TARİH: İnsan topluluklarının bir biriyle olan ilişkilerini yer ve zaman göstererek neden sonuç ilişkisi içinde inceleyen bilimdir. Deneyi, gözlemi yapılamaz ve tekrarlanamaz. Tarih öncesi devirler(Prehistorya): Yontmataş, cilalıtaş ve maden devridir.
TÜRK ADININ ANLAMI VE KÖKENİ
1)- Ziya Gökalp’e göre; Töre kelimesinden gelir. Buna göre Türk demek “Türeli=Nizamlı,geleneklerine
bağlı” demektir.
2)- Danimarkalı Bilgin WAMBERY’e göre Türemekten (Türük) gelir. Buna göre Türk demek TÜREMİŞ, ÇOĞALMIŞ demektir.
3)- Kaşgarlı Mahmut’un “Divan-ı Lügatıt Türk” adlı eserinde Türk demek “OLGUNLUK ÇAĞI” demektir.
4)- Genel olarak Türk demek, GÜÇLÜ,KUVVETLİ manasında kabul edilir.
TÜRKLERİN KULLANDIĞI TAKVİMLER:
1-12 Hayvanlı Takvim: 1 yıl 365 gün ve 12 aya, Gün 12 kısma ayrılmıştır.
2-Hicri Takvim: İslamiyeti kabulden sonra benimsenmiştir. Hicri takvimin başlangıcı (miladi 622) Hz.Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göçüdür. Ay yılı esasına dayanır. 1 yıl 354 gündür.
3-Takvim-i Meliki: Selçuklu sultanı Melikşah adına düzenlenmiştir.
4-Rum-i Takvimi: 1.Mahmut zamanında (1676) Mali işlerde kullanılmaya başlanmıştır.
5-Miladi Takvim: 1925 yılında çıkarılan bir kanunla kabul edilmiştir. Hz.İsa’nın doğumuyla başlar.
(KPSS’de İlk Uygarlıklardan Soru Gelmemektedir. )
ASYA VE MISIRDA KURULAN İLK UYGARLIKLAR
MEZEPOTAMYA: İlkçağın ilk ve en önemli uygarlıklarının geliştiği bölgedir. Mezepotamya, Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan bereketli toprakları ifade eder. Sümerler, Elamlar, Akatlar, Babiller, Asurlular uygarlıkları mezepotamya uygarlıklarıdır.
Sümerler: Şehir devleti kurmuşlar. Merkeziyetçilik ve mutlakiyetçilik vardır. Çivi yazısını icat ettiler. İlk hukuk devletidir. Tarihte bilinen ilk yazılı kanunlar Urgakina tarafından hazırlandı. Sümerler, edebi metinler yazmışlardır. Gılgamış destanı, Tufan menkıbesi… matematik, geometri ve astronomi alanında temel teşkil eden çalışmalar yapmışlardır. İlk gözlemevini kurup burçları bulmuşlardır. Düzenli posta örgütleri kurmuşlar. Sümerler, köleci bir toplumdur.
Akadlar: Samiler kurmuşlardır. Akadlar, Sümer uygarlığını ön Asya’ya yaymışlardır.
Elamlar: Sümerleri yıkan toplumdur.
Babiller : Kral Hammurabi 282 maddelik kanun hazırladı. Mutlak krallık denilen devlet yönetiminin ilk örneğidir. Babil’in asma bahçeleri, Babil kalesi üstün sanat değeri taşır.
Asurlular: Kayseri yakınlarında Kaniş’te(Kültepe).Anadolu’da ticaret kolonileri kurmuşlardır. Karum denilen pazar yerleri ve suvari birlikleri kurmuşlardır. Başkent Ninova’da saray ve tapınak yapmışlardır.
ÇİN UYGARLIKLARI : Tunguz, Türk, Moğol ve Tibet kültürüdür. Resim yazısı, 11.YY’da Mürekkep, 200 yılında Kağıt, M.S.8.YY’da Matbaayı bulmuşlardır. Toprak eşya ve ipek yapımında ustalaşmışlar bunları ipek yolu ile batıya aktarmışlardır. Türk akınlarından kurtulmak için Çin Seddini yapmışlardır. Hun ordu kıyafetlerini kullanmışlar, barut ve pusulayı icat etmişlerdir.
Hint Uygarlığı: Kast sistemi; Sint medeniyetine son veren asilerin başlattığı sistemdir. Bu kast sistemi Hindistan’ın millet haline gelmesini engellemiştir.
İskit Uygarlığı : Kadın egemenliğine dayalı bir toplumdur. At, bu kültürde önemlidir. Üzengi ilk defa İskitler tarafından kullanılmıştır.
İran Uygarlığı : İran uygarlığı, Medler ve Persler tarafından gelişmiştir. Ülke satraplık denilen eyaletlere bölünmüştür. Medler, Ticareti canlandırdılar. Posta örgütü kurdular. Düzenli ve güçlü ordu birlikleri kurdular. Dinleri Zerdüşlük (Ateşe tapan)
Fenike Uygarlığı : Tüccar bir kavimdir. Gemicilik sanatı gelişmiştir. Latin alfabesinin temelini oluşturdular. Fildişi işlemesi ve camı buldular.
İbraniler: Hz.Musa zamanında Kudüs’ü başkent yaptılar. Tarihte ilk tek tanrılı inanca sahip toplumdur. Bu dinin yalnız İbrani halkına gönderildiğine inanırlar. Bunun sonucu Musevilik dünya dini olamamış, buna karşılık Musevilerin, eriyip yok olmasını önlemiştir.
ANADOLU UYGARLIKLARI : Hitit (Eti), Frigya, Lidya, İyon, Urartu uygarlıkları kurulmuştur. İlk bölgesel yönetimler orta asya kökenli proto Hititler tarafından kurulmuştur. Yerleşim merkezleri:
Çanakkale : Truva Burdur : Hacılar
Çorum : Alacahöyük Antalya: Karain
Yozgat : Alişar Konya : Çatal höyük
Hititler (M.Ö.2000-M.Ö.1200): Kafkasya’dan gelerek Kızılırmak çevresine yerleştiler. Başkenti Hattuşaş’tır (Boğazköy) Hititler, Anadolu da ilk merkeziyetçi krallığı kurdular (Pankuş). Tarihte bilinen ilk meclisi kurdular. Hitit hiyerogrif yazısını kullandılar. İlk tarih yazmacılığı örneklerini verdiler. Anal denilen yıllıklara kayıt yaptılar. Kanunları tabletlere yazdılar. Mısır ordusu ile tarihin ilk büyük meydan muharebesi olan kadeş savaşını ve kadeş anlaşmasını yaptılar. Tarihin en eski ve önemli anlaşması kadeş anlaşmasıdır. Anlaşmanın bir metni Mısır da karnak tapınağında, diğeri Boğazköy de ki Eti devlet arşivinde bulunmuştur.
Frigya (M.Ö.1200-M.Ö.676) : Frigyalılar, trak kökenli bir kavimdir. Başkenti Gordion’dur. Ekonomileri tarıma dayanıyor. En büyük tanrısı kibale, en ünlü hükümdarı Milas’tır. Kaya mezarları ünlüdür. Geçmeli mobilya yapmışlardır.
Lidya (M.Ö.680-546): Gediz ve Menderes ırmağı civarında kurulmuştur. Başkenti Sard’dır. Batı kültürünün etkisinde kalmışlardır. Kimmerler’i Anadolu’dan çıkardılar. Sard’dan Elam’da sus şehrine kadar uzanan, en eski ticaret yolu “Kral Yol”unu yaptılar. Tarihte ilk kez para kullanan toplumdur. Paranın icadıyla ticaret hacmi artmıştır. Ücretli askerlerden oluşan ordu kurdular. Savaşta med’lere yenildiler ve pers’ler tarafından tarih sahnesinden silindiler.
İyon (M.Ö.1200-334): Aka’ların İzmir civarına yerleşerek yerli halkla meydana getirdiği uygarlıktır. İyonlar uygarlıkta çok ileri gitmişlerdi. İlk kez demokratik yönetim oluşturdular. Mimaride İyon düzeni olarak bilinen yapı tarzını oluşturdular. Matematikte: Tales ve pisagor, Fizikte; Aneksinemes, Tıpta; Hipokrat, Tarihte; Heredot, Şiirde; Şair Homeros, Felsefede; millet okulunun kurucusu iyonlardır. Yunan kültürünün oluşmasında İyon’lu bilginlerin katkısı vardır. Persler tarafından yıkılmıştır.
Urartu (M.Ö.900-600) : Başkenti Van Tuşba’dır. Sulama kanalları yaparak tarımı geliştirdiler. Kale, saray, tapınak yapmışlardır. Kabartma kaya oymacılığı, maden işlemeciliğinde ileri gitmişlerdir. Med’ler tarafından yıkılmışlardır.
EGE UYGARLIKLARI: Girit, miken, yunan
Girit Uygarlığı : Ege bölgesindeki en eski uygarlıktır. Coğrafi konumu. Knossos rasayı Girit’in en önemli sanat eseridir. Ticaret ve denizcilikle uğraşmışlardır. Tiyatro ve kanalizasyon tertibatı kurmuşlardır. Günümüze ulaşan kabartma freskler dikkat çekicidir.
Miken Uygarlığı : Mora yarımadasının doğunda miken uygarlık merkezidir. Krallar için yapılan kuyu mezarlar, trins ve miken şatoları eserleridir. Miken kralı Aga Memun’un Truva’yı alış öyküsü Momerosun ilyada destanında anlatılmıştır.
Yunan Uygarlığı : Isparta, Atina, Korint, Tebai,… küçük şehir devletlerinden kurulmuştur. Demokratik bir toplum yapısı oluşturulmuştur. Drakon ve solon kanunlarıdır. Ege, Akdeniz ve Karadeniz de koloniler kurdular. M.Ö.5.YY siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda geliştiler. Helen klasik çağı. Tarihçi Heredot ve Tukidides bu devirde yaşadı. Akademi ve okulların kurulmasıyla, bilimsel çalışmalar yapıldı. Aristo, bütün yönetim şekillerini incelemiş; monarşi, Aristokrasi ve Demokrasi olarak üç’e ayırmıştır. Mimari de iyon, dor korint etkisinde kalmışlardır. Dört yılda bir olimpiyat düzenlemişlerdir.
Helenizm Uygarlığı : Yunanistan’ın dışında, yunan etkisiyle gelişmiş olan uygarlığı Helenizm adı verilir. Makedonya kralı İskender Doğu-Batı sentezinde dünya devleti kurmak istemiştir. İskenderiye ve Bergama da büyük kütüphaneler, Antakya da bilim merkezi kurulmuştur. Arşimet, Matematiğin; Öklit ve Apollonios, Geometrinin temelini atmışlardır. Eratosten dünyanın çevresini hesapladı. Anatomi bilgisi (İnsanın fiziki yapısını inceleyen bilim) gelişti.
Roma Uygarlığı: İtalya’da doğmuştur. (375 Kavimler Göçü) 395’te Kavimler Göçünün etkisi ile ikiye bölünmüştür. İlk çağın en büyük köleci devletidir. Hristiyanlığı resmi devlet dini yapmışlardır. Aristokratlarla (Particiler) halk (Plep) arasında ki sınıf mücadelesi sonucunda 12 Levha Kanunları çıkarılmıştır. Latince bilim kültür dili olarak Akdeniz’e yayıldı. Yunan ve Helen uygarlıklarının geliştirerek Avrupa’ya yayılmasını sağlamışlardır. Lejyon adı verilen askeri birliklerden daimi ordu kurmuşlardır.
TÜRK TARİHİNİN KARAKTERİ: Dağınık yaşamışlar, değişik bölgelerde yaşamışlar. Sürekli yeni yurt ve iklimler aramışlar. Ortak bir milli kültürün sahibi olmuşlar. Birisi siyasi hayatını kaybederken diğeri iktidarın zirvesine ulaşmıştır. Türk tarihi: Çeşitli Türk Devlet ve zümrelerinin ayrı ayrı bölgelerde ortaya koyduğu “Tarihlerin” bütünüdür.
ANAYURTTAKİ TÜRK KÜLTÜRLERİ: Anav, Kelteminar, Afanesyeva, Andronova, Karasuk, ve Togar kültürleridir. Anayurt: Türklerin ilk ve anayurdu Orta Asya’dır. Orta Asya’nın sınırları şöyledir : Doğuda Kingan ( Kadırgan ) Dağları, Güneyde Hindikuş, Karanlık dağları, Batıda Hazar Gölü, Kuzeyde Sibirya ovaları ile çevrili toprak parçasıdır.
Göçler: İklim, kıtlık ve kuraklık, salgın hayvan hastalığı nüfus kalabalığı, kavimler arasındaki güç kavgaları, anlaşmazlıklar ve Çin saldırıları göçe neden olmuştur.
Hunlar : Afganistan, Kuzey Hindistan
Kuzey Hunları : Avrupa’ya
Oğurlar : Güney batı Sibirya ve güney Rusya
Sibirler : Kafkasya’ya
Avarlar : Orta Avrupa’ya
Bulgarlar : Balkanlar ve Volga nehri boylarına
Macarlar : Orta Avrupa’ya
Uygurlar : İç Asya’ya
Oğuzlar : İran ve Anadolu’ya
Hazarlar : Kafkasya’ya
Peçenekler : Doğu Avrupa ve Balkanlar
Kumanlar : Doğu Avrupa ve Balkanlar
Uzlar : Doğu Avrupa ve Balkanlar
İLK TÜRK DEVLETLERİNDE KÜLTÜR ve UYGARLIK
Devlet Yönetimi : Devletin başında Kağan ( Hakan ) adı verilen bir hükümdar bulunurdu Hakan’ın eşine Katun (Hatun) denilirdi . Kağan devlet işlerini danıştığı Kurultay denilen meclis vardı .
Din ve İnanış :Türkler Gök Tanrı’ya inanırlardı . Buna göre bütün Dünyayı yaratan Gök Tanrı idi , Din adamlarına kam ( taman ) denirdi . Ölüleri için yapılan törene yuğ , mezarlarına kurgan denirdi . Ölenler eşyaları ile gömülürdü . Türkler arasında sonraları bilhassa Uygurlar döneminde diğer dinler de yayıldı . Türkler daha sonraları ( 10. yy ) Müslümanlığı kabul ettiler .
Sosyal ve Ekonomik Yaşam :Türkler önceleri yarı göçebe olarak yaşadılar. İlk şehirlerini Göktürkler zamanında kuran Türkler Uygurlar döneminde de yerleşik yaşama geçtiler . Göçebe olanlar kıldan yapılmış yurt adı verilen çadırlarda yaşarlardı .
Yazı Dil ve Edebiyat :Türk devletlerinde ilk yazı Göktürk Devletinde kullanıldı . Göktürk Alfabesi denilen bu yazı 38 harften oluşur . Orhun Yazıtları Göktürk Alfabesi ile yazılmıştır . Yazıtlar Türk edebiyat tarihinin ilk yazılı bellgelerindendir . Yazıtlar Kültigin , Bilge kağan ve Tonyukuk adlarına dikilmiştir . Kitabelerin yazarı olan Yuluğ Tigin bilinen ilk Türk edebiyatçılarındandır .
Toy: Toy veya kurultay denilen devlet meclisi. Halk “Töre” düzeni ile yönetiliyordu. Federal yönetim, Ülkenin prensler arasında paylaşımı.
Todun : Eski Türk toplumunda Vergi Memuru
İLK TÜRK DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE MEDENİYET
1)- DEVLET YÖNETİMİ
A) DEVLET: İslamiyetten önce Türkler devlete İL veya EL demişlerdir. Hükümdarların Ünvanları: Türkler Hükümdarlarına Şanyü,Tanhu, Hakan, Han, Yabgu, İlteber, İdi-kut, Erkin gibi ünvanlar vermişledir.
