Dünya’nın En Büyük Olayı” olarak edilen olimpiyatların tarihi karanlık çağlarına dayalı olup, gerçeklerle efsanelerin birleşimi ve duygularla abartıların karışımından oluşan bir sis tabakası ardında gizlenmiş gibidir. MÖ XIV. yüzyıla kadar uzandığı tahmin edilen ve ’ın yöresinde başlayan (MÖ 776 yılından itibaren tarihi kesin olarak tutulmaya başlandı) 12 asır, hiç ara verilmeden, her dört yılda bir yapılarak, bir süre Yunan yarımadasının, daha sonraları da Yunanistan’ı ele geçiren Romalılar yoluyla tüm Roma İmparatorluğu’nun katılması ile devam etti.

Tanrılar veya yöresel bir adına yapıldığı tahmin edilen bu büyük şölenin, ilkel de olsa, mutlaka dine dayalı bir başlangıcı bulunuyor. MÖ 776 yılında yapılan ve I. olarak adlandırılan bu oyunların programında yer alan ve 192 metrelik sahanın boyuna eşit “Stadion” olarak tanımlanan yarışmanın galibi Coroebus da ilk Olimpiyat Şampiyonu’dur. Geleneklere göre, her Olimpiyat Oyunu bu yarışı kazanan atletin adı ile anılıyor.

Zamanla, yarışma sayısı artırıldı, program bir günden beş güne kadar uzatıldı. XIV. Olimpiyatları’ndan sonra, sahanın geliş-gidişini kapsayan bir yarış eklendi, sonraları da mesafe koşuları, , güreş, ve güreş karışımı “Pankration“, “Pentatlon” denen 5’li yarışma, zırhları ile yarışan askerlerin koşuları ve atlı araba yarışları ile program genişletildi.

Klasik Olimpiyatlar’da kadınlara yer yoktu. Kadınlar, seyirci olarak dahi giremiyorlardı. Ama, zamanla, Olimpiyatlar sırasında, ancak olimpiyat alanı dışında olmak üzere Tanrıça Hera adına bayanlar için yarışmalar düzenlendi.

Olimpiyat Oyunları’nın ilk 600 yılı içinde, Yunan günlük hayatının vazgeçilmez unsuru olan kölelerin yarışmalara katılmasına izin verilmedi ve yarışmacıların tamamı Yunan kanından gelenler arasında seçildi. Yunan yarımadasının Romalılar eline geçmesi ile durum değişti ve İmparatorluk sınırları içinde yaşayan herkese Olimpiyatlar’a katılma hakkı tanındı. MÖ 146 yılında başlayan bu hareket sonunda, o zamana kadar genellikle Peloponez yörelerinden gelen Olimpiyat şampiyonları, zamanla, “Küçük Asya” denen Anadolu‘dan gelenlere boyun eğdiler.

Amatörlük
Amatör kelimesi eski Yunanistan’da yeri olmayan bir kavram. Bildiğimiz “atlet” ise, sözlük anlamında “bir ödül karşılığı yarışan kişi” olarak tanımlanıyor. Bu nedenle de olimpiyatlarda şampiyon olan sporcu, sadece bir defne dalı almakla kalmadı, zamanla bir şampiyon, aldığı hediyeleri satması sonucunda, Atina’da üç ev alabilecek bir finans kaynağına sahip olabildi.

