Bir hücrenin bu önüne geçilmez özellikleri kazanmasının ne bir nedeni olabilir? Bu henüz bilinmiyor. Dönüşümün tetiğini neyin çektiği büyük bir . Ama bedende kanserin başlama biçimi ile ilgili olarak edilen bazı bulgular, akla mutasyonu, başka bir deyişle bir tek hücrenin ’sındaki bir değişimi getiriyor.

Kanseri, ile ilişkilendiren bu bulgular şöyle;
1) Kanser, her zaman bir tek hücredeki ani bir değişmeyle başlıyor.
2) Hücre bir defa hastalanınca, ondan üreyenlerin hepsi hastalıklı oluyor. Yani, kötü özellik hücreden hücreye geçiyor.
3) Kanserli hücreler, görünen o , kendilerinden üredikleri normal hücrelere göre daha dayanıklı oluyor ve hayatta kalmak için elde ediyorlar.
4) Kanser yapan maddelerin çoğu, örneğin kimyasal maddeler, x-ışınları ve ışınları, aynı zamanda mutasyona da neden oluyorlar.

Dolayısıyla, kanserin en muhtemel nedeni, DNA’ bir değişme, yani mutasyon. Kuşkusuz tersini de söylemek mümkün; yani DNA’da değişiklik yaratan bir mutasyon, insanın kanser olmasına neden oluyor.
Bu durum ise, Evrim teorisini bir kez daha çökerten önemli bir delili oluşturuyor.

Çünkü, hatırlanırsa, evrimcilerin canlıların nasıl tek bir kökenden gelip de böylesine farklı olabildiklerini açıklamak için kullandıkları en önemli açıklama mutasyondur. Mutasyonların canlılarda “tesadüfi” değişiklikler yarattığını ve bu tesadüflerin bazılarının “yararlı” olduğunu; böylece yararlı bir özellik kazanmış yeni canlı türlerinin ortaya çıktığını öne sürerler. Oysa, daha önce de değindiğimiz gibi, evrimciler her ne kadar aksini iddia etseler de, “faydalı mutasyon” diye bir kavram yoktur. Mutasyonların tamamına yakını, kanser dediğimiz ölümcül hastalıklarla, da hilkat garibeleriyle sonuçlanmaktadır. Evrimcilerin türlerin oluşumunu açıklamak için başvurdukları son çare olan mutasyonlar, sadece mevcut sistemi tahrip etmektedirler.

Mutasyonun bu zararlı özelliği sayesinde, DNA’da yazılan milyonlarca şifrelik bilgideki ihtişam da bir kez daha ortaya çıkar. Kusursuz bir incelikle yazılmış olan DNA’da olacak bir değişim, canlının sonu olabilmektedir. Bu tek bir değişmenin bile kansere yol açması, insanın DNA’sının ve dolayısıyla bedeninin hiç bir parçasının tesadüfen oluşmuş olamayacağını da bir kez daha açıkça gösterir. Kısmen de olsa “tesadüfen” oluşmuş bir vücut olsaydı, bildiğimiz kanser türlerinin hepsine ve daha bilmediğimiz pek çok hastalığa sahip olarak doğardı.

Kısacası sağlık, “tesadüfen” oluşamaz. Özel bir yaratılışın sonucudur, Allah tarafından verilmiş bir nimettir. Bunun karşılığında ise O’na şükretmek gerekir. Hem, dilediği zaman bu sağlığı kolaylıkla geri alabileceğini, vücudun bilinmeyen bir noktasında ölümcül bir hastalık yaratabileceğini bize her gün örnekleriyle göstermektedir.

İnsana düşen, kendisine sağlık verip, onu “düzgün bir adam kılan” (Kehf Suresi, 37) Allah’a şükretmektir. Hastalandığında ise, hastalığın da sağlığın da O’ndan olduğunu bilmeli ve Hz. İbrahim gibi “hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur” (Şuara Suresi, 80) diyerek Allah’tan yardım dilemelidir.