Edebiyatta Maviciler

Mavi akım

Mavi akım pek çok kişi tarafından bir akım olarak görülmeyen bir topluluktur. Garip akımı gibi kitleleri arkasından sürükleyerek bir etki yaratamasa da Türk edebiyatına bir hareketlilik katmıştır ki sırf bu yüzden dahi işlenmesi gereken bir topluluktur.

Tıpkı servet-i fünun da olduğu gibi mavi akım da bir dergi etrafında toplanan ve başlarında üstadı bulunan bir takım şair tarafından oluşturulan bir topluluktur. Derginin adı mavi olduğu için bu topluluk da kendini aynı isimle duyurmuşlardır. 3 yıl boyunca aylık olarak yayınlanan dergi yazar kadrosunda genelde toplumcu yazarlara yer vermiştir.

Mavi akım garip akımına bir tepki olarak çıkmıştır. Garip akımında açık şiir anlayışına karşılık olarak şairane söylemleri tercih eden mavi akım şiirlerde imgeler kullanırlardı ve zor anlaşılır bir dile sahipti.

1 Kasım 1952’de Ankara Mustafa Kemal Atatürk Lisesi öğrencileri aylık çıkardıkları dergilerine özgürlük ve barışın sembolü olduğunu düşündükleri Mavi ismini vermişlerdir. Yazı işleriyle Teoman Civelek’in ilgilenilmiş olduğu dergi, Mavi ismiyle 1 Ekim 1954’e kadar 24 sayı çıkarılmıştır. Bir aylık aradan sonrasında 1956’ya kadar Son Mavi ismiyle Özdemir Nutku 8 sayı daha çıkardıktan sonra derginin gösterim yaşamına son vermiştir.

GENEL ÖZELLİKLERİ

Teoman Civelek’in Mavinin Düşündükleri başlıklı yazısı sanat fakatçlarını ortaya koyan bir bildirge niteliğindedir.
Fikir ve sanatın toplumsal bir sınıfın veya grubun bayrağı yapılamayacağı görüşündedirler.
Maviciler kendilerini “kafa, ruh, et ve kemikleriyle” kısacası tüm benlikleriyle Mustafa Kemal Atatürk inkılaplarının oluşturduğu yeni bir nesil olarak değerlendirmişlerdir.
Memleketin bütünlüğü, fikir ve sanatın gelişmesi için bir asker gibi çalışacaklarını ifade etmişler, dergide yazmak isteyen kişilerden beklentilerini ise “Bu toprağı, insanları ile düşünce ve duyguları ile kaderi ile kısaca tümü ile kavrayan düşünce ve sanat adamları Mavi’nin saflarında yer alabilir.” şeklinde özetlemişlerdir.
Anadolu’yu işleyen şiirlerin ölümsüz olacağı düşüncesiyle Anadolu’yu eserlerinde sıkça işlemişlerdir. Halk edebiyatından etkilenen, divan edebiyatından uzak duran sanatçılar geleneksel şiir anlayışından yararlanmışlar sadece farklı bir çizgide yürümüşlerdir.
Attila İlhan’ın topluluğa katılmasıyla ölçü ve kafiye gibi şekil özelliklerinden uzak durarak özgür tarzda sosyalist gerçekçi şiirler yazmışlar, 1954’ten sonra Nâzım Hikmet’ten etkilenerek zaman içinde toplumcu gerçekçi anlayışa yönelmişlerdir.
Orhan Veli ve onun öncülüğünde gelişen acayip Akımının “Şiirde anlam açık olmalıdır.” görüşüne karşı çıkmışlar, şiiri düzyazıdan ayıran bir özellik olarak gördükleri anlam kapalılığını savunmuşlardır.

Edebiyatta Maviciler akımı
Hisarcılarla sanat görüşleri sebebiyle polemiğe girmişlerdir.
Orhan Duru ve Ferit Edgü daha ziyade düzyazı türlerinde yapıt vermiştir. şundan dolayı bu hareketin şiir alanında en önemli temsilcisi Attila İlhan’dır.

