1961 anayasası kentli orta sınıf yani batıya dayanan bir toplumsal sınıfı ve bunu destekleyen asker kesimini hedef almış yani asker-sivil dayanışmasına dayana bir anayasa 1982 anayasasında asker ve sivil dayanışması görülmüyor.
Her iki anayasada askeri harekat sonucu oluşmuş 1961 anayasasında batı tipi demokrasi projesi uygulanmış sosyal devlet hızlı kalkınma demokrasi kavramı 1961 anayasasındaki hedefler bu faktörlerin üçünün birden gerçekleşmesi oldukça zor. Başta çabalar olumlu sonuç veriyor ve sıkışmaya neden oluyor. 1980 harekatı da bu sıkışmanın patlamasıyla oluyor.
1961 Anayasasıyla elde edilen bazı haklar bugün vazgeçilmez nitelikte 1982 anayasasının hakim düşüncesi TC’nin ve Türkiye toplumunu bölünme tehdidi altında olduğu ve bu bölünmeyi devlet otoritesiyle engelleyip toplumu bir arada tutmak bu nedenle batı tipi demokrasiyi oturtmak gibi bir hedefi yok.
Türkiye 1960 yılında dünyada süren demokratikleşme hareketine askeri bir darbe sonucu uyum göstermiş. 1961 anayasası ile bu uyumu sağlayıp güvenceye almış. Oysa 1982 anayasasında çağdaşlarına yetişmek gibi bir çabası yok ve 2000 yılında hala Türkiye çağdaşlarını içinde bulunduğu sürece uyum göstermiş değil.

1982 ANAYASASI
Bu anayasa hazırlanırken 1961 anayasasında sakıncalı görülen hükümler değiştirilmiş. Bu nedenle zaman zaman 1982 anayasasını 1961 anayasasıyla karşılaştırmalı olarak incelemek gerekir.
1937’den beri anayasanın 2. maddesi cumhuriyetin niteliklerini belirliyordu. Bu madde “başlangıç” kısmına atıfta bulunuyor. “Başlangıç” bölümleri II. Dünya savaşı sonrası anayasalarda görülüyor. Anayasanın felsefesi, hazırlanışı vs. hakkında bilgi veren edebi bir metin 1924 anayasasında yok amam 1961 anayasasında tarif eden direnme hakkından söz eden bir başlangıç bölümü var. Başlangıç bir hukuk kuralı sayılamayacağından genelde anayasaya dahil edilmez ama 1961 ve 1982 anayasalarına dahil edilmiş. (kimi maddelerde başlangıç bölümüne atıfta bulunulması bunu gösteriyor.
1961 anayasası döneminde devletin milliyetçi olamayacağı görüşü hakimdi. Bu nedenle 2. maddede devletin nitelikleri sayılırken milli devlet ifadesi kullanıldı. Başlangıç bölümünde Türk milliyetçiliği tanımlanıyordu. 2. madde de b u bölüme atıfta bulunarak devletin milliyetçi olabileceğini belirtti. Aynı şekilde 1982 anayasası da bu yöntemi benimsedi.
Başlangıçtaki temel ilkelerin hiçbiri herkesin tümüyle benimsediği ilkeler değil. Bu ilkelerin her birini herkes farklı değerlendirebilir. Buda bir sorundur. Bu nedenle hangi ilkelerin olduğu değil bu etkilerin hukuki etkileri önemlidir. Başlangıçtaki ilkelerin etkisi anayasa maddelerini etkisine göre ikincildir. Bu nedenle bir ölçü normu olarak kullanılamaz. Ancak bir destek normu olabilir.
1982 anayasasının 2. maddesine 1961 de kullanılan milli devlet ifadesi yerine Atatürk milliyetçiliği ilkesi konmuş. Devlet ayrıca ulusal devlet 3. madde devletin bölünmez bütünlüğü ile bunu belirtiyor. Türkiye’de sadece tek bir ulus vardır. Türk ulusundan olmak için sadece hukuki olarak Türk vatandaşı olmak gerekir.
Anayasa’ya göre resmi dil Türkçe’dir Yani resmi belgeler ve işlemler Türkçe olmalıdır. Konuşma dili Türkçe olmak zorunda değil. Resmi dil ile ana dil farklı şeyler. Ana dil hukuk metniyle belirlenemez. Siyasi partiler yasası, radyo Tv yasası vs. hükmettiği konular için sadece Türkçe’nin kullanılabileceğini söylüyor.
Ulusal devlet aynı zamanda bağımsız devlet demek.
Dışa karşı bağımsızlık yoksa ulus oluşamaz. 2. maddede sayılan niteliklerden biride devletin insan haklarına saygılı olması. Kamu hak ve özgürlükleri de var ama insan hakları alanında en geniş olanı 1961 anayasasında devlet için insan haklarına dayana deniyordu. 1982 anayasasında ise dayanan yerine saygılı deniyor. “dayanan” daha kuvvetli bir ifade 1982 anayasasında bu kuvveti biraz azaltmak için olsa gerek saygılı ifadesi kullanılmış.
Temel haklar anayasada yer aldığı için bağlayıcı ve üstündür, yasaklanamaz. Temel haklara aykırı davranışların giderilmesi bir ödevdir. Temel haklar ve ödevler bölümü genel esaslar bölümünden hemen sonra geliyor. Bunu sebebi 1961 anayasasında da böyle olması. (1924 anayasasında teme haklar ve ödevler 5. bölümdeydi) Bu bölüm koruyucu haklar isteme hakları ve siyasal haklar biçiminde düzenlenmiş. 1982 anayasası insan hakları bakımından sınırlama ve yasaklara ağırlık veriyor. 61 anayasasıyla tanınan haklar hala var ama esas amaç devlet organlarına temel hak ve özgürlükleri sınırlama imkanı vermek. Bunu temlinde yatan düşünce devlet ile bireyin rekabet halinde olduğu ve eğer bireyin hak ve özgürlükleri artarsa devletin zayıf düşeceği inancı. Bu düşünce pek yadırganamaz. Devlet ve birey arasında bira çatışma var çünkü devlet güçlü ve yaygın oysa birey zayıf ve tek başına. Bun nedenle insan haklarında temel amaç bireyi toplam ve devlete karşı korumak. Bireyi devlete karşı koruyacak olan anayasadır. Anayasa devletin geniş iktidarını sınırlayarak bireyi güçlendirmeli fakat 1982 anayasası hazırlanırken bu göz ardı edilmiş anayasa devleti daha da güçlendirip biriye korumasız bırakmış.
12. madde temel hakların niteliğiyle ilgili. (Genel Hükümler) Bu bölümde sadece 12. maddenin 1. fıkrası temel hakların korunmasına yönelik gerisi sınırlayıcı. 12. madde herkesin doğuştan bazı haklara sahip olduğunu söylüyor. (doğal haklar)
5. madde devletin temel amaç ve görevleri başlıklı. Burada da temel haklara değiniliyor. 2. maddede belirtilen doğal hakları korumanı devletin temel amaç ve görevlerinden olduğu söyleniyor. 1961 anayasasındaki 10. madde doğal hak anlayışı ve bunu gerçekleşmesini sürece bağlayan bir anlayışı içeriyordu. Aynı zamanda sosyal adalete değiniyordu. 1982 anayasası ise sosyal adalet kavramından kaçınıp sosyal hukuk devletinden söz ediyor. 12. maddenin 2. fıkrası temel hak ve özgürlüğün başkalarına karşı olan sorumlulukla bütünleştiğini söylüyor.
10, 13, 14. madde temel hakların sınırlanması, kötüye kullanılmaması ile ilgili toplumsal yaşamda bazı düzenlemeler o hakkın kullanımı için gereklidir. Bu düzenleme kimi zaman sınırlama şeklinde olabilir. Peki bu sınırlamayı kim yapar, ölçüsü nedir?
1982 anayasasına göre sınırlama kanunla yapılabilir. Yasayı parlamento yapar. Parlamentoyu halkın seçtikleri oluşturur. Bu nedenle halk kendi istediği şekilde sınırlama yapacakları seçer. 1961 anayasası ancak kanunla sınırlanabilir diyor. 1982 anayasasında ancak ifadesi çıkarılıyor. Bunu nedeni olağanüstü ha durumu kararnamesiyle sınırlanabilme olsa gerek. Ayrıca özel sınırlama nedenleri var. (Örnek: madde 23’te yerleşme hürriyetini suç işlenmesin önlemek için sınırlanabileceği söyleniyor) 13. madde, nedene bağlı sınırlama yetkisi (özel ve genel), yasayla sınırlama yetkisi anayasanın sözü ve özüyle uygun olma ilkesini belirtiyor.
Anayasayla sınırlamanın da bir sınır olmalı. 1 anayasasındaki 11. madde temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunulamaz diyor. 1982 anayasasın bu öz güvence kuralını kaldırıyor. Ancak yine de verilen bir hakkı tümüyle yasaklayamayız diyor. Sınırlamaların sınır bu kez demokratik toplum düzenin gereklilikleri. Demokratik toplum düzeni batı tipi çoğulcu model. Böyle bir ilke sınırlamanın sınırını belirliyor ama yine de bu sınıra kadar sınırlamalı. Bu sınır başka çözüm kalmadığında gelinecek en uç nokta. Buraya kadar sınırlamadan olabildiğince yumuşak sınırlamalar getirilmeli. Örn: Gösteriyi yasaklamak yerine kontrol altına alarak kamu düzeni sağlanmalı. Bu ilke ölçülük ilkesi diye adlandırılıyor.
15. Madde temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını durdurulması başlığını taşıyor. Olağanüstü hallerde, savaş, seferberlik, sıkıyönetim durumunda özgürlük ve hakların kullanımı aksıya alınabilir. Bu sınırlama geçici bir sınırlamadır ama normal haldeki sınırlamadan fazla olabilir. Ancak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihmal edilemez.
Hukuk devleti kavaramı ilk kez 1961 anayasasında söz konusu olmuş. Hukuk devleti, hukuk güvenliğinin sağlandığı devlettir. Kanun devleti hukuk güvenliğinin sağlandığı devlettir. Kanun devleti ile hukuk devleti aynı değil. Kanun devleti, devletin kanunlara uygun yönetildiği devlet. Bir kanun devletinde kanunlar devleti sınırlamıyorsa o devlet hukuk devleti olamaz. Kanun devletinde kanun neyse devlet odur. Hukuk devleti ise kanunu ötesindedir.
Hukuk devletini diğer bir koşulu iktidarın tek elde toplanmamasıdır. 1924 anayasasında temel hak ve özgürlükler güvence altında olsa da bunu koruyacak düzenlemeler yok. Koruyacak düzenlemeler 61 anayasasın ile getirilip 82’de de kısmen korunan sistem, kanunları da sınırlayan bir düzene oturtulmuş. Hukuk devletinde temel hak ve özgürlükler güvence altındadır, yasaların anayasaya uygunluğu sağlanmıştır çünkü hukuk devletini sağlayan anayasadır. Bunu denetlemezsen sadece kağıt üstünde kalır. Yasanın anayasaya uygunluğu siyasal ve yasal denetimle sağlanır. Siyasal denetim çoğu zaman etkili değildir. 1924 anayasasında ve 1961 anayasasında da bu denetim mekanizması vardı. Yasalar yürürlüğe girmeden önce yapılan siyasal denetimin yanında yargısal denetim de olmalıdır. İlk yargısal denetim örneği Amerika’da görülüyor. Yargısal denetim iki türlü olabilir.
1- Yasalar yürürlüğe girmeden önce yapılan denetim, ön denetim. Bu denetimi Yüce Mahkeme yapar. (ABD)
2- Yasa yürürlüğe girdikten sonra yapılan denetim, düzeltici denetim. Bunu özel kurulmuş mahkemeler yapabilir. Anayasa mahkemesi sistemi (Türkiye) yada idari yöntemlerle yönetimin kendisi, bağımsız kuruluşlar bu denetimi yapar.