Türk Hükümdarlarının Tahta Çıkışı :1- Hanedan üyeleri arasında siyasi ve askeri mücadeleyi kazanan hükümdar olarak tahta çıkıyordu. (En sık rastlanan durum) 2- Hükümdarın rakipsiz aday olması(Bu durumda taht kavgası olmadan başa geçiyordu.) 3- Seçim Usulü (Kengeş, toy veya kurultay denilen devletin ileri gelenlerinden oluşan meclisin toplanarak hanedan üyelerinden birini tahta geçirmesi. 4)-Ekber ve Erşed(En yaşlı ve Olgun) olanın başa geçmesi. (Bu yöntem III. Ahmet zamanından itibaren sadece Osmanlı Devletinde uygulanmıştır.
Türk Devletlerinde Hükümdar: Hanedandan olan bütün erkeklerin hükümdar olma hakları vardı. (Kardeşler, kardeş çocukları, amca, amca çocukları ve diğer hanedan üyeleri.)
Kut Anlayışı : Türkler devleti yönetme yetkisinin TANRI tarafından verildiğine inanıyorlardı. Tanrı tarafından verilen bu yönetme hakkına KUT diyorlardı. KUT’un kan yoluyla hükümdarın tüm erkek çocuklarına geçtiğine inanıyorlardı. Bütün hanedan üyelerinde KUT olduğundan kendine siyasi ve askeri bakımdan güvenen kişi TAHT KAVGASINA girebiliyordu. Bu durum Türk devletlerini ya iç savaş sonucu istkrarsızlığa, yada bölünmeye götürüyordu. Türk töresinde ana-babaya itaat esas olmasına rağmen, hükümdar bunun dışında tutulmuştur. Devletin devamı için baba-oğul veya kardeşlerin birbirleriyle mücadelesi normal karşılanmıştır. Çünkü bu sayede en güçlü ve en yetenekli kişi devletin başına geçecektir.
İkili Yönetim(Çifte Krallık): Türk Devletlerinde hükümdar yönetimi kolaylaştırmak için ülkeyi SOL(Doğu) ve SAĞ(Batı) olmak üzere ikiye ayırırdı. Ortada (Merkezde) ise asıl hükümdar bulunurdu. Sağ ve Solda ise Hanedan üyelerinden YABGU’lar bulunurdu.
B) MECLİS VE HÜKÜMET: Türk Meclislerine TOY, KURULTAY veya KENGEŞ denilirdi. Kurultay’da devletin ana meseleleri görüşülür, hükümdarın ölümü, savaş veya milli felaketlerde kurultay toplanırdı.
AYGUCI : Hükümet başkanı(başbakan)
BUYRUK : Bakan
TAMGACI: Dış siyaset işlerini yürüten görevliler
TİGİN: Hükümdar çocukları (Tekin)
ŞAD : Diğer Hanedan mensupları
Bunların dışında İnal, inanç, tarkan, bağa, tudun, çor, külüğ, apa, ataman gibi devlet görevlileri de vardı.
2)- TOPLUM TAPISI: Türk toplumu;
Oguş : Aile
Urug :Soy=Aileler birliği
Bod(Boy) :Kabileler
Budun : Millet denilen birimlerden oluşuyordu.
Boyların başında bulunan BEY’ler, töreye göre boyu idare ederlerdi. Boyların bir araya gelmesiyle Devlet(İL) kurulurdu.
Türk Toplumunun Özellikleri: Halk hürdü. Herkes aynı işi yaptığından(hayvancılık) aralarında kesin
olarak SINIF’ların ortaya çıkması imkansızdı. Yaşam biçimleri GÖÇEBE olduğundan savaşta elde ettikleri esirleri çalıştırmaya elverişli değildi. Bu yüzden Türk toplumunda KÖLE sınıfı yoktu. Din adamları
diğer toplumlarda olduğu gibi imtiyazlı değillerdi.
3)- ORDU: Türk Ordusunun başlıca özellikleri şunlardı:
a)- Türk ordusu ücretli değildi.
b)- Türk Ordusu daimiydi. (Kadın-erkek her an savaşa hazırdı.)
c)- Türk Ordusunun temeli ATLI askerlerden meydana geliyordu.
Türk ordu teşkilatını ilk kuran METE HAN olmuştur. Mete Orduyu 10′luk sisteme göre teşkilatlandırmıştı. Onluk sistem daha sonra tüm Türk devletlerinde kullanılmıştır. (Türk ordusu; Çin, Roma,Bizans, Rus ve Moğol Ordu teşkilatı üzerinde etkili olmuştur.) Türk Ordusunu Silahları: Ok, yay, kement, kılıç, kargı, süngü, kalkan vb…
4)- HUKUK: Türklerde yazılı olmamakla beraber, gelişmiş bir hukuk anlayışı vardı. Bu hukuk kurallarına
TÖRE(Türe) denilirdi. Hükümdarın başkanlık ettiği ve siyasi suçlara bakan yüksek mahkemeye YARGU adı verilirdi. YARGANLAR(Yargucu) idaresindeki mahkemeler ise adi suçlara bakarlardı.
5)- DİN VE İNANIŞ: İslam öncesi Türklerin din ve inanışlarını şu 4 grupta toplayabiliriz:
1- Tabiat Kuvvetlerine İnanma: Dağ,ağaç, göl, kaya gibi varlıkların gizi güçlere sahip olduklarına inanırlardı.
2- Atalar Kültü: Ölmüş büyüklere ve atalara ait hatıralar kutsal sayılır ve saygı gösterilirdi.
3- TENGRİZM (Şamanizm : Rusların Türk dinini küçümsemek için verdikleri isimdir): Kam veya Şaman adı verilen kişilerin, kötü veya iyi ruhlarla temas sağladıklarını inanılarak, bunların büyücülük ve sihir özelliklerine başvururlardı. Şaman inançları Anadolu’da hala varlığını sürdürmektedir. Örneğin; Gelinlerin üzerine buğday veya para atmak, Eşikten atlamanın uğursuz kabul edilmesi, tahtaya vurmak, kurşun dökmek gibi…
4- Göktanrı Dini: Türklerin İslamiyetten önceki dini Göktanrı diniydi. Bu dine göre Türkler; Tek bir Tanrının evreni yarattığına ve gökte oturduğuna inanıyorlardı. Öldükten sonra dirileceklerine inandıklarından, ölülerini atı,eşyaları ve silahıyla birlikte gömüyorlardı. Cennet’e UÇMAĞ, cehenneme ise TAMU diyorlardı.Mezarlara ölünün,sağlığında öldürdüğü düşman sayısı kadar BALBAL adı verilen küçük heykeller dikerlerdi. İnanışa göre, yeniden dirilecek kişi atıyla cennete gidecek, ve öldürdüğü düşmanlar sonraki yaşamında ona hizmet edeceklerdir. Ölüleri içöin YOĞ adı verilen cenaze törenleri yapar, ve ardından yas tutarlardı. Türkler arasında ayrıca Maniheizm(Mani dini), Budizm, Musevilik, Hırıstiyanlık gibi dinlerde yayılmıştı.
6)- EKONOMİK HAYAT: Göçebe bir hayat yaşayan Türkler belirli iki merkez arasında (yaylak-kışlak)
hayatlarını sürdürürlerdi. Hayvancılık temel geçim kaynağıydı. Koyun, keçi, at en çok beslenen hayvanlardı. Bunun dışında sığır, katır ve deve de yetiştirilirdi. Beslenme ve giyimde hayvan ürünlerinden yararlanır ve
bunları satarak geçimlerini sağlarlardı. Tarım da gelişmişti. Arpa, buğday, darı gibi tahılları yetiştiriyorlardı. Savaşlarda elde edilen ganimetler ve devletlerden alınan vergiler gelir kaynaklarıydı. Ticaret önemli bir gelir kaynağıydı. Türk ülkeleri İPEK YOLU üzerindeydi. Çin-Türk mücadelesinin temel nedeni İpek Yoluna hakim olmaktı. Ayrıca Hazar ve Bulgar ülkelerinden başlayıp, Ural, Sibirya ve Altaylar üzerinden Çin’e giden yola KÜRK YOLU deniliyordu. Türkler bu yolun üzerinde de olduklarından sanar, samur, kunduz, vaşak gibi av hayvanlarının kürklerinin ticaretini yapıyorlardı.
7)- YAZI, DİL VE EDEBİYAT: Türkler tarih boyunca Göktürk, Uygur, Soğd, Brahmi, Süryani, Arap, Kiril ve Latin alfabelerini kullanmışlardır. Göktürk (Orhun) Alfabesi: 38 harften meydana gelir. Göktürk yazısına ilk defa Orhun Nehri kıyısındaki kitabelerde rastlandığı için ORHUN ALFABESİ de denir. Uygur Alfabesi: 18 harften meydana gelir. Uygurlar bu alfabeyi Soğd alfabesinden yararlanarak hazırlamışlardır.
Başlıca Türk Destanları:
Hunların(Oğuzların)–> Oğuz Kağan Destanı
İskitlerin (Saka)——> Alper Tunga Destanı
Göktürklerin———-> Ergenekon Destanı
Uygurların————> Göç ve Türeyiş Destanları
Kırgızların————-> Manas Destanı
Orhun Yazıtları (Göktürk Kitabeleri): Türklerin en eski kitabeleri VI. yüzyıla ait YENİSEY kitabeleri ile, VIII. yüzyıla ait ORHUN KİTABELERİ’dir. Yenisey kitabeleri Kırgızlar’ın mezar taşlarına yazdıkları yazılardı. Orhun Kitabeleri II. Göktürk Devleti zamanında Bilge Kağan, Kültigin ve vezir Tonyukuk adlarına dikilmişlerdir. YOLLUĞ TİGİN isimli bir Türk prensi tarafından yazılmışlardır. Bu yazılar 1893 yılında Danimarkalı Bilgin THOMSEN tarafından okunmuştur.
Orhun Yazıtlarının Önemi: a)- Türk Tarihinin ve Türk Edebiyatının ilk yazılı belgeleri olmaları bakımından önemlidir. b)- Bu kitabelerden Türklerin o günkü yaşayışlarını, inançlarını öğreniyoruz. Ayrıca kitabeler gelecekteki Türk Milleti içinde çarpıcı öğütler vermesi bakımından önemlidirler.
Türk kelimesinin milletimizin adı olarak geçtiği ilk Türkçe metinler…
Orhun Yazıtları Köktürk imparatorluğunun ünlü hükümdarı Bilge Kağan döneminden kalan yazılı taşlardır. Bu taşlar, hem maddî hem de manevi bakımdan Türk dili, kültürü ve tarihinin en değerli anıtlarıdır. “Türk” kelimesi, Türk milletinin adı olarak ilk defa bu bengü taşlarda geçmektedir. Bunlar, Türk edebiyatının ilk şaheseri, Türk hitabet sanatının muhteşem örneği, Türk yazı dilinin ilk belgeleridir. Şüphesiz daha önceki dönemlerden kalma Türkçe metinler ve kitabeler de vardır.
“Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin.. İlk Türk tarihi.. Taşlar üzerine yazılmış tarih.. Türk devlet adamlarının millete hesap vermesi, milletle hesaplaşması.. Devlet ve milletin karşılıklı vazifeleri.. Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyük vesikası.. Türk askerî dehasının, Türk askerlik sanatının esasları.. Türk gururunun ilâhî yüksekliği.. Türk feragat ve faziletinin büyük örneği.. Türk içtimaî hayatının ulvî tablosu.. Türk edebiyatının ilk şaheseri.. Türk hitabet sanatının erişilmez şaheseri..
Hükümdarane eda ve ihtişamlı hitap tarzı.. Yalın ve keskin üslubun şaşırtıcı numunesi.. Türk milliyetçiliğinin temel kitabı.. Bir kavmi bir millet yapabilecek eser.. Asırlar içinden millî istikameti aydınlatan ışık.. Türk dilinin mübarek kaynağı.. Türk yazı dilinin ilk, fakat harikulade işlek örneği.. Türk yazı dilinin başlangıcını miladın ilk asırlarına çıkartan delil.. Türk ordusunun kuruluşunu en az 1250 sene öteye götüren vesika.. Türklüğün en büyük iftihar vesilesi olan eser.. İnsanlık aleminin sosyal muhteva bakımından en manalı mezar taşları.. Dünyanın bugün belki de en büyük meselesi olan Çin hakkında 1250 sene evvelki Türk ikazı..” (Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, Ön Söz’den)
6. yüzyılın başlarından 7. yüzyılın ortalarına kadar olan dönemde Köktürk İmparatorluğu Mançurya’dan İran’a kadar uzanıyordu. Türk boyları güçlü hakanların buyruğunda birleşmiş, Batı Kağanlığı Doğu Kağanlığına tâbi olmuş, bir merkezden idare edilen Türkler Asya’nın hâkimi durumuna gelmişlerdi. Fakat daha sonra imparatorluğu teşkil eden kavimler arasındaki çekişme, Türk Beyleri arasındaki dayanışmanın bozulması. Çin’in entrikaları ve özellikle güçlü kağanların gelmeyişi İmparatorluğun çökmesine yol açtı. Devletin doğu kısmı Çin hâkimiyetine geçti. Çin daha sonra batı kısmına da yayılmaya başladı. Türk illeri işgal, Türk boyları esir edildi. Fakat bu esaret uzun sürmedi, İlteriş Kağan dağılan milleti topladı; 680-682 yıllarında devleti Çin esaretinden kurtararak yeniden kurdu.
BİLGE VE KÖL TİGİN KARDEŞLER
İlteriş Kağan öldüğü zaman oğulları Bilge ve Köl Tigin henüz 7 ve 8 yaşlarında idiler. Onun için İlteriş Kağan’ın yerine kardeşi Kapgan Kağan geçti. Kapgan Kağan zamanında devlet eski haşmetine ulaştı.
Kapgan Kağan’ın ölümünden sonra Bilge Kağan Taht’a oturdu. Kardeşi Köl Tigin ve buyrukçu (vezir) ihtiyar Tonyukuk’ un yardımı ile devleti daha da kuvvetlendirdi. Onun devrinde “Türk Birliği” tam olarak bir kere daha sağlandı. Birliğin sağlandığı her devirde görüldüğü gibi, Bilge Kağan zamanında da Türk Devleti eşsiz bir kudret haline geldi.
Köl Tigin 731′de, ağabeyi Bilge Kağan 734′de öldüler. Köl Tigin öldükten bir yıl sonra, yani 732 yılında, Bilge Kağan kardeşi için bir ebedî taş yontturdu, başka deyişle bir anıt diktirdi. Bu taştaki yazılar, o eşsiz kitabe, Bilge Kağan tarafından kaleme alınmıştır. Bilge Kağan bu kitabede, kardeşinin yüceliğini, kahramanlığını, Türk milleti için unutulmaz hizmetlerini dile getirir. Kendi ölümünden sonra oğlu tarafından onun adına dikilen anıtta yine Bilge Kağan konuşmaktadır. Ebedî taşa, onun sağlığında söyledikleri, devleti nasıl kurdukları ve yücelttikleri, Türk milletine vasiyeti, nakşedilmiştir. Her iki taşta benzer ve birbirinin aynı olan cümleler vardır. Çünkü Bilge Kağan, unutulmaması gereken olayları ve kendisinden sonra tutulacak yolu ısrarla belirtmek istemişti.
BiLGE TONYUKUK
Bilge Kağan ve Köl Tigin anıtlarından başka, Koço Çaydam bölgesinde Tonyukuk için dikilmiş bir ebedî taş daha vardır. Bu anıtı Bilge Tonyukuk, sağlığında, 725′ten sonra kendisi için diktirmiştir. Bilge Tonyukuk, İlteriş Kağan’ın isyanına katılan daha sonra Kapgan Kağan’a ve Bilge Kağan’a başkumandanlık, baş vezirlik, baş danışmanlık yapan bu büyük devlet adamı, kağanların ve kendisinin yaptıklarını anlatmaktadır.
Orhun Yazıtları, bugünkü Moğolistan’da, Baykal Gölünün güneyinde, Orhun nehri vadisinde, Koşo Çaydam gölü yakınlarındadır. 48. enlem ve 107. boylam arasında kalan bölgededir.