Mavi Akım Temsilcileri

Atila İlhan, Ferit Edgü, Orhan Duru, Özdemir Nutku, Yılmaz Gruda, Ahmet Oktay, Demirtaş Ceyhun, Demir Özlü, Ece Ayhan, Tahsin Yücel

Edebiyatta Maviciler (Mavi akımı)

ATİLLA İLHAN
Şiire yeni bir ses, kendine özgü bir duyarlık getiren şairlerdendir.
İlk şiirlerini destansı bir hava ile yazmıştır. Nazım Hikmet’ten etkilenmiş ve acayipçilerie İkinci Yenicilere karşı çıkmıştır.
Duygusal bir hassaslıkla toplumcu gerçekçi anlayışta şiirler yazmış, halk ye divan şiiri geleneğinden yararlanmış ve çağdaş bir şiir anlayışı oluşturmuştur.
Birlerinde en çok aşk, intihar, içki, ölüm, kavga, kahramanlık, barış, özgürlük, insan sevgisi benzer biçimde temaları işlemiş; ulusal ve evrensel değerler üzerinde durmuştur.
1952-1956 senesinde çıkarmış olduğu “Mavi” adlı dergiyle “Maviciler (Orhan Duru, Ferit Edgü, Demir Özlü, Tahsin Yücel…) hareketinin öncüsü olmuş Bu topluluk, garipçilerin sanat anlayışına karşı çıkmış; şiirin bayağı olamayacağını varlıklı benzetmeli, içli, derin oIması icap ettiğini savunmuştur. Dergi otuz altıncı sayıdan sonrasında kapanmıştır.

Eserleri

Şiir: Duvar, Sisler Bulvarı, Yağmur Kaçağı, Ben Sana Mecburum, Bela Çiçeği, Yasak Sevişmek, Tutuklunun Günlüğü, Böyle Bir Sevmek, Elde Var Hüzün, Ayrılık Sevdaya Dahil, Koekunun Krallığı, Kimi Sevsem Şensin

Roman: Sokaktaki Adam, Zenciler Birbirine Benzemez, Kurtlar Sofrası, Bıçağın Ucu, Sırtlan Payı, Yaraya Tuz Basmak, Dersaadet’te Sabah Ezanları, O Karanlıkta Biz, Gazi Paşa, Fena Halde Leman

Deneme-Eleştiri: Hangi Batı, Hangi Atatürk, Batı’nın Deli Gömleği, Sağım Solum Sobe, İkinci Yeni Savaşlan, Hangi Sol

Gezi yazısı: Abbas Yolcu

Senaryo: Kartallar Yüksek Uçar, Yıldızlar Gece Büyür, Yana Artık Bugündür

mavi akım ferid edgü
FERİD EDGÜ

Şiir yazarak sanat yaşamına başlamıştır. İlk şiirini 1952’de Kaynak dergisinde ilk öyküsünü de 1954’te Yeni Ufuklar dergisinde yayımlamıştır.
Plastik sanatlara dair tecrübe etme, tehlikeli sonuç ve tartışmaları merakla takip edilmiştir.
Romanlarında “Niçin” sorusundan ziyade “nasıl” sorusu üzerinde durmuştur.
Roman ve hikâyelerinde çevresiyle uyum sorunu yaşayan fertleri işlemiştir.
Onat Kutlar’ın senaristliğini, Erden Kıral’ın yönetmenliğini üstlendiği “0” adlı romanı “Hakkâri’de Bir Mevsim” ismiyle beyazperdeye aktarılarak 1983’te 33. Berlin Film Festivali ve 1984’te 2. Akdeniz Kültürleri Film Festivali’nde ödüle layık görülmüştür.
Varoluşçuluk akımından etkilenen sanatçı felsefî boyutlu bir üslûpla yalın ve titiz bir dil kullanmıştır.

Eserleri

Roman: Kimse, O / Hakkâri’de Bir Mevsim, Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı

Hikâye: Kaçkınlar, Bozgun, Av, Bir Gemide, Çığlık, Binbir Hece, Doğu Öyküleri, İşte Deniz Maria, Do Sesi, Avara Kasnak, Nijinski Öyküleri, Yaralı Zaman

Senaryo: Hakkâri’de Bir Mevsim (O adlı romanından senaryo, Onat Kutlar ile birlikte)

Deneme: Tüm Ders Notları, Yazmak Eylemi, Şimdi Saat Kaç?, Yeni Ders Notları, Seyir Sözcükleri, Devam, Sözlü / Yazılı, İnsanlık Halleri

Şiir: Ah Min-el Aşk, Dağ Şiirleri

Hatıra: Görsel Yolculuklar