kanuni sultan süleyman

Kanuni Sultan Süleyman 1495 yılında Trabzon ilinde dünyaya gelmiş ve babası Yavuz Sultan Selim ile annesi Ayşe Hafsa Sultan’ın biricik evlatlarıdır. Aldığı eğitimler ile çok iyi bir devlet adamı olacağınız kanıtlayan Sultan Süleyman 7 yaşında Topkağı Sarayında muhteşem bir eğitime başlamıştır. 1509 yılında Kırım’da bir ile vali olarak tayin edilmiştir. Bunun ardından tahta çıkan babasının tarafından Manisa’da görev yapmak üzere Manisa valiliğine gönderildi. 1520 yılında babasının tek varisi olarak tahta çıkan Sultan Süleyman Osmanlı Devleti kuruldu kurulalı tahta geçen 10. padişah olarak da bilinmektedir. Tahta geçtiğinde ise 25 yaşlarında idi. Osmanlı kuruluşundan bu yana en kuvvetli, kudretli ve güçlü zamanlarını Sultan Süleyman ile yaşamış, verdiği hizmetler ile birlikte yapmış olduğu yasalarla da Kanuni unvanına sahip olmuştur. Avrupa’da salmış olduğu korku ile onların kendisine Muhteşem lakabını takmalarına neden olmuş ve yükselme döneminin en üst seviyelerine Osmanlıyı getirmiştir. Devleti yöntem biçimi ile pek çok Avrupa ülkesine de yol gösterici olan padişahımız onların büyük beğenileri içerisinde devletimizi yükseltmeye ölünceye kadar devam etmiştir. Devletin sınırlarını genişletmiş ve pek çok yerin de Osmanlı topraklarına katılmasını sağlamıştır. Son olarak ise Zigetvar kuşatması sırasında yani 1566 tarihinde hayatını kaybetmiştir.

Çocuk yaşta İstanbul’da bilim, tarih, edebiyat, din ve askerlik eğitimi aldı. 1509 yılında annesinin doğum yeri olan Kırım’da Kefe sancakbeyliğine atandı. Daha sonra Saruhan sancakbeyliği göreviyle Manisa’ya gönderildi. Padişahın sefere çıktığı vakitlerde Batı sınırını korumak için Edirne’de bulundu. Babasının ölümü sırasında yine Manisa’da bulunan şehzade Süleyman, sadrazam Piri Paşa’nın çağrısı üzerine İstanbul’a gelerek 1 Ekim 1520 tarihinde tahta çıktı.

Kanuni padişah olunca içişlerinde belli bir düzene kavuşmuş devlet yönetimi babasının yaptığı ıslahatlarla sağlamlaşmış temeller üzerinde duran bir devletin başına geçti. İmparatorluğun iç bunalımlarıyla uğraşmadan kısa bir süre Batı dünyasının geçirdiği dönüşümleri izledi. Batı rönesansın yaratığı bir açılma ortamında teknik yönden belli aşamalara ulaşmış; Fransa ve Almanya’da dinsel reformlar yapılarak birlik sağlanmıştı. Kanuni bu ortamda, askeri alanda oldukça üstün duruma gelmiş olan Osmanlı İmparatorluğunun gücünü Batı’ya yine askeri yönden kabul ettirme yolunu seçti.

İmparatorluk içinde Süleyman dürüst hükümdar ve çözülmeye,bozulmaya ,rüşvete karşı olarak biliniyordu.Yetenekli bir kuyumcu ve seçkin bir şair olduğu kadar, Süleyman ayrıca sanatçıların ve filozofların büyük hamisiydi. Osmanlı İmparatorluğu’nun kültürel gelişmesindeki Altın Çağı’nın hükümdarıydı. Süleyman 16 ncı yüzyıl ön seçkin hükümdar olarak kabul ediliyordu; rakipleri Charles V Kutsal Roma İmparatoru (1519-56) , Francis I (Fransa,1515-47), Henry VIII (İngiltere,1509-47), Sigusmund II (Polonya,1548- 1572) ve Ivan IV (Rusya,1530-84). Onun liderliğinde Osmanlı İmparatorluğu Altın Çağı’na ulaştı ve dünya gücü haline geldi. Süleyman, Osmanlı ordusunu Belgrad, Rodos, Macaristan’ın çoğunun fethinde kendisi yönetti. Viyana kuşatması planını hazırladı. Ortadoğu’nun çoğu toprağını imparatorluğa kattı. Karasularını Kuzey Afrika’ya Cezayir’e genişletti. Kısa dönemde Osmanlı’lar Akdeniz, Kızıl Deniz ve İran Körfezinde deniz hakimiyetini başardılar. Osmanlı İmparatorluğu onun ölümünden sonra genişlemesine bir yüzyıl devam etti.

