Küresel ısınmanın en önemli etkisi kutuplarda gözlenmektedir. Çoğu insan bana dokunmayan yılan bin yaşasın sözünü benimserken halbuki durum hiçte öyle değil. Denizlerimizdeki su azalmakta akarsu ve çaylarımızdaki sular çekilmektedir. Küresel ısınmanın kutuplara zararı olduğu kadar bize de çok fazla zararı olmakla beraber ilerleyen yıllarda kendisini daha fazla gösterecektir.

Ozon tabakası dünyamıza gelen zararlı ışınları tutmakta ve yeryüzüne gelmesini engellemektedir. Ancak bizim bilinçsiz kullandığımız parfümler, fabrika bacalarımızdan çıkan dumanlar bu tabakaya zarar vermekte ve delmektedir. Bu sebeple gelecek yıllarda ozon tabakası delinecek ve dünyamıza gelen zararlı ışınlar artmış olacaktır. Bu yüzden hastalıklarda artış olacak insanlar kendi bilinçsizliği uğruna yaşamını yitirecektir. Montreal protokolünde ozon tabakasına zarar veren maddelerin kullanılmasını yasaklama konusunda önlemler alınmış fakat bu konuda pek başarılı olunamamıştır. Montreal protokolünde kloroflorokarbon kullanımı yasaklanmış sadece bu alanda başarı sağlanmıştır.

Ülkemizdeki kloroflorokarbon kullanımı tamamen 2006 yılında yasaklanmıs bu alanda ciddi adımlar atılmıştır. Fakat düzensiz yerleşme, çarpık kentleşme konusunda bilinçsizlik çevre kirliliğini engelleyememiş ve çevre kirliliğide beraberinde diğer sorunlarıda beraberinde getirmiştir.

Gezegenimizin atmosferi tıpkı bir sera benzer biçimde çalışıyor. Yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının hemen hemen yarıya yakını yeryüzünden yansır. Atmosferimiz, sera gazı olarak da vasıflandırılan karbondioksit, metan, su buğuı, ozon, azot oksit vb. Gazlar yardımıyla yeryüzünden yansıyan güneş ışınlarının bir kısmını yine yeryüzüne gönderir. Bir battaniye işlevi gören sera gazları sayesinde yeryüzündeki ortalama ısı, insanlar, hayvanlar ve bitkilerin yaşamını sürdürmesine imkân verecek bir ısı düzeyini, 15°C’yi yakalar.

Küresel Isınma ve İklim değişiklikleri

Sera gazları olmasaydı, yeryüzünün ortalama sıcaklığı -18°C yöreında olurdu. Sera gazlarının bu doğal tesiri “sera gazı etkisi” olarak adlandırılır.
Atmosferdeki sera gazlarının oranı, 1750’li yıllarda başlamış olan sanayi devrimi hemen sonra artmaya başlamış, karbondioksit oranı %40’lık bir artış göstererek 280 ppm’den 394 ppm’e ulaşmıştır. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ne (IPCC) gore karbondioksit oranındaki artış öncelikle fosil yakıt kullanımından kaynaklanıyor. Kayda kıymet ikinci etkili, başta ormansızlaşma olmak üzere arazi kullanımındaki değişimdir.

Küresel Isınma nedir

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli, insan faaliyetlerinin atmosferde yarattığı etkinin sonucunda küresel ortalama sıcaklıklarda artış yaşandığını ortaya koymuştur.

İklim Değişikliğine yol açan Etkenler

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli, küresel iklim değişikliğinin ana nedeninin sera gazı emisyonlarında insan faaliyetleri sonucunda gözlenen artış bulunduğunu ortaya koydu.

Başta kömür olmak üzere fosil yakıtların yakılması, atmosferdeki karbondioksit oranının artmasındaki ana mesuldür. IPCC’ye bakılırsa 2004 yılındaki insan kaynaklı sera gazı emisyonlarının %56’sı fosil yakıt kullanımında ortaya çıkan karbondioksite aittir. Ormansızlaşma da %17’lik bir paya haizdir .

Küresel Isınma

Fosil yakıtlar içinde ana sorumlu olarak “kömür” karşımıza çıkar. Küresel ölçekte birincil enerji talebinin %27’si kömürden sağlanırken, enerji kaynaklı sera gazı emisyonlarının %43’ü kyaşam kaynaklıdır. Kömürü %36 ile petrol, %20 ile doğalgaz takip eder . Kyaşam, üretilen bir birim enerji başına doğalgazın 1,7 katı CO2’yi atmosfere salar.

Küresel Isınma İklim değişiklikleri

İklim Değişikliğinin tesirleri

İklim değişikliğinin tesiri sıcaklıklardaki artıştan ibaret değil. Kuraklık, seller, şiddetli kasırgalar benzer biçimde aşırı hava vakalarının sıklığı ve tesirinde artış, okyanus ve deniz suyu seviyelerinde yükselme, okyanusların asit oranlarında artış, buzulların erimesi gibi etkenler sonucunda bitkiler, hayvanlar ve ekosistemlerin yanı sıra insan toplulukları da ciddi risk altındadır.

Bilim dünyası, iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini en aza indirmek için ortalama sıcaklıklardaki artışın azami 2°C ile sınırlanması gerektiğini belirtiyor. Bu hedefin tutturulması için atmosferdeki CO2 oranının 450 ppm seviyesini aşmaması gerekiyor.

Küresel Isınma fabrikalar

Mevcut politikalar ve uygulamalar ile bu orandaki artışın devam edeceği öngörülüyor. Dünya Bankası karbondioksit emisyonlarının şu andaki artış hızıyla 2060 yılında ortalama sıcaklıklardaki artışın 4°C’yi bulacağı uyarısını yaparken, bu artışın etkilerinin özellikle fukara kesimlerce hissedileceğini belirtiyor.

Küresel Isınmanın nedenleri

Akdeniz Havzası’nda gerçekleşecek 2°C’lik bir sıcaklık artışı, beklenmeyen hava olayları, sıcak hava dalgaları, orman yangınlarının sayısında ve tesirinde artış, kuraklık ve bunlar dolayısıyla biyolojik çeşitlilik kaybı, gezim gelirlerinde azalma, tarımsal verim kaybı ve en önemlisi kuraklık olarak etkilerini hissettirecektir.

Kuraklık olsun veya olmasın, artan nüfus artışına nazaran durağan kaynakların birey başına düşen miktarında azalma olacağı aşikar. Bu kaynakların başlangıcında eğer olmazsa olmaz kaynağımız suyun durumu da farklı değil. 2030 senesinde 100 milyon olması beklenen Türkiye nüfusu ile fert başına düşen su miktarı 1100 m3 e düşerek, Türkiye’de su fakiri ülkelerin arasına girecek şeklinde görünüyor.

İklim değişiklikleri

İsrafa karşı olan inancımız tüm bu gelişmeler olmadan önce de tasarrufu tavsiye etmiş, mütevazı yaşamı, azca tüketip çok üretmeyi teşvik etmiştir.

şovşten uzak, mütevazi mütevazi bir yaşam ve su gibi duru bir hayat dileklerimle…