Beş Hececiler Şairler

Osmanlı Devletinin son yılları ile Cumhuriyet arasında, milli edebiyat akımından etkilenen sairler “” adıyla anılmaktadır. Bu sairlerimiz Yusuf Ziya Ortaç, Faruk Nafiz Çamlıbel, Orhan Seyfi Orhon, Halit Fahri Ozansoy ve Enis Behiç Koryürek’tir. Şairlerimiz Ziya Gökalp’in fikirlerinden etkilenmiştir.

Farklı konularda eserler veren şairlerimiz, yalın bir Türkçe kullanmayı savunmuştur. Önceleri aruz vezniyle şiir yazan şairler, daha sonraları hece ölçüsünü kullanmayı tercih etmiştir. Beş Hececiler; Anadolu kültürünü en içten şekilde betimlemiştir. Milli mücadele döneminde daha çok kahramanlık ve vatan sevgisi konusunda eser üretmişlerdir.

Yazdıkları şiirlerde dörtlük esasına bağlı kalmamakla beraber, yeni stiller denediler. Nesirdeki söz dizisinin şiirlerde yer alması, şairlerimizin eserlerindeki temel özelliklerindendir.

Beş Hececilerden Orhan Seyfi Orhon

Beş Hececilerden Orhan Seyfi Orhon

  1. dünya savaşı ve milli mücadele dönemlerinde şiir yazan ve milli edebiyat akımından etkilenen şairler. şiirlerinde memleket ve yurt sevgisi, anadolu ve anadolu insanı, kahramanlık gibi konular işlemişlerdir. özentiden uzak, sade bir üslup kullanmışlar, şiirlerini hece ölçüsüyle yazmışlardır.

 

ilk şiirlerini aruz ile yazmalarına hatta sonraki yıllarda da aruzu kullanmalarına rağmen,bu beş kişinin hececiler diye bilinmelerinin sebebi, önemli şiirlerini heceyle yazmaları, hece vezninin ülkemizde saygınlığı olduğu bir dönemde, aynı zaman diliminde yaşamış olmalarıdır. Buna etkili olan bir şey daha;o dönemlerde bir bakıma edebiyatın gündemini belirleyen “yeni mecmua”nın dergiye gönderilecek şiirlerde aradığı iki şart: sade türkçe ve hece vezniyle yazılmış olmak.

 

” HECECİLER” adıyla anılan, Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy) 1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiyet dönemindeki Milliyetçilik ve Türk halkını bir araya toplama sürecinde ortaya çıkmış; yurt sevgisini dile getiren hece ölçüsüylüe şiirler yazarmışlardır “Konuşulan güzel Türkçeyi yazı diline geçirerek yeni ve büyük davayı kazanan ve kazandıranlar” olarak nitelendirilen Hececiler; Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin’lerin başlattıkları “Yeni Lisan” anlayışının etkisiyle, Osmanlıcadan arınan bir dille şiir yazamaya yöneldiler Ulus/ulusçuluk bilincini sürekli ön planda tutmuşlardır

Beş Hececiler Hareketi, aruzla yazanlara bir tepkiydi, biçimde ve içerikte sadeliği getirdi Bu işlevlerinden öte, bir rejimin sorunlarını da tartışmaya yönelmişlerdir

Beş Hececileri oluşturan yazarlar

Beş Hececileri oluşturan yazarlar.

HECECİLER” adıyla anılan, Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy) 1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiyet dönemindeki Milliyetçilik ve Türk halkını bir araya toplama sürecinde ortaya çıkmış; yurt sevgisini dile getiren hece ölçüsüylüe şiirler yazarmışlardır “Konuşulan güzel Türkçeyi yazı diline geçirerek yeni ve büyük davayı kazanan ve kazandıranlar” olarak nitelendirilen Hececiler; Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin’lerin başlattıkları “Yeni Lisan” anlayışının etkisiyle, Osmanlıcadan arınan bir dille şiir yazamaya yöneldiler Ulus/ulusçuluk bilincini sürekli ön planda tutmuşlardır

Beş Hececiler Hareketi, aruzla yazanlara bir tepkiydi, biçimde ve içerikte sadeliği getirdi Bu işlevlerinden öte, bir rejimin sorunlarını da tartışmaya yönelmişlerdir.

Şiire 1 Dünya Savaşı ve Millî Mücadele yıllarında başlayan, Mütareke yıllarında şöhret kazanan hececiler, Anadolu’yu ve vasat insan tipini şiire soktular Memleket sevgisi, yurt güzellikleri, kahramanlık ve yiğitlik, işledikleri başlıca konulardır

Hecenin bu beş şairi millî edebiyat akımından etkilenmiş ve aruzu bırakarak şiirlerinde heceyi kullanmaya başlamışlardır Bunda da oldukça başarılı olmuşlardır

Şiirde sade ve özentisiz olmayı tercih etmişlerdir

Orhan Seyfi Orhon (1890-1972)