Olimpiyat oyunları anılırken, temsil ettikleri kent/devletin de adının geçmesi, Yunanistan’da çeşitli yörelerin şampiyonları kendi kentlerine çekmek için büyük ödün ve ödüller vermesi sonucunu doğurdu.
Klasik olimpiyatlarda da büyük şampiyonlar çıktı, beş ayrı olimpiyatta beş kez şampiyon olanın yanısıra, dört olimpiyat oyunlarında üç ayrı yarışmayı kazanıp sonunda 12 kez olimpiyat şampiyonu olanlar da tarihe geçti.
Sporun beden için olduğu kadar kafa için de yapılması gerektiğine inanan Yunanlıların aksine, olimpiyat oyunlarına MÖ 146’da sahip çıkan Romalılar, bu olayı bir gösteri ve eğlence olarak kabul edip olimpiyatları Roma’ya taşımak istedi ve MÖ 80 yılındaki 175. Olimpiyatlar Roma’da yapıldı.
Bütün bu olumsuz tutumlara karşın, olimpiyatlar, Olympia’da devam etti. Fakat, Roma’nın Hristiyanlığı kabul etmesinden sonra, ilkel dini bir tören olarak kabul edilen olimpiyatlara hücum devam etti ve sonunda klisenin baskısı ile Roma İmparatoru II. Theodosius, MS 393 yılında olimpiyatların yapılmasını yasakladı. Olympia’daki mabetler yaktırıldı, binalar kiliseye verildi. Olympia’daki fildişi ve abanozdan yapılan çok eski ve değerli eşyalar ve Zeus’ün altından yapılan heykeli Bizans İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’a götürüldü ve bütün bu kıymetli eşyalar MS 476’daki büyük yangında yandı.
MS 14. yüzyıldan sonra olimpiyatlar, bir süre Antakya yöresinde yapıldı ve atlı araba yarışlarında rakiplerin çatışmalarına kızan Bizans İmparatoru Justinian tarafından MS 510 yılında kesinlikle sona erdirildi. 12 yüzyıl evvel Yunanlılar tarafından başlatılan bu muhteşem olay gene Yunanlılar tarafından ortadan kaldırıldı.
Bir müddet kendi haline bırakılan Olympia, MS 522 ve 557 yıllarındaki büyük yer sarsıntıları ile yıkıldı. Zaman zaman gelen istilalar ve yangınlar sonunda eridi ve bir müddet sonra da yöredeki Alpheisos nehrinin taşması ile üzeri toprakla doldu ve kayboldu.

Kazılar
Eski Yunan tarihçileri ve yazarlarının konu aldıkları olimpiyatlar uzun süre bir Yunan efsanesi olarak kabul edildi. Ancak 1806 yılında Osmanlılardan alınan bir fermanla başlayan Olympia’daki kazılar 1881 yılına kadar sürdü ve sonunda Olympia ortaya çıkarıldı.
Kazılara büyük katkısı olan Almanlar, kendi yaşam tarzlarına benzettikleri olimpiyatları yeniden başlatmak isterken, bugün bildiğimiz anlamdaki sporun ortaya çıkmasında büyük rolü olan İngilizler de olimpiyatlara sahip çıkmak istedi. Fakat bu çabalar sonuçsuz kaldı ve eğitim ve spor konularında radikal fikirleri olan Baron de Coubertin adında bir Fransız, Modern Olimpiyatların kurucusu olarak tarihe geçti.

MODERN

Baron Pierre de Coubertin, İtalyan kökenli ve asil bir Fransız ailesinin çocuğu olarak 1863’te Paris’te doğdu.Coubertin, 1815’te İngiliz ve 1870’te Alman orduları karşısında ülkesinin bozguna uğrama nedenini Fransız gençliğinin iyi yetişmemesine bağlamış ve gençliğin sadece kapalı sınıflarda değil, aynı zamanda, açık havada spor yaparak yetişmesine inanmıştı. Fransa’daki zamana uymasını bilmeyen eğitim ve spor kuruluşlarına yeni bir sistem getirmek istemiş, fakat, tutucu bürokratlar tarafından dışlanmıştı. Gayet pragmatik ve inatçı olan Coubertin, bunun üzerine, ufkunu ülkesi dışına taşırarak, dünya gençliğini bir yerde toplamak ve onların birbirlerini anlamalarına imkan yaratmak amacı ile, 1894 yılında Sorbonne Üniversitesi’nde, 12 ülkeden gelen 79 temsilcinin katıldığı “Uluslararası Spor Kongresi” sırasında Olimpiyatlar’ın tekrardan yapılması ve Modern Olimpiyatlar’ın ilkinin, 18962da Atina’da organize edilmesi kararını aldırmıştır.

