Çeşme’ ye 27, İzmir merkeze 81 km. uzaklıkta olan Çeşme Ildırı, 200 haneli bir sahil köyü.

Kültürel coğrafya

Halkının büyük kısmını, Yunanistan ve Makedonya arasındaki Kaymakçalan Dağları’ndan önce Selanik’e sonra 1924’te mübadele ile Anadolu’ ya gelen kesim oluştursa da etnik bir çeşitlilik görülüyor.

Kirlilik

Sit alanı ya da denize girilebilen plajları olmadığı için çevre kirliliğinden korunabilen Ildırı’da yalnızca doğal değil tarihi güzellikler de dikkat çekiyor.

Kızıl şehir

Köy meydanından 400 metre batıda konumlanmış olan Erythrai antik kenti, 2900 yıllık bir tarihe sahip bir antik çağ uygarlığı merkezi.

Ankara Üniversitesi’nden Ayşe Gül Akalın, Ildırı’da yaptığı araştırmalara göre 5 bin yıllık bir tarihi olduğunu belirtmiştir. Kırmızı şehir lakabıyla anılan şehir adını kurucusu Kızıl Erythrus’tan alıyor ve MÖ 7. yüzyılda 12 İyonya şehri içerisinde en  zengin olan ve en çok vergi veren şehri bu olduğu biliniyor.

Ildırı Körfezi’nin en batı noktasındaki koyun kıyısındaki yamaçta, körfeze adını veren yer alır. “Ildırı” adı antik dönemdeki Erithrai adından gelmektedir. Kentin kurumu Erythrus adlı birinin komutasında, Girit’ten göç eden bir topluluğa bağlanır. Erythrus, “Kızıl” anlamına gelen adını, kente verir. Sonraları Kodros’un oğlu Knopos, Anadolu’daki çeşitli kentlerden topladığı bir avuç İonialıyı Erythrai’a yerleştirir. Bu erken evrede kentin refah ve zenginlik içinde yaşadığı anlatılmasına rağmen, ta­rihine ilişkin yeterli data henüz yoktur. Herodotos, Erythrailılar ile Khiosluların (Sakızlılar) aynı İon lehçesini mevzuştuklarına değinir. Ama bu özelliğin, iki topluluk arasında bir dostluk yarattığı pek söylenemez. İ.Ö. VII. Yüzyılda Erythrai kenti, Khios ve Miletos ile savaşır. Sözü edilen harptan kısa süre önce, Erythrai’ın Miletos ile birlikte Propontis’te (Marmara Denizi) Panon kolonisini kurduğu bilinmektedir. İ.Ö. 494 yılında Lade Savaşı sırasında, Khios’un yüz gemisine karşılık Erythrai, İon donanmasına sekiz gemi verir. Delos Birliği’ne ise yedi talent öder ki bu tutar İonia’daki en büyük kentlerin ösöylediği vergiye eşittir. Ören yerinde ortaya çıkarılan IV. Yüzyıl yazıtları arasında Karia Satrabı Maussollos adına piyasaya sürülen bir kararna­me de vardır. Kararnamede Maussollos, Erythrai kentinin velinimeti olarak nitelenir.

