tarafından özenle hazırlanması, medya ve eğitim kanallarıyla yayılması gerekli. DSÖ Sözcüsü, FoodNavigator adlı haber ajansına verdiği röportajda ambalaj üzerinde yer alan etiketlerin insanların kafasını karıştırdığını, bu etiketlerin daha açık ve anlaşılır olması gerektiğini belirtti.

Şeker vergisi

Konu şeker vergisine geldiğinde ise raporda, şekerli içeceklere vergi getirilmesi için yeterli gerekçe olduğu belirtiliyor.  Ayrıca sadece şekerli içeceklerin değil, yağ ve şeker oranı yüksek tüm sağlıksız gıdaların bu vergiye tabi tutulması gerektiği vurgulanıyor.

Meksika’da şu anda şekerli içeceklere vergi ödeniyor. İngiltere’den Filipinlere kadar birçok ülkede de şekerli içeceklere vergi getirilmesi için hükümete çağrıda bulunuluyor.

Eğitim

Raporda obeziteyle mücadelede gıda eğitiminin rolü de ele alınıyor. Tuz, şeker ve yağ oranı yüksek gıdaların satışının yasaklanması kadar insanların o gıdaları tüketmeme bilincinde olması da önemli.

Tek bir çözüm yok!

Obeziteyi tamamen sonlandıracak tek bir çözüm yok. Raporda, işbirliğinin önemine dikkat çekiliyor. Hükümetlerin politikaları uygulamak ve bu soruna çözüm üretebilmek için özel sektörle işbirliği yapması şart.

DSÖ verilerine göre 1980 yılından bu yana aşırı kilolu ve obez çocuk oranı %47,1 artarken, yetişkin oranı %27,5 arttı. Afrika’daki aşırı kilolu ve obez çocuk sayısı 1990 yılından bu yana 5,4 milyondan 10,3 milyona çıkarak neredeyse iki katına çıktı.