82 Anayasası’na devam:
Hukuk devletinin gereklerinin başında devlet iktidarını sınırlandırılması ve temel hak ve özgürlüklerin güvencede olması gelir. Bun anayasa sağlar. Siyasal ve yargısal denetimle de düzenlenir. En etkili yolu yargısal denetimdir. Yasanın anayasaya uygunluğunun sağlanması tek başına yeterli değildir. Bunu yanı sıra yönetim de hukuka bağlanmalıdır. Yönetimin bağlılığı idari denetim yoluyla denetlenir.
Hukuk devletinin gerektirdiği bir diğer ilke yasalar önünde eşitlik ilkesidir. Anayasanın 10. maddesi bunu öngörüyor. Yasaların uygulanmasında kişiler arası farklılık gözetilemez. Devlet organları ve idare makamları da bul ilkeye uymalı. Kişiler yargı önünde eşitlik isteme hakkına sahipler. Yasa eşit uygulanacak ama yasa da eşitliğe uygun olacak. Yani bu ilke yasa yapıcıyı da eşitliğe uygun yasa yapmasını öngörmesi açısından bağlıyor. Bu ilke farklı durumdakilere farklı uygulama yapılmasını engellemiyor. Örneğin gelir düzeyi düşük olan kişi az gelir vergisi öderken gelir düzeyi yüksek olan kişi çok vergi ödüyor. Farklı durumdakilere farklı uygulama yapılması belli koşullara bağlı; Bu uygulama haklı neden dayanmalı ve imtiyaz yaratmamalı (milletvekillerine kıyak emeklilik yasası imtiyaz yarattığı için uygulanmıyor).
Hukuk devleti ile ilgili olan diğer kural 38. maddede yer alıyor. Hukuk ve cezalara ilişkin ilkeler sıralanıyor bu madde. Tüm bu kurallar hukuk devletinin sağlamak için yargıya büyük önem yüklüyor. Dolayısıyla hukuk devletini en büyük ihtiyacı yargının güvenilir olması ve iyi denetlenmesi. Bu nedenle 1961 anayasasında yargıya dayalı hususlar ayrıntılı ve önemli olarak düzenlemişti. 1982 anayasası da yargıya büyük yer ayırıyor fakat güvenirlik açısından 82’deki hususlar 1961’dekilere göre yetersiz.
Yargı güvenirliğini sağlamak öncelikle doğal yargıç ifadesine dayanıyor. 1982 anayasasında 1961 deki gibi doğal yargıç ifadesi yerine kanuni yargıç ifadesi kullanılıyor. Bu ifade 1961’dekine göre daha zayıf.
Doğal yargıç ilkesi tartışması sıkıyönetim döneminde ortay çıkıyor. Sıkıyönetim mahkemeleri senin sıkıyönetimden önce işlediğin sucuda (sıkı yönetime aykırı bir şey yaptıysan) yargılıyor. Bu doğal yargıçtan kanuni yargıca geçilmesine yol açıyor.
Mahkeme ve yargıç bağımsızlığı da önemli. Anayasada 9. maddede ve 3. kısmında bu konuya değinilmiş. 138. maddenin 2. fıkrası mahkeme yargıç bağımsızlığını güvence altına alıyor, mahkemeni ve yargıcın kararının etkilenemeyeceğini söylüyor. (bir milletvekili yargılanan konuda soru soramaz, açıklama yapamaz, emir ve talimat veremez, tavsiyede bulanamaz. Yargı üzerinde yasama organını baskısı böylece engelleniyor.
Meclis bile yargı karının kaldırıcı yasa yapamaz. Sadece genel af yetkisi var. Aynı madde basına bazı sınırlamalar konmasına olanak veriyor. Amaç yargının etkilenmesini engellemek, yargıyı kamuoyu baskısından koruma. Basın dava sürerken sadece davayla ilgili bilgi verebilir, eleştiri ve yorum yapamaz. Karar kesinleşince ancak eleştiri ve yorum yapamaz. Karar kesinleşince ancak eleştiri veya yorumda bulunabilir.
Mahkemelerin bağımsızlığı kurumsal, yargıç ve savcı bağımsızlığı ise kişisel güvence. Amaç yargıyı baskıdan korumak. Bu güvence hakim ve savcı istediğini yapsın diye değil, görevini iyi yapsın diye verilmiş bir güvence. 1961 anayasası hakimler açısından güvence getiriyordu. 82 anayasası ise bu güvenceyi savcılara da yayıyor. Bunu doğruluğu tartışılır çünkü hakim tarafsızdır ama savcı taraftır.
139. madde hakimlik ve savcılık teminatı, 140. madde ise hakimlik ve savcılık mesleği ile ilgili. Bu maddelere göre hakimler ve savcılar azledilemezler, 65 yaşından önce kendileri istemedikçe emekli edilemezler, aylık ödenek ve özlük haklarından yoksun bırakılamazlar.
Güvence ve bağımsızlık hükümleri tayin, terfi, görevlendirme işleyişinin düzenlenmesine bağlı. 1911 anayasası Yüksek Hakimler Kurulunu kurup bu iş için görevlendirmiş. Kurula adalet bakanı başkanlık ediyor ama oy hakkı yor. (adli yargı için) 1961 anayasası yargının kendi kendini yöneteceği bir model oluşturmuş. İdari mahkemeler ise anayasa mahkemesine bağlı 1982 anayasasında bu kurul Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu olarak değişiyor. Adalet bakanı ve onun müsteşarı oy hakkı ile kurula katılıyor. Böylece yürütme işin içine giriyor. Yargının önüne geçiyor çünkü her ne kadar kurulda hakim ve savcıların sayıca çoğunluğu varsa da sekreteryaları olmadığı için adalet bakanını isteklerine uymak zorunda kalıyorlar.
Anayasanın 2. maddesini devletin nitelikleri açısından değindiği bir diğer ilke Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik bir devlet olması. Demokratik devlet olmak için başta siyasal iktidarı kullanacaklar halk tarafından serbest seçimle belirlenmeli, siyasal iktidar yarışları eşit koşullarda yürütülebilmeli ve teme hak ve özgürlükler güvencede olmalı. İngiltere’de devlete başkanı seçimle gelmese de ülke demokratik çünkü İngiltere’de devlet başkanının siyasal katılımı yok. ABD ve Fransa’da doğrudan, Türkiye ve İtalya’da ise dolaylı seçim var.
Anayasasın 1. maddesine göre Türkiye Devleti bir cumhuriyettir. Bir devlet adını cumhuriyet olması devletin demokratik olduğu anlamına gelmez. (Örn: İspanya, İngiltere cumhuriyet olmasa da demokratiktir. İran ve Suriye Cumhuriyet olsa da demokratik değildir) Cumhuriyet bir yönetim biçimi, demokrasi ise yönetimin oluşum ve işleyiş kurallarına belirtir.
Demokrasi ve cumhuriyet farklı olsa da Türkiye’de bir arada düşünülür.
Monarşik bir yapıda cumhuriyetin savunulması demokrasini savunulmasıdır. (Napolyon zamın, Osmanlı İmparatorluğu)
Kenan Evren ve Cemal Gürsel askeri darbeyle baş geldiler, seçimle değil. Bu nedenle cumhurbaşkanı yerine devlete başkanı sıfatını kullandılar. Bu ikisi farklı şeyler. Devlet başkanı devletin başındaki kişidir. Hükümdar veya cumhurbaşkanı olabilir. Cumhurbaşkanı ise doğrudan veya dolaylı yolla seçilen kişidir. Türkiye’de bu ikisi ayın çünkü baştaki kişi devletin başıdır ve seçimle başa geldiğinden cumhurbaşkanıdır.
Anayasanın 6. maddesine göre egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Egemenlik en üst hükmetme gücüdür. Bu güç anayasaya göre bir kişi, grup veya tabakaya değil, ulusa veriliyor. Egemenlik anlayışı kurgudur çünkü sınırsız bir hükmetme gücü olamaz. Başta anayasa bu gücü sınırlar. Egemenliğin ulusa verilmiş olması ulusun ülkeyi yönettiği anlamına gelmez. Ulusal egemenlik de kurgudur çünkü ulus soyut bir kavramdır. Soyut bir şey hükmedemez.
1982 anayasası egemenliğin kullanılması bakımından 1961 anayasası gibidir. Egemenliğin anayasanın koyduğu esaslara göre kullanılacağını belirtir yani kullanımı kayıtsız şartsız değil, anayasadaki hükümlerle sınırlandırılmış. Gerçekte Türkiye’nin ulusal egemenlikten çok anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığına dayandığı söylenebilir. Anayasaya göre hiçbir organ kaynağını anayasa veya yasalardan almayan yetkiyi kullanamaz. Meclis yetkisini ulustan değil anayasadan alıyor. Anayasa II. Maddeye göre yasama, yürütme, yargı organlarını idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan güç anayasanın hükümleridir.
1982 anayasasının hazırlanışı ulusal egemenlik ile çelişiyor. Fakat anayasa oylaması yapılıp, halk anayasayı oylama ile kabul edince çelişki ortadan kalkıyor.
Eski Yunan kent devletlerinden görülen, halkın toplanıp bir arada devlet işleri hakkında karar almasına dayana doğrudan demokrasiye modern devletlerde uygulamak mümkün değildir. Bizim anayasamızın öngördüğü demokrasi temsili demokrasidir. Türkiye’de anayasa değişiklikleri dışında halkın doğrudan katılması mümkün değildir.
Hükümdar yetki sahibi değilse ama yanı zamanda seçimle iş başın gelmiyorsa bu durum demokrasiye aykırı değildir. İngiltere’de göreve seçimsiz gelen lordlar kamarası, yasama yetkisine sahip olmadığından demokrasiye aykırı değildir.
Siyasal çoğunluklar ülkedeki dizgeye göre ülkeyi yönetme imkanına sahiptirler.
Demokrasi bir uzlaşma rejimi değildir, uzlaşmadan bir arada olma rejimidir. Toplumsal yaşamdaki farklı çıkar eve tercihlerin çatışmasını varlığı kabul edilerek, her çıkarın, görüşün, sınıf grubun kendini açıkça ortay koymasını sağlamaktır demokrasi. Hiçbir görüş veya parti diğeriyle uzlaşmak zorunda değildir.