ildiripanorama

Erythrai kentine ayrıcalık kazanmıştırran nedenlerden biri de ünlü Sibyl, Herophile’nin burada yaşamasıdır. Sibyl, antik çağda bilicilik yetisine haiz bazı hanımlara verilen addır. Sayılarının 4 ile 12 arasında olduğu mevzusunda çeşitli varsayımlar vardır.
Erythrai kentinin kalıntıları, XIX. Yüzyılda yağmalanmış olması nedeniyle fazla değildir. Yaklaşık 85 m. Yükseklikteki akropolis çaşama tepelerden apayrı görüntüdedir. Limanı ise antik dönemde “Hippiatlar” adı yakıştırılan takımadalardan bir adacığın yardımıyla, korunaklı bir görünüm kazanır. Kenti çevreleyen ortalama 4 km. Uzunluğundaki surlar şimal ve doğu yönlerindeki alçak sırtları izler. Böylece sınırlanan topraklar, surların içinde kentin doğusunda ortaya çıkan bir ırmakla sulanır. Ortalama 1.5 km. Uzunluğundaki akarsu, Gerence çevresindeki bir çok su benzer biçimde acıdır. İçilmeye uygun olmayan bu sudan, sadece tarımda yararlanılır. Irmağın denize yakın kesimleri çevreyi bir bataklığa dönüştürür. Antik dönem tarihçisi Plinius yöredeki bir suyun “İnsan vücudunda kıl çıkartmak gibi garip bir özelliği olduğunu” söylemiştir. Irmak suyu içilemediğinden, Erythrai’a kimi yerde toprak altından, kimi yerde toprak üstünden devam ettirilen künklerle su getirilmiştir. Ören yerinde birçok künk bulunmuştur. İyi durumda koruna gelmiş surlar özenli bir işçilik gösteren, kesme taş örgülüdür. Aralıklı olarak kapı ve kuleler ile donatılmıştır. Duvar şimal yönünde, adeta ikinci bir akropolis oluşturan kayalık bir tepecikte sonlanmış olur. Kıyıda sur kalıntısı yoktur.
uydufoto1ildiri
Akropolisi koruyan iç kale duvarlarından kalıntı azdır. Yalnızca Ildırı Köyü’nün yukarısında “İç sur”un bazı parçalarına rastlanır. Duvar işçiliği dış surlardakine benzer. Dorukta bir Rum kilisesinin yıkıntıları vardır. Akropolis tepesinin kuzey yamacına oturtulan tiyatro pek iyi durumda değildir. Yapı 1963 senesinde İzmir Müzesi adına kazılmaya başlanmış, “Cavea”daki merdivenlerin korunduğu fakat, oturma sıralarının yalnızca temellerin kaldığı gözlemlenir. Sahne yapısının izine rastlanmamıştır. Tiyatro, şimal yönüne bakar. Tiyatronun ilk kere ne süre inşa edilmiş olduğu bilinmemektedir. İ.S. II. Yüzyıla tarihlenen bir yazıtta tiyatrodan söz edilmektedir. Aslen, Erythrai’daki aslabir tapınağın yeri kati bir biçimde bilinmemektedir. Kalıntılar bu şekilde bir saptamaya izin vermeyecek ölçüde yağmalanmıştır. Oysa kentin biroldukça tapınağa haiz olduğu bilinmektedir.

erythraitepesi
Ildırı Koyu’nda irili ufaklı bir düzineden fazla ada bulunur. Bunlardan kuzey yönünde yer edinen grup içinde koyun en büyük adası olan Karabağ Adası bulunur, onun derhal batı yönünde yer alan grup ise Çifte Adalar adıyla anılır. Son grubun batısında ise üzerinde fener bulunan minik ada vardır. 46 m. Yüksekliğindeki Karabağ Adası önünde Yaşar holding’e ait çevrenin en önemli balık çiftliği bulunur. Koyun en önemli iki adası Ildırı Köyü’nün hemen önündeki Yassıada ile Germiyan Yalısı’na yakın olan 26 m. Yüksekliğe sahip Mustafa Çelebi adasıdır. Ildırı Köyü’nde ilıca’ya doğru uzanan kıyıda en önemli iki yükseklik Mustafa Çelebi Adası karşısındaki 107 m. Yükseklikteki Belen Tepe ile, Germiyan Yalısı arkasındaki 142 m.’lik Güzelyer Tepesi’dir. Şifne Koyu’ndan derhal sonra ulaşılan kaplıca antik bir yerleşme değildir; Lebedos gibi, Erythrai çevresine de ün kazanmıştırran sıcak su kaynaklarından birinin yanında ku­rulmuştur. Ünlü Paşa Limanı’nın (yahut Koyu) bulunmuş olduğu Deve Boynu yarımadası, Kayataş Burnu’ndan ilıca Koyu’na dönülür. Koy, batı yönünde Altın Yunus tesislerinin de üzerinde bulunmuş olduğu yarımadada Punta Burnu ile sona erer ve kıyı şeridi Dalyanköy’e doğru kuzeye yönelir. Kuzey’deki iki uç nokta olan Top ve Uç burunları Alibostan Koyu’nu da çevreler. Bu koyun kuzey yönünde çok yoğun bir kayalık grup arasında üzerindeki feneriyle yazımızda sözü geçson olarak adamızı görürüz: Alev Adası.
ıldırı koyu
İzmir diğer doğal güzellikleri benzer biçimde “Adaları” açısından da çok zengin bir ildir. Her zaman söyleyip yazdığımız şeklinde “Yaşanılası” bir dünya cennetidir.