Anıtların olduğu yerde yalnız dikilitaşlar değil, daha pek çok ve son derece değerli kalıntılar da bulunmuştur. Yüzlerce heykel, balbal, şehir harabeleri, taş yollar, su kanalları, koç ve kaplumbağa heykelleri, sunak taşları ile kutsal yer, eski bir Türk başkentidir.
Heykeller arasında Bilge Kağan’ın, eşinin, kardeşinin heykelleri de bulunmuştur. Yazık ki bunların bazı parçaları kaybolmuş, kalan kısımları da kırık dökük bir durumda ele geçmiştir.
Orhun harfleriyle yazılı kitabelerden tarihçi Cüveyni “Talih-i Cihanküşa” isimli eserinde söz etmişti. Eski Çin kaynaklarında da Türklerin böyle anıtlar diktikleri yazılıydı. Fakat 18. ve 19. yüzyıllara kadar ilim dünyası bu anıtların nerede ve ne durumda olduklarını öğrenemedi.
1709 yılında Rusya ile İsveç arasında yapılan Poltava savaşında, İsveç subaylarından Strahlenberg Ruslara esir düştü ve Sibirya’ya sürüldü. 13 yıllık sürgün hayatında Kuzey Rusya’yı baştan başa dolaşan Strahlenberg, Yenisey’de eski Türklere ait bazı kitabeler buldu. Bunlar, Orhun kitabelerinden iki-yüz yıl önce yazılmıştı. Bu İsveçli subay ülkesine döndükten sonra anılarını yazdı ve Yenisey kitabelerinden söz etti. Bunun üzerine tarihçilerin Türklerden kalan eserlere ilgisi arttı.
ORHUN YAZITLARI DA BULUNUYOR
1889 yılında Rus tarihçi Yardintsev Orhun Abidelerini buldu. Fakat yazılarını okuyamadı. 1890′da bir Fin heyeti, 1891′de de bir Rus heyeti abidelerin olduğu yere gittiler. Resimler çekip bunları ilim dünyasına sundular. Fakat yazılar hâlâ çözülemiyordu.
Nihayet 1893′te Danimarkalı büyük ilim adamı Thomsen, Orhun yazısını çözmeğe muvaffak oldu. Önce yazılarda çok geçen Tengri (Tanrı), Türk ve Köl Tigin kelimelerini çözen Thomsen, sonra bütün yazıları okudu ve Türk milletine, Türk tarihine yaptığı bu hizmetten dolayı milletimizin şükranlarını kazandı.
ORHUN ALFABESİ
Köktürk alfabesini Orhun anıtlarından öğrendik. Onun için Köktürk alfabesi daha çok Orhun alfabesi olarak anılır. Köktürk yazısı, Türk yazı dilinin ilk asırlarında ve özellikle 5. ve 9. yüzyıllar arasında yaygın olarak kullanıldı. Fakat Türkistan’da, bu yazı ile yazılmış, Milâttan çok öncesine ait bazı kaya yazıları da bulunmuştur.
Orhun alfabesi 38 harflidir. Bunun 4′ü sesli, 4′ü sessiz harftir. Yazıda harfler birbirine birleştirilmez. Kelimeler de birbirinden üst üste konmuş iki nokta ile ayrılır. Yazı sağdan sola, istenirse, yukarıdan aşağıya yazılır. Orhun Abidelerinde satırlar yukarıdan aşağıya yazılmış ve sağdan sola doğru istif edilmiştir. Köl Tigin anıtının güney cephesindeki metnin ilk cümlelesi : (Tengri teg tengride bolmış Türk Bilge Kağan… Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağan..) diye başlıyor. “Tengri” kelimesi hem ‘Tanrı”, hem “gök”anlamına geliyor.
KÖL TİGİN ANITI
Bilge Kağan’ın kağan olmasında, kahraman kardeşi Köl Tigin birinci derecede rol oynamıştı. Bilge Kağan kardeşinin ölümüne çok üzülmüş, onun için bir türbe yaptırmış ve anıt diktirtmişti. Bu anıttaki yazılar Bilge Kağan’ın sözleridir. Bilge Kağan burada kardeşiyle birlikte yaptıkları savaşları, devleti nasıl güçlendirdiklerini, kardeşinin kazandığı zaferleri anlatıyor.
Bu anıt, Bilge Kağan’ın kardeşi, Köktürk prensi ve askeri komutanı Köl Tigin adına dikilmiştir. Köl Tigin, kon yılka yiti yirmike “koyun yılının on yedisinde” (=27 Şubat 731) ölmüştür. Cenaze töreni 1 Kasım 731′de yapılmıştır. Türkçe yazıt ise 21 Ağustos 732′de dikilmiştir.
Köl Tigin anıtı, kaplumbağa şeklinde oyulmuş bir kaideye oturtulmuş. Bulunduğu zaman bu kaidenin yanında devrilmiş durumdaydı. Sonradan yerine dikilmiştir. Rüzgâra dönük tarafında bazı satırlar silinmiş.
Anıtın yüksekliği 3,75 metredir. Kireçtaşından yapılmıştır ve dört cephelidir. Yukarısı aşağı kısmına göre daha dardır. Doğu ve batı cephelerinin genişliği aşağıda 132, yukarıda 122 santimdir. Güney ve kuzey cepheleri ise aşağıda 46, yukarıda 44 santimdir. Üst kısım kemer şeklinde bitmekte ve yukarıda beş kenarlı olmaktadır. Doğu cephesinin üzerinde kağanın işareti bulunuyor.
Köl Tigin anıtındaki satırların uzunluğu 235 santimdir. Cetvelden çıkmış gibi düzgün ve güzel harflerle yazılmıştır.
Bu anıtın etrafında türbenin enkazı, heykel parçaları, iki tarafında heykeller ve balbal denilen işaretli, kabartmalı taşlar dizili 4,5 km. uzunluğunda bir yol bulunmuştur. Heykel parçaları arasında Köl Tigin’in başı ile karısının gövdesi ve yüzünün bir kısmı da bulunmuştur. Ne yazık ki bu heykeller çok parçalanmış, yüzlerini ve boylarını tam olarak gösteren örnekler bulunamamıştır.
BİLGE KAĞAN ANITI
Köl Tigin anıtının bir kilometre uzağında ve yerleşme şekli bakımından aynıdır. Yalnız birkaç santim daha uzundur.
Bilge Kağan anıtı ünlü Köktürk hakanı Bilge Kağan adına dikilmiştir. Anıt, ıt yılı onunç ay altı otuzka “köpek yılının onuncu ayının yirmi altısında” (25 Kasım 734) günü ölen ve 22 Haziran 735′te yuğ töreni yapılan Bilge Kağan adına dikilmiş ve onun kendi ağzından yazılmıştır. Burada yine devletin nasıl büyüdüğü anlatılmakta, ayrıca Köl Tigin’in ölümünden sonraki olaylar ilâve edilmektedir. Bunda ve Köl Tigin’in anıtında Bilge Kağan’ın konuşmasından başka, yeğeni Yolluğ Tigin’in kitabe kayıtları da yer alır.
Bilge Kağan’ın türbe ve heykel kalıntıları da bulunmuştur. Fakat hem anıt,hem heykeller daha çok tahrip edilmiş durumdadır.
TONYUKUK ANITI
Tonyukuk anıtı iki dikilitaş halindedir. İkisi de dört cephelidir. Bulunduğu zaman taşlar devrilmemişti. Fakat yazılar daha silik durumdadır.
Tonyukuk, Bilge Kağan’ın babası İlteriş Kağan’ın , amcası Kapgan Kağan’ın ve Bilge Kağan’ın baş bilicisi, baş buyrukçusu yani baş veziri idi. Bu anıtı ihtiyarlık devrinde kendisi diktirmiştir ve oradaki yazılar da kendisine aittir.
Tonyukuk, kendisi için diktirdiği taşlarda Köktürklerin Çin esaretinden nasıl kurtulduğunu, kurtuluş savaşını nasıl yaptıklarını,kendisinin neler yaptığını anlatır. Tonyukuk anıtının birinci taşında 35, ikinci taşında 27 satır yazı vardır.
BiLGE KAĞAN ABiDESi Tercüme
[1] Tanri gibi Tanri yaratmis Türk Bilge Kagani, sözüm: Babam Türk Bilge Kagani… Sir, Dokuz Oguz, iki Ediz cadirli beyleri, milleti… Türk tanrisi…
[2] üzerinde kagan oturdum. Oturdugumda ölecek gibi düsünen Türk beyleri, milleti memnun olup sevinip, yere dikilmis gözü yukari bakti. Bu zamanda kendim oturup bunca agir töreyi dört taraftaki …dim. Üstte mavi gök, altta yagiz yer kilindikta,ikisi arasinda insan oglu kilinmis.
[3] Insan oglunun üzerine ecdadim Bumin Kagan, Istemi Kagan oturmus. Oturarak Türk milletinin ilini, töresini tutu vermis, düzene soku vermis. Dört taraf hep düsman imis. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almis, hep tabi kilmis. Basliya bas egdirmis, dizliye diz cöktürmüs. Doguda Kadirkan ormanina kadar, batida
[4] Demir Kapiya kadar kondurmus. Ikisi arasinda pek teskilatsiz Gök Türkü düzene sokarak öylece oturuyormus. Bilgili kagan imis, cesur kagan imis. Buyruku bilgili imis tabii, cesur imis tabii. Beyleri de milleti de dogru imis.Onun icin ili öylece tutmus tabii.Ili tutup töreyi düzenlemis. Kendisi öylece vefat etmis.
[5] Yasci, aglayici, doguda gün dogusundan Bökli Cöllü halk, Cin, Tibet, Avar, Bizans, Kirgiz, Üc Kurikan, Otuz Tatar,Kitay,Tatabi, bunca millet gelip aglamis, yas tutmus. Öyle ünlü kagan imis. Ondan sonra kücük kardesi kagan olmus tabii, ogullari kagan olmus tabii. Ondan sonra kücük kardesi büyük kardesi gibi
[6] kilinmamis olacak, oglu babasi gibi kilinmamis olacak. Bilgisiz kagan oturmustur, kötü kagan oturmustur. Buyruku da bilgisizmis tabii, kötü imis tabii. Beyleri, milleti ahenksiz oldugu icin, aldatici oldugu icin, Cin milleti hilekar ve sahtekar oldugu icin, kücük kardes ve büyük kardesi birbirine düsürdügü icin, bey ve milleti
[8] is gücü vermis. Doguda gün dogusunda Bökli kagana kadar ordu sevk edi vermis. Batida Demir Kapiya ordu sevk edi vermis. Cin kaganina ilini, töresini ali vermis.Türk halk kitlesi söyle demis: Illi millet idim,ilim simdi hani, kime ili kazaniyorum der imis.
[9] Kaganli millet idim, kaganim hani, ne kagana isi, gücü veriyorum der imis.Öyle diyip Cin kaganina düsman olmus. Düsman olup, kendisini tanzim ve tertip edemediginden, yine tabi olmus. Bunca isi, gücü vermedigini düsünmeden,Türk milletini öldüreyim, kökünü kurutayim der imis. Yok olmaya gidiyormus. Yukarida
[10] Türk Tanrisi, mukaddes yeri, suyu öyle tanzim etmistir. Türk milleti yok olmasin diye, millet olsun diye, babam Iltiris kagani, annem Ilbilge Hatunu gögün tepesinde tutup yukari kaldirmistir.Babam kagan on yedi erle disari cikmis. Disari yürüyor diye ses isitip sehirdeki daga cikmis, dagdaki
[11] inmis. Toplanip yetmis er olmus. Tanri kuvvet verdigi icin, babam kaganin askeri kurt gibi imis, düsmani koyun gibi imis. Doguya batiya asker sevk edip toplamis, yigmis. Hepsi yedi yüz er olmus. Yedi yüz er olup ilsizlesmis, kagansizlasmis milleti, cariye olmus, kul olmus milleti, Türk töresine birakmis
[12] milleti, ecdadimin töresince yaratmis, yetistirmis. Tölis, Tardus milletini orda tanzim etmis. Yabguyu, sadi orda vermis. Güneyde Cin milleti düsman imis. Kuzeyde Baz Kagan, Dokuz Oguz kavmi düsman imis. Kirgiz, Kurikan, Otuz Tatar, Kitay, Tatabi hep düsman imis. Babam kagan bunca … kirk
[13] yedi defa ordu sevk etmis, yirmi savas yapmis. Tanri icin illiyi ilsizletmis, kaganliyi kagansizlatmis, düsmani tabi kilmis, dizliye diz cöktürmüs, basliya bas egdirmis. Babam kagan öylece ili, töreyi kazanip, ucup gitmis. Babam kagan icin ilkin Baz Kagani balbal olarak dikmis. Babam
[14] kagan uctugunda kendim sekiz yasinda kaldim. O töre üzerine amcam kagan oturdu. Oturarak Türk milletini tekrar tanzim etti, tekrar besledi. Fakiri zengin kildi, azi cok kildi. Amcam kagan oturdugunda kendim prens …Tanri buyurdugu icin
[15] on dört yasimda Tardus milleti üzerine sad oturdum. Amcam kagan ile doguda yesil Nehire, Santug ovasina kadar ordu sevk ettik. Batida Demir Kapiya kadar ordu sevk ettik. Kögmeni asarak Kirgiz ülkesine kadar ordu sevk ettik. Yekun olarak yirmi bes defa ordu sevk ettik, on üc defa savastik. Illiyi ilsizlestirdik, kaganliyi kagansizlastirdik. Dizliye
[16] diz cöktürdük, basliya bas egdirdik. Türgis kagani Türküm, milletim idi. Bilmedigi icin, bize karsi yanlis hareket ettigi, ihanet ettigi icin kagani öldü, buyruku, beyleri de öldü. On Ok kavmi eziyet gördü. Ecdadimizin tutmus oldugu yer, su sahipsiz kalmasin diye Az milletini tanzim ve tertip edip … Bars Bey
[17] idi.Kagan adini burda biz verdik Kiz kardesim prensesi verdik. Kendisi ihanet etti, kagani öldü, milleti cariye, kul oldu. Kögmenin yeri, suyu sahipsiz kalmasin diye Az, Kirgiz milletini tanzim ve tertip edip geldik. Savastik… ilini geri verdik. Doguda Kadirkan ormanini asarak milleti öyle kondurduk, öyle düzene soktuk. Batida
[18] Kengü Tarbana kadar Türk milletini öyle kondurduk, öyle düzene soktuk. O zamanda kul kullu, cariye cariyeli olmustu. Kücük kardes büyük kardesini bilmezdi, oglu babasini bilmezdi. Öyle kazanilmis, öyle düzene sokulmus ilimiz, töremiz vardi. Türk, Oguz beyleri, milleti isit: Üstte gök basmasa, altta yer delinmese,
[19] Türk milleti, ilini töreni kim bozabilecekti? Türk milleti, vaz gec, pisman ol! Disipsizliginden dolayi, beslemis olan kaganina, hür ve müstakil iyi iline karsi kendin hata ettin, kötü hale soktun. Silahli nereden gelip dagitarak gönderdi? Mizrakli nereden gelerek sürüp gönderdi? Mukaddes Ötüken ormanin milleti, gittin! Doguya giden, gittin! Batiya,
[20] giden, gitti! Gittigin yerde hayrin su olmali: Kanin nehir gibi kostu. Kemigin dag gibi yatti. Beylik erkek evladini kul kildin. Hanimlik kiz evladini cariye kildin. O bilmemenden dolayi, kötülügün yüzünden amcan kagan ucup gitti. Önce Kirgiz kaganini balbal olarak diktim. Türk milletinin adi sani yok olmasin diye, babam kagani,
[21] annem hatunu yükselten Tanri, il veren Tanri, Türk milletinin adi sani yok olmasin diye, kendimi o Tanri kagan oturttu tabii. Varlikli, zengin millet üzerine oturmadim. Icte assiz,dista elbisesiz; düskün,perisan millet üzerine oturdum. Kücük kardesim Kül Tigin, iki sad, kücük kardesim Kül Tigin ile konustuk. Babamizin,
[22] amcamizin kazanmis oldugu milletin adi sani yok olmasin diye Türk milleti icin gece uyuyamadim, gündüz oturmadim. Kücük kardesim Kül Tigin ile, iki sad ile öle yite kazandim. Öyle kazanip bütün milleti ates,su kilmadim. Ben kendim kagan oturdugumdan her yere gitmis olan millet yaya olarak, ciplak olarak, öle yite geri
[23] geldi. Milleti besleyeyim diye kuzeyde Oguz kavmine dogru; doguda Kitay, Tatabi kavmine dogru, güneyde Cine dogru on iki defa ordu sevk ettim… savastim. Ondan sonra
Tanri buyurdugu icin, devletim, kismetim var oldugu icin, ölecek milleti diriltip besledim.Ciplak milleti elbiseli kildim. Fakir milleti zengin kildim.