1896 Atina

Politik problem ve mali sıkıntıları öne sürerek Olimpiyat’ların Atina’da yapılmasına karşı çıkan Yunan hükümetini sonunda razı eden Coubertin, davet mektuplarını geç yolladığı için, ilk olimpiyatlar’a sadece 13 ülkeden 295 sporcu katılabildi. Programda sadece dokuz spor vardı ve ilk olimpiyat şampiyonu, 3 adımda birinci gelen Amerikalı James Connolly oldu. Amerikalılar, 800 ve 1500 metreler dışında, tüm atletizm yarışmalarını kazandıla. Olimpiyat’larla ilgisi olmamasına rağmen tarihteki “Maraton” zaferini sembolize etmek için Coubertin tarafından programa konan 40 km’lik yarışda Atina’lı Spiridon Louis birinci gelerek, Yunanlılara bir altın kazandırdı. Tek sikletteki güreşi bir Alman, tenisi ıngilizler kazandılar. Pire Limanı’nda yapılan yüzme yarışlarında, deniz suyunu soğuk bulan Amerikalı ve Avustralyalı yüzücüler katılmayınca, Macarlar ve Avusturya’lılar birinci geldiler

1900 Paris

Yunanlılar 1896 Olimpiyatlar’ının haşmetini ve maratondaki birinciliği görünc, bundan böyle Olimpiyatlar’ın daima Atina’da yapılmasını istediler. Fakat Coubertin, Oyunların değişik kentlerde yapılmasını istiyordu ve 1900 yılında yapılacak olan Dünya Fuarı nedeniyle, o yılki Olimpiyatlar’ın kendi ülkesinde yapılmasına karar verdi. Parisli bürokrat ve organizatörler, oyunların Fuar süresince yapılmasını istediler ve program altı aylık bir devre yayınlanınca karmakarışık bir olimpiyat yapıldı., sporcular panayır havasında ve sirk oyuncuları gibi yarıştılar. Bayanlarda golf ve tenis ilk kez Olimpiyat programında yer aldılar.

 

1904 St.Louis

Coubertin’in idalindeki Olimpiyatlar’ın çilesi daha bitmemişti. 1900 için “kötü” denirken, 1904 için “korkunç” tabiri dahi hafif kaldı. St.Louis’in uzaklığı nedeni ile az ülke katııldı ve yarışan 625 sporcudan 533’ü Amerikan takımı adına koştular. Fantezi meraklısı Amerikalı organizatörler, sporla ilgisi olmayan branşları dahi programa koydular ve 282 birincilik madalyasının 238’i de Amerikalılar tarafından kazanıldı. Coubertin belki de bir ön sezi ile, St.Louis’e gitmek zamhmetine dahi katlanmadı. Gitseydi, mutlaka kahrından ölürdü.

1908 Londra

Modern spor’un beşiği olan Ingiltere, 1908 Olimpiyatları için 500 metrelik pist’i ve sahanın ortasındaki 100 metre uzunluk ve 15 metre genişliğindeki yüzme havuzu ile 68.000 kişilik modern bir stadyum yaptı. Bu olimpiyat da dört aylık bir süreye yayıldıysa da, önemli sporlar Temmuz ayı içinde yapıldı. Olimpiyatlar’daki ilk uluslararası olaylar Londra’da oldu. Amerikan ve ısveç bayrakları stad’a çekilmedi. Amerikalılar açılış töreninde Kral’ın önünden geçerken bayraklarını indirmediler, Ruslar kendi topraklarında olduğunu iddia ettikleri Finlilerin kendi bayrakları ile geçmesini protesto ettiler, Amerikalılar, İngiliz hakemlerin taraf tuttuğunu iddia ettiler. Maraton yarışında stad içinde beş kez düşen ve hakemler tarafından yardım edilerek, bitkin bir tarzda yarışı bitiren ıtalyan Dorando Pietri, ilk önce birinci ilan edildi. Kural dışı yardım gören Dorando, sonradan yarış dışı bırakıldi, ikinci gelen Amerikalı Johnny Hayes altın madalyayı kazandı.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi 1907’deki toplantısında, bundan böyle Olimpiyatlarda ilk üç sırayı alanlara altın, gümüş ve bronz madalya vermeyi kararlaştırdı.