Anayasanın öngördüğü demokrasi ilkelerinden biride seçimlerdir. Mevcut farklı görüşlerden hangisinin yararlı olduğuna kara vermek için halk başvurulur. Halk çoğunluğunun onayladığı görüş veya partiler temsilcileriyle ülkeyi yönetme hakkını kazınırlar. Düzenli aralıklarla yapılan seçimlerle siyasal iktidarın belirlenmesi gerekir. Çoğunluğun yönetme hakkını kazandığı demokraside bir de azınlık var. Bu nedenle çoğunluk her istemediğini yapamaz, azınlığın görüş ve isteklerine kulak vermek zorundadır. Klasik demokrasi tanımlarından bir serbestçe faaliyette bulunabilecek bir muhalefete dikkat çeker. Yani azınlık görüş, eleştiri ve seçeneklerini sunabilmeli, bir gün çoğunluk olabilme yolunu korumalıdır.
Anayasanın 1967. maddesine göre seçimler ve halk oylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre yargı yönetim ve denetiminde yapılır. Tek dereceli seçim seçmenlerin temsilcilerini doğrudan seçmeleridir. Genel oy tüm vatandaşları oy hakkına sahip olması eşit oy ise her seçmeni tek oy kullanması anlamına gelir.
Genel ve eşit oy herkese oy hakkı vermek değil. Bazı nitelikler var seçeme olabilmek için Kanunda öngörülen şartlara göre insanlar seçmen oluyor ama kanun demokratik olmalı. Yoksa genel oya aykırı olur. (Örn: Seçmen yaşını 18’e indirirsek norma ama 32’ye çıkarırsak genel oya aykırı). 1961’de anayasada yer almasa da seçmen yaşı 21 idi. İstenirse düşürülebilirdi. 1982 anayasasında, düşürülmesin diye seçmen yaşı 21 olarak alında. Kısıtlılık ve kamu haklarından yoksun olmak genel oya aykırı değil. Yasaya göre oy kullanmak için seçmen kütüğüne yazılı olmak gerekiyor. Seçme hakkı aktif, seçilme hakkı pasif ABD’de seçmen kütüğüne sen kendini yazdırıyorsun, bizde ise devlet seni yazıyor. Bizde zorunlu oy usulüne dayana düzenleme var yani seçime katılmayana yaptırım uygulanıyor. Niye zorunlu oy usulü var? 1982 anayasa oylaması ile oy kullanmayana para cezası veriliyor. Militan seçmenin katılımı yüksektir ama ılımlı seçmen oy kullanmayabilir. 1982 anayasasının kabulü için ılımlı seçmenin oyuna ihtiyaç vardı. Yani zorunlu oy merkezdeki muhafazakar partilerin işine gelir. Anayasa oylamasında zorunlu oy olması hayır denecekti ama bu sistem ile anayasayı onaylatmak kolay olacaktı.
1995’teki anayasa değişikliği ile 1967. madde yurtdışında bulunanların oy hakkından bahsediyor. Yurtdışında ikamet eden değil, orta bulunandan bahsediyor. Genel seçim demiyor öyleyse yerel seçimler içinde geçerli ama bu mümkün değil. O nedenle sadece genel seçimler açısından bakılıyor ama bu da pek uygulanmıyor.
1961 anayasasında oy kullanma oranı %60’larda iken 1982 den sonra en düşük katılım %85, Köylerde katılım şehre göre daha yüksek çünkü kentlerde seçim kayıtları bozuk, sandıklar kalabalık ve köylerde birebir çıkar söz konusu.
Zorunlu oy serbest oy ilkesiyle çatışıyor ama anayasada yer alıyor. Serbest oyla ilgili diğer kural 1961 anayasasında konan adalet, içişleri ve ulaştırma bakını bağlıyor. Ama buda pek geçerli değil artık.
Gizli oydan söz ediliyor. 50’de açıkça kabul ediliyor. Gizli oy hak gibi görünse de genel kural yani açık olarak oy kullanamazsın. Yani hakkını kullanmama gibi bir şansın yok. Anayasada açık sayım ve döküm ilkesi de var. Amaç seçime hile karışmasını engellemek. 1961 ve 1982 anayasalarında seçimlerin yargı organlarını denetiminde yapılması husus yer alıyor. Uygulaması 1950’lere dayanıyor. Diğer ülkelerde pek yok ama secimde yargı denetimi iyi bir buluşumuz. Çünkü demokrasini tam yerleşmediği bir ülkede seçimlerle hile karıştığının öne atılmamasının yaygın oluşu yargı denetimine dayanıyor. Seçim organizasyonunun başında yüksek secim kurulu var. YSK da il seçim kurulları da profesyonel değil, ayrı örgütleri yok. Seçim döneminden önce göreve başlayıp kadroların diğer kurumlardan ödünç alıyorlar. Küçük sayıda seçmenli yerde pek sorun yok ama çok seçmenli yerlerde profesyonel olmamadan doğan yazım hataları çıkıyor.
Demokratik devletin teme öğelerinden bir diğeri de serbestçe siyasal faaliyette bulunma.67. madde bu hakkı belirtiyor. (bağımsız veya siyasal parti içinde) Genel olarak 1982 anayasasının katılımcı boyutu az çünkü hazırlanırkenki temel düşünce Türk insanının çok politikleştiğiydi. Bu nedenle 1982 anayasası siyasetten uzaklaşma anlamındaki depolitizasyona teşvik ediyor. Seçim süreleri uzatılıyor, belli siyasal yasallar konuyor, siyasal faaliyette bulanabilmenin tek yolu siyasal partiler oluyor. Bir siyasal partiye girmekte zorlaştırılıyor. 1995’teki anayasa değişiklikleriyle bunları çoğu kaldırılıyor. Yasaklar aslında 1982 anayasasından önce de vardı ama yasalarda. 1995’te anayasadan ve yasalarda bu kısıtlamaların çoğu çıkarıldı ama hala katılımcı bir model oluşturulmadı.
Siyasal partiler siyasal katılım açısından çok önemli olsalar da yasalarla düzenlemiş yeni. Türkiye’de siyasal partiler 1946’dan 1961’e dek dernekler kanunuyla düzenlenmiş. Özel yasaları olmamış. 1961 anayasasında siyasal partiler anayasa konusu olmuş. Çünkü 1961 anayasasına göre siyasal partiler demokrasinin işlemesi için temel araç ve korunmaları gerekiyor. Ayrıca siyasal partilerin demokrasiyi yok edebilecek güçte olduğuna inanılıyor. Bu nedenle anayasa ile düzenleniyor. 68. madde, siyasal partiler demokrasini vazgeçilmez unsuru diyerek onları ve çok partili rejimi güvenceye alıyor. Bu maddeye göre 18 yaşın üstündekiler siyasal partiye girebilir (devlet memuru değilse). Daha önce tüm öğrencilerin siyasal partiye girişleri için konmuş olan yasak yüksek öğrenim öğrencileri için kaldırılmış. Akademisyenler 95 değişikliği ile siyasal partiye girme hakkına sahip olmuşlar. Siyasal partiler önceden izin almasızın kuruluyor. En az 30 kişi bakanlığa başvurunca parti kurulmuş oluyor. Yasa dışılık söz konusu ise bile kapatma mekanizması kurulduktan sonra işliyor. Anayasada partilerin kapatılması ile ilgili iki durum var;
- Siyasal partilerin tüzük ve programlarını anayasanın 68. maddesine aykırı olması.
- Tüzük ve programları uygun olsa bile faaliyetlerinin aykırı olması, aykırı eylemlerin odağı olması ve bunu anayasa mahkemesince tespit edilmesi (madde 69)
Refah Partisi’nin tüzük ve programı 68. maddeye uygundu ama aykırı eylemin odağı haline gelince kapatıldı. Nasıl kapatılıyor? Davayı Yargıtay cumhuriyet başsavcılığı kendiliğinden veya istekle anayasa mahkemesinde açar. Kapatılan parti başka bir adla yeniden kapatılamaz ve kapamaya neden olan kişi 5 yıl boyunca başka bir partinin kurucusu, yöneticisi, üyesi, denetçisi olamaz.
Anayasada yer alan başka bir cumhuriyet niteliği laik devlet ilkesi. Laiklik yolunda devlet önce mezheplerden vazgeçmiş daha sonra devletin din tercihi kalkmış sonrada toplumsal kurallar dinsel kimlikten sıyrılıp karşımıza çıkmış. (yalanı din yasaklıyor ama yalan söylememek kişiyi onurlu yaptığından temeli dinsellikten ayrılıyor). Laiklik anayasaya 1937’de giriyor ama temelleri eskiye dayanıyor. Tanzimat döneminde padişah Hıristiyan ve Müslüman eşitliğini savunarak temelini atmış laikliğin. Ulusal egemenlik ile iktidarın, meşrutiyetin kaynağı tanrıdan alınıp halka veriliyor. Bir diğer adım Tevhid-i Tedrisat (eğitim birliği) kanunu medeni kanun toplumsal ilişkilere biçimi veriyor, miras hukuku kadın-erkek ilişkilerine müdahaleyle toplumsal yaşama yön veriyor, önemli. Medeni kanundan bugüne, 75 yıldır toplumsal ilişkiler çok önemli değişim ve gelişimler gösterdi.
Laiklik, din ve devlete işlerinin ayrılması yoluyla din ve vicdan özgürlüğü sağlamak. Devletin dini varsa diğer kesimlerin din özgürlüğü sağlanamaz. Din özgürlüğü belli bir dini görüşü benimsemek ve gerektirdiği ibadeti uygulamak. Türkiye’de din özgürdür, hukuk müdahale edemez. Kanun önünde eşitlik de bunun bir boyutu.
Din özgürlüğünün ibadet boyutu anayasada mutlak olarak kabul edilmiş değil. 14. maddeye (temel hakların kötüye kullanımı) aykırı olmadıkça ibadet özgürlüğü var. Bunu denetimi, aykırılığının saptanması yargıya kalmış. Afrika’daki bir inanışa göre kadın sünneti var ama vücut bütünlüğüne müdahale olduğu için kabul edilmiyor.
Laiklik açısından bir başka husus devletin ve toplumun bireye belli bir dini benimsemesi yolunda baskıda bulunamayacağı. Türkiye’de 1928’den beri resmi din ile ilgili hususu yer almıyor.
Devlet ve din eğitimi= devletin resmi bir dinini olmayışı ve dinsel konularda tarafsız oluşu devletin belli bir dinin eğitimini zorla sunmasını engeller. 82 anayasasıyla ilk ve orta öğretim kurumlarında din kültürü ve ahlak bilgisi dersi zorunlu oldu. Beklene bu dersle belli başlı dinler hakkında sadece bilgilendirici, tarafsız bir eğitim yapılmasıyken, ders İslam dinin belli bir yaklaşımın benimsetilmesi için araç haline geldi. Anayasanın 42. maddesi eğitimin Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olması gereğine dayandırırken laik eğitimi güvenceye almıştır.