[24] Az milleti cok kildim.Degerli illiden, degerli kaganlidan daha iyi kildim. Dört taraftaki milleti hep tabi kildim, düsmansiz kildim. Hep bana itaat etti. On yedi yasimda Tanguta dogru ordu sevk ettim. Tangut milletini bozdum. Oglunu, karisini, at sürüsünü, servetini orda aldim. On sekiz yasimda Alti Cub Sogdaka
[25] dogru ordu sevk ettim. Milleti orda bozdum. Cinli Ong vali, elli bin asker geldi. Iduk Basta savastim. o orduyu orda yok ettim. Yirmi yasimda, Basmil Iduk Kut soyumdan olan kavim idi, kervan göndermiyor diye ordu sevk ettim. K … m tabi kildim, malini cevirip getirdim. Yirmi iki yasimda Cine
[26] dogru ordu sevk ettim. Caca general, seksen bin asker ile savastim. Askerini orda öldürdüm. Yirmi alti yasimda Cik kavmi Kirgiz ile beraber düsman oldu. Kemi gecerek Cike dogru ordu sevk ettim. Örpende savastim. Askerini mizrakladim. Az milletini aldim … tabi kildim. Yirmi yedi yasimda Kirgiza dogru ordu sevk ettim. Mizrak batimi
[27] kari söküp, Kögmen ormanini asarak yürüyüp Kirgiz kavmini uykuda basdim. Kagani ile Songa ormaninda savastim. Kaganini öldürdüm, ilini orda aldim. O yilda Türgise dogru Altin ormanini asarak Irtis nehrini gecip yürüdüm. Türgis kaganinin ordusu ates gibi, firtina gibi geldi.
[28] Bolcuda savastik. Kaganini, yabgusunu, sadini orda öldürdüm. Ilini orda aldim. Otuz yasimda Bes Balika dogru ordu sevk ettim. Alti defa savastim … askerini hep öldürdüm. Onun icindeki ne kadar insan … yok olacakti … cagirmak icin geldi. Bes Balik onun icin kurtuldu. Otuz
[29] bir yasimda Karluk milleti sikintisiz, hür ve serbest iken düsman oldu. Tamag Iduk Basta savastim. Karluk milletini öldürdüm, orda aldim … Basmil kara … Karluk milleti toplanip geldi … m, öldürdüm. Dokuz Oguz benim milletim idi. Gök, yer bulandigi icin, ödüne
[30] kiskanclik degdigi icin düsman oldu. Bir yilda dört defa savastim: En önce Togu Balikta savastim. Togla nehrini yüzdürerek gecip ordusu … ikinci olarak Andirguda savastim. Askerini mizrakladim … Ücüncü olarak Cus basinda savastim. Türk milleti ayak titretti, perisan
[31] olacakti. Ilerleyip yayarak gelen ordusunu püskürttüm. Cok ölecek orda dirildi.Orda Tongra yigiti bir boyu Tongra Tigin mateminde cevirip vurdum. Dördüncü olarak Ezginti Kadizda savastim. Askerini orda mizrakladim, yiprattim … yiprat … Otuz iki yasimda Amgi kalesinde kisladikta kitlik oldu. Ilk baharinda
[32] Oguza dogru ordu sevk ettim. Ilk ordu disari cikmisti, ikinci ordu merkezde idi. Üc Oguz ordusu basip geldi. Yaya, kötü oldu diyip yenmek icin geldi. Bir kisim ordusu evi barki yagma etmek icin gitti, bir kisim ordusu savasmak icin geldi. Biz az idik, kötü durumda idik. Oguz … düsman …Tanri kuvvet verdigi icin orda mizrakladim,
[33] dagittim. Tanri bahsettigi icin, ben kazandigim icin Türk milleti kazanmistir. Ben kücük kardesimle beraber böyle basa gecip kazanmasam Türk milleti ölecekti, yok olacakti. Türk beyleri, milleti, böyle düsünün, böyle bilin! Oguz kavmi … göndermeden, diye ordu sevk ettim.
[34] Evini barkini bozdum. Oguz kavmi Dokuz Tatar ile toplanip geldi. Aguda iki büyük savas yaptim. Ordusunu bozdum. Ilini orda aldim. Öyle kazanip … Tanri buyurdugu icin otuz üc yasimda … idi. Seckin, muhterem, güc
[35] beslemis olan, kahraman kaganina ihanet etti. Üstte Tanri, mukaddes yer, su, amcam kaganin devleti kabul etmedi olacak. Dokuz Oguz kavmi yerini, suyunu terk edip Cine dogru gitti. Cin … bu yere geldi. Besleyeyim diye düsünüp … millet …
[36] sucla … güneyde Cinde adi sani yok oldu. Bu yerde bana kul oldu. Ben kendim kagan oturdugum icin Türk milletini … kilmadim. Ili, töreyi cok iyi kazandim … toplanip …
[37] orda savastim.Askerini mizrakladim.Teslim olan teslim oldu, millet oldu; Ölen öldü. Selengadan asagiya yürüyerek Kargan vadisinde evini, barkini orda bozdum … ormana cikti. Uygur valisi yüz kadar askerle doguya kacip gitti …
[38] … Türk milleti ac idi. O at sürüsünü alip besledim.Otuz dört yasimda Oguz kacip Cine girdi. Eseflenip ordu sevk ettim. Hiddetle .., oglunu, karisini orda aldim. iki valili millet …
[39] … Tatabi milleti Cin kaganina itaat etti.Elcisi, iyi sözü, niyazi gelmiyor diye yazin ordu sevk ettim. Milleti orda bozdum. At sürüsünü … askeri toplanip geldi. Kadirkan ormanina kon …
[40] yerine dogru, suyuna dosru kondu. Güneyde Karluk milletine dosru ordu sevk et diyip Tudun Yamtari gönderdim, gitti … Karluk valisi yok olmus, kücük kardesi bir kaleye …
[41] kervani kosmadi. Onu korkutayim diyip ordu sevk ettim. Koryucu iki üc kisi ile beraber kacip gitti. Halk kütlesi kaganim geldi diyip övdü … ad verdim.Kücük adli…
Güney- Doğu Yüzü
[1] … Gök Öngü cigneyerek ordu yürüyüp, gece ve gündüz yedi zamanda susuzu gectim. Coraga ulasip yagmaci askeri … Kecine kadar …
Güney Yüzü Tercüme
[1] … Cin süvarisini, on yedi bin askeri ilk gün öldürdüm. Piyadesini ikinci gün hep öldürdüm. Bi … asip vard …
[2] defa ordu sevk ettim. Otuz sekiz yasimda kisin Kitaya dogru ordu sevk ettim … Otuz dokuz yasimda ilk baharda Tatabiya dogru ordu sevk ettim…
[3] ben… öldürdüm. Oglunu, karisini, at sürüsünü, servetini …
[4] millet… karisini yok kildim …
[5] …
[6] savastim. …
[7] verdim. Kahraman erini öldürüp balbal kili verdim. Elli yasimda Tatabi milleti Kitaydan ayrildi. …lker dagina
[8] Ku general kumandasinda kirk bin asker geldi. Töngkes daginda hücum edip vurdum. otuz bin askeri öldürdüm. On bin … ise … öktüm. Tatabi …
[9] öldürdü. Büyük oglum hastalanip yok olunca Ku’yu, generali balbal olarak diki verdim. Ben on dokuz yil sad olarak oturdum, on dokuz yil kagan olarak oturdum, il tuttum. Otuz bir …
[10] Türküm icin,milletim icin iyisini öylece kazani verdim. Bu kadar kazanip babam kagan köpek yili, onuncu ay, yirmi altida ucup gitti. Domuz yili, besinci ay, yirmi yedide yas töreni yaptirdim. Bukag vali …
[11] babasi Lisün Tay generalin baskanliginda bes yüz yigit geldi. Kokuluk … altin, fazla fazla getirdi. Yas töreni kokusunu getirip diki verdi. Sandal agaci getirip öz …
[12] Bunca millet sacini, kulagini … kesti. Iyi binek atini, kara samurunu, mavi sincabini sayisiz getirip hep birakti.
[13] Tanri gibi Tanri yaratmis Türk Bilge Kagani, sözüm: Babam Türk Bilge Kagani oturdugunda simdiki Türk beyleri, sonra Tardus beyleri; Kül Cor basta olarak, arkasindan sadpit beyleri; önde Tölis beyleri; Apa Tarkan
[14] basta olarak, arkasindan sadpit beyleri; bu … Tamam Tarkan, Tonyukuk Boyla Baga Tarkan ve buyruk … ic buyruk; Sebig Kül Irkin basta olarak, arkasindan buyruk; bunca simdiki beyler, babam kagana fevkalade
[15] fevkalade cok iltica etti … Türk beylerini, milletini fevkalade cok yüceltti, övdü … babam kagan … agir tasi, kalin agaci Türk beyleri, milleti … Kendime bunca …
Kuzey Yüzü Tercüme
[1] Tanri gibi gökte olmus Türk Bilge Kagani, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamiyle isit. Bilhassa kücük kardes yegenim, oglum, bütün soyum, milletim, güneydeki sadpit beyleri, kuzeydeki tarkat, buyruk beyleri, Otuz Tatar, …Dokuz Oguz beyleri, milleti!Bu sözümü iyice isit, adamakilli dinle: Doguda gün
[2] dogusuna, güneyde gün ortasina, batida gün batisina, kuzeyde gece ortasina kadar, onun icindeki millet hep bana tabidir. Bunca milleti hep düzene soktum. O simdi kötü degildir. Türk kagani Ötüken ormaninda otursa ilde sikinti yoktur. Doguda Santung ovasina kadar ordu sevk ettim, denize ulasmama az kaldi. Güneyde Dokuz
[3] Ersine kadar ordu sevk ettim, Tibete ulasmama az kaldi. Batida Inci nehrini gecerek Demir Kapiya kadar ordu sevk ettim. Kuzeyde Yir Bayirku yerine kadar ordu sevk ettim.Bunca yere kadar yürüttüm.Ötüken ormanindan iyisi hic yokmus. Il tutacak yer Ötüken ormani imis. Bu yerde oturup Cin milleti ile anlastim. Altini, gümüsü, ipegi
[4] ipekliyi sikintisiz öylec veriyor. Cin milletinin sözü tatli, ipek kumasi yumusak imis. Tatli sözle, yumusak ipek kumasla aldatip uzak milleti öylece yaklastirirmis.Yaklastirip, konduktan sonra, kötü seyleri o zaman düsünürmüs. Iyi bilgili insani, iyi cesur insani yürütmezmis. Bir insan yanilsa kabilesine, milletine, akrabasina kadar barindirmaz
[5] imis. Tatli sözüne, yumusak ipek kumasina aldanip cok cok, Türk milleti, öldün; Türk milleti, öleceksin! Güneyde Cogay ormanina, Tögültün ovasina konayim dersen, Türk milleti, öleceksin! Orda kötü kisi söyle ögretiyormus: Uzak ise kötü mal verir, yakin ise iyi mal verir diyip öyle ögretiyormus. Bilgi
[6] bilmez kisi o sözü alip, yakina varip, cok insan öldün! O yere dogru gidersen Türk milleti, öleceksin! Ötüken yerinde oturup kervan, kafile gönderirsen hic bir sikintin yoktur. Ötüken ormaninda oturursan ebediyen il tutarak oturacaksin. Türk milleti, toklugun kiymetini bilmezsin. Aciksan tokluk düsünmezsin. Bir doysan acligi düsünmezsin. Öyle oldugun icin beslemis olan kaganinin
[7] sözünü almadan her gece gittin. Hep orda mahvoldun, yok edildin. Orda, geri kalaninla, her yere zayiflayarak ölerek yürüyordun. Tanri buyurdugu icin, kendim devletli oldugum icin kagan oturdum. Kagan oturup ac, fakir milleti hep toplattim. Fakir milleti zengin kildim. Az milleti cok kildim. Yoksa bu
[8] sözümde yalan var mi?Türk beyleri, milleti, bunu isitin! Türk milletini toplayip il tutacagini burda vurdum. Yanilip ölecegini yine burda vurdum. Her ne sözüm varsa ebedi tasa vurdum. Ona bakarak bilin. Simdiki Türk milleti, beyleri, bu zamanda itaat eden beyler olarak mi yanilacaksiniz? Babam
[9] kagan, amcam kagan oturdugunda dört taraftaki milleti nasil düzene sokmus …Tanri buyurdugu icin kendim oturdugumda dört taraftaki milleti düzene soktum ve tertipledim… kildim. …Türgis kaganina kizimi… fevkalade büyük törenle ali verdim. Türgis kaganinin
[10] kizini fevkalade büyük törenle oguluma ali verdim … fevkalade büyük törenle ali verdim … yaptirdim … basliya bas egdirdim, dizliye diz cöktürdüm. Üstte Tanri, altta yer bahsettigi icin
[11] gözle görülmeyen,kulakla isitilmeyen milletimi doguda gün dogusuna, güneyde … batida … Sari altinini, beyaz gümüsünü, kenarli ipegini, ipekli kumasini, binek atini, aygirini, kara samurunu,
[12] mavi sincabini Türküme, milletime kazani verdim, tanzim edi verdim … kedersiz kildim. Üstte Tanri kudretli… Türk beylerini, milletini
[13] … besleyin, zahmet cektirmeyin, incitmeyin! … benim Türk beylerim, Türk milletim, … kazanip … bu … bu kaganindan, bu beylerinden … suyundan ayrilmazsan, Türk milleti,
[14] kendin iyilik göreceksin, evine gireceksin, dertsiz olacaksin. … Ondan sonra Cin kaganindan resimleyici hep getirttim. Benim sözümü kirmadi, maiyetindeki resimciyi gönderdi. Ona bambaska türbe yaptirdim. Icine disina bambaska resim vurdurdum. Tas yontturdum. Gönüldeki sözümü vurdurdum …
[15] On Ok ogluna, yabancina kadar bunu görüp bilin! Ebedi tas yontturdum … yontturdum, yazdirdim. … O tas türbesini …
Batı Yüzü Tercüme
[1] … üstte …
[2] Bilge Kagan uctu.
[3] Yaz olsa, üstte gök
[4] davulu gürler gibi, öylece ve
[5] dagda yabani geyik gürlese, öylece
[6] matema gark oluyorum. Babam kaganin
[7] tasini kendim kagan …
[8] …
[9] …
Güney- Batı Yüzü Tercüme
[1] Bilge Kagan kitabesini Yollug Tigin, yazdim. Bunca türbeyi, resim sanati … kaganin yegeni Yollug Tigin ben bir ay dört gün oturup yazdim, resimledim
Kaynak: http://www.dilimiz.com/dil/bilgekaganceviri.htm
8)- BİLİM VE SANAT: Türkler 1 yılı 365 gün 6 saat olarak hesaplayarak, 12 hayvanlı Türk Takvimini oluşturmuşlardır. Uygurlar tahta harflerden matbaayı ve pamuktan kağıdı yapmışlardır. Madencilikte özellikle de demircilikte ileri gitmişlerdir. (Kazakistan’ın başkenti Alma Ata yakınlarında bir kurgandan çıkarılan “Altın Adam Heykeli” Türk maden sanatının ne kadar geliştiğini gösterir.) Eşya ve binalarda HAYVAN USLUBÜ denilen, hayvan figürlerini kullanmışlardır. HALI Türklerin Dünya medeniyetine bir katkısıdır. (Altaylarda Pazırık Kurganı’nda bulunan halı dünyanın en eski halısıdır.)