1912 Stokholm

Modern Olimpiyatlar tam anlamı ile Stokholm’de “modern” oldu. O yıl kurulan hemen tüm branşlardaki Uluslararası Federasyonlar Stokholm’de yapılan derecelerin otomatik olarak Dünya rekoru olarak kabulünü kararlaştırdı. Stokholm’ün yıldızı Amerikalı Kızıl Derili-Beyaz melezi Jim Thorpe oldu. Genç Finli atlet Hannas Kolehmainen de üç altın madalya kazanarak Finlilerin mesafe koşularındaki hegemonyasını başlattı.

1916 Savaş

Budapeşte, ıskenderiye ve Berlin’in adaylıklarını koydukları VI.Olimpiyat Oyunları savaş hazırlıkları içinde bulundukları belirlenen Almanlar’a verilerek, savaşın önleneceği sanıldı. Fakat, 1914’de başlayan 1.Dünya Savaşı Olimpiyatlar’ın yapılmasını engelledi.

1920 Anvers

Savaştan çıkmış Belçikalılar büyük bir azim ve fedakarlıkla iyi bir Olimpiyat organize ettiler. Bu arada, Uluslararası Olimpiyat Komitesi büyük ve tarihi hata yaptı ve o zamana dek Komite’de yer almalarına rağmen savaşta yenilen Avusturya , Macaristan , Almanya ve Türkiye Oyunlar’a davet edilmediler. Anvers’de ilk kez atletler adına Olimpik And içildi ve Olimpiyat bayrağı sağada dalgalandı.

1924 Paris

Amsterdam’da yapılması kararlaştırılmışken 1894 de Coubertin’in Olimpiyat fikrinin kabul ettirmesinin 30.yıldönümü nedeniyle seçilen Paris, çeyrek asır evvelki kötü imajı silmek fırsatını buldu. “Savaş’da Yenilenler” tekrardan Olimpiyatlar’a davet edilirken Fransa ile arasındaki soğukluk nedeniyle, Alman takımı Paris’e gelmedi, Paris’in yıldızı mutlaka, mesafe koşularında beş altın alan Finli Paavo Nurmi oldu. Yıllar sonra Tarzan rolü ile herkezin tanıyacağı genç Amerikalı Johnny Weissmuller de serbesr sitilde üç altın ve su topu takımındaki katkısı nedeniyle de bir bronz aldı.

1928 Amsterdam

Coubertin sağlık nedeni ile Komite Başkanlığı’ndan ayrılınca, bayanlar için yapılan sporlarda da bir artış oldu ve bayanlar arası atletizm ilk kez başladı. Açılış töreninde güvercinler uçuruldu,Oyunlar süresince stad içinde bir meşale yandı. Amerikalı atletler, düz koşularda sadece bir altın madalya kazanırken, Finli atletler düz koşularda sadece bir altın madalya kazanırken, Finli atletler, 1500 metrenin üstündeki tüm mesafe koşularında ilk üç’e verilen 12 madalyanın dokuzunu almayı başardılar. ılk kez bir Kuzey Afrikalı, Cezayir doğumlu Fransız El Ouofi maratonu ve bir Asyalı olan Japon Mikio Oda 3 adım atlamada altın kazandılar.

1932 Los Angeles

1904 St.Louis Olimpiyatları’nı tam anlamı ile kuşa döndüren Amerikalılar, 1920’den beri istediklerine kavuştular ve bu sefer mükemmel bir organizasyon yaptılar. ılk kez olarak, erkekler için bir Olimpiyat Köyü, 105.000 kişilik bir stadyum yapıldı. Dünya’da ki ekonomik kriz ve Los Angeles’in uzaklığı nedeniyle katılım az oldu. Pek çok branşda yeni rekorlar kırılırken, Japonlar, bilhassa, yüzmede büyük gelişme gösterdiler ve Amerikalılara zor anlar yaşattılar.