Devlet kuruluşları ile din kuruluşları Arasındaki ilişki:
Laiklik, dini kişilerin iç dünyalarına ait bir inanç sistemi olarak korunmasını amaçlar. Bun nedenle hem devlete bağlı din, hem de dine bağlı devlet anlayışı reddedilir. Ancak din hizmetlerinden tamamen ayrılmasına İslam olanak vermez. Çünkü İslamiyet’te kilise örgütü yok. Dini faaliyetler örgütlü cemaatlerce yapılamıyor. İslamiyet her zaman devletle birlikte varolmuştur. Devlet dışında bağımsız örgütlenme söz konusu değildir. Ayrıca tüm kamusal alanlarda İslam etkilidir. Türkiye’deki bu ilişkide özel durum var; bu durumda İslam’ım özellikleridir. Bu yüzden de halifeliğin kaldırıldığı gün Diyanet işleri başkanlığı kuruluyor. Türkiye’de idare bütündür. Diy. İşl. Bşk.’nın kurulma amacı dinin kamusal alana kaymasına ve siyasal alanda faal olmasına engel olmaktır. Dini denetim altında tutar. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın laikliği güçlendirdiği düşünülür ama Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması eğilimi var.
65’e kadar imamlar kadrolu değildi. 65’ten itibaren tüm dini personel kamu görevlisi oldu. 65’e kadar imamları cemaatlar beslerdi.
Anayasanın 24. maddesi din özgürlüğüyle ilgilidir.
Son fıkrası kötüye kullanılmasıyla ilgili. Dini inançlar kısıtlanamaz ifadesi var ama sadece teorik. Belli dinsel sistemleri devlet sistemi olarak önermek yasaktır. Bu fıkra aslında 163. maddeydi. Kaldırılınca 24. maddenin sonuna eklendi.
Anayasanın 174. maddesinde 8 tane yasa var.
Bu yasalar anayasaya aykırıdır diye dava açamazsın.
Ancak yasama organı bu yasaları değiştirebilir.
Sosyal Devlet İlkesi:
Toplumdaki eşitsizlikleri olabildiğince azaltarak rahat yaşanmasını sağlar. Liberalizmin öngördüğü devlet bekar devletti. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Sosyal devlet anlayışı gelişti. Liberal anlayış tarafından gelen eleştiri, devletin ekonomik ve sosyal hakka müdahale etmesini özgürlük sınırlayıcısı olacağıydı. Sosyal devlet ile hukuk devleti çatışan kavramlardır. Hukuk devletinde herkes eşittir, sosyal devlette ise insanın daha rahat ve hür olması için bazı ayrıcalıklar vardır. Sosyal devlete karşı çıkanlar, güçlü devleti savunurlar (Türkiye’de). Hukuk devleti vatandaşı devlete karşı güçlendirir, sosyal devlet ise ezer diye düşünülür. Bekar devlet anlayışı Pazar ekonomisini tüm sorunlarını görünmez elle çözecek. Ama zamanla sorunlar çıkacak. Fransız yazar derki “Sosyal devletin gözleri, değer yargısı, amacı, eylemleri vardır.” Gözleri-toplumda eşitsizlik var. Değer yargısı- bu eşitsizlik toplumdan kaynaklanmaz. Amaç- bu eşitsizlikleri azaltmak.
Eylem- devlet müdahalesi.
Sosyal devletin eşitlik anlayışı fırsat eşitliğidir.
Yani herkesin yaşama başlarken yaklaşık eşit fırsatlara sahip olması. Bunun için en büyük araç eğitimdir. (parasız eğitim) Gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde sosyal devletin içerik farkı vardır. Gelişmekte olan ülkede pasta var, bu hem büyütülecek hem de herkes eşit pay alacak. Gelişmiş ülkede ise pasta hazır, herkes eşit pay alacak.
82 anayasasında sosyal devletle ilgili çok kural var. Ancak anayasanın 65 madde sosyal ve ekonomik hakların sınırlılığı ile ilgili. Bu madde hem kaçınılmaz hem de sosyal ve ekonomik hakları anlamsız kılıyor.

