Değerli öğüretmenim, arkadaşlarım. Ben size , Tarihi ve İncelikleri hakkında bilgi vermek istiyorum.

Masa tenisinin geçmişi 1800’lü yıllara kadar uzanmaktadır. 1810 tarihli bir resim çalışmasında iki çocuk masa tenisine benzer bir oynarken resmedilmiştir. Ancak oyunun ortaya çıkışı ile ilgili kesin bir belge yoktur.
20. yüzyıl başlarında İngiltere’de gelişen oyun, önceleri “J. &; Son” adlı İngiliz firmasının tescil ettirdiği “ping pong” adı ile anılıyordu. 1902’de kurulmuş olan eski Ping Pong Birliği 1921 yılında yeniden oluşturulunca “masa tenisi” adı benimsendi.
Bu sırada İngiliz ve Amerikalı üreticiler kendi ürünlerinin bu sporun resmi ekipmanları olarak göreceği umudu ile , masa ve top prototiplerini duyurmaya başladılar. Çok çeşitli şekil ve ebatlarda, üzerinde tırtıklı lastikler olan raketler ortaya çıktı.

1901 yılında bir gelişme oldu, İngiliz James Gibb bir Amerika gezisi dönüşünde yanında getirdiği seliloid malzemeden yapılmış hafif bir topun bu oyun için ne kadar uygun olduğunu fark etti. Günümüzde de aynı malzemeden üretilen bu toplar masa tenisine olan ilgiyi bir anda arttırdı.
1920’lerde masa tenisi çok ülkeye yayılmış durumdaydı. 1926’da Almanya, Macaristan ve İngiltere öncülüğünde Uluslararası Masa Tenisi Federasyonu (ITTF) kuruldu.
İlk dünya şampiyonası 1927’de Londra’da düzenlendi. Bundan sonra yeni çalışma tekniklerinin geliştirildiği 1950’lere değin Orta Avrupalı oyuncular, özellikle Macarlar masa tenisinde üstünlük sağladılar. İsveçli çalıştırıcılar, rakiplerinin oyunlarındaki en iyi noktaları inceleyip insiyatifi ele aldılar. Eğer Japonlar falsolu forehandleri, Çinliler güçlü backhandleri ve Macarlar rakiplerini şaşkınlık içinde bırakan kısa blokları ile biliniyorlarsa, İsveçliler tüm bunları oyunlarına katarak rakiplerinin bir adım önüne geçtiler. Ayrıca yabancı antrenörleri de kendilerini çalıştırmaları için düzenli olarak ülkelerine davet edip çok sayıda dünya şampiyonu yetiştirdiler.
İsveç ile aynı zamanlarda Asya ülkeleri, özellikle Çin ve Japonya da masa tenisinde güçlü olmaya başladı. 1980’lere gelindiğinde Çinli oyuncular üstünlüğü ele geçirdiler. Bu arada Kuzey Kore de masa tenisinde önemli güç durumuna geldi. 1980’de düzenlenen dünya kupasında, Çinli Guo Yuehua 12.500$ tutarındaki ödülü kazanan sporcu oldu. Bundan sonra da dünya şampiyonaları 1957’den itibaren iki yılda bir düzenlenmeye başlanmıştır.
Türkiye’de temel olarak Cumhuriyet’ten sonra oynanmaya başlanan masa tenisinde ilk ulusal turnuva 1930 yılında düzenlendi. 1966’da Türkiye Masa Tenisi Federasyonu kuruldu. 1973’te Balkan ve 1973 ve 1975 yılları arasında da Akdeniz Oyunları şampiyonu Vasil Aleksandridis bu dalda başarı kazanan ilk Türk sporcu olarak tarihe geçti. 1983’te masa tenisi ligi kuruldu ve aynı yıl erkeklerde Eczacıbaşı, bayanlarda da Eskişehir-Bentspor şampiyon oldu.

Masa Tenisi’nin üzerinde oynandığı masanın boyu 274 cm. , eni 152 cm. , yerden yüksekliği ise 76 cm. ’dir. Oyun alanını sınırlayan beyaz renkli yan çizgiler 2cm kalınlığında ve oyun alanına dahildir. Masa, ortasına gerilmiş ve destek direkleriyle masaya tutturulmuş bir ağ tarafından enlemesine iki eşit parçaya ayrılmıştır. Destek direklerinin masadan uzaklığı ve ağın masadan yüksekliği 15.25cm dir. Oyun alanı çiftler karşılaşmaları için 3mm kalınlığındaki çizgi ile uzunlamasına ikiye bölünmüştür ve bu çizginin çizilme amacı, ikili oyunlarda, servis atışlarının karşıdaki çapraz alana düşüp düşmediğini belirlemektir. Masa Tenisi Masası’nın yüzeyi koyu renkli ve mat olmalıdır.

Masa Tenisi, çapı 40 mm. , ağırlıgı 2.5 gr. olan, selüloyitten yapılmış bir topla oynanır. Bu topların çapı geçen yıla kadar 38 mm. idi fakat ITTF’nin  2000 yılı genel toplantısında aldığı karar ile topların çapını 40mm ve ağırlığını 2.7gr’a çıkartmıştır. Bu değişiklik 1 Ekim 2000’den itibaren tüm maçlar için geçerli olmuştur.

Raket, lastik ve tahta olmak üzere iki kısımdan oluşur. Çok çeşitli özelliklerde lastik ve tahta bulmak mümkündür. Eğer bu sporu stres atmak için yapıyorsanız