1936 Berlin

1916’dan beri Olimpiyat yapmak için sıra bekleyen Almanlar’a 1931 yılında, beş yıl sonra yapılacak Olimpiyat verildiği zaman, iki yıl sonra Naziler’in başa geçerek ülkedeki Yahudi azınlığı dışlayacaklarını kimse tahmin edememişti. Hitler, Olimpiyatlar’ı sisteminin propagandasını yapmak için kullandı, mükemmel bir organizsyon yaptı ve Almanlar büyük başarılar elde ettiler. ılk kez, Olmpia’da yakılan ateş, yedi ülkeden geçerek 3.000 sporcu tarafından taşındı ve stada getirildi. Amerikan atletizm takımından, 100,200 metre, uzun atlama ve 4×100 bayrak yarışında 4 altın madalya alan Jesse Owens’in başı çektiği 10 zenci atlet, 7 altın, 3 gümüş ve 3 bronz madalya alarak, Hitler’in “Üstün Irk” teorisini yerle bir ettiler.

1940 / 1944 Savaş

1936 yılında,dört yıl sonra yapılacak Olimpiyatlar’ın Tokyo’ya verilmesi kararlaştırılmıştı. Bu arada başlayan Çin-Japon savaşı nedeniyle Helsinki’ye aktarılan Olimpiyatlar II. Dünya Savaşı nedeniyle yapılamadı. 1944 Oyunları’nın Londra’da yapılmasına karar verilmesine rağmen, savaşın uzaması, Olimpiyatlar’ın yapılmamasına neden oldu.

1948 Londra

1937’de ölen Coubertin’in kalbi, vasiyeti üzerine, Olympia’da gömüldü. IOC, çeyrek yüzyıl evvel yaptığı hatayı tekrarladı ve savaşta yenik düşen Almanya ve Japonya’yı Londra’ya çağırmadı. Hollandalı, 30 yaşında ve iki çocuk anası Fann Blankers Koen 4 altın madalya kazandı. Çek Emil Zapotek, mesafe koşularında altı yıl sürecek üstünlüğünü ilk kez ispat ederek 5.000 ve 10.000 metrelerde 1 gümüş ve bir altın madalya kazandı. Güreşlerde, Türkler ve ısveçliler madalyaları paylaştılar.

1952 Helsinki

Ruslar, 40 yıldan beri ilk kez Olimpiyatlar’a katıldılar ve büyük başarı gösterdiler. Çek atleti Emil Zatopek 5.000, 10.000 metrelerde ve maratonda inanılmaz 3 altın kazanırken, karısı ise mızrak atmada birinci geldi.

1956 Melbourne

Ruslar’ın Macaristan’ı işgali ve ıngiliz, Fransız ve ısrailliler’in Mısır’a saldırmaları Melbourne’u sıkıntıya soktu. Birkaç ülke Oyunlar’a katılmadı, Rus ve Macar sutopçularının kavgası yüzme havuzunu kana buladı. Avustralyalı yüzücüler Amerikalıların üstünlüğüne son verdiler.

1960 Roma

Tarih’in bir cilvesi olarak, 16 asır evvel, Hiristiyanlığa aykırı olduğundan, Roma ımparatoru’nun emri ile sona eren Olimpiyatlar, bu sefer Roma’da Papa’nın takdis etmesi ile başladı. Roma’da pekçok ülke madalya kazanarak,büyük ülkelerin tekeline son verildi. ılk kez, Abebe Bikila adındaki Etiyopya’dan bir Afrikalı, kendi ülkesini temsil ederek, çıplak ayakla koştuğu maraton yarışını kazandı.

Cassius Clay (Mohammed Ali), Boks’da yarı ağır Olimpiyat şampiyonu oldu.