Ergen Hayatı

Kanuni Sultan Süleyman, şimdiki Türkiye’nin Trabzon şehrinde olasılıkla 6 Kasım 1494 yılında doğdu. Yedi yaşında bilim, tarih, edebiyat,din ve askeri taktikler için İstanbul Topkapı Sarayı’ndaki okula gönderildi. Genç bir kişi iken İbrahim’in arkadaşı oldu; bir köle daha sonra onun en çok güvendiği tavsiyecisi olacaktı. Pargalı Damat İbrahim Paşa. On yedi yaşından sonra genç Süleyman İstanbul’un ilk valisi olarak atandı. Edirne’deki kısa süren görevinden sonra Manisa’ya atandı. 25 yaşında babasının Selim I (1512-1520) ölümü üzerine Süleyman İstanbul’a geldi ve onuncu Osmanlı Sultanı olarak tahta çıktı. Süleyman’ın erken bir tanımlaması Venedik elçisi Bartelemeo Contari nin gelişinden birkaç hafta sonra elde ediliyordu. Contari, O yirmi beş yaşında, uzun fakat sırım gibi ve kibar görünüşlü. Boynu ince çok uzun,yüzü ince, burnu kartal gagası gibi kıvrık. Gölge gibi bıyık ve küçük sakalı var. Bunlara rağmen hoş çehreli. Derisi solgunluğa meyilli. Çalışmaya düşkün,bilgili,mahir bir efendi olacağı söylenir. Bütün insanlar onun hükümdarlığında iyilik umut ediyor.” ifade etmektedir. Bazı tarihçiler,Süleyman’ın gençliğinde Büyük İskender e hayran olduğunu onun doğu ve batı insanını nasıl birleştirdiğini bilmeyi çok istediğini iddia ederler. İskender’in dünya İmparatorluğu kurma vizyonundan etkilendi, bu düşünce onu Avrupa’da olduğu kadar Asya, Afrika’da da seferlerde bulunmaya zorladı.

Asya’da Fatih

Süleyman Avrupa sınırını sağlamlaştırdığında dikkatini Pers Şii Safavi hanedanlığına çevirdi. Özellikle iki olay tansiyonun tekrar bahis konusu olmasını hızlandıracaktı. İlki,Şah Tahmasp Bağdat valiliğine şah yanlısı kişiyi yerleştirmişti. İkincisi, Bitlis valisi hata yapmıştı ve Safavi’lere bağlılık yemini etmişti. Sonuç olarak 1533 yılında Süleyman, baş vezir İbrahim Paşa’ya Asya’daki bir orduya kumandanlık etmesini emretti. Ve Bitlisi tekrar geri aldı.Tebriz’i direniş olmadan işgal etti. 1534 yılında İbrahim Paşa ile birleştiğinde Süleyman İran’a doğru ilerledi.Kendisiyle meydan savaşında yüzleşmek yerine ülkesini gözden çıkaran ve Osmanlı ordusunu bezdirmede çare arayan Şah’ı buldu, çünkü ordusu haşin topraklarda ilerliyordu.