TÜRK KÜLTÜRÜNÜN ÇEVRE KÜLTÜRLERLE MÜNASEBETLERİ:
1)- Türklerin Çin Kültürüne Katkıları: a)- Askerlik alanında b)- Devlet Teşkilatında c)- At kültüründe(Atı evcilleştirmede) d)- Gök Tanrı inancıyla… Çinlileri etkilemişlerdir.
2)- Çinlilerin Türkleri Etkilediği Alanlar: a)- Tarım ve yerleşik kültür b)- Felsefe( Taoizm, Konfiçyüs ve Budizm) c)- Giyim … konularında Çinliler Türkleri etkilemişlerdir.
3)- Türklerin Moğol Kültürüne Katkıları: Askerlik alanında, Devlet teşkilatında , Dil ve Alfabede (Uygurca ve Uygur Alfabesini kullandılar.), Kımız yapmayı öğrettiler, Türk Töresi ve geleneklerinden, Göktanrı dininden…. etkilendiler.
HUN DEVLETİ (MÖ 318 – 216): Tarihi bilinen en eski Türk devletidir. M.Ö.318’de kuruldu. Orhun-selenga ırmağı ile Ötüken’de Noyun-Ula dolayları merkezidir. İlk hükümdarı Tuman (Teoman) Yabgu. Mete M.Ö.209’da babasını yenerek yönetime geçti. Mete zamanında, imparator ünvanı aldı. Ordu 10’lu sisteme göre teşkilatlandırıldı. Mete;Tüm Türk, Moğol, Tunguz gibi Altay kavimlerini yönetimine aldı. M.Ö.197’de Doğu Asya’nın ilk anlaşmasını Çin’lilerle yaptı. İpek yolunu kontrolüne alarak ticareti geliştirdi.
İpek yolunun Çin denetimine geçmesi ekonomiyi zayıflattı. M.Ö. 48’de Hun Devleti ikiye bölündü. Bu bölünme M.S.375’te Kavimler Göçüne neden oldu. Avrupa’da ilk çağdan ortaçağa geçiş başladı. Hun Devletinin ikiye bölünmesi 375-395-476 gelişmelerini tetiklemiştir.
Mete Han’ın ölümünden sonra Hunlar bir süre daha Asya’daki güçlerini korudular. Türk beyleri ile evlenen Çin Prensleri beyleri birbirine düşürdüler. Çinliler Türkleri savaş yoluyla yenemeyeceklerini anlamışlardı. Bu nedenle “Böl ve Yönet “ uygulamasıyla Hun Devleti’ni yıkmayı başardılar. Parçalanan Hun Devleti önce Kuzey ve Güney Hunlar olarak M.S. 48 yılında ikiye ayrıldı. Çinliler bundan sonra önce Kuzey HunDevleti’nin daha sonra da Güney Hun Devleti’nin varlığına son verdiler (M.S. 3. Yüzyıl)
Tarihte ilk defa bütün Türkleri tek bayrak altında toplayan Türk Devleti Asya Hun devletidir. Büyük Hun Devleti VERASET SİSTEMİ ve ÇİN SİYASETİ nedeniyle Doğu ve Batı Hun Devleti diye ikiye ayrıldı.Batı Hunları ARAL GÖLÜ civarına göç etmek zorunda kaldılar. Doğu Hunları ise Kuzey ve Güney olarak ikiye ayrıldı. Ve daha sonra Çinliler tarafından ortadan kaldırıldı.
TÜRKLERDE VERASET SİSTEMİ : Türklerde devlet hükümdar ailesinin ortak malı sayılırdı. Ve ülke hükümdarın sağlığında oğulları arasında paylaştırılırdı. Her prensin(TEKİN) hükümdar olma hakkı vardı. Bu anlayış Türk devletlerinde sık sık taht kavgalarının çıkmasına ve Türk devletlerinin parçalanmasına sebep olmuştur.
375 Kavimler göçü ile Roma imparatorluğu üzerinde yığılma, Roma-Germen gruplaşmasını oluşturmuştur. Asya Hun Devleti’nin yıkılmasından sonra Hunlar dağıldı. Hunlar’ın bir bölümü Balkaş gölü ile Aral gölü arasındaki topraklarda yaşamaya devam etti. Bir süre sonra buradaki Hunlar diğer Türk boylarının da onlara katılmasıyla yeniden güçlendi. Balamir zamanında Türkler Hazar Gölünün Kuzeyinden batıya doğru ilerlemeye başladılar. Avrupa’da bütün kavimler birbirine baskı yaparak yer değiştirdiler. Avrupa’nın siyasi haritasının değişmesine neden olan ve toplumları etkileyen bu olaya tarihte Kavimler Göçü denir ( 375 ).
KAVİMLER GÖÇÜNÜN SONUÇLARI:
1)- Roma İmparatorluğu; Doğu ve Batı Roma İmparatorluğu olmak üzere ikiye ayrıldı.(395). Batı Roma İmparatorluğu 476 yılında bu Germen kavimleri tarafından yıkıldı.
2)- Avrupa’nın ETNİK yapısı değişti. (Germen kavimlerinin Avrupa’daki yerli kavimlerle karışması sonucu yeni milletler ortaya çıktı.)
3)- Türkler Avrupa’da BATI HUN DEVLETİ’ni(AVRUPA HUN) kurdular.
4)- İngiltere, Fransa gibi Avrupa devletlerinin temeli atıldı.
5)- Avrupa’da FEODALİTE (DEREBEYLİK) rejimi ortaya çıktı.
6)- İlk çağ kapandı, Ortaçağ başladı.
AVRUPA HUN DEVLETİ ( 475-469): BATI HUN DEVLETİ EGEMENLİK YILLARI: 374 – 469 MERKEZİ: Segedin civarı (bugünkü Macaristan’da) İLK HÜKÜMDARI: Balamir Han Uldız ve Rua zamanında orta avrupaya hakim oldular. En parlak dönemi Atilla zamanıdır. Avrupa Hun Devleti, Ural dağlarından Tuna nehrine kadar uzanan Orta ve Doğu Avrupa topraklarında kuruldu. Devletin en ünlü hükümdarı Atilla ‘dır. Atilla önce Doğu Roma İmparatorluğu üzerine seferler yaptı daha sonra Batı Roma İmparatorluğu üzerine de seferler yaptı. Devlet bir süre sonra yıkıldı.Atilla, Bizansla konstantia (margos) ve Anatolios barış anlaşmalarını yaptı.
AK HUNLAR (EFTALİTLER) : 420 – 564 MERKEZİ: Varvaliz (Kunduz civarında) İLK HÜKÜMDARI: Aksuvar Kagan. Hun devleti yıkılınca Çin denetimine girmek istemeyen bir kısım hunlar 4.YY.da Afganistan, Kuzey Hindistan ve İran’a yerleştiler. 567’de Sasani ve Göktürklerce yıkıldı.
GÖKTÜRKLER : KÖK TÜRK DEVLETİ 552 – 745 MERKEZİ: Ötüken İLK HÜKÜMDARI: Bumin Kağan. Türk adı ile kurulmuş ilk Türk devleti Göktürklerdir. 552’de Bumin Han önderliğinde Ötigen’de kuruldu. Bumin Kağan Orta Asya’daki bütün Türk boylarını egemenliği altında topladı. Kardeşi İstemi‘yi Batı ülkelerine “yabgu” olarak atadı. İstemi Yağbu, sasanilerle anlaşarak Ak hunları yıktı ve İpek yolunu denetime aldı. Batı Türkistan hızla Türkleştirilmiştir. Asya da kurulan ikinci büyük Türk devletidir. Millet ve devlet bilinci gelişmiştir. Doğu Roma’ya resmi heyet gönderilmiştir.
Bumin kağan ölünce yerine oğlu Murat Kağan Hükümdar oldu. Murat kağan, devleti İstemi Yabgu ile birlikte yönetti. İstemi Yabgu; bu defa Sasanilere karşı BİZANS ile işbirliği yaparak, Sasani devletinin zayıflamasını sağladı. Göktürk- Bizans işbirliğinin Sasanileri zayıflatması, Hz. Ömer Devrinde İslam Ordularının Sasanileri yenmesini kolaylaştırmıştır.
Bu dönemde İpek Yolu, Türklerin denetimine girdi. Türkler, Çin’e üstünlüklerinin kabul ettirdiler. Devlet 582 yılında önce Doğu Göktürk Devleti ve Batı Göktürk Devleti olmak üzere ikiye ayrıldı. Ayrılıştan bir süre önce Doğu Göktürk Devleti 630 yılında çin egemenliğine girdi. Daha sonra 658 yılında Batı Göktürk Devleti de Çin egemenliğine girdi.
KUTLUK DEVLETİ ( 2. Göktürk Devleti ) : Çin egemenliğinde yaşamak istemeyen Türkler her fırsatta isyan ettiler. Bağımsızlığa alışkın olan Türkler sonunda Kutluk adındaki bir kahraman yönetiminde bağımsızlıklarını kazandılar(682). 630-680 Göktürklerin fetret devridir ve Orhun kitabelerinde anlatılır. Kutluk Kağan Çine karşı “Ulusal Kurtuluş Savaşına” girişerek II. Göktürk devletini kurmuştur. Bu özelliği ile Kutluk Kağan Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran M.Kemal Atatürk’e benzer. Kutluk kağan, Ötüken’e sahip olarak 2. Göktürk Devletini kurdu. Bu devlete kurucusundan dolayı Kutluk Devleti de denir.
Kutluk kağan Çinlilere karşı başarılar kazanarak devletin topraklarını genişletti. Onun en önemli yardımcısı değerli devlet adamı vezir Tonyukuk idi. Kutluk Kağan Devletinin en parlak dönemi Bilge Kağan zamanıdır. Bilge Kağan, devlet başkanı kardeşi Kültigin ise ordu komutanı idi. Yaşlı ve tecrübeli Tonyukuk da vezir görevi ile Bilge Kağan’nın yanında yer aldılar, Göktürk devletine en parlak dönemini yaşattılar. Önce Tonyukuk sonra Kültigin‘nin ölümü üzerine yalnız kaldı Bilge Kağan‘ın da ölümü üzerine devlet zayıfladı ( 734 ) Uygur Basmil ve Karluklar ayaklandılar, Kutluk Devleti’ni yıktılar ( 744 )
Asya Hun Devleti’nden sonra Türkleri tarihte ikinci defa tek bayrak altında toplamayı başarmışlardır. Milliyetçilik duygusu, Fransız ihtilalinden 1000 yıl önce Göktürkler döneminde en yüksek seviyede yaşanmıştır. Orhun Anıtlarını dikerek (II.Göktürk zamanında) Türk tarihi ve Türk edebiyatının ilk yazılı kaynaklarını oluşturmuşlardır.
UYGUR DEVLETİ: EGEMENLİK YILLARI: 745 – 840 MERKEZİ: Ötüken’de Ordu-Balıg (Kara-Balasagun) Selanga Irmağı çevresinde kurulmuştur. 9 uygur + 9 oğuz= 10 uygur devleti. Merkezi Orhun kıyısındaki karabalasagundur. İLK HÜKÜMDARI: Kutlug Bilge Köl Kagan. Uygurlar önceleri Hunların, daha sonra da sıra ile Avarların, Göktürklerin egemenliğinde yaşadılar. Daha sonra Karluklar ve Basmiller ile birleşip 2. Göktürk Devletine son verdiler. Kutluk Bilge Kül, Karabalgasun merkez olmak üzere Uygur Devletini kurdular ( 744 ).
Uygur egemenliği Yüzyıl kadar sürdü. Çin mücadeleleri ve kıtlıktan dolayı 839’da zayıfladılar. Uygur‘lar önceleri Kırgızların saldırılarına dayanamayıp 840’ta iki Uygur devletine bölündü. 13. yy başlarında Moğolların egemenliği altına girdiler. Bundan sonra siyasi varlıkları sona erdi. Uygurlar; yerleşik hayata geçen ilk Türk devletidir. Kutluk Bilge Kül Kağan Türklerin şehir kuran ilk hükümdarıdır. İlk Türk şehri Ordubalık (Karabalsagun)’dur. Kağıt ve matbaayı kullanmışlardır. Mani dinine inanmışlardır. Mani Dini; Avlanmayı, et yemeyi ve savaşmayı yasaklayan bir dindir. Uygurlar Savaşçılıklarını kaybettiler.
Kırgızlar; Orhun Bölgesinden Uygurları kovarak, buradaki Türk nüfusunun azalmasına sebep olmuşlardır. Bu yüzden bu en eski Türk Yurdu, daha sonra Kırgızları yenen Moğolların eline geçerek kolayca Moğollaşmış, MOĞOLİSTAN olarak anılmıştır.
TURFAN( DOĞU TÜRKİSTAN) UYGUR DEVLETİ: Kırgızlar tarafından kovulan Uygurların bir kısmı Turfan Bölgesi’ne gelerek, burada yeni bir devlet kurdular. Bu devletleri de Moğollar tarafından 1207′de yıkıldı. Uygurlar günümüzde Doğu Türkistan diye anılan bu bölgede Çin’e bağlı özerk bir devlet olarak yaşamaktadır.
KANSU(SARI UYGUR) DEVLETİ: Kırgızlardan kaçarak Kansu Bölgesi’ne gelen Uygurlar tarafından kurulan bu devlete Sarı Uygur Devleti de denilmektedir. 1209′da Moğolların hakimiyetine girmiştir.
UYGURLARLA İLGİLİ DİĞER ÖNEMLİ HUSUSLAR: 18 harfli Uygur Alfabesini hazırladılar. Cengiz Han’ın egemenliğine girmelerine rağmen medeniyette geliştiklerinden Moğollar’ı devlet teşkilatı, ticaret, bilim, sanat, alfabe gibi konularda etkilediler. Moğolların Türkleşmesinde önemli bir rol oynadılar. (Özbek ve Çağatay Türkleri) İlk Müslüman Türk Devleti Karahanlılar’la savaştılar.(Sebep Uygurların Budizmi, Karahanlıların İslamiyeti yaymak istemeleri.) Tahta harflerden MATBAA’yı oluşturdular, pamuktan KAĞIT yaptılar. Uygurlar Yerleşik hayata geçen ilk Türk topluluğudur.
KIRGIZLAR: (M.Ö.206-M.S.220) beri mevcudiyetleri bildirilmektedir. Asya Hunları zamanında kuzey-batıda Baykal’ın batısında İrtiş Nehri havalisinde bir Türk kavmi olan Ting-lingler’le karışık olarak oturmuşlardır.
Kırgızlar kaynaklarda Türk asıllı gösterilmekte ve tahminen 5-6. asırlarda, Türkleşmiş kavimlerden sayılmaktadır. 6. asır sonlarında Çin kaynaklarında Hia-kia-sseu diye zikredilen Kırgızların Gök-Türk hakanı Mu-kan zamanında, 560’a doğru, hakanlığa bağlandıktan sonra (630-680) arasındaki fetret devrinde müstakil bir “kagan”a sahip olmalarından anlaşılıyor. II. Gök-Türk hakanlığı devrinde tekrar Gök-Türk idaresine alınan Kırgızlar, Mo-yen-çur Kağan tarafından Uygur hakanlığına bağlanmış (758), fakat 840 yılında şiddetli bir hücumla Uygur devletini yıkarak Ötüken’de kendi devletlerini kurmuşlardı.