1964 Tokyo

Asya kıtasında yapılan bu ilk Olimpiyat mükemmel oldu. Bikila, bu sefer, ayakkabı ile koştuğu maratonu tekrara kazandı. Yeni Zelandalı atlet Peter Snell, 800 ve 1.500 metrelerde iki altın kazandı. Pek çok branşlarda Olimpiyat ve dünya rekorları kırıldı.

1968 Mexico City

Olimpiyatlar, ilk kez 2.240 metre yükseklikte yapılırken atletizmde sürat koşuları ve atlamalarda dünya rekoru kırıldı, mesafe koşularında az oksijen nedeniyle, atletler zorluk çektiler. Atletizmde zenci Amerikalı Lee Evans’ın 400 metre rekoru 20 yıl sonra yenilendi. Bob Beamon’un uzun atlamadaki 8.90 metrelik rekoru 1991’de kırıldı. Ülkesindeki ırkçı tutumundan dolayı, Güney Afrika, Oyunlar’a davet edilmedi.

1972 Münih

1936 “Nazi “ Olimpiyadları’nın kötü hatırasını silmek için büyük gayret gösteren Almanlar başarılı oldular. Amerikalı yüzücü Mark Spitz’in 7 altın madalya kazandığı bu muhteşem organizasyon, teröristlerin 11 ısrailli sporcu ve idareciyi, Olimpiyat Köyü’nü basarak, öldürmeleri sonucu kana bulandı.

1976 Montreal

Afrikalı ülkelerin boykotu Olimpiyatlar’a gölge düşürdü. Kübalı atlet Alberto Juantorena 400 ve 800 metrelerde altın madalya kazandı. Kötü planlama nedeniyle organizasyonda aksamalar oldu ve Montreal kentinde yaşayanlar, 1 milyar dolarlık bir borç altına girdiler. Finli atlet Lasse Viren 5.000 ve 10.000 metrelerde Münih’de kazandığı altın madalyaları tekrar aldı. Halterde süper ağır sikletin yenilmez şampiyonu Vassily Alekseyev, Montreal’de de bir altın madalya kazandı.

1980 Moskova

Ruslar’ın bir yıl evvel Afganistan’ı işgal etmelerini neden göstererek Amerika ve Türkiye2nin de içinde bulunduğu,pek çok Batılı ülke Moskova’yı boykot etti. Pek çok spor dalında yeni şampiyonlar çıktı. eyirci ve hakemlerin partizan tutumları iyi karşılanmadı

1984 Los Angeles

Bu sefer, Los Angeles’deki güvenlik tedbirlerini bahane ederek, 1976’da dağıtılan madalyaların %58’ini kazanmış olan Ruslar, Romanya hariç, ve hemen tüm Doğu Bloku ülkeleri bu Oyunlar’a katılmadılar. Amerikalı Zenci atlet Carl Lewis 100,200 metreler, uzun atlama ve 4×100 bayrak yarışlarında 4 altın madalya kazandı.

1988 Seul

Büyük ülkelerin başı çektiği iki büyük boykot olayından sonra, Olimpiyatlar’a aday olan kentlerin azlığından istifade eden Seul, olimpiyat organize etme hakkını kazandı. Organizasyon’daki bazı hatalar, seyirci ve hakemlerin aşırı taraf tutmaları pretostalara neden oldu. Erkekler 100 metrede şahane bir yarış koşan ve dünya rekorunu büyük bir farkla kıran Kanadalı Ben Johnson’ın dopingli çıkması, bazı Doğu Bloku ülkeleri güreşçi ve haltercilerinin doping almaları büyük yankılar uyandırdı. Katılan ülke sayısı Seul’da rekor bir düzeye ulaştı.

1992 Barcelona

Barcelona, 197 ülkeden 9.367 sporcunun bir araya toplandığı, tarihin en kalabalık ve en büyük Olimpiyatları’na sahne oldu.NBA’i temsilen “Dream Team”basketbolda Amerikalıların üstünlüğünü sergilerken, zengin profesyonel tenisçilerin para kadar altın bir olimpiyat madalyasına önem verdiklerini gösterdi. Büyük ülkeler yanında küçük ülkelerden gelen sporcuların da kürsüye çıktıkları 1992 Oyunları’nda ıspanyollar tüm Olimpiyatlar’da kazandıkları kadar madalyayı Barcelona’da kazanarak bu Olimpiyatların en başarılı ülkesi oldular.