Savaşları

Tahta çıktıktan bir yıl sonra Belgrad’ı fethetti (1521), ertesi yıl ise Rodos’u aldı (1522). Fransa’nın da teşvikiyle Mohaç seferini düzenleyen Kanuni 29 Ağustos 1526’da Macar ordusunu büyük bir yenilgiye uğratarak başkent Budin’i kısa bir süre sonra da Viyana’yı kuşattı (1529 I. Viyana Kuşatması). Bu savaşta çok dahice bir plan uygulamıştır. Önce Macarların üstüne saldırmasını beklemiş sonra bozguna uğradığı görüntüsü vererek Macarları ormana doğru çektiler çalıların arsına yerleştirilen 300 top birden Macar piyadelerinin üstüne ateş edildi. Bu savaşlar sonucunda Macaristan egemenlik altına alındı.Sonraki yirmi yıl içinde Kuzey Afrika, Orta Doğu ve İran’dan geniş bölgeler Osmanlı egemenliğine alındı. Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa Cezayir ve Kuzey Afrika’yı alarak Akdeniz’i bir Türk gölü haline getirdi. Doğuda ise İran’la yapılan savaşlar sonunda Tebriz alındı. 1562’da Transilvanya bölgesi alındı. Son savaşı olan Zigetvar seferinde Zigetvar kalesini kuşatılması sırasında ölen Kanuni Sultan Süleyman’ın cenazesi Mimar Sinan’a yaptırtmış olduğu Süleymaniye Camii’nin avlusundaki türbeye gömüldü. Karısı Hürrem Sultan da yanında gömülüdür.

İç İsyanlar

Ekonomik ve dini sebepli Baba Zünnun ve Kalender Çelebi isyanlarıyla; ayrıca Mısır’da bağımsız bir devlet kurmayı amaçlayan Canberd Gazali ve Ahmet Paşa isyanlarıyla uğraşmıştır. Tarihte pek az gündeme gelmesine karşın Hasan Barata isyanı da ayrıca önemlidir.

Kişiliği

Frenk diyarına yaptığı savaşlarda büyük başarılar kazanan Kanuni, bu sayede Batı devletleriyle özellikle de Fransa’yla yakın siyasi ilişkiler kurmasına yol açmıştır. Fransa’ya verilen ve ileriki yıllarda Osmanlı’nın ekonomik yönden çökmesine yol açan kapitülasyonlar da Kanuni zamanında tanınmıştır. 46 yıllık saltanat hayatı boyunca Osmanlı uygarlığı büyük gelişme göstermiş hukuk, matematik, mimarlık ve nakkaşlık alanlarında yetişen bilim ve sanat adamlarının yarattığı eserler kültür tarihimizin başyapıtları olarak yerlerini almışlardır.
Kanuni Sultan Süleyman padişahlığı döneminde devleti yetenekli devlet adamlarıyla birlikte yönetmiş ve dünyanın en büyük imparatorluğu haline getirmiştir.

Bir diğer adı, kendi tabiri ile:

“Ben ki Sultan-i salâtin-i zaman burhân-i havakın-i avân tâc-bahs-i husrevân-i cihan zillullâhi’1-meliki’l-mennân Akdeniz’in ve Karadeniz’in ve Rumeli’nin ve Anadolu’nun ve Şam ve Halep ve Karaman ve Rûm’un ve vilâyeti-i Dulkadriye’nin ve Diyârbekir’in ve Azerbaycan ve Van’ın ve Budun ve Tamisvar vilâyetlerinin ve Mısır’ın ve Mekke’nin ve Medine’nin ve Kudüs’ün ve Halilü’r-Rahmânin külliyen diyâr-i Arab’ın ve Yemen’in ve Bağdad ve Basra ve Cezayir vilâyetlerinin ve dahi nice memleketlerin ki âbâ-i kiram ve ecdâd-i izamim -enârallâhü berâhinehüm- kuvvet-i kahire ile fetheyledikleri ve cenabı-i celalet-meâbim dahi tig-i âtes-bâr simsîr-i zafernigârim ile fetheyledigim nice diyarın sultanı ve pâdişâhı hazret-i Sultan Bâyezıd oğlu Sultan Selim Hân oğlu Sultan Süleyman Şah Hân’ım”