En eski Türk kavimlerinden biri olan Kırgızlar, ilk başta Yenisey Irmağı çevresinde yaşıyorlardı. M.S. 1. yüzyılda Asya Hun Devleti’ne bağlandılar ve Tanrı Dağları yönünde yerleştiler.Asya Hun devleti’nin yıkılışı üzerine IV. yüzyılda güçlü bir devlet kurdular. Göktürk Devleti kurulunca da ona bağlandılar. Göktürk Devleti’nin yıkılmasından sonra bir süre bağımsız yaşayan Kırgızlar, Uygur Devleti kurulunca bu yeni siyasi teşkilatın içine girdiler. Daha sonra tekrar bağımsızlıklarını ilan ettiler ve Uygur Devleti’ni yıktılar.Bu yeni Kırgız Devleti 80 yıl bağımsız yaşadı. Daha sonra beliren Hitaylar, Kırgızları kuzeydeki eski yurtlarına sürdüler. Kırgızlar daha sonra Karahanlılar Devleti’ne bağlandılar, ancak yarı bağımsız hayatlarını da sürdürdüler.XIII. yüzyılda beliren Moğol Devleti bütün Asya’nın kaderini değiştirdi. 1207’Moğol egemenliğine girmişlerdir. Pek çok devlet bağımsızlığını yitirdi. Kırgızlar da uzun bir süre siyasi varlıklarını kaybettiler. Yenisey ırmağı dolaylarındaki Kırgızlar, bugün bağımsız Kırgızistan Cumhuriyetidir. Manas Destanı Kırgızlara aittir.
Kırgız kavminin, Uygur Hakanlığı’nı, yıkarak işgal ettiği Ötüken’de tutunamayıp, buranın Moğol K’i-tanlara geçmesine ve tam idrak ve intibak edemediği “Orhun kültüründen ortadan kalkmasına” sebep olmak, dolayısı ile eski Türk Hakanlar yurdunu, bir daha geri gelmemek üzere Moğollar’a intibak ettirmek suretiyle Türk tarihinde oynadığı menfi rol dikkatten kaçmamıştır. Nitekim Karluklar Ötüken’de Kırgız hakimiyetini reddetmişlerdir.
SİBİRLER : (SABARLAR=SABİRLER): Önceleri Hun devletinin egemenliğinde yaşayan Sibirler, VI. yüzyıl başlarında Avarların baskısıyla batıya göç ederek Ural dağlarının güney doğusuna yerleştiler. Sasanilerle anlaşarak, Bizans’a karşı savaştılar. Anadolu’ya akınlar yaptılar. Anadolu’da Kayseri, Konya ve Ankara’ya Kadar geldiler. Anadolu’ya ilk Türk akınları Avrupa Hunları tarafından, ikinci akın Sibirler tarafından yapılmıştır. Bugünkü SİBİRYA adı Sibir Türklerinden gelir. Avarlara yenilince Hazar Türklerine karıştılar. Hazar Devletinin asıl kitlesini oluşturdular.
AVARLAR: 552 yılında Orta Asya’daki Avar İmparatorluğuna Göktürkler son verince, batıya doğru ilerleyerek Romanya’ya giren AVARLAR merkezi MACARİSTAN olan yeni devletlerini kurdular. Çin kaynakları Avarlara JUAN- JUAN demektedir. 619 yılında tek başına, 629 yılında da Sasanilerle ortaklaşa İstanbul’u kuşattılar. İlk defa İstanbul’u kuşatan Türkler, Avarlar’dır. Slav topluluklarının göç etmesine neden olarak, bunların doğu Avrupa ve Balkanlara inmesini sağladılar. Böylece Balkanların Slavlaşmasında etkili oldular. 805 yılında Franklar tarafından yıkıldılar.
HAZARLAR : Avrupa’da kurulan ilk Türk devletleri için de en kuvvetli ve uzun ömürlü olanı Hazar devletidir. Karadeniz’in kuzeyine kadar hâkimiyetini genişleten Batı Göktürk Devleti’nin bir devamı olarak ortaya çıkmıştır. Göktürkler, VII. yüzyılın başında, Hazar Denizi ile Karadeniz arasında dağınık bir hâlde yaşayan, Sabar, Ogur ve Onogur gibi Türk kavimlerini kuvvetli bir birlik hâlinde teşkilâtlandırırlar. İşte bu birliğe Hazar adı verilmiştir. Hazarlar için Bizans ve Çin kaynaklarında Türk veya Türk-Hazar adı da kullanılmıştır. Hazar Devleti’nin kurucuları, Göktürk hükümdar ailesinin mensup olduğu Aşına soyundandırlar. Hükümdarlarına da Göktürkler gibi, kağan diyorlardı. Güney Rusya’da Volga dinyester Irmakları arasında kurulmuş Macaristan’a kadar genişlemiştir. Avarlar Asya’ dan Avrupa’ ya geçerken Kuzey Kafkasya bölgesindeki Sabarlar’ ın yurtlarını ellerinden almışlardı. Fakat Sabar Türkleri Avar fırtınası geçtikten sonra tekrar toparlandılar, Göktürk İmparatorluğu’ nun Batı ucunda Göktürkler adına Bizans ve İran İmparatorlukları ile mücadeleye devam ettiler. 630′ dan sonra Göktürk İmparatorluğu Çin hakimiyeti altına girince Sabarlar müstakil bir devlet haline geldiler. İşte Hazar Hakanlığı bunların eseridir.
Hazarlar, İran’ daki Sasani İmparatorluğu’ nu devamlı baskılarıyla çok zayıf düşürmüşlerdi. İslam orduları Sasaniler’ in böyle zayıf zamanlarında İran’ a girerek onları kolayca çökerttiler. İran aradan kalkınca Emevi orduları Hazar ülkesine doğru yürüdülerse de Hazarların şiddetli direnişi karşısında Ermenistan sınırından öteye geçemediler.
Hazarlar bütün Doğu Avrupa’ yı ellerine geçirerek büyük bir devlet oldular. Arapların Doğu Avrupaya girişlerini engellemişlerdir. Hazar Hakanlığı Kafkaslar’ dan Macaristan’ a kadar uzanan geniş bir saha içinde yaşayan kavimler bu sayede ticaretle, san’ atla, din hayatının gelişmesiyle uğraşma fırsatını bulabildiler. Hazarlar’ ın yıkılması ve dağılması Türk tarihinde büyük ibret alınması gereken olaylardan biridir. Bu devlet Türkler bakımından başarısız bir şehirleşmenin sonucu olarak dağılmıştır. Hazarlar eskiden olduğu gibi yarı göçebe kabilelere dayanmadıkları için ücretli bir ordu kurmuşlardı. Fakat bu ücretli ordu sadece kendi kavimlerinden değil, birbiri ile uzlaşması çok zor olan birçok kavimlerin insanlarından meydana geliyordu. Hazarlar aynı hatayı, din konusunda da işlediler. Memlekette bir din birliği sağlamayı düşünmediler. Hazar ülkesinde her dinin misyonerleri at oynatıyor, böylece Hazar halkı dini inanç bakımından bir yamalı bohça haline geliyordu. Hazar Hakanları Sekizinci Yüzyıl’ da Museviliği kabul etmişlerdi.
Hazarlar’ ın zayıflamasından en çok faydalanan İslavlar, yani bugünkü Ruslar’ ın dedeleri oldu. Hazar topraklarının büyük bir kısmı onların eline geçti. Ayrıca Macaristan da o devirde ayrı bir güç halinde ortaya çıktı. Rus Knezliği tarafından yıkılmıştır. 2.Dünya savaşında torunları A.Hitler tarafından fırınlarda pişirilmiş yada kıyma yapılmıştır.
BULGARLAR : “Bir kısım Hunlar’ la Dinyeper-Volga arasında yaşayan Ogur Türkleri’ nin karışmasından Bulgar kavmi doğmuştur.” “Bulgar” kelimesi Türkçe “Bulgamak” (=birbirine karışmak) fiilinden gelir. Bir kısım Hunlar’ la Dinyeper-Volga arasında yaşayan Ogur Türkleri’ nin karışmasından Bulgar kavmi doğmuştur. Üç’e bölünmüştür. 1) Hazarlara karışmışlardır. 2) Slavlara karışan Tuna Bulgarları 3) İslamiyeti benimseyen Kazan Türkleri.
İlk Bulgar Devleti, Göktürk İmparatorluğu’ nun 630′ da dağılması üzerine kuruldu. İlk Bulgar hükümdarı, Asya Hun Tanhularının sülalesinden gelen Kurt Han idi. fakat Kurt Han’ ın devleti, kendisinin 665′ te ölümünden sonra Hazarlar’ ın baskısıyla dağıldı. Bu ilk Bulgar Devleti, Kafkasya’ nın kuzeyinde idi. Kurt Han’ ın küçük oğlu bir kısım Bulgarlar’ la birlikte Balkanlar’ a geçti ve orada bir Bulgar Devleti kurdu (679). Şimdiki Bulgaristan topraklarında kurulan bu devletin toprakları üzerinde İslav kitleleri yaşıyordu.
Bizans bunlardan Arap kuşatmasın karşı yardım görmüş ve kendilerine birtakım ticari kolaylıklar sağlamışlardı. Bulgarlar 814′ te İstanbul kapılarına dayanarak şehri kuşattılar. Ancak bu sırada Bulgar Kralı Kurum Han öldü. Yerine geçen oğlu Omurtag Han Bizans’ la barış yaptı. Tuna Bulgar Hanlığı’ nın en parlak devri, bu Omurtag zamanıdır.
Bulgarlar, kalabalık İslav kitleleri arasında yavaş yavaş erimeye başlamışlardı. Boris Han’ ın 864′ te Ortadoks Hıristiyanlığı kabul etmesinden sonra Bulgarlar iyice İslavlaştılar ve Türk karakterini tamamen kaybettiler. Bugünkü Bulgaristan bir İslav devletidir.
Kazan Bulgarları (İtil Bulgarları)’ nın hükümdarı Almış Han zamanında (Onuncu yüzyıl başı) İslam Dini kabul edildi. on üçüncü Yüzyıl’ da Moğollar bunların ülkelerini talan ederek halkı kılıçtan geçirdiler. Ama Bulgarlar tekrar toparlandılar. Ardından Altınordu Hanı polat Timur ve en sonunda Timur gürgan, Bulgar ülkesini tahrip ettiler. İtil Bulgarları Kazan bölgesine giderek oraya yerleştiler.
TÜRGİŞLER: Adlarının “Türk+ş” şeklinde gelişmiş olduğu bildirilen Türgişler, Talas-Çu-İli-Isık Göl sahasında oturuyor ve Batı Gök-Türklerin (On-Oklar) To-lu kolunun bir kısmını teşkil ediyorlardı. Çin kaynaklarında ilk defa 651 hadiseleri ile ilgili olarak zikredilen Türgiş (To-ki-şi’ler, şüphesiz Gök-Türk hakanlığının kuruluşundan önceki devirlerdenberi burada bulunuyorlardı, zira İstemi Kağan 552’de Türgişler’in de dahil olduğu On-Okların başımda “yabgu” tayin edilmişti. 630’u takip eden yıllarda Türgişler’in diğer Türk toplulukları gibi teşkilatlı bir mukavemet unsuru halinde ortaya çıktıkları anlaşılıyor. Türkistan’da kurulan bu devletin merkezi Balasagun’dur.
Göktürk devletinin yıkılmasıyla güçlerini artırdılar. Emevilerle mücadele etmişlerdir.İlk para basan Türk Devleti Türgişler olmuştur. Çin politikaları sonucu sarı ve kara türgişler ikiye ayrıldılar. 657 yılından sonra Çin’in baskısı ile batıya göçüp etrafa yayılmışlardır. 681 yılında Göktürk Devletinin yeniden kurulmasıyla Türgeşler, Göktürkler’in hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalmışlardır. 712 yılında ise Göktürk Kağanı Kapagan, Türgeş Kağanı’nı öldürerek onun hanedanına son vermiştir. 717 yılında Türgeşlerin batı kesimlerinin yeniden bir birlik oluşturmuşlar ve 766 yılında Batı Göktürk sahasında hâkim olmaya başlayan Karluklar, Türgeşlerin siyasî varlıklarına son verirler.
KARLUKLAR : Karluklar’ın Türk soyundan geldikleri ve Gök-Türkler’in bir boyudur. Altaylar’ın batısındaki Kara-İrtiş ve Tarbagatay çevresi. On-oklar’ın bir kısmının meydana getirdikleri anlaşılan Karluklar bu arada üç kabileden kurulu birlik halinde bulunuyorlardı (Üç-Karluk). Daha İstemi Kağan zamanında Türk hakimiyetinin Hazar’ın kuzeyi ve Maveraünnehir’e doğru genişlemesinde şüphesiz büyük rolleri olmuştur. Her iki Gök-Türk hakanlığı devrinde Karluklar’ın durumu yukarıda açıklanmıştı. 630-680 yılları arasında, diğer Türk boyları, gibi, bunların da zaman zaman Çin’e başkaldırmışlardır. Kül-Erkin ünvanını taşıyan Üç-Karluk beyi bu tarihlerde “Yabgu” ünvanını almıştı ve kuvvetli bir orduya sahip idi.
Daha sonra Kapagan Kagan tarafından II. Gök-Türk hakanlığına bağlanmışlardır, Çin’in de teşvik ve tahriki ile Gök-Türklere karşı ayarlanarak şiddetli mücadelelerde bulunmuşlardı. Bilge Kagan’ın ölümünden sonra, tekrar faaliyete geçerek Uygur ve Basmıllar’la birlikte, Gök-Türk hakanlığının yıkılmasında müessir oldular. Basmıllar hakim duruma geldikleri sırada (742) “Sağ yabgu” mevkiini alan Karluk başbuğu, Uygur hakanlığının kurucusu Kutlug Kül Bilge zamanında daha üstün sayılan “Sol Yabgu”luğa yükseltildi. Fakat bu Karlukların tamamını temsil etmiyordu. Beş-balık havalisinde oturan Karlukların kendi seçtikleri ayrı bir yabguları vardı: Ton-Bilge. Ancak Ötüken’de yeni kurulan Uygur hakanlığı bütün Karluklar tarafından üst tanınıyor ve yabgular hakana bağlı bulunuyorlardı.
Batıda Emevi-Arap ilerlemesini durdurmuş olan Türgiş hakanlığının çöküntüye doğru gittiği tarihlerde Orta Asya Türk ülkelerinin korunması gibi bir tarihi vazife, bu defa, Karluklar’a düşmüştü.
Arap bakısının iyice hafiflemesi sonucu, Çinliler eski Orta Asya siyasetlerini canlandırarak, Karluklar’ın dahil bulunduğu bölgeye yeniden el koymak istemişlerdi. Talas Savaşı; arap-Çin savaşı (751 Temmuz). İslamlarla Çinliler arasında cereyan eden bu savaşta Araplarla işbirliği yaparak, Çinlilerin ağır mağlubiyete uğramasını sağladılar. Tarım havzasından itibaren batı Karluklar’a, doğu bölgesi Uygurlar’a ait olmak üzere Orta Asya’nın yeniden Türk hakimiyetinde kalmasını temin eden bu savaşta uğradığı hezimet yüzünden Çin ağır iç buhranlara sahne olmuş ve artık bir daha batı ile ilgilenememiştir.
Karluklar, İslamiyeti kabul eden ilk Türk boyu olarak, İlk Türk-İslam devleti olan Kara Hanlı devletini kurmuşlardır. 8.YY’da Moğol hakimiyetine girmişlerdir.
MACARLAR: Fin Ugor kavmi ile OGUR Türklerinin karışmasıyla MACAR kavmi ortaya çıkmıştır. 896 yılında kendi adlarını verdikleri MACARİSTAN’a gelerek devletlerini kurdular. X. yüzyılda Hrıstiyanlığın Katolik mezhebini benimsediler. (Bundan sonra Türklük özelliklerini kaybetmeye başladılar.) Almanların (Germenlerin) doğuya doğru yayılmasını engelleyerek, Balkan topluluklarının(Slavların) Germenleşmesini önlediler.
PEÇENEKLER : İlk yurtları Aral gölü çevresi. Hristiyanlığı kabul edip savaşlarda Bizansa destek vermiştir. Karadeniz’in kuzeyinde Don ve Dinyesper nehirleri arasındaki bölgeye yerleştiler.Kiev Prensliğini yenerek, Rusların Karadeniz’e inmelerini engellediler. 1071 Malazgirt Savaşına Bizans ordusu içinde ücretli asker olarak katıldılar. Ancak Selçukluların kendileri gibi Türk olduklarını anlayınca Selçuklu ordusu saflarına katıldılar. Edirne ve Trakya’nın Marmara kıyılarına kadar olan toprakları Bizans’tan aldılar. İzmir Beyi ÇAKA BEY Peçeneklerle temas kurdu. Buna göre Çaka Bey Peçeneklerle birlik olarak Anadolu ve Rumeli’den İstanbul’u kuşatmak istiyordu. Ancak Bizans kurnaz bir politikayla, yine bir Türk topluluğu olan KUMANLAR’ı Peçenekler üzerine saldırtarak, Peçeneklerin dağılmasına sebep olmuştur.
