hiç kuşku ki , dünyada kitleleri peşinden sürükleyen en büyük olgu. Hepimizin büyük bir tutku ile bağlandığı , bu dünyanın en büyük oyununu izlemek gerçekten büyük bir keyif. Futbolu cazip kılan etkenlerin başında gelen ise ne zaman neyin gerçekleşeceğinin hiç bilinmemesi.

Sürprizlere açık bu oyunun bir diğer keyifli yanı da taraftarlık olgusu. Şöyle bir düşünün, televizyonda bir maç yayınlanıyor , mücadele takımlar sizin gönlünüzü verdiğiniz renklerin temsilcisi değiller. bu maçı izlerken , bir süre sonra ister istemez bir tarafı tuttuğunuzu hissedersiniz. Hele sahada mücadele eden takımlardan biri, tuttuğunuz ekip ise bu karşılaşmayı daha büyük bir ilgi ve coşku ile izlersiniz. Tuttuğunuz takım geldiğinde, dünyalar sizin olur. Kaybedilen bir maçtan sonra yaşanan sıkıntı ve kırıklığı ise madalyonun diğer yüzü.

arkadaşlarımızla yaptığımız o doyumsuz futbol sohbetlerine ne demeli. Arkadaşlarımızla aramızdaki tatlı şakalar, birbirimize hafif yollu takılmalarımız, bu işin en güzel ve zevkli yanı değil mi? Rakip takımı tutan arkadaşlarımızı bir galibiyetten sonra kızdırmak için yaptığımız planlar , gerçekleştirdiğimiz şakalar futboldan daha fazla keyif almamızı sağlamıyor mu?

Belli ölçüler içinde yapılan şakalar, takılmalar taraftarlığın en zevkli yanları. İşte tüm bu güzellikleri yaşamak da biz futbolseverlerin en doğal hakları. Ancak , tüm bu güzelliklerin dışına çıkmak , taraftarlığı fanatiklikle karıştırmak ise futbolun ruhuna tam düşen bir olgu. Seviyeli, saygılı taraftarlık ne kadar güzel ve alkışlanacak bir olaysa, ve onun getirdiği şiddet o kadar itici ve çirkin.

İşte bence burada futbol dergilerine düşen rol azımsanamayacak kadar büyük. Kullandıkları dil, verdikleri mesajlar ve ideolojileri okuyucu kitle üzerinde büyük etki etmektedir. Şimdi biraz bu dergilerin içeriğinden ve kullandıkları dilden bahsetmek istiyorum:

Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki bu araştırmam da, bu sektörün en çok okunan iki dergisini inceledim; bunlar ‘GOAL’ ve ‘FUTBOL PLUS’ dergileri.Ancak ikisinin arasında bir nüans var o da ‘GOAL’ dergisinin daha çok dünyadan futbola ağırlık vermesi. Gene de tabii ki formatları ve kullandıkları dil birbirine çok yakın.

İlk olarak kapaktan bahsetmek istiyorum. Kapağın her zaman en üst kısmında o sayının okurlara verdiği poster hediyesi belirtilir ve bu genelde önlü arkalı olur. Posterdeki futbolcuların adı da belirtilir; bundaki amaç okuyucunun ilgisini bir yerden yakalamak ve belki de okuyucunun sevdiği ya da ilgi duyduğu futbolcunun o posterde yer aldığı için derginin satışını arttırıcı bir neden olarak bunu kullanmaktır. Kapakta aynı zamanda bir de kapak konusu ve onunla ilgili büyük bir resim olur bu tamamen kapağı kaplar ve bunun da amacı aynıdır; yani satışı arttırıcı ve ilgi çekici neden olarak kullanmak. Bunun yanında o sayıdaki konuların ana başlıkları da kapakta yer alır. Okuyucunun dergiyi alırken bakacağı unsurlardan bir diğeri de derginin fiyatıdır ve bu dergi isminin yakınlarında bir yerde Türk lirası olarak belirtilir. Birde tabi derginin sayısı ve eğer ödüllü testlerde kazananlara verecekleri hediye belirtilir. Derginin ilk sayfasında genel olarak ‘içindekiler’ kısmı yer alır ve burada derginin o sayısının konuları ve bölümleri sayfa numaralarıyla yer alır. Ardından editör yazısı ya da genel yayın yönetmeninin bir önsözü bulunur. Burada yazar o ayın önemli bir olayını ele alarak genel bir mesaj verir ya da bir eleştiride bulunur.Buna bir de olaya geniş bir açıdan bakarak kendi dileğini ekler.Mesela ‘FUTBOL PLUS’ dergisinin önsözünde Genel Yayın Yönetmeni Bülent Gürkan şöyle diyor: ‘‘Tarihinin en büyük bunalımını yeni atlatan Trabzonspor’un kongresi pek çok açıdan anlamlıydı. Özellikle büyük kulüplerin son dönemlerdeki kongrelerinde alışageldiğimiz ‘sinir harbi’ nden eser yoktu Trabzon’da. Adaylar birbirlerine hakaret etmeyi ya da aşağılamayı değil , yapacakları icraatleri anlatmayı seçtiler. Umarım bu seviyeli kongre diğer kulüplerimize de örnek olur.’’ Burada çok açık bir eleştiri ve yazarın okuyucuya vermeye çalıştığı bir mesaj görüyoruz.