1996 Atlanta

Çok sıcak ve nemli hava, ulaşımdaki aksama ve haberleşmedeki büyük tıkanıklığa rağmen, Atlanta, katılan ülke ve sporcu sayısı bakımından rekor kırdı. Hemen her sporda yeni rekorlar kırılırken, eski ve yeni şampiyonlar şeref kürsüsüne çıktılar. Amerikalı Michael Johnson, 200 ve 400 metrelerde iki altın alırken, Fransız bayan atlet Perc de aynı mesafelerde iki birincilik kazandı. Carl Lewis, uzun atlamada ardı ardına dört olimpiyat’ta altın madalya kazanan atlet oldu. Bir yıl öncesine kadar adı pek anılmayan ırlandalı bayan yüzücü Michel Smith üç altın madalya kazanınca, basında “doping”başlıkları yer aldı. Futbolda Nijerya, çetin rakipleri Arjantin ve Brezilya önünde altın kazandı. amerika toplam 842 madalyanın 44’ünü alarak, ülkelerindeki deüişim ve karmaşaya rağmen kendini toparlayan, 26 altın ve toplam 63 madalya kazanan Ruslar’ın önünde yeraldı.

2000 Sidney

15 Eylül-1 Ekim 2000 tarihleri arasında yapılan Sidney Olimpiyat Oyunları’na 10.300 sporcu, 5100 idareci, antrenör ve sağlık görevlisi ile 15.000 medya mensubu katıldı. Toplam 26 branşta yarışma düzenlendiği Sydney 2000 Olimpiyat Oyunları’nda 199 ülke yer aldı.
Olimpiyat Oyunları’nda, bisiklet, yüzme ve halter branşlarında dünya; okçuluk, atletizm, bisiklet, atıcılık, yüzme, halter ve modern pentation branşlarında ise olimpiyat rekorları kırıldı. Ve bu zorlu yarışta 80 ülke madalya kazanabildi. ABD, toplam 96 madalya ile 1., Rusya Federasyonu 88 madalya 2., Çin Halk Cumhuruyeti ise 59 madalya ile 3. sırada yer aldı. Türkiye ise toplam madalya sıralamasında 26. sırayı alabildi.

 

TÜRKiYE MiLLi OLiMPiYAT KOMiTESi’NiN FAALİYETLERİ

 

Olimpik Gün Koşusu

Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC)’nin 23 Haziran 1884’de Paris’te Sorbonne Üniversitesinde Baron Pierre de Coubertin tarafından kurulmasının yıldönümü olan Olimpik Gün, 1987 yılından bu yana dünyadaki tüm Olimpiyat Komiteleri’nin düzenlediği Olimpik Gün Koşuları ile kutlanmaktadır. Olimpik Gün Koşuları, her yaştan insanı biraraya getirerek spor yapmanın heyecanını yaşatmak ve daha barışcıl ve sağlıklı toplumların yetişebilmesi için sporu her yerde insanlığın hizmetine sunmak amacını taşımaktadır. TMOK, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde sporun geniş kitlelere yayılmasına katkıda bulunmak amacıyla Olimpik Gün Koşularını her yıl bu bölgelerimizde organize etmektedir.

 

Atatürk Barajı (GAP) Su Sporları Şöleni

GAP projesiyle bölgede oluşan sosyal ve ekonomik gelişimin insanın doğasında varolan sporla bütünleşmesi, bölge halkının çağdaş sporlarla tanışması ve bölge gençlerinde Olimpizm ruhunun oluşması amacıyla TMOK, GAP Bölge İdaresi Başkanlığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile Atatürk Barajı Su Sporları Şöleni’ni 1995 yılından bu yana organize etmektedir. Şölen, Kürek-Kano, Sualtı Sporları-Cankurtarma-Su Kayağı-Paletli Yüzme, Yelken ve Yüzme dallarında yapılmaktadır.