UZLAR (OĞUZLAR):Tarihte Türk Milletinin siyasi, kültür ve medeniyet alanında en büyük rolü oynayan koludur. Selçuklular, Osmanlılar, bir kısmı Macarlaşmış, diğer bir kısmı Rusya’nın batısında Gagauz (Gökoğuz), bambaşka bir kulu ise hristiyanlığı benimsemiş ve 1071 Malazgirt savaşında Selçuklu ordusuna geçmiştir. Oğuzlara; Bizanslılar UZ, Ruslar TORKİ veya TORK, Araplar TÜRKMEN, GUZ demişlerdir. 24 Oğuz Boyu vardır. Hazar denizinin kuzeyinden bir kolu “UZ” adı ile Avrupa ve Balkanlara göç etti. Balkanlara gelen UZLAR Bizans ordusunu ve Bulgarları yendi. Ancak Peçenek akınları, soğuklar, salgın hastalıklar yüzünden dağılıp yok oldular. Uzların bir kısmı Malazgirt Savaşı sırasında Bizans Ordusu saflarından, Selçuklu Ordusuna geçtiler.
KUMANLAR (KIPÇIKLAR) : 11.YY’da Orta Avrupa ve Balkanlar üzerine akınlar yapmışlardır. Türk soyunun en güzel boyudur. 1239’da Moğollarca yıkılmıştır. Doğudaki kumanlar, Eyyübi ordusuna ücretli asker olmuşlardır. Volga’yı aşarak Avrupa’ya ve Balkanlara girmişlerdir. Kıpçakların Karadeniz’in kuzeyinde hakim oldukları topraklara “KIPÇAK BOZKIRLARI” denilmektedir. Macaristan’a giden Kıpçaklar ROMEN devletinin kurulmasında etkili olmuşlardır. Kıpçakların Oğuz Türkleriyle yaptığı mücadeleler DEDE KORKUT HİKAYELERİ’nin ortaya çıkmasına sebepolmuştur. CODEX CUMANİCUS(Kodeks Kumanikus); Kıpçak Türk şivesi ile yazılan Latin, Fars ve Kuman dilleri üzerine yazılmış bir sözlüktür.
(KPSS’de İslam Tarihinden soru sorulmayacaktır!)
İSLAM TARİHİ
MEDİNE: Yemen’le Suriye’yi birleştiren baharat yolu üzerinde bulunur. İslamiyet öncesi Arap yarımadasında cahiliye dönemi yaşanıyordu. Lat, menat, hubel ve uzza taptıkları putlarıydı.
HİCRET: 622 Yılında Hz. Peygamber (s.a.s) ve ashabinin Islâm devletini kurmak üzere Mekke’den Medine’ye göç etmeleri.
624 BEDİR SAVAŞI: BEDİR GAZVESİ
İslâm devletinin Medine’de kurulmasından sonra müslümanlarla müşrikler arasında meydana gelen ilk savaş. Bu savaşa, yapıldığı kasabanın adıyla anılarak, Bedir Gazvesi denilmiştir. Müslümanların ilk askeri başarısıdır.
625 UHUT SAVAŞI: Uhud dagi civarinda müsriklerle yapilan savas. Uhud savasindan önce Kureys’in öfkesi kabarmis, kin ve intikam duygulari artmisti. Putperest Kureysliler Mekke disindaki Arap kabilelerinin de katilmasiyla 3000 kisilik bir askerî kuvvet hazirladilar. Bu kuvvette 700 zirhli, 200 atli süvari, 3000 deve vardi. Aralarinda, basta Ebu Süfyan’in karisi Hind oldugu halde 14 tane de kadin vardi. 11 Sevval 3 (27 Mart 625) Cumartesi günü savas teke tek vurusmalarla basladi; Hz. Ali, Hz. Hamza ve öteki 0slâm savasçilari hasimlarini öldürdüler. Sonra savas kizisti. Resulullah (s.a.s) almis oldugu askerî tedbirler ve uygulamis oldugu planlar sayesinde ilk safhada Müslümanlar galip geldiler. Hazma şehit edildi. Resulullah (s.a.s)’in disi kirilmis, yanagi yarilmisti. Mekkeliler savaşı kazanmış ama sonuç alamamışlardır.
627 HENDEK SAVAŞI : Uhud savaşından iki yıl sonra, Hicret’in beşinci yılının şevval ayında (23 şubat 627) Medine’nin kuzeyinde cereyan etmiştir. İslam’ın savunma savaşıdır.
628 HUBEYDİYE BARIŞI: Hz. Peygamber ve ashabinin Kabe’yi ziyaret maksadiyla Mekke’ye gitmek istemeleri ve bunun müsrikler tarafinda engellenmesi üzerine çikan olaylardan sonra müslümanlarla müsrikler arasinda yapilan anlasma. Mekkelilerin siyasi olarak islam’ı tanımaları.
629 HAYBER KALESİNİN FETHİ: Hz. Peygamber’in hicretin 7. yilinda fethettigi, Sam-Medine yolu üzerinde Medine’nin 15I km. kuzeyinde Yahûdilerin oturdugu bir yerlesim merkezi. İslamiyetin yayılması hızlanmıştır.
630 Mekkenin Fethi: On ikibin kisilik büyük islam ordusu hiç bir büyük olaya karismadan kolayca Mekke sehrini fethetmislerdir.Hicretin sekizinci yilinda Resulullah (s.a.s.)’e boyun egen Mekke, bu tarihten sonra yeni bir dönemi yasamaya basladi. Allah Teâlâ’nin mübarek kildigi, Islâm dininin merkezi olan bu belde, sirkten, putperestlikten ve bütün diger hurafelerden arindirilmis yeni bir hayata kavustu. Daha önce bagimsiz bir sehir devleti olan Mekke’nin, fetihten sonra ekonomik ve sosyal durumu da degismisti.
630 Huney savaşı: Mekke’nin fethinden sonra Müslümanlarla Havazin Müsrikleri arasinda meydana gelen savas. Rasûlüllah’in Havazin kabilesi kendi üzerlerine gelebilecegi endisesiyle savas hazirliklari yapmisti. Müslümanlar Mekke üzerine yürüyüp orayi fethedince, Havazin kabilesi artik siranin kendilerine geldigini anladilar ve savas hazirliklarini tamamlayip kendilerinin saldirmalarinin daha uygun olacagini hesapladilar. Mekkedeki putların kırılması bahanesiyle çıkan savaşı Müslümanlar kazandı.
630 Taif seferi : Huney savaşındaki kabileler Taife sığındı. Sefer Müslümanlar için başarısız.
630 Tebük seferi : Gassani İslam olmuş, kaleler alınmıştır. Muammedin son seferidir.
MUHAMMET: İslamiyeti yaymış, Arabistan’da siyasi birliği sağlamıştır.
632-661 DÖRT HALİFE DÖNEMİ : Halifeler seçilmiştir. Yalancı peygamber sorunu çözülmüştür.
1.Ebu Bekir(632 – 634): Hire seferini düzenlemiş, Arabistanı yönetimine almıştır. Yalancı peygamberler ortadan kaldırıldı. Ridde Hareketi bastırıldı. Vergi vermeyenlerin ayaklanması önlendi. Kur’an toplanarak kitap haline getirildi. İlk defa Arap Yarımadası dışında toprak alındı. Dağılmakta olan Arap-İslam devletleri yeniden toparlandı.
2.Ömer (634 – 644) : İran ve Irak’ı alarak Sasaniler’e son verdi. Bizans’tan, Suriye, Antakya, Kudüs, Filistin ve Mısır’ı aldı. Sınırların genişlemesi ile devlet kurum ve kurallarını yeniden düzenleme ihtiyacı doğdu. Bunun sonucunda;a- Alınan yerler yönetim birimlerine ayrıldı. b- Adli teşkilat kuruldu. c- Askeri iktalar oluşturuldu. d- Sürekli ordugahlar kuruldu. e- Hicri takvim düzenlendi
3.Osman (644 – 656) : İlk İslam donanması oluşturuldu. Bizans’la deniz savaşı yapıldı. Kuzey Afrika’da ilerleme devam etti. * İran alındıktan sonra tarihte ilk defa Türk-Arap ilişkileri başladı. Kur’an çoğaltılarak dağıtıldı. Kendi soyu olan Emevileri kayırması sonraki ayrılıklara ortam hazırladı. Tunus, Kıbrıs, Horasan, Harezm alınmış arap-Türk savaşları başlamıştır. Arap ordusu, Kafkas dağlarında Hazarlarla karşılaştı.
4-Ali(656 – 661) Halifeliğini tanımayan peygamberin eşi Ayşe ile yapılan savaşı kazandı Bu olaya Deve olayı veya Cemel Vakası denir. Halifeliğini tanımayan Muaviye ile yapılan Sıffin Savaşı sonuçsuz kaldı. Halifeyi belirlemek için başvurulan Hakem Olayı sonucunda is1am dünyasında ilk ayrılıklar ortaya çıktı.Buna göre; a- Ali taraftarları Şiiler b- Muaviye taraftarları Emeviler c- ikisine de karşı çıkan Hariciler olmak üzere İslam dünyası üçe ayrıldı.
657 SIFFİN SAVAŞI: Dördüncü Raşid Halife Hz. Ali (r.a) ile ona isyan eden Suriye valisi Muaviye b. Ebu Süfyan arasında M. 657 yılında, Fırat’ın sağ kıyısına yakın Rakka’nın doğusunda bulunan Sıffın’da yapılan savaş. Hz. Ali’nin Cemel vak’asında karşı grubu yenmesinden sonra onun hilafetine muhalif olarak, Suriye bölgesini idare etmekte olan Muaviye ve taraftarları kalmıştı. Hz. Ali’ye isyan edenler, davalarının, Hz. Osman (r.a)’ın intikamını almak olduğunu iddia ediyorlardı. Devir iç mücadeleler içinde geçtiğinden dış savaşlar yapılmadı. Dört Halife Devri Hz. Ali’nin Hariciler tarafından öldürülmesiyle sona erdi.
EMEVİLER (661 – 750): Kureyş kabilesinin bir koludur. Şam valisi muaviye kurmuştur. Suriye, mısır, Filistin muaviyeyi halife kabul etti. Muaviye’den sonra yerine oğlu Yezit’in geçmesi ile halifelik babadan oğula geçen bir saltanat haline geldi. Muaviye zamanında Müslümanlar ilk defa İstanbul’u kuşattılar. Yezit zamanında Kerbela Olayı meydana geldi. Bu olay sonucu İslamdaki ayrılıklar kesinleşti. Abdülmelik devrinde altın ve gümüş para basıldı. Arapça resmi dil ilan edildi.Velid devrinde Kadiks Savaşıyla ispanya alındı. Avrupa’daki ilerleme sonucu Avrupalılar ilk kez aralarında birleştiler. Puvatya yenilgisi ile Avrupa ‘daki ilerleme durdu.Emeviler zamanında Orta Asya’daki Türk Devleti Türgişlerle Maveraünnehir için uzun savaşlar yapıldı.
1-Muaviye Dönemi: Hazreti Ömer, onu Şam valiliğine getirdi. Hazreti Osman’ın zamanında aynı vazîfeye devam etti. Kendisini Şamlılar’a sevdirdi, 16 yıl bu vazifede kaldı. Güçlü bir orduya ve hazîneye sahipti. Hazreti Ali’nin zamanında Şam Emîri olarak 4 sene daha vazîfe yaptı. 19 sene de saltanatını sayarsak, tam 39 yıl yöneticilikte bulundu. Hazreti Osman’ın katillerini bulmadıkça Hazreti Ali’ye biat etmeyeceğini bildirdi. Hazreti Ali’yle, Hazreti Muâviye’nin 80 bin kişilik orduları Sıffin’de karşılaştı. Hâkem usulüyle anlaşmak istediler; Haricîler, Hazreti Ali’yi şehid edince Muâviye güç kazandı. Hazreti Hasan da hilâfetten vaz geçince, Emevî Devleti’nin hâkimi Hazreti Muâviye oldu. Müslümanların kurduğu devlete ilk defa bir isim veriliyordu: Emevîler. Devlet Başkanı Muâviye (r), 661 den 680′e kadar 19 sene hilâfette bulundu Hz. Osman zamanında Şam valiliğine getirilen Muaviye, 661 yılında halife oldu. Muaviye Emevi Devleti’nin ilk hükümdarıdır. Bu dönemde halifelik seçim sisteminden çıkarılarak saltanat haline getirildi. İstanbul kuşatıldı fakat alınamadı. İslam tarihinde ilk defa Emeviler İstanbul’u kuşatmıştır. Ölmeden önce oğlu Yezid’i halife tayin etti ve böylece halifelik resmen saltanat haline geldi.
2-Yezit Dönemi : 681 kerbela olayı Hüseyin öldürülmesi. Bu dönemde Atlas okyanusuna kadar ilerlenmiştir. Muaviye 680 yılında öldükten sonra yerine oğlu Yezid halife oldu. Kufeliler de Hz. Hüseyin’i halife seçtiler. Bu dönemde Kuzey Afrika’nın fethi tamamlanmasına rağmen, Berberilerin ayaklanması ile bölge tekrar elden çıkmıştır. Kuzey Afrika ancak Abdülmelik zamanında kontrol altına alınabilmiştir. Yezid ve Hz. Hüseyin taraftarları 681 yılında Kerbela denilen yerde karşılaştı ve Hz. Hüseyin ve taraftarları, Yezid ordusu tarafından öldürüldü. İslamiyet toplumu bu olaydan sonra Sunniler ve Şiiler olarak ikiye ayrıldı.
3-Abdülmelik Dönemi : Yezid’in 683 yılında ölmesi ile II. Muaviye halife oldu. II. Muaviye, 685 yılında halifeliği Abdülmelik’e bıraktı. Bizans, Kuzey Afrika, Anadolu ve Hindistan üzerine seferler düzenlendi. Bu fetihler sırasında Kuzey Afrika’da yaşayan Berberiler kitleler halinde İslamiyet’i kabul etmeye başladılar. Bizanslar, Kuzey Afrika’dan tamamen çıkartılarak sınırlar, Atlas Okyanusu’na dayandırıldı. Arapça resmi dil oldu ve ilk İslam parası olan sikke bastırıldı. Böylece İslam Devleti’nin ekonomisi Bizans ve Sasani etkisinden kurtulmaya başlamıştır.
4-Velid Dönemi : Abdülmelik’in 705 yılında ölümü üzerine oğlu Velid halife oldu. Tarık Bin Ziyad komutasında İspanya’ya geçildi. 711 yılında Kadisk’de Vizigot ordusu yenilgiye uğratıldı. Puvatya Savaşı (732) ile Müslümanlar’ın Avrupa’daki ilerleyişi duruduruldu. 732′de Franklarla Puvetye savaşı kazanılsaydı Fransa da İslâm sınırlarına katılacaktı. Kavimler göçü; emevilerin, Avrupadaki fetihlerini kolaylaştıran en önemli unsurdur. (Merkezi Krallıklar yıkılmıştı) Hazar Türkleri ile yapılan savaş kaybedildi. Türklere karşı 2.cephe açıldı. Hişam’dan sonraki halîfeler Emevî Devletinin yıkılşını hızlandırdı, bu süreç 750′de sona erdi.Şarl Martel ile 732 tarihinde yapılan Puvatya Savaşı’nda yenilindi ve İspanya’ya geri çekilindi.