YASAMA:Yasama işlevi deyince nesnel ve emredici hukuk kuralları koyma işlevini anlıyoruz. Yasa dışında tüzük, yönetmelik us gibi diğer düzenleyici işlemler de yasama işlevine dahil. Yasama yetkisi TBMM’ye ait. Yasalar ve diğer düzenleyici işlemler arasında hiyerarşi var, bunlar yasaya uygun olmak zorunda. Anayasada yasama işlevi TBMM’ye ait derken başka şeyler de kastediliyor.

Yürütme organını denetleme, savaş ilan etme vs de yasam gibi TBMM’nin yetkisinde.
1924 Anayasası tek meclis idi. Ama 1924 anayasası döneminde çıkan bazı durumlar 61 anayasasının 2 meclisli olmasına yol açtı. Çift meclis bekleneni veremedi, tıkanma oldu ve 82 anayasasıyla yine tek meclise geçildi. 1924 anayasasında da 1961 Anayasası’nda da meclisin adı TBMM idi. 61’de bu ad iki meclisi de içeriyordu.
Anayasaya göre TBMM genel oyla seçilen 550 milletvekilinde oluşuyor, seçim dönemi 5 yıl ancak bu süre dolmadan meclis seçimlerinin yenilenmesine karar verilebilir. Cumhurbaşkanının da fesip yetkisi var. (an. Da fesip denmiyor) Bu yetki anayasadaki durumlara bağlı, koşullu. 82 anayasası döneminde tüm seçimler 5 yıl dolmadan, erken secimle yapıldı. Yani 5 yıl uzun. 24 ve 61 anayasasında bu süre 4 yıldı. 12 Eylülden sonraki siyasetten uzaklaştırma düşüncesiyle süre 5 yıla çıkarıldı.
Anayasaya göre yenilenmesine karar verilen meclis yetkileri, yenisi göreve gelen kadar sürer(süreklilik kuralı). Bu kural 24 ve 61 anayasasında da var. Yani meclissiz dönem yok.
Anayasaya göre seçimler 1 yıllığına ertelenebilir. Savaş olması koşuluyla. Savaş sürürse erteleme tekrarlanabilir. Bu savaş fiilen yürütülen değil, TBMM tarafından ilan edilen savaşsa erteleme olabiliyor.
Anayasa milletvekili ara seçimlerine de değinmiş Milletvekili üyeliklerinde boşalma (istifa, ölüm vs. )olursa ara seçimle üyelikler doldurulur.
Ara seçim, genel seçimden de en geç 1 yıl önce yapılabilir. % 5’lik boşalma varsa, ara seçim, genel seçimden 3 ay sonra da olabilir.
82 anayasasında fesih yetkisi genişletiyor ama koşulsuz hale getirilmiyor. Anayasanın 116. maddesi koşulları belirtiyor. Bu koşullar genel olarak hükümet istikrarsızlığını belirten koşullar.
Cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesine karar verince bakanlar kurul çekiliyor ve geçici bakanlar kurul oluşturuluyor.
Seçimlerin yenilenmesi için bir başka kural daha var. Anayasanın öngördüğü 4 oylamada cumhurbaşkanı seçilemezse üyeler otomatik olarak yenileniyor. 1982 anayasası milletvekili seçimine yönelik kural getirmiyor. Ancak 95’te 61. maddeye eklene hükümle “seçim kanunları, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştırır biçimde düzenlenir”.
Şu anki seçim sistemi düşük nüfuslu, gerice illerin daha fazla temsiline, çok nüfuslu, ileri illerin az temsiline dayanıyor.
30 yaşını aşmış, en az ilkokul mezunu olan Türk vatandaşı milletvekili seçilebiliyor. 24 ve 61 de eğitim durumu aranmıyordu, okur yazar olma yeterliydi. İlkokul mecburi olduğundan bu önemli bir koşul değil. Kısıtlı olanlar, kamu hizmetinden yoksunlar, yükümlü olduğu halde askere gitmemiş olanlar, taksirli suçlar hariç en az 1 yıl hüküm giyenler milletvekili olamıyor.
61 anayasasına göre kamu görevlileri görevden istifa etmeden de milletvekili adayı olabiliyordu.
Sadece görevli olduğu bölgeden olamıyordu. Ama 82 anayasasında milletvekili adayı olmak için görevden ayrılmış olma koşulu bulunuyor. Bu, adaylığı zorlaştıran, anayasa ilkelerine aykırı bir hüküm.
Anayasanın 80. maddesine göre TBMM üyeleri seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, tüm milleti temsil eder. Genel seçim ilkesi.
Parlamento üyelerini görevlerin yerine getirebilmeleri için, serbestçe yapabilmeleri için bazı ayrıcalıkları olması doğaldır, kamu düzeni yararınadır. Kökeni parlamento-hükümdar çatışmalarına dayanır, yasamayı yürütmeye karşı korumak içindir. Üyeler isteseler de bu ayrıcalıklardan vazgeçemezler.
83. madde Yasama Dokunulmazlığı başlıklı Yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığından bahsediyor.Yasama sorumsuzluğu, milletvekillerinin meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden mecliste kalkınca vekil beraat ederse dokunulmazlık geri geliyor. Seçimden önce veya sonra gelen cezanın da uygulanmasını engelliyor.
Anayasa’ya göre dokunulmazlık tüm suçları kapsamıyor. Ağır cezayı gerektiren suçüstü halinde yada seçimden önce yürürlüğe girme kaydıyla 14. maddedeki suçlarda dokunulmazlık yok.
(14. madde-temel hak ve özgürlükler.)

MİLLETVEKİLLİĞİNİN DÜŞMESİ
Milletvekilliği düşme koşulları anayasanın 84. maddesinden yer alıyor. Bazı durumlarda üyeliğin düşmesi için TBMM kararı gerekmiyor. Seçilmeye engel bir suçtan mahkum olursa, parti kapatılmasına neden olduğu anayasa mahkemesi kararıyla ortaya konursa, üyeliği düşüyor.
1961 anayasası ile milletvekili ödeneğinin aylık tutarı belirleniyor (86. madde) Bu maddeye göre ödenek ve yollukların en çok 36 aylığı önceden ödenebilir.
Anayasanın 95. maddesine göre TBMM’nin çalışma düzeni kendi yapacağı iç tüzükle belirlenir. İçtüzüğün nasıl yapılacağı anayasada belirlenmemiş. 82 anayasası içtüzüğün meclisteki siyasi parti üyelerinin, partilerinin güçleri oranında katılarak hazırlanmasını öngörüyor. 24 anayasası döneminde muhalefetin katılması azalmıştı. Bu nedenle 61 anayasası ile düzenlendi. İçtüzük hazırlanması zor bu nedenle yeni içtüzük yok. 82 anayasasındaki içtüzük 73’tekini değiştirerek uygulanıyor.
Anayasanın 94. maddesi Başkanlık Divanını düzenliyor. Divanın kuruluşunda siyasi parti gruplarının üye sayısı oranında katılım olacak. Meclis başkanı ve Başkan vekillerinin bağımsız olması için anayasa bunları kendi partilerinin çalışmalarından uzaklaştırıyor.
80 öncesi meclis başkanı seçimlerinde sorunlar çıkmıştı. Meclis, başkanı olmadan çalışmaya başlayamıyor. Bu nedenle 82 anayasası meclis başkanın bir an önce seçmek için 4 türlü, gizli oylu ve 10 günlük seçimlerle başkan seçimini düzenlemiş.
Anayasa siyasi parti gruplarında söz ediyor. Bu grupların en az 20 üyesi olmalı. 61 anayasasında 10 kişi yeterliydi. Siyasi parti grupları önemli çünkü parti tavırları parti gruplarında oybirliği ile saptanır. Farlı görüşler ortaya atılır ama son karara hepsi disiplinle uyar. Anayasada grup kararı alınamayacak durumlar var mesela cumhurbaşkanı seçimi.