Şölenin yedi yıllık süresi boyunca bölge gençlerinin su sporlarına ilgisi giderek artmış, bölge sporcularından oluşan yüzücü ve yelkenciler Türkiye şampiyonalarına katılmaya başlamıştır. Şölen esnasında Scuba, Cankurtaran ve İlkyardım kursları da düzenlenmektedir.

 

Ücretsiz Spor Okulları

TMOK Bayanlar Komisyonu, ülkemizde maddi imkansızlıklar nedeniyle spor yapamayan çocuk ve gençlerimize spor yapma olanağı sağlamak amacıyla 1996 yılından bu yana Ücretsiz Spor Okulları projesini yürütmektedir. Halen İstanbul’da, deprem bölgesinde ve İskenderun’da toplam 18 Ücretsiz Spor Okulunda 6.000 çocuk ve gencimize spor yapma imkanı sağlamaktadır.

 

Asya’dan Avrupa’ya Yüzme, Yelken ve Kürek Yarışları

TMOK, Uluslararası Olimpiyat Komitesi himayesinde “Herkes İçin Spor” teması ile her yıl Temmuz ayında “Asya’dan Avrupa’ya Uluslararası Boğaziçi Yüzme Kürek Yelken Yarışmaları” düzenlemektedir. Bir dostluk havası içinde her yaş grubundan yerli ve yabancı katılımcıları biraraya getiren bu organizasyon İstanbul’un kıtaları birleştiren tek şehir olma özelliğini de spor yoluyla tanıtmaktadır.

 

Yasak Maddelerin Kullanımına Karşı Mücadele:

TMOK, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) tarafından geçtiğimiz ay akredite edilen Türkiye Doping Kontrol Merkezi’nin kurulması girişimine öncülük etmiştir. İstanbul Olimpiyat Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu (HDK), Merkezin dünya standartlarına getirilebilmesi için, gereken testlerin yapılabilmesi ve aletlerin alınabilmesi amacıyla 1996 yılından bu yana 385,662 Amerikan Doları yardım yapmıştır. TMOK, Doping Kontrol Merkezinin tanınması için IOC düzeyinde etkin çalışmalar yapmış, ayrıca bu merkezde çalışan personeli, gelişim ve eğitimlerine yardımcı olmak amacıyla yurt dışında kurs ve kongrelere göndermiştir.

Ayrıca, TMOK kendi bünyesinde dopingle mücadele ve eğitim amacıyla Sağlık ve Anti-doping Komisyonu oluşturmuştur. Bu komisyon ülkemizde dopingle mücadele ve sporcu sağlığı konularında eğitim çalışmaları yapmaktadır.

 

Sporcu Bursları: TMOK, Olimpiyat Oyunlarına hazırlanan ve madalya şansı bulunan sporcularımıza yardımcı olmak amacıyla IOC’nin Olimpik Dayanışma Programı çerçevesinde burs vermektedir. Ayrıca, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi ve İstanbul Olimpiyat Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu (HDK), Olimpiyat Oyunlarında madalya şansı bulunan sporcularımızın hazırlıklarına yardımcı olmak amacıyla burs vermektedir.

 

Antrenör Gelişim Kursları:

TMOK, antrenörlerimizin gelişimlerine katkıda bulunmak amacıyla Olimpik Dayanışma programı çerçevesinde yurtdışından uzman getirterek kurslar düzenlemekte ve yurtdışına eğitim amacıyla antrenör göndermektedir.

 

Fair Play’in Olgusunun Yaygınlaştırılması:

TMOK, Türkiye’de Fair Play olgusunun yaygınlaştırılması amacıyla her yıl verdiği Fair Play Ödülleri ile Fair Play’i ülkemizde bir yaşam tarzı olarak benimsetmek yolunda önemli katkılarda bulunurken, Fair Play Karikatür yarışmasıyla gençlerin sanat ve spor işbirliği yoluyla Fair Play’i benimsemeleri için çalışmaktadır.