Karada , denizde , çokl canlının ışığa karşı geniş ölçüde ilgi bilinmektedir. Kuvvetli ışık merkezi mıknatıs gibi canlıları kendine doğru ,çeker.   oluşmanın önune geçilemez, yani oluşması istenemez. Karada kelebekler böcekler, örümcekler, çekirgeler yılanlar ışığı yandığı yere şuursuzca isteği ile . Bu durum demek  böyledir. Pek çok balık türü ışığa  gitme isteği gösterebilir. Bazı kimseler lamba yakmanın, yakamozu amacına: olduğunu söylerler. Bu da doğrudur.   yandan da balıklan etkili olduguna alan içine çekerek toplar. Şu halde denizlerde lamba  yakmanın iki ayrı amacı olduğu anlaşılır.Birincisi, baliklan ışık alanına toplamak ikincisi de kullanılan takımı, yakamozu  kesmek suretiyle balığin görünüşünden saklamak

 

Balık avında kullanılması gereken lambanın, kuvvetli ışık veren cinsten olması lazımdır. Bu suretle genişe yayılabilen ışığın balıkları kendini çekmesi ve sonuç olarak da ışık  altında toplanmaları sağlanmış olur.Lamba  yakma gereksinmesi, ay karanlti gecelerde daha geçerlidir.·. Aydınlık ve mehtaplı gecelerde yakılan lambaların gecelerdeki kadar başarılı sonuç:vermediği  bilinir.

Eskidcn balık avlamada Çıra asetilen  gaz yağı, mazot aygıtlar kullanılırdı. Günümüzde ise, jeneratör kullanan yaşlı ve tecrübeli reisler, jenaratör kullanmanın  balık nesline zarar vermekde ve bu usulün sullarımızda edilmesini ısrarla istemekdirler. Doğrudur. Çünkü, jenaratör  ile elde edilen ışığın kuvveti kadar çıkarılabilmekte ve zamanı olmadığı  halde kullanllarak, çok derin bırakmak üzere yatan balık sürülerini tedirğin ederek kabarmalanna ve lamba yakamalarrna sebeb olmaktadır. Bu aletler ] kullanildıkları senelerde,   dolusu uskumru yakalama olanağı bulunmuş fakat bu  gün uskunını balığı aranılır duruma gelmiştir.  Hele Marmara denizi, hakikatten aranacak duruma sokulmuştur.

Oltacılıkda, çok kolay  ve kolaylığı ölçüsünde yaygın bu alışkanlık haline girerek kullanılan iki türlü lamba vardır. İyi ve bol ışık vermesi ile tantnan bu iki aygıttan biri gaz yağı , diğeri de sıvılaşanlmış petrol gazı yakan lüks  lambalardır. Her ikisi de denize meylettirilerek, sandalın küpeştesine bağlamak süretiyle kullanılır. Bu ginşim avlanma için bir dereceye kadar geçerlidir ama, kullanmak için bazı zararlı sonuçlann doğmasına sebep olmaktadır. Önıeğin, akşamda sabaha kadar çalışma gereği duyan kimseler ertesi  gün gözlerinin şiddetle yandığını ve gözlerinin  içine bir avuç kum atılrmş gibi söylerler. Bu dunım çok kuvvetli ;lambalarının göz seviyesinden aşağıda bulunması sebebi ile, sürekli olarak gözleri etkilemesinden ileri gelmektedir. Ş,u halde, bu tür girişimler için kullanılması gereken ışık kaynaklarının  avlanırken, baş üzerindeki bir yükseklikte tutulmalan gerekmektedir.

GECE IŞIKLA LÜFER AVI

Henüz ortalık aydınlık iken bitinlen sandal tonazlamasını, ışığın yakılması takip eder. Yemler’de çok önceden kesilmiş ve olacağından avlanmaya girişmede bir sakınca  kalmaz.

Zokanın yemlenmesinden sonra, takım  açılır ve iskandil  ile tesbit edilen derinliğe indirilir.KaranIığın başlaması ve ışığın etkili duruma girmesi ile başlayan avlanma, aralıksız olarak o kadar hızlı gelişme içine girer ki  insan  bayağı yonılur ve terlemeğe başlar.

Lüferin yeme gelmesinde kendine has bir özellik vardır.. Balığın kesme ve koparma gücü yüksek olduğu için yeme gelme sırasında ki sarsıntılar, tok değil hafıf bir tıkırtı şeklinde duyulur. Tıkırtıının sezilmesi ile beraber yemi hemen biraz daha askıya alma girişiminde bulunulmall ve tıkırtının sürdüğü  duyar duymaz da tasmayı atmalıdır İşte lüfer avlamanın bütün incelikleri, bu tür  davranışın zamanında uygulanmasındadır. Tasmayı yiyen Iüfer, diğer tür balıklarda olduğu gibi kaçma ve o yerden uzaklaşma çabasına girişmez. Ya ne oldugunu anlamak  için olduğu yerde durur ya da, canını yakan  şeyi kesip koparmak için fırsat bekler . Hakiıkatten tasma atıldıktan sonra balığı hemen çekip alma işine girişilmez ise, takımuı birden boşaldığı göriilür. İşte beden kesilmiş, balık Zoka ile beraber kaçmıştır. Bu gelişmeye meydan vermemek için, tasmayı atar atmaz takımı, mümkün olan en hızlı biçimde çekmeli ve balığı bir an önce sudan çıkarmağa gayret etmelidir. Eğer balığın çekilmesinde ağır ve yavaş hareket edilecek olursa, takımın kesilmesi ihtimal dahiline girer. Çünkü Iüferler zoka ile yakalandıktan sonra diğer balıklar gibi direnmez. Çekme sırasında takımın üzerine doğnı gelerek, doğacak en küçük fırsattan faydalanıp onu kesme gayreti içine girerler.

Lüferler için uygulanan bu şekildeki avlanma yöntemi; torik ve palamut avı için de, aynen geçerlidir, Gerçi torik ve palamutların Iüferler gibi bedeni kesip kaçma yeteneklen yoktur. Çünkü onların diş yapıları Iüferlerinkine benzemez. Onlar da sivri ve keskindirler ama, seyrek yapıda olduklan için beden ve kösteklerüzennde etkili olmamaktadrrlar. Sadece, derin suda yakalandıkları için, sudan çabuk çekip çıkarma gereği duyulur.