TBMM Komisyonları:
Meclisteki pek çok iş Genel Kurul’dan görüşülüp karara bağlanmadan önce komisyonda olur. Genel Kurul daha az çalışan, az teknik konularla uğraşır. Komisyonda iktidar-muhalefet yada parti ayrımı genel kuruldaki kadar kesin değil. Komisyonda siyasi parti grupları güçleri oranında temsil ediliyorlar.

MECLİS TOPLANMASI:
Anayasaya göre TBMM her yıl Ekim ayında kendiliğinden toplanacak. TBMM bir yasamla yılında en çok 3 ay tatil yapabilir. 15 günlük ara verebilir.
Meclisin tatil veya ara verme sırasında toplanması olağanüstü toplantı. Bakanlar Kurulu’nun istemiyle Cumhurbaşkanı çağırınca yada üyelerin 1/5 isteyip meclis başkanı çağırınca olağanüstü toplantı yapılıyor.

OYLAMA ve GÖRÜŞME
Genel Kurul görüşmeleri halka açık yapılır. Üye tamsayısının en az 1/3’ü ile meclis toplanır. Bu toplantı yeter sayısı. 61 anayasasında toplantı yeter sayısı salt çoğunluktu. 82’de 1/3 yapılıp yasama hızlandırıldı. Toplantı açılışında yeter sayı mutlaka olacak. Toplantı süresince çıkan üye olabilir. Yeni yoklama istenmedikçe önemli değil. Katılanların salt çoğunluğuyla karar alınıyor. 139 kişiden azsa (üyelerin ¼+1) karar alınamaz. 82 anayasasında hem toplantı hem karar alma yeter sayısı az çekilmiş ve çalışmalar kolaylaştırılmış.
Oylamalar içtüzükle belirlenmiş. Üyeler oyların kişisel kullanıyor ama 82 anayasası ile milletvekili olan bakanlar kurulu üyeleri toplantıda bulunamayacakları zamanlarda yine milletvekili olan bakana çift oy kullansın diye yetki verebiliyor.
Oylama açık, işaretle yada gizli oylama şeklinde oluyor.

TBMM GÖREV ve YETKİLERİ
Tüm parlamentolu sistemlerdeki gibi iki başlık altında toplanıyor.
- Yasa yapma yetkisi
- Yürütmeyi denetleme yetkisi
Anayasanın 87. maddesi yetkileri sayıyor ama diğer maddelere de gönderme yapıyor. Yani 87. maddedekilerden başka yetkileri de var. 87. maddedekileri kimileri (para basımı, af ve ölüm cezası vs.) sembolik yetkiler.
TBMM kanunla kendine yeni yetkiler edinemez. Yasa yapma TBMM’nin en geniş yetkisi.
Yasayı Bakanlar Kurulu ile milletvekilleri önerir. Yasayı Bakanlar kurulu önerirse tasarı, milletvekili önerirse teklif olur. Yasa teklifini yasalaşması zor. Bakanlar ancak milletvekili sıfatıyla yasa önerebilir.
İçtüzüğe göre tasarı ve teklifler komisyonlarda incelenip Genel Kurula gönderilir. Tasarı veya teklif burada kabul edilirse yasalaşır.
TBMM’nin reddettiği tasarı ve teklifler 1 yıl geçmeden tekrar önerilemiyor. TBMM kabul edince yasayı Cumhurbaşkanı 15 gün içinde yayınlamalı ( onaya değil. Meclis onaylıyor. Cumhurbaşkanı yayınlıyor). Eğer Cumhurbaşkanı yayınlanmasını uygun görmezse meclise geri gönderebilir. TBMM aynı yasayı çoğunluk aranmaksızın tekrara sunarsa Cumhurbaşkanı yayınlamak zorunda. Bütçe tasarısı istisna. Cumhurbaşkanı bütçe tasarısını 1 kez bile geri gönderemez. Çünkü bu yasa önemli ve gecikmemeli.
Anayasa değişiklikleri de kanun gibi numara alıyor. Bazı koşullar farklı kanundan TBMM üye sayısının en az 1/3’ü değişiklik önermeli. Bakanlar Kurulu anayasa değişikliği öneremiyor. Teklifin kabul edilmesi için en az 3/5 oy gerekiyor. Halk oyu bu çoğunluk (3/5) sağlanamazsa mecburi. Anayasa değişikliği önerisi gizli oyla yapılıyor, 2 kez görüşülüyor. Cumhurbaşkanı değişikliği tekrar görüşülsün diye geri gönderebiliyor. Bu 82 anayasasının getirdiği bir yenilik. Geri gönderilen değişikli önerisini tekrar cumhurbaşkanına aynen sunulması için 2/3 oy (367 tane) gerekiyor. Bu çoğunluk halk oylamacısına gitmemek yada cumhurbaşkanına tekrar gönderebilmek için gerekli. Cumhurbaşkanına daha az oyla sunulursa halk oylamasına sunulmak şartıyla yayınlanabilir.
Bir anayasa değişikliğine yönelik kanunu bir çok maddenin değişimini öngörüyor olabilir. Halkoylamasına sunulursa bunlar nasıl oylanacak? Anayasanın değişecek hükümlerinin hangilerini birlikte, hangilerinin ayrı ayrı oylamaya sunulacağı önceden belirlenir.
Bazı yasaların (bütçe ve kesin hesap yasası, uluslar arası antlaşmaların uygun bulunmasıyla ilgili kanun) özel yöntemleri var. Bütçe komisyonunda iktidar grup ve gruplarına 40 kişilik komisyonda 25 kişilik kontenjan veriliyor. Amaç hükümetin dilediği bütçeyi dilediği gibi hazırlayıp uygulamasını sağlamak, bir an evvel bütçeyi hazırlatmak. Bütçe kanunu genel kurula gelince milletvekilleri gider arttırıcı veya gelir azaltıcı öneri veremiyor. Anayasaya göre bütçe kanununa bütçe dışı hüküm konamıyor. Bütçe kanunu 1 yıl için geçerli.
Uluslar arası antlaşmaların onaylanması ve onayın uygun bulunması 2 ayrı aşama olarak ele alınıyor. Önce meclis onaylamayı uygun bulan kanunu çıkarıyor. Sonra Cumhurbaşkanı bu antlaşmayı onaylıyor. Her uluslar arası antlaşma için böyle bir kanun gerekmiyor. 90. madde bu durumları saymış.

MECLİS KARARLARI
TBMM bazı hukuki işlemleri meclis kararıyla yapıyor. Bunlar genelde iç işleyişine yönelik işlemler yada meclisin güvenoyu gibi yürütmeyle ilgili olan işlemleri.
TBMM’nin hükümetleri denetleme yetkileri de anayasada düzenlenmiş. En önemli denetim mekanizması gensoru yani siyasi sorumluluk.

YÜRÜTME
Yasama ve yargı dışında kalan işlemler diye tanımlanıyor. Bazen bireysel ve öznel nitelikteki bir karar olabilir, bazen hizmeti yerine getirmek olabilir. Yürütme dar anlamda üste yönetimi anlatıyor (devlet başkanı, bakanlar vs.). geniş anlamda ise idareyi de kapsıyor. Yürütme hukukun uygulanmasına yönelik bir işlem ama yerine getirmek için tüzük yönetmelik vs. de yapar.
Yürütme güçlendiriliyor. Bu hem kendiliğinden ortay çıkan bir süreç ürünü hem de güçlendirilmesi konusunda anayasada eğilim var. 61 anayasası yürütmeden görev olarak bahsediyor, yetki değil. 82 anayasasının gerekçesinde de vurgulandığı gibi yürütmenin güçlendirilmesi amaçlanmış ama 2 kanattan (cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulu) cumhurbaşkanı güçlendirmiş daha çok.
Dolaylı bir etki yasamanı hızlı çalışmasını sağlamış çünkü yasama olmadan yürütme olmaz. Yürütmenin fiili ve sorumlu kanadı olan bakanlar kurulu yasamada çoğunlukta. Bu sayede yürütme güçleniyor. Tek meclisli sisteme dönüş de yasamayı hızlandırdığından yürütmeyi güçlendiriyor. Yürütme, yasamanı çıkaracağı yasalara muhtaç.
Anayasada yürütme yetki ve görevi cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulunun, Devlet başkanı siyasi olarak yasamaya karşı sorumlu değil. Cumhurbaşkanı TBMM tarafından meclis içi veya dışından seçiliyor. Önceden sadece meclis üyeleri cumhurbaşkanı olabiliyordu ama şimdi üye öngördüğü ve önerdiği takdirde meclis dışından da adaya olunabiliyor. Görev süresi 7 yıl ve 2. kez seçilemiyor cumhurbaşkanı. 40 aşını doldurmuş TBMM üyesi değilse milletvekili seçilme yeterliliğine sahip, yüksek öğretim mezunu ise adaya olabiliyor. Basit çoğunluk öngörülmüyor çünkü amaç cumhurbaşkanını olabildiğince çok oyla seçmek.
Cumhurbaşkanlığının seçimi eski başkanı görev süresi dolmadan 30 gün önce veya makam boşaldıktan 10 gün sonra başlıyor.
30 günde seçim sonuçlanacak. İlk 10 günde adaylar ortaya çıkıyor. Diğer 20 günde en az 3 gün arayla oylamalar yapılıyor. İlk iki oylamada 2/3 çoğunluk aranıyor. Sonuç alınamazsa 3. turda salt çoğunluk aranıyor. Yine sonuç yoksa 4. turda en çok oy alan iki aday arasında tüm üye sayısını salt çoğunluğunu alan seçiliyor.
1961 anayasası cumhurbaşkanının tarafsızlığını pekiştirici kurallar getirmişti. 82 anayasası da bunu sürdürüyor. Cumhurbaşkanı partisiyle ilişkisini kesecek, tarafsız olacağına dair ant içecek. Meclis süresi cumhurbaşkanlığı süresinde kısa yanı cumhurbaşkanı farklı parlamentolarla çalışacak. 7 kez cumhurbaşkanı seçilememe de tarafsızlı için çünkü 2. kez seçilmek için bazı siyasal oyunlara girmek gerekecek.