Şiirlerinde konuşma dilini kullanmıştır

Bazı şiirlerinde halk şiiri şekillerini kullanmıştır

Daha çok şahsî temaları işleyen şair vatanî konuları da işlemiştir

Eserleri: Fırtına ve Kar, Peri Kızı ile Çoban, Gönülden Sesler, O Beyaz Bir Kuştu

Yusuf Ziya Ortaç (1896-1967)

Şiire aruzla başlamış, da ha sonra heceyi kullanmıştır

Günlük hayatın çeşitli görünümlerini sade bir dille işlemiştir

Akbaba adlı mizah dergisini çıkarmıştır

Eserleri: Akından Akına, Aşıklar Yolu, Yanardağ, Bir Rüzgâr Esti

Faruk Nafiz Çamlıbel (1898-1973)

Beş Hececilerin en genci ve en başarılısıdır Buna rağmen aruzu da tamamen terk etmemiştir

Şiirlerinde Anadolu’yu, memleket sevgisini anlatmıştır Ferî konuları da işlemiştirbaşlıca konu ve temaları, aşk, hasret, tabiat, ölüm, kahramanlık, ihtiras

Lirik şiirleri vardır

Şiirleri: Han Duvarları, Çoban Çeşmesi, Dinle Neyden, Gönülden Gönüle

Tiyatro eserleri: Canavar, Akın, Özyurt, Kahraman

Enis Behiç Koryürek (1892-1949)

Şiire aruzla başlamıştır

Heceyle yazdığı ilk şiirlerinde aşkı işlemekle beraber, daha sonra Kurtuluş Savaşı yıllarında millî duyguları ve tarihî kahramanlıkları işlemiştir

Şiirleri: Miras, Güneşin Ölümü

Halit Fahri Ozansoy (1891-1971)

“Aruza Veda” adlı şiiriyle aruzu bırakıp heceyi kullanmaya başlamıştır

Şiirlerinde konuşulan Türkçeyi başarıyla kullanmıştır

Derin bir melânkoli ev karamsarlık taşıyan şiirlerinde ferdî konuları işlemiştir

Şiir, roman ve tiyatro türünde eserleri vardır: Cenk Duyguları, Efsaneler, Baykuş, Hayalet

Kemalettin Kamu (1901-1948)

Dönemin Bağımsız İsimleri

Mehmet Âkif Ersoy (1873-1936)

Dinî, millî şiirleriyle tanınır

Bir destan şairidir (Çanakkale Şehitlerine)

İslâmcılık akımının temsilcisidir

Şiirlerinde dinî lirizm dikkati çeker

Öğretici, öğüt verici, birliği ve bütünlüğü sağlayıcı şiirleri vardır

Savaş sırasında ve sonrasında kurtuluşun ve gelişmenin ancak dine sarılmakla olacağını, batının sadece ilminin alınabileceğini savunmuştur

Türk şiirine gerçek realizm onunla girmiştir O, toplum hayatını bütün yönleriyle aksettirmiştir Hatta sokak aralarında konuşulan dili bile şiirine yansıtabilmiştir

Gözlemlerinden çokça faydalanmıştır Tasvir edici ve tahkiyeli anlatımı sayesinde şiirinde canlı tablolar çizmiştir

Aruzu Türkçeye başarıyla uygulamıştır

Nazmı nesre yaklaştıranlardandır Manzum hikâye şeklinde şiirleri cardır

Bu şiirlerinde günlük hayatı, toplum hayatını başarıyla anlatmıştır Özellikle yoksullara, sakatlara, kimsesizlere karşı acıma duygusu bu tür şiirlerinde belirgindir Hasta, Küfe, Meyhane, Seyfi Baba, Hasır, Mahalle Kahvesi bu türün örnekleridir

Şiirlerini Safahat adlı kitabında toplamıştır Safahat yedi kitaptan oluşur: Safahat, Hakk’ın Sesleri, Süleymaniye Kürsüsünde, Fatih Kürsüsünde, Hatıralar, Asım ve Gölgeler

Makaleleri A Abdülkadiroğlu tarafından yayımlanmıştır

Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958)

Şair ve yazar

Eski nazım biçimleriyle -az da olsa değişikliğe uğratarak- yeni konuları işlemiştir

Aruzu Türkçede başarıyla uygulamıştır Sadece Ok şiirini heceyle yazmıştır

Şiirde dile, uygun kelimelerin seçilerek yerli yerinde kullanılmasına özen göstermiştir

Parnasizmin en önemli temsilcisidir

Şiirde şekil mükemmelliğine, ahenge ve kafiyeye önem vermiştir

İşlediği başlıca konu ve temalar: aşk,i tabiat, kahramanlık, ölüm, sonsuzluk

Şiirlerinde Osmanlı hayranlığı oldukça açıktır ve İstanbul’u da şiirde en çok işleyen şairdir O tam bir İstanbul aşığıdır Tevfik Fikret’in “Sis” adlı, İstanbul’u tahkir ettiği şiirine karşı “Siste Söyleniş” adlı şiiriyle cevap vermiştir

Şiirleri: Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şirin Rüzgârıyla, Rubailer

Nesirleri: Eğil Dağlar, Aziz İstanbul, Edebiyata Dair