Emevi Devleti’nin Yıkılışı : 1. Devlet yönetiminde meydana gelen bozukluklar 2. Emeviler’in Arap milliyetçiliği yaparak Müslümanlar arasında ikilik çıkarmaları 3. Bu politikalarından dolayı İranlılar ve Türkler Emeviler’e karşı sürekli ayaklanmışlar ve yıkılmalarında etkili olmuşlardır. Örnek olarak Horasan valisi Kuteybe Bin Müslim’in isyanını verebiliriz. 4. Halifelerin, fetihlerde ordunun başında bulunmayıp, saraya kapanmaları 5. Abbasoğulları’nın, Emeviler aleyhinde propagandaları 6.Muaviye ve Yezid döneminde Müslümanlar’a ve Hz. Muhammed’in soyundan gelenlere yapılan kötü muameleler.7. Şii ve Harici grupların aleyhte çalışmaları 8. Kerbela Olayı ‘nın etkileri nedenleriyle yıkılmışlardır.
ABBASİLER (750 – 1258) : Abbasiler, Emevilerde olduğu gibi Arap olan olmayan ayrımı yapmadılar. Emeviler, arap devletiyken, Abbasiler İslam devleti olmuştur. Bu durum Arap olmayan kitlelerin örneğin Türklerin, İslamiyeti benimsemelerinde etkili oldu. Bu nedenle bir İslam devleti sayılır. Başkenti Bağdat’tır. Abbasiler’in iktidara geçmesinden hemen sonra gerçekleşen Talas Savaşı’nda
(751), Araplar Türklerle birlikte Çinlilere karşı savaştılar.Abbasi hizmetine giren Türkler giderek ön plana çıktılar. Türkler için Avasım denilen savunma şehirleri kuruldu. Böylece Bizans’a karşı önlem alınmış olundu. Bilim ve uygarlığa önem vermişler, tarihte ilk çağdaş öğretim başlamıştır. Askeri ağırlıklı samerra şehri kurularak vezirlik, komutanlık, valilikler Türklere verilmiştir. Türkler kitleler halinde İslam ülkelerine geldiler. Me’mun zamanında dünyanın yuvarlaklığı ispatlandı. Vezirlik makamı ve divan oluşturuldu. Tımarın ilk şekli olan ikta sistemi ilk defa Abbasiler döneminde uygulanmıştır. 1258’de Moğollarca yıkılmıştır.
En parlak dönem Harun Reşit devridir. Mansur zamanında Yunanca ve Hellence klasikler Arapça’ya çevrildi ve bir İslam Rönesans’ı yaşandı. Bağdat kuruldu ve bu şehir bilim-kültür merkezi haline geldi.
Abbasiler; a- İslamiyetin ilk heyecanının azalması b- Yeteneksiz halifelerin işbaşına gelmesi c- XI yüzyıldan itibaren Ön Asya ‘nın Selçuklu Türkleri’nin egemenliğine girmesi d- Merkezi otoritenin zayıflaması ile halifeye ait topraklar üzerinde ”Tevaifül Mülük” denilen devletlerin kurulması (örn: Mısır’da Tulunoğulları ve Akiştler, Irak’ta Büveyhiler, İran’da Tahiriler, Maveraünnehir’de Samanoğulları) sonucu yıkılmışlardır.Abbasilere 1258 de Moğollardan Cengiz Han’ın torunu Hülagu Han, Bağdat’ı alarak son darbeyi vurmuştur. Emeviler yıkıldıktan sonra İspanya Abbasiler’e bağlanmadı. Endülüs Emevileri ayrı bir devlet olarak yaşadı. Daha sonra Beni Ahmer Devleti (Gırnata Devleti) varlığını XV. yüzyıla kadar korudu
Abbasi hanedanlığı Osmanlılardan sonra en uzun egemenlik sürdüren hanedanlıktır.
1-Ebu’l Abbas Dönemi :Abbasi Devleti, Hz. Muhammed’in amcası Abbas’ın torunlarından Ebu’l Abbas tarafından 750 tarihinde kuruldu. Abbasi hükümdarları, Emeviler gibi Arap üstünlüğüne dayalı bir devlet kurmadılar. Ebu’l Musa, Haşimiye şehrini devlet merkezi yaptı, iç karışıklıklarla uğraştı, kanlı bir şekilde siyasi birliği sağladı. Ebu’l Abbas, siyasi birliği sağlarken yaptığı çalışmalar yüzünden “Seffah” (kan dökücü) lakabını almıştır.
2-Ebu Cafer El- Mansur Dönemi: Ebu Cafer El-Mansur, 754 yılında halife oldu. 754 yılında Abbasi Devleti’nin başkenti Bağdat’a taşındı. 751 yılında Çinlilerle Talas savaşı yapıldı. Bu dönemde kültür hareketleri oldukça ilerledi.
3-Harun Reşit Dönemi :Harun Reşit, 786 yılında Abbasi Devleti’nin başına geçti. Bu dönem Abbasilerin en parlak dönemi oldu. Binbir Gece Masalları’nda geçen Bağdat halifesi Harun Reşit’tir. Binbir Gece Masalları’nda özellikle bu dönemdeki İslam hazinesinin zenginliği vurgulanır. Anadolu’ya akınlar yapıldı, İstanbul kuşatıldı fakat başarılı olunamadı. Bu dönemde de iç isyanlar sürdü.
4-Me’mun Dönemi :Harun Reşit’in ölümü üzerine yerine oğlu Emin geçti. Kısa süre sonra yerine Harun Reşit’in diğer oğlu Me’mun geçti. Mu’tezile Mezhebi bu dönemde ortaya çıktı. Bu dönemde Antik Çağ Yunan eserleri Arapça’ya çevrildi. Arap-İslam Devleti kültür ve sanat alanında dışarıdan (Helenizm’den) en çok bu dönemde etkilenmiştir.
5-Mu’tasım Dönemi :Me’mun’un ölümü üzerine 833 yılında kardeşi Mu’tasım halife oldu. Bizans sınırlarında “Avasım” denilen Türk ordugahları kurdurdu. Avasım kentlerinin oluşturulma nedeni; İslam dünyasına karşı Bizans saldırılarını kırmaktır. Mu’tasım’ın ölümü üzerine merkez otorite zayıfladı. Türkler’in sınır boylarında, yerleşim yerlerinden uzak bölgelerde Emir’ül Ümera görevi verilerek merkezden uzaklaştırılmasının ve ordugahlarda toplanmasının nedenleri savaşçı özelliklerini kaybetmelerini önlemek ve merkezde tehlike oluşturmalarını engellemekti. Devlete bağlı Tavaif-i Mülk’ler bağımsızlıklarını ilan etti.
Abbasi Devleti’nin yıkılışı : Abbasi Devleti, Mu’tasım’ın ölümü ile zayıfladı ve Moğollar’ın Bağdat’ı istilası ile yıkıldı. Selçukluların yıkılması ile koruyucuları ortadan kalktı. Şiilerin ve Emevilerin olumsuz çalışmalarından zarar gördü. Zayıflama döneminde fetihlerin durgun geçmesi nedeniyle ekonomi zayıfladı. Moğol Hükümdarı Hülagu’nun Bağdat’ı istilası ile Abbasi Devleti ortadan kalktı
Endülüs Emevi Devleti (756-1031): Abbasi Devleti yıkıldıktan sonra Emevi halifesi Hişam’ın torunu Abdurrahman bin Muaviye tarafından Kurtuba merkez olmak üzere ispanya’nın iber adasında 756 yılında kuruldu. Endülüs Emevi Devleti askeri alanda değil, bilim ve kültür alanında ileri gitti. En parlak dönemini III. Abdurrahman zamanında yaşadı.Endülüs Emevileri zamanında yapılan Kurtuba Medresesi dünyanın en ünlü medresesidir. Bu medrese Avrupa Üniversiteleri’nin temelini oluşturmuştur, rönesansın temelini oluşturmuştur. Buradan eski Yunan ve Roma dönemine ait eserler hakkında da Avrupa’ya ilk bilgiler yayılmıştır. Franklar’ın saldırıları sonucunda zayıfladı ve 1031 yılında yıkıldı. Endülüs Emevi Develeti’nden sonra bölgede Beni Ahmer Devleti kuruldu.
Beni Ahmer Devleti (1232-1492): Endülüs Emevi Devleti’nin yıkılmasından sonra, Gırnata merkez olmak üzere Muhammed Bin Ahmer tarafından kuruldu. Gırnata kartubanın güney doğusu. Kısa sürede güçlenerek deniz ticaret filosu kurdu. Elhamra Sarayı gibi büyük eserlerle mimaride ilerledi. İspanya’da XV. yüzyılda Ferdinandın, Hristiyan birliğini kurulması ile Hristiyan saldırıları sonucunda yıkıldı. Beni Ahmer Devleti 1492′de yıkıldı. Böylece İspanya’da Müslüman etkinliği sona erdi. Hızır ve Oruç reis Müslümanları getirmiştir.
İSLAM KÜLTÜRÜ VE UYGARLIĞI : Eski Mezopotamya, Mısır, Anadolu, Çin ve Hint uygarlıklarından yararlanılmıştır. Doğuşunda ve yükselişinde en çok Yunan ve Hellenizm uygarlıkları etkili olmuştur. Müslüman olan bütün kavimlerin ortak eseridir. İslam dininin Müslümanlara maddi ve manevi ayrıcalıklar tanıması 1slam devletinin sınırlarının genişlemesi ile ilişkilidir. İslam mimarisi ulusal kültür ve coğrafi özelliklerin etkisiyle değişik ülkelerde üslup ve biçim bakımından farklılaşmıştır. Resim ve heykel günah sayılarak yasaklanınca hat sanatı, oymacılık, kakmacılık, nakkaşlık gibi süsleme sanatları gelişmiştir. Hz Ömer zamanında devlet teşkilatı alanında Sasaniler, ordu alanında ise Bizans örnek alınmıştır. İslami bilimler gelişmiştir; tefsir – Kuran’ı anlam bakımından açıklar. Hadis – Peygamberin söz ve davranışlarını açıklar Fıkıh – İslam hukukunu inceler Kelam – İslam felsefesine denir. Kıraat – Kuran’ın usulüne göre okunmasıdır. İslam devletinin hazinesine Beytülmal denir. Beytülmale dahil olan gelirler; a- Müslümanlardan Alınan zekat ve sadaka b- Savaşlarda alınan ganimetin beşte biri c- Müslümanlardan Alınan toprak vergisi öşür d- Müslüman olmayanlardan alınan sağlık vergisi cizye e- Gümrük, maden, orman ve tuzla gelirleri f- Bağlı beylik ve devletlerin gönderdiği vergilerdir.
İslam mimarisi ilk defa Emeviler zamanında Hıristiyan mimarisiyle yarışabilecek bir düzeye gelmiştir
İslam dünyasında ilk medreseler Abbasiler döneminde kurulmuştur.
İslam Kültür ve Uygarlığı
1-Devlet Yönetimi : Devletin başında bulunan kişi, hem dini, hem de siyasi açıdan tüm yetkilere sahipti.
İslamiyetin kurulduğu ilk yıllarda, devlet başkanı Hz. Muhammed idi. Hz. Muhammed’den sonra devlet başkanlığı görevi için halifeler seçildi. Halifeler, Hz. Muhammed’in peygamberlik görevi dışındaki dünyevi bütün görevlerini yerine getirdiler. Hz. Ömer döneminde sınırların genişlemesi ile devlet yapısında yenilikler yapılarak vali ve kadılar atanmaya başlandı. Devlet hazinesi olarak bilinen Beytül Mal oluşturuldu.
Emeviler Dönemi’nde halifelik babadan oğula geçmeye başladı. Hz. Muhammed’in ölümünden sonra ilk dört halife (Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali) seçimle belirlenmiştir (Seçimden dolayı Arapların Cumhuriyet dönemi). Emeviler Dönemi’nde sınırların genişlemesi ile yeni devlet görevlileri ortaya çıktı.
2-Ordu : Sınırların genişlemesi ile ordu önem kazanmaya başladı. Hz. Muhammed ve Hz. Ebubekir döneminde düzenli bir İslam ordusu yoktu. İslam Devleti’nde, eli silah tutan her erkek asker olarak kabul edilirdi. İlk düzenli İslam ordusu Hz. Ömer devrinde kuruldu. Abbasiler devrinde, Türkler ve diğer milletler İslam ordusunda görev almaya başladı. Hz. Osman devrinde ilk defa donanma kuruldu.
3-Sosyal Hayat : Sosyal hayata dair düzenlemeler Kur’an-ı Kerim’den alınırdı. İslamiyette insanlar arasında fark olmamasına rağmen, Emeviler Dönemi’nde Araplar kendilerini diğer uluslardan üstün görmüşlerdi. Arap olmayan Müslümanlar ise Mevali olarak adlandırılmıştı. Abbasiler döneminde Araplarla Mevali eşit duruma geldi. İslam Devleti’nde, Hristiyan ve Yahudiler’den oluşan topluma Ehl-i Kitap denir.
Ehl-i Kitap haricinde Müslüman olmayan kesime de Ehl-i Küfür denir. Müslüman olmayan bu toplumlar haraç ve cizye vergileri verirdi.
4-Ekonomik Hayat : Ekonomi daha çok tarım, hayvancılık, ticaret ve el zanaatlarına dayalıydı. Abbasiler Dönemi’nde el zanaatları ile uğraşanlar, Fütüvvet Birlikleri denilen meslek örgütleri oluşturmuşlardır. Hayvancılığın gelişmesi ile halı ve kilim dokumacılığı da gelişti. Seramik, cam işlemeciliği ve dokumacılık da ilerledi. Ticaret, İslamiyet ile birlikte Arap Yarımadası’nda oldukça hızlandı. En çok ticaretin yapıldığı devlet Bizans’dı. İslam hukukuna göre, tarımsal araziler devlet mülkiyetindedir. İslam Devletleri’nde, devlete ait gelirlere Beyt-ül Mal denir.
Devlete ait gelir kaynakları : 1. Savaş ganimetlerinin beşte biri 2. Gayrimüslimlerden alınan Haraç 3. Müslümanlar’dan alınan Öşür 4. Gayrimüslümlerden alınan Cizye 5. Maden, tuz, gümrük gelirleri 6. Emevi halifesi I. Velid zamanında ilk İslam parası basıldı.
5-Dil ve Edebiyat : İslamiyet’te dil ve edebiyatın kaynağı Kur’an-ı Kerim’dir. Arapça, Emevi halifesi Abdülmelik zamanında resmi dil olarak kabul edildi. İslamiyet’ten önce, sözlü edebiyat gelişmişken, Hz. Muhammed’in hayatını yeni nesillere aktarmak amacıyla yazılı edebiyata da önem verildi. Düşünce hayatı Abbasiler ile birlikte gelişmiştir.
6-Bilim : Abbasilerde, bilimdeki gelişmelerden dolayı İslam rönesansı yaşanmıştır. İslam medeniyetlerinde bilim; İslami bilimler ve pozitif bilimler olmak üzere ikiye ayrılır. İslam bilimlerinin temeli Kur’an-ı Kerim’dir. Tefsir : Kur’an-ı Kerim’in ayetlerinin yorumlanması bilimidir.
Hadis : Hz. Muhammed’in söylediği sözler ve yaptığı işlerin bütününe hadis denir. Hadis biliminin önde gelenlerinden biri Sahih-i Buhari’nin yazarı İmam Buhari’dir. Fıkıh : İslam hukukudur. Temeli Kur’an-ı Kerim’dir. Kelam : İslam felsefesidir. Ünlü İslam bilginlerinden başlıcaları; Razi, İbn-i Cemşit, Farabi, İbn-i Sina, İbn-i Rüşt, Biruni, Taberi, Mesud-i, İbnül Esir ve İbn-i Haldun’dur.
7-Sanat : Sanat İslamiyet ile birlikte büyük gelişme gösterdi. İslamiyet’in yayılması ile İslam sanatında İran, Türk ve Bizans sanatlarının etkisi görüldü. İslam sanatı denince akla ilk gelen, mimaridir. En önemli mimari eserler arasında; Ömer Camii, El Ezher Camii, İbn-i Tulun Camii, El Hamra Sarayı ve Kurtuba Camii sayılabilir. El sanatlarında; oymacılık, kakmacılık, nakkaşlık, hat ve tezhip sanatları oldukça gelişti.