CUMHURBAŞKANININ GÖREV ve YETKİLERİ
Anayasanın 104 ve 105. maddeleri buna değiniyor. 104. maddede cumhurbaşkanı devlet başkanı olarak tanımlanıyor. Devlet organlarının, anayasanın uygulanmasını denetleme, gözetme yetkisi cumhurbaşkanının. Bu bir konum tanımlaması ama cumhurbaşkanı güçlü kılıyor. 104. madde yetki ve görevleri üç grupta ele alınıyor;
- Yasamayla ilgili olanlar
- Yürütmeyle ilgili olanlar
- Yargıyla ilgili olanlar

Bu yektiler tüketici nitelikte değil. Yani yasalarla yeni yetki ve görevler de verilebilir.
105. maddede devlet başkanının siyasi bakımdan sorumsuz olduğu, tüm kararlarının başbakan ve ilgili bakan tarafından imzalanacağı (çift imza) belirtiliyor.
Bu kararları cumhurbaşkanının alacağı anlamına gelmiyor. Kararları başbakan ve bakan alıp kararname haline getirir, cumhurbaşkanına imzalatılır (üçlü kararname). Niye mekanizma böyle işliyor? Çünkü yürütmenin sorumlu kısmı bakanla. Peki cumhurbaşkanı her önüne gelen kararnameyi imzalamak zorunda mı? Hukuken hayır ama cumhurbaşkanın görevi yürütmeyi bloke etme değil, onun bir parçası olmak. Bu nedenle ilke olarak önüne sunulanı imzalaması beklenir.
82 anayasasında çift imzanı istisnası var. Daha önce yoktu, cumhurbaşkanı tek başına bir şey yapamıyordu. 105. maddede tek başına yapabileceği işlemler olduğu belirtiliyor. Bu işlemlerin neler olduğunu anayasa belirlemiyor. Ancak yürütmeni başı sıfatıyla değil, devlet başkanı sıfatıyla yapacağı işlemleri tek başına yapabileceğini çıkarabiliriz. Çünkü bunlar yürütmeye ait olmayan yetkiler. Bu yetkilerin belirlenmesi ve yaygınlaşmaması önemli çünkü cumhurbaşkanın re’sen (kendiliğinden) imzaladığı kararnamelere yargı yolu kapalı. Bu ilkeler belirlenmeyip yaygınlaşırsa yargı işleyemez, hukuk devleti özelliği yitirilir.
Cumhurbaşkanının vatana ihanet dışında göreviyle ilgili işlerde cezai sorumluluğu yok. Vatana ihanetin ne olduğuna TBMM karar veriyor. Milletvekilleri 1/3 oyla suçlarlarsa ve ¾ oyla kabul edilirse yargılanıyor. Yargılanması Anayasa Mahkemesinde 61 ve 24 anayasasında suçlu kabul edilmesi için gerekli çoğunluk 2/3’tur.

Anayasa Cumhurbaşkanlığın bağlı kuruluşlardan söz ediyor.
- Cumhurbaşkanlığı Konseyi- Artık yok
- Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği- Eskiden beri var ama 82 de anayasaya giriyor. Önceden Cumhurbaşkanının görevini yapa küçük bir örgütken şimdi devlet dairesi.
- Devlet Denetleme kurulu- doğrudan cumhurbaşkanına bağlı üyeleri cumhurbaşkanınca atanıyor. Silahlı kuvvetler ve yargı hariç her konuda araştırma ve incelmeme yapabilir ama yaptırımı yok ve işe yaramıyor.

BAKANLAR KURULU
Yürütmenin diğer kanadı ise geliş biçiminde 24 ve61 anayasasından farklı değil. Başbakanı Cumhurbaşkanı TBMM üyeleri de cumhurbaşkanı atıyor. Üyeler meclis dışından da olabilir yeter ki milletvekili seçilme yeterliği taşısınlar.
Cumhurbaşkanı bu atamalarda tamamen bağımsız değil. Atadığı başbakanın parlamentodan güven oyu alabilecek bir bakanlar kurulu oluşturup oluşturamayacağını göz önünde bulunduruyor.

Güven oylaması Bakanlar Kurulu göreve başlayınca görevini sürdürüp sürdüremeyeceğini belirler. Güven oylamasına katılanların salt çoğunluğu güveoyu verdiyse Bakanlar Kurulu görevini sürdürür.

Başbakan Bakanlar kurulu göreve sırasındayken güven oylamasına gidebilir. Bu durumda salt çoğunluk güvensizlik oyu vermediyse güven oyu alışmış sayılır.

Bakanlar Kurulu, kamu yönetimini üst kuruluşudur. Bakanlar Kurulu idari değil, yön verici bir kuruluş. Ortak çalışıp oy birliğiyle karar alıyor. Düzenleme yetkisi var. Kanunun düzenlenmesiyle ilgili düzenlemeler yapıp Kanunu Hükmünde kararname çıkarabiliyor. KHK’lar yasalara eşit, yasaları değiştirip kaldırabilir. KHK için önce TBMM yetki kanunu çıkarıyor. Bunda çıkacak kararnamelerin süresi, kapsamı, amacı vs. belirleniyor.

Yetki kanununa dayanarak Bakanlar Kurulu KHK çıkartıyor. KHK resmi gazetede yayınladığı gün meclise sunuluyor, yürürlüğe giriyor, mecliste görüşülmesi gerekiyor ama genelde görüşülmeden yürürlükte kalıyor. Meclis görüşünde KHK aynen kabul edilip yasalaşabilir, değiştirilebilir veya reddedilebilir.

Bazı konular hakkında KHK çıkarılamıyor. KHK’lar anayasa mahkemesinde, kanunlar gibi denetleniyor. Öncelikle yetki kanunu anayasaya uygun olmalı. Olmazsa ona dayanarak çıkarılan KHK iptal ediliyor çünkü yasal dayanağı kalmıyor.
Tüzükleri Bakanlar Kurulu çıkarıp Cumhurbaşkanına imzalatıyor. Yasaların uygulanmasını gösterme veya yasını emrettiği işleri belirtmek için çıkarılıyor. Danıştay inceliyor. Yönetmeliklerin Danıştay tarafından denetlenmesi şart değil.

Bakanların siyasi sorumluluğu parlamenter sistemin temel ve belirleyici özelliği. Bakan, Bakanlar Kurulu işlemlerinden genel, kendi evraklarından özel olarak sorumludur. Bu sorumluluk siyasi veya cezai olabilir. Bakan görevinden alınabilir, istifaya zorlanabilir. Cezai sorumluluk süreci TBMM’nin işletiminde ve bunu yüce divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi yargılıyor.

SİVİL İKTİDAR-ASKERİ OTORİTE
61 ve 82 anayasası askeri darbe sonucu yapıldığından sivil-asker ilişkileri düzenlenmiş. 60’daki askeri yönetimden sonra orduyu neredeyse özelleştiren eğilimler gelişti. 70 sonrası ise askeri otoritenin devlete yaşamındaki rolü güçlendirildi. 82 anayasasında ise bu ilişkiler iyi düzenlenmiş değil.

61 anayasasıyla MGK anayasal bir kuruluş oluyor. Önceleri MGK yardımcı ve görevi görüş bildirmek olan bir kurulken 71’den sonra “yardımcı” lafı olmaksızın görüş tavsiye eden bir kurul oldu. 82 anayasasına göre 5 sivil ve 5 askerden oluşuyor. Devletin milli güvenliği konusunda Bakanlar Kuruluna görüş bildirip ülkenin varlığı, bütünlüğü, bağımsızlığı, huzuru vs. hakkındaki tedbir ve kararları etkiliyor.

OLAĞANÜSTÜ YÖNETİMLER
Gerekli kararların alınması için yürütmeye hızlı ve etkili karar alsın diye ek yetki ve imkanlar verilir, temel hak ve özgürlükler normale göre daha fazla sınırlanır. Bunlar hukuka dayalı olmalıdır.

