ve sağlık : Günümüzde uzun mesafe seyahatleri genelde havayolu ile yapılmaktadır ve sirkadiyan ritm bozulukları nedeniyle ‘jat lag’(jet etkisi) beklenen bir problemdir. Bir veya iki saatlik zaman değişimine seyahat eden kişinin uyum sağlaması yaklaşık bir gün almaktadır. Jet lag’den korunmak için birçok değişik teknik geliştirilmiştir, örneğin jet lag diyeti (seyahatten 3 gün önce başlanır.),melatonin kullanarak veya gün ışığını geçirmeyen maskeler kullanarak yeni biyolojik seyahate uyum sağlayabilirler. Orta etkili sedatifler, kısa etkili benzodiazepinler yeni saate uyum sağlamak için ilk gecelerde kullanılabilir.
Miyokard infarktüsü ve serebrovasküler hikayesi olanlar Amerika’da seyahat sırasındaki ölüm etkenleri arasında ilk sırayı almaktadır. Son 6 hafta içinde MI hikayesi olanlar, dekompanse konjestif kalp yetmezliği, kontrol altına alınamayan aritmileri olanlar, son 2 hafta içinde serebrovasküler yaralanma hikayesi olanlar, kontrol altına alınamayan hipertansiyonu olanlar veya 6 hafta içinde derin ven trombozu olanlar mümkünse seyahatlerini ertelemelidir.
Yüksek irtifalara uyum sağlamak zaman gerektirmektedir. Alkollü içkilerden, sigaradan, fazla yemekten ve başlangıçta ağır egzersizlerden uzak durmak yardımcı olabilir. Yüksek irtifalarda zaman geçirilirken artmış bir su ihtiyacı söz konusudur.
Seyahat esnasındaki ölümlerin içinde kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olanlar ikinci sırada yer almaktadır. KOAH olanlarda uçuştan 2 hafta önce FEV1 ve PaO2 değerlerine bakılması önerilmektedir. KOAH olanlar uçakta sigara içilmeyen bölümde seyahat etmelidir. Almakta oldukları tedaviye uçuş öncesinde ve sonrasında devam etmeliler ve uçuş sırasında yeterli miktarda sıvı almalıdırlar. Benzer olarak primer pulmoner hipertansiyonu (PPH) veya obstrüktif uyku apnesi (OSA) olanlarda yüksek irtifayı tolere edemezler. Bu durumlarda kalsiyum kanal blokörleri ve oksijen desteği PPH olanlara, asetozolamide veya oksijen OSA olanlara yardımcı olabilir.
Hareket hastalığı dimenhidrinat, meclizine veya skopolamin kullanımıyla önlenebilir. Bacaklarda oluşabilecek venöz stazı engellemek (DVT) ve oluşabilecek muhtemel pulmoner emboli riskini engellemek için uzun süre oturmaktan kaçınılmalıdır. DVT ve pulmoner emboli en çok uçus sırasında veya ilk 48 saat içinde görülmektedir ve bu iki duruma aynı zamanda Ekonomik Sınıf Sendromu da denilmketedir. Uzun süre hareketsiz kalmak, ödem, ortastatik stres ve popliteal vene baskı risk faktörleridir. Ekonomik sınıf sendromu daha çok sigara içenlerde, oral kontraseptif kullananlarda, obezlerde veya tromboz riski olanlarda görülmektedir. Bu durumda kişiler koruyucu çorap kullanabilirler, koridorlarda sık yürüyüş yapmaları önerilir, izometrik egzersiz yapabilirler, yeterli sıvı almalı ve alkolden uzak durmalıdırlar. Profilaktik olarak aspirin, düşük doz heparin veya düşük moleküler ağırlıklı heparin önerilmektedir, ancak bu konuda yeterli çalışma yoktur.
Eğer seyahat eden kişiler soğuk algınlığına yakalanmışlarsa havalanmadan ve yere inmeden önce nazal dekonjestan almalıdır. Uçuş sırasında ağır ve fazla yemekten ve sigaradan uzak durulursa daha rahat bir seyahat geçirilir.
Güneş ve sıcak çarpması güneşte fazla kalmamakla engellenebilir. Kuvvetli güneş ışınlarından korunmak için geniş spektrumlu koruyucular (hem A hem de B ultraviyole ışınlarına karşı koruyucu) güneşe çıkmadan 30-60 dakika önce sürülmelidir. Koruyucular yüzmeden veya terlemeden 1-3 saat sonra tekrar sürülmeli ve en az 15 faktör veya daha fazlasını içermelidir. Ultraviyole ışınları göz hasarına sebep olabilir ve bundan en iyi korunma güneş gözlüğü kullanımıdır. Sıcak veya güneş çarpmasından korunmada ek sıvı alımı ve yemeklere tuz eklemek iyi birer önlemdir.
Yılan ve diğer zehirli böceklerin ısırması; Dünyada yıllık yılan ısırığı insidansı yaklaşık 5 milyon, ölüm oranı ise 40.000 olarak tahmin edilmektedir. Temel tedavi antivenom verilmesidir.Yaklaşık 375 zehirli yılan olduğu bilinmektedir. Türkiye’de ise bu konudaki bilgiler sınırlı olmakla birlikte daha çok Viperinae türü (engerek) yılanlar görülmektedir. Yılan ısırmaları; erkeklerde, Mayıs-Ekim ayları arasında ve gündüz saat 14-18 arasında daha fazla görülmektedir.Tedavi lokal ve genel olmak üzere ikiye ayrılır.
Lokal Tedavi: Yılan ısırmasından hemen sonra, yara alanı su ile temizlenir ve 3-5 dakika aralıklarla en az 30 dakika emilir. Isırılan ekstremite hareketsiz ve kalp seviyesinde tutulmalıdır. Yara bölgesine kesinlikle insizyon yapılmamalıdır, soğutma ve elektrik şok uygulamasının yararı yoktur.
Genel Tedavi: Tedavinin temel taşı antivenom verilmesidir. İmmünoterapi verilmesi gerekiyorsa, mümkün olduğu kadar çabuk verilmelidir. Isırma ile müracat arasında uzun bir zaman olsa bile immünoterapi yapılmalıdır. Dağılım hızı ve antivenomun biyoyararlanımı, kullanılan diğer yollardan çok daha yüksek olduğu için intravenöz yol önerilmektedir. Antivenomun dozu; yılanın tanınması, ısırık ile antivenom tedavi arasındaki zaman, klinik değerlendirme, antivenomun titresi ve mevcut medikal işlemlere bağlıdır. Başlangıç dozu zehirlenmenin şiddetine göre, yaklaşık olarak 20-40ml’dir. Semptomların yeniden değerlendirilmesi ile tekrar edilir. Türkiye’de iki antivenom preperatı bulunmaktadır. Sağlık Bakanlığının elinde olan Intervax Biological Limited firması tarafından üretilen Europen Viper Venom Antiserumdur. 10 ml’lik flakon şekli mevcuttur. Hafif ısırıklarda 10 ml intramusküler kullanımı önerilmektedir. Diğeri, Paster Merieux Firmasının ürettiği Pasteur Ipser Europe’dur. 5 ml’lik hazır enjektör içinde mevcuttur. Doz önerisi hastanın durumuna göredir. İmmünoterapi, muhtemelen gelecekteki uzun bir zaman boyunca, yılan ısırığı mağdurlarını tedavi etmek için seçilecek tek yol gibi görülmektedir.