Dergilerde yer alan bir diğer bölüm ise ara reklamlar yani derginin düzeni bozulmaksızın aralardaki tam sayfa reklamlar.Bunlar bazen futbol ile alakasız ya da futbolla özdeşleştirilerek verilen reklamlar olabiliyor. Mesela bir derginin bir sayfasında ‘Superonline’ reklamı verilirken reklamda futbola hiçbir şekilde değinilmiyor ancak gene de reklamın sahibi olan markanın amacı şüphesiz okuyucunun dikkatini çekmek.Bir diğerinde ise ‘Pepsi’ reklamı görüyoruz ve tamamen futbolla bağdaşlaştırılmış bir şekilde bu reklam. ‘Pepsi’ Türk Milli Takımı’nın sponsoru olduğundan ‘‘Hep destek, tam destek!’’ başlığı altında ‘‘Pepsi, 1996’dan beri, Türk Milli Takımı’nı destekliyor. Birlikte her geçen gün daha da büyüyen zaferlerin keyfini yaşıyor. 2006’ da şampiyonluğa!’’ diye bir slogan kullanılmış. Burada da amaç şüphesiz okuyucunun dikkatini çekmek ve futbolla ilgili bir sponsorluğun reklamını yapmak.

Karşımıza çıkan bir diğer bölüm ise Türk ve dünya futbolundan kısa kısa haberler. Bu haberler, haberle ilgili resimlerle süsleniyor ve okuyucuyu sıkan düz yazı bir anlamda renklendiriliyor. Bu haberlerde genelde transfer haberleri, verilen cezalarla ilgili haberler, hayırsever futbolcularla ilgili haberler, takımların ve futbolcuların web siteleri, futbolla ilgili diğer faaliyetler vs. gibi konular yer alıyor. Burada futbol söylemindeki birçok klişeleşmiş kelime grupları karşımıza çıkıyor; ‘‘takım işlemiyor, kağıt üzerinde hiç şansı yok, büyük kulüplerin gözdesi, yaşanan doping skandalı, forvet arayışı içinde olan, formsuz bir dönem geçiriyor, kondisyon eksiği var, kadro dışı kaldı, otoriteler şu takımı daha favori olarak görüyor, gollerini sıralıyor, kollektif futbol, net gol pozisyonunu değerlendiremedi, maçtan yenik ayrıldı, takım hedefinden uzaklaşıyor, alınan kötü sonuçlardan sonra teknik direktörün görevine son verildi, yeni teknik direktör gençlere çok önem veriyor…vs.’’ Aynı zamanda okuyucunun dikkatini çekmek ve bilgi vermek amacıyla küçük kutucuklar halinde aralara sıkıştırılan yazılar bulunuyor. Bunların bazılarında tarihler verilerek yazılan geçmişe ve şimdiye dayanan ilginç haberler, bazılarında ise futbolcuların ve teknik adamların pot kırdıkları sözler ya da gene kendi ağızlarından çıkmış ilginç sözler bulunuyor.

Bu dergilerde bulunan bir ilginç bölümde yine dergiye renk katmak ve okuyucuyu eğlendirmek amacıyla yazılan “Canlı Yayın Tarihinden” adlı bölüm. Bu bölümde başlığından da anlaşılacağı gibi futbol maçlarının canlı yayınlarından tarihteki süregelen spikerlerin ağzından duyulan cümleler yer alıyor. Bu cümleler ve kelimeler okuyucunun yüzünde tebessüm oluşturacak komik ve bir anda ağızdan çıkan cümleler. Bana göre bu diyaloglar okuyucla dergi arasındaki bağı bir an olsun kuvvetlendirici unsurlar. Mesela spiker Ümit Aktan, bir Galatasaray-Grasshopers maçında atılan gollerden sonra şöyle diyor: “Gollerimizi Hagi ile Arif attı sayın seyirciler. Bu tablo bana büyük Türk bestecisi Hacı Arif Bey’i hatırlatıyor nedense.” Bir diğer örnek ise Can Bartu, ATV’ de Beşiktaş maçı yorumlarken:”Walsh ikinic yarı çok etkisiz, kendisini oyunda hiç göremiyorum(Walsh devre arasında oyundan çıkmıştır).” diye bir gaflette bulunmuştur. Bunun gibi daha birçok örnek veriliyor ve okuyucunun biraz olsun sadece futbol yazıları değil de genede onunla bir bağlantısı olan fakat amacının sadece bilgi vermek değil de aynı zamanda güldürmek de olduğu diyaloglar yer alıyor. Hemen arkasından gelen bir diğer güldürü amaçlı bölümse belki de bizim ortaya çıkarmaya çalıştığımız futbol söylemlerine istemeden de olsa yer veriyor. Bu bölümün adı “Futbol Geyikleri” bir diğer adıyla klişeleşmiş futbol söylemleri. Tabi bunlar maçı anlatan spikerlerin ağzından çıkıyor. Mesela bunlardan şöyle bahsediyor: “Sakın ola kaleci ceza alanının dışına çıkmasın:-Bir libero gibi! Biri topu taca mı attı? –Riske girmedi! Güzel bir vuruş,güzel bir kurtarışın ardından:-Estetik açıdan güzel görüntüler sayın seyirciler! Hakemin göremeyeceğini düşünüp faul yapan ve bunda başarılı olan futbolcuya: –Profesyonelce yapılmış bir hareket! ” İşte dergi, bu örnekleri okuyucuları güldürmek amacıyla oluşturulan bir bölüm amacıyla okuyucuya iletiyor ve belki de istemeden de olsa bize futbol söylemlerinden bazı örnekler veriyor.