1982 anayasasında üç tür olağanüstü hal belirtiliyor;
- Doğal afet, salgın hastalık veya ağır ekonomik bunalım.
- Şiddetin yaygılaşması ve kamu düzeninin bozulması siyasi bir durum.
- Sıkıyönetim savaş hali, savaşı gerektirecek bir durum veya ayaklanma olduğunda ilan edilir.
- İlk iki olağanüstü hal durumunda yetkiyi sivil otorite kullanıyor ama sıkıyönetimde askeri otorite de güç sahibi oluyor.

3’ünü de Cumhurbaşkanlığı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu ilan edip resmi gazetede yayınlayacak. TBMM en fazla 6 ay süreyle ilan edebilir. 4 ayı geçmemek şartıyla TBMM süreyi uzatabilir.
Bu hallerde idari yargı yok. Yüksek Askeri Şura kararları, Cumhurbaşkanın tek başına aldığı karalar ve Hakimler ve Savcılar Yük. Kur. Kararlarına yargı yolu kapalı.
Olağanüstü Hallerde de KHK çıkıyor ama bildiğimiz KHK’dan farklı. Olağanüstü hallerde KHK’yı cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu çıkarıyor. Yetki yasası gerekmiyor. Olağanüstü Hal veya sıkıyönetimin geçirli olduğu bölgede uygulanıyor. Bunlara karşı aykırılık iddasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamıyor. Resmi gazetede yer alıp TBMM onayına sunuluyor ama öncelikle görüşmesi gerekmiyor. Bu KHK’lar temel hak ve özgürlükleri düzenleyebilir.
Meclis onaylarsa kanun olup anayasa mahkemesince denetlenebilirler.

YARGI
1961 anayasası ile bu alan özel olarak düzenlendi. 1982’deki yaklaşım 1961’dekinden farkı. 1961’de yargı yürütmeden uzak tutuluyordu. 1982’de ise yürütmenin yargı üstündeki etkisi kurumlaştırılıyor ve bu cumhurbaşkanının güçlendirerek yapılıyor, bakanlar kurulunu değil.

ANAYAKA MAHKEMESİ
11 asıl 4 yedek üyeden kuruluyor. Yedek üye hep yedek üye. Asıl üyelik boşalsa bile yedek kalıyor. Yedek üyeler, en kıdemliden başlayarak, asıl üyenin katılmadığı mahkemelere katılıyor. Tüm üyeleri Cumhurbaşkanı 146. maddedeki esaslara göre seçiyor. 65 yaşında emekli oluyor.
Anamaya mahkemesinin asıl görevi “norm denetimi”. Yasaların, Kanun Hükmünde Kararnamelerin ve iç tüzüğün anayasaya uygunluğu norm denetimi ile 2 biçimde olur.
- Biçim bakımından: İlgili normun anayasaya uygun yapılıp yapılmadığı. Sınırlı bir denetim. Son oylama öngörülen çoğunlukla yapıldı mı yapılmadı mı ona bakıyor.
- Öz akımdan: Yasa, KHK ya da içtüzüğün anayasa ile çatışıp çatışmadığının belirlenmesi. Yani metinle karşılaştırılıyor. Yerindelik bir denetim olmamalı. Yani bu norm yerinde mi, ülkeye, kamuya yararlı mı diye sormayacak. Bunu sormak meclisin görev. Mahkeme normun denetimini neye göre yapacak? Anayasa yeterli değil çünkü sazı ilkeler var ki içeriği anayasada tam belli değil. Bu durumda anayasallık bloğu mihenk taşı olacak.

Norm denetimi 2 şekilde yapılıyor;
1- Soyut norm denetimi (İptal davası)
Bir normun anayasaya aykırılık iddiasıyla, görülmekte olan bir davayla ilgili olmaksızın denetlenmesi. Cumhurbaşkanı, iktidar ve muhalefet partisi meclis grupları, TBMM’nin 1/5’i kadar üyeler (110 kişi) dava açabiliyor. İptal davası biçim bakımındansa sadece cumhurbaşkanı ve 110 milletvekili açabiliyor davayı ve normalde iptal davası açma süresi 60 günken, biçime yönelikse 10 gün.

2- Somut norm denetimi (itiraz yolu)
Bir normun anayasaya uygunluğunun yürürlükteki dava aracılığıyla denetlenmesi. Anayasanın152. maddesi bundan bahsediyor. Bu yol hem deha dar (dava görülürken açılıyor), hem daha geniş (süresi yok ve herkes açılmasına neden olabilir.) Anayasaya göre yürürlükteki davanın her aşamasında aykırılık iddiasında bulunabilir. Anayasa mahkemesi 5 ay içinde önüne bu şekilde gelen normu sonuca bağlayacak aksi takdirde norm olduğu gibi uygulanacak. Ancak pratikte böyle olmuyor ve anayasa mahkemesinin sonucu bekleniyor. Anayasa mahkemesi işin esasına girerek red kararı verdiyse 10 yıl boyunca bu red kararı geçerli.
Anayasa mahkemesinin Yüce divan Görevi’de var. TBMM üyelerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına, üyeliklerinin düşürülmesine bakıyor.
Siyasi partilerin denetimini de yargı alanında anayasa mahkemesi yapıyor. Yargıtay cumhuriyet başsavcılığı kapatılması istemiyle dava açınca anayasa mahkemesi karar bağlıyor.
Anayasa mahkemesinin kararları kesin. Temyiz veya karar düzeltilmesi söz konusu değil. Resmi gazetede yer alır. Yasama, yürütme, yargı kurumlarını, tüzel ve gerçek kişileri bağlar.
Red kararı normun anayasaya uygun olduğunu değil, aykırı olmadığını belirtir. Red kararları hemen açıklanabilir. Fakat iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. Bu 1982 anayasası ile getirilmiş bir hüküm. Diyelim ki yasa iptal edildi. Neden iptal edildiği açıklanmazsa yeni yasa neye göre yapılacak?

Anayasa mahkemesi iptal ederse kanun geri gelmez. Kararları geri yürümez. Amaç hukuk istikrarını sağlamak. Anayasa mahkemesi kanunun yürürlüğünü durdurabiliyor. Önüne gelen kanunun uygulanması telafisi olmayacak durumlar yaratıyorsa (adam idam cezası ile yargılanıyorsa) yürürlüğü durdurulur. Bu yetki anayasada yok. Anayasa mahkemesi kendi kendine edinmiş.

SAYIŞTAY
TBMM adına, genel ve katma bütçeli kuruluşların gelir giderleri ile mallarını denetiyor. Sayıştay’ın esas görevi denetim ancak anayasa yargıda ele alıyor. Sayıştay yüksek mahkeme sayılmıyor.
Sayıştay’ın yargı kararlarına karşı idari yargı yolu kapalı aynı konuda hem Sayıştay’ın hem de Danıştay’ın kararı varsa Danıştay’ın kararı geçerlidir.

HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU
Kendine özgü kurulmuş bir teşkilat yapısı var. Adalet Bakanlığı içinde çalışıyor, bakanlığın büro ve dosya hizmetlerinden yararlanıyor. Adalet Bakanı kurulun başkanı.

Bu Bilgiyi Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • BarraPunto
  • Bitacoras.com
  • BlinkList
  • blogmarks
  • BlogMemes Fr
  • BlogMemes Sp
  • Blogosphere News
  • blogtercimlap
  • co.mments
  • connotea
  • Current
  • Design Float
  • Diigo
  • DotNetKicks
  • DZone
  • eKudos
  • email
  • Fark
  • Faves
  • Fleck
  • FriendFeed
  • FSDaily
  • Global Grind
  • Gwar
  • HackerNews
  • Haohao
  • HealthRanker
  • HelloTxt
  • Hemidemi
  • Hyves
  • Identi.ca
  • IndianPad
  • Internetmedia
  • Kirtsy
  • laaik.it
  • LinkaGoGo
  • LinkArena
  • LinkedIn
  • Linkter
  • Live
  • Meneame
  • MisterWong
  • MisterWong.DE
  • MSN Reporter
  • muti
  • MyShare
  • MySpace
  • N4G
  • Netvibes
  • Netvouz
  • NewsVine
  • NuJIJ
  • PDF
  • Ping.fm
  • Posterous
  • ppnow
  • Propeller
  • Ratimarks
  • Rec6
  • Reddit
  • RSS
  • Scoopeo
  • Segnalo
  • Simpy
  • Slashdot
  • Socialogs
  • SphereIt
  • StumbleUpon
  • Symbaloo
  • Suggest to Techmeme via Twitter
  • Technorati
  • ThisNext
  • Tipd
  • Tumblr
  • Twitter
  • Twitthis
  • Upnews
  • Webnews.de
  • Webride
  • Wikio
  • Wikio FR
  • Wikio IT
  • Wists
  • Wykop
  • Xerpi
  • Yahoo! Bookmarks
  • Yahoo! Buzz
  • Yigg
  • Add to favorites
  • Blogplay
  • 豆瓣
  • 豆瓣九点
  • Diggita
  • LaTafanera
  • MOB
  • QQ书签
  • SheToldMe
  • viadeo FR