İnsanlık tarihinin en eski sporlarından biridir. Kolların, bacakların ve gövdenin kullanıldığı; rakibe vurmadan sırtının yere getirilmesi amacıyla yapılan bir karşılaşmadır.
Dünyada olimpik iki güreş stili vardır. Bunlar Greko-Romen ve Serbest stildir.
Greko-Romen güreş stilinde belden yukarısı ile oyun taktik edilir. Ayakla oyun yapılmaz ve rakibin hücumu engellenmez. Bu stil Avrupa ülkelerinde yaygındır. Greko-Romen güreş stilini uygulayan Türk güreşçileri: Koca Yusuf, Kara , Hergeleci İbrahim, Filiz , Kurtdereli Mehmet, Adalı Halil, Mandıralı Ahmet ve Kara ’dır. Türkiye’de bu stil Beşiktaş kulübünde 1903 yılında uygulanmıştır.
Serbest güreş stilinde ayaklar dahil vücudun her yeriyle oyun tatbik edilir. Bu güreş stili Türkiye’deki geleneksel güreşlere benzediğinden dolayı ülkemizde daha yaygındır.
Bunların dışında Türkiyede yapılan diğer yöresel güreşler de şunlardır:

güreş: Türkiye’nin Gaziantep ve Hatay yörelerinde yapılan mahalli güreş çeşididir. Güreşçilerin sırtlarına birer giyip ayakları çıplak olarak yaptıkları güreş şeklidir. “” Güreşçiler üstlerine “” adı verilen yününden ve keçi kılından el tezgahlarında dokunan, kolsuz, omuz ve sırtları dayanıklı olması için deri ilave edilen güreşçilerin dizlerine kadar bir giysidir. Judoya bir güreş türü olan Aba da, yenişmeler ayakta olurdu.

Şalvar güreşi: Güreşçilerin geniş şalvar giyip belden yukarısı çıplak olarak yaptıkları güreş çeşididir.

Karakucak güreşi: Karakucak güreş Türklerin Öz güreşidir. ’dan kaynaklanan bu güreş türünde yüzyıllar boyu görüntü ve kurallarda çok az değişim olmuştur. Günümüzde serbest güreş diye bilinen minder güreşi karakucak güreşin formüle edilmiş şeklidir. Karakucak güreşte pehlivanlar bacaklarına genelde pırtpıt giyerler.  ( pırtpıt: Keçi kılından sert kumaştan yapılan kısa pantolon şeklinde bir giysidir. ) Sembol sporcumuz Yaşar Doğu ve birçok şampiyon güreşçilerimiz Karakucak güreşten minder güreşine geçmişlerdir.

Yağli güreş: Yağlı güreş Türklerin yüzyıllardan beri yapıldığı kültürel sporlardandır. Güreşçilerin vücutlarına yağ sürerek, “Kısbet” adı verilen manda derisinden yapılmış özel bir giysi ile yapılmaktadır. Yağlı güreş karakucak güreşin formüle edilmiş şeklidir.

GÜREŞİN TARİHİ

Güreşin tarihi ilk çağlara kadar uzanır. M.Ö. 708’de Yunanlılar, M.Ö. 2. yüzyılda Türkler, M.Ö. 22’de Japonlar, M.Ö. 260’da Sümerler, M.Ö. 2000-2470-2320’de Mısırlılar tarafından güreş yapıldığına dair belgeler bulunmuştur. M.Ö. 704 deki 18. Olimpiyat oyunları programına kabul edilmiştir. Güreş M. Ö. 900’lerde Exbrayat adındaki bir muhafız alayının çabalarıyla kurallara bağlanmıştır.

Çıplak vücuda kum ve yağ dökülerek yapılan,ayak ve yumrukla vurmanın yasak olduğu güreş müsabakaları; eski Yunan’da önceleri rakibini üç kez yere düşüren kazanırken daha sonra rakibin sırtını yere getiren kazanmış sayılmaya başlanmıştır.

Romalılar’da güreş “ Gladyatörler “ arasında yapılmış, müsabakalar büyük kitleler tarafından izlenir hale gelmiştir. Ortaçağda güreş yöresel festivallerin ve dinsel kutlamaların en renkli unsurlarındandı.

Güreş sporu ile uğraşan milletlerin başında Türkler, Araplar ve Yunanlılar gelmektedir.

Modern Olimpiyatların başlangıcı 1896 Atina Olimpiyatları ve burada Greko-Romen stil güreş müsabakaları olmuştur. 1904 St. Louise Olimpiyatlarına Serbest Stilli Güreş Spor Dalı olarak resmen alınmıştır. 1912 yılında FILA (Uluslararası Amatör Güreş Federasyonu) kuruldu.