Bu tür dergilerde yer alan bir diğer dikkat çekici bölüm de futbolcular ve kulüpler hakkındaki özel yazılar, araştırmalar ve o futbolcuyla ya da o kulüpte görevli kişilerle yapılan özel röportajların bulunduğu bölümdür. Buralarda gene okuyucla kurulan iletişim kişiye göre güçlenebilir. Yani eğer okuyucunun sevdiği bir futbolcu ya da taraftarı olduğu kulüple ilgili yazılan bir yazı ise doğal olarak okuyucunun dikkati çekilecek ve aradaki bağ kuvvetlenecektir. Bu bölümde genelde eğer o futbolcunun bir takma ismi varsa ya da yazının olduğu bu dergi tarafından takılan bir takma isim varsa futbolcuya onunla hitap edilebilir. Mesela “GOAL” dergisindeki bir yazıda Arjantinli Milli Takım oyuncusu Javier Saviola ile yapılan röportajdan bahsediliyo. Bu futbolcunun fiziksel özellikleri ve hızından dolayı futbol hayatını sürdürdüğü İspanya ‘ da ona “El Conejito” yani minik tavşan deniyor. Metinde bu okuyucuya şöyle yansıtılıyor: ” Sadece 20 yaşında ve buna rağmen yakın gelecekte Barcelona ve Arjantin Milli Tkımı ‘nı büyük başaılara taşıyacak isim olarak görülüyor. GOAL, ‘El Conejito’ ile Barcelona’da buluştu. ” Bu röportajların yanında o futbolcuyu ya da o kulübü tanıtan bir de künye olur. Burada futbolcuların adı, doğum tarihi, boyu, kilosu, güçlü yönleri, zayıf yönleri, başarıları ve oynadığı kulüpler yazar.Bir kulübün künyesinde ise adı, adresi, teknik direktörü, başarıları ve o yılki kadrosu verilir. Bütün bunlar okuyucuya geniş bir bilgi vermek amacında yazılmış metinlerdir ve şüphesiz amacına da ulaşır. Pek tabii okuyucu ve kulüple ilgili resimler de okuyucuya görsel amaçlı olarak sunulur.

Futbol dergilerinin son bölümlerinde genelde ‘Ödüllü Test’ adı altında “Soruları yanıtlayın ödülü kazanın” sloganıyla okuyucunun katılımını sağlamak amacıyla oluşturulmuş bir bölüm görürüz. Okuyucu bu ve bunun benzeri sloganlarla katılıma teşvik edilir. Mesela kullanılan bir diğer söylem ise ” Okurlarımızın yoğun ilgisiyle karşılaşan ödüllü testimiz bu hafta da doğru bilenler arasında yapılacak çekilişte size imzalı bir şapka hediye ediyor.” Böylece okuyucu bir hediye ile teşvik edilir hele ki bu hediye o kuyucuya hitap eden bir futbolcunun imzasını taşıyor ise.

İncelediğim kadarıyla genel olarak futbol dergilerinde çok da fazla eleştirel bir dil kullanılmıyor, daha çok okuyucuya bilgi verici, yalın bir dil kullanılıyor. Dilin sade olmasının amacı iletişimin okuyucuyla kolay bir şekilde kurulmak istenmesinden kaynaklanıyor. Bu tür dergilerde daha önce de bahsettiğim gibi klişeleşmiş futbol söylemleri birçok defa karşımıza çıkabiliyor. Her zaman okuduğum bu dergilere bir gün bu açıdan bakacağım hiç aklıma gelmezdi. Galiba Tahsin Yücel’i şimdi daha iyi anlıyorum ve ona daha fazla saygı duyuyorum. Sanırım söylemlerin içinden böyle bir yolculuğa çıkmak onu daha iyi tanımamda bana yardımcı oldu.

Kaynak: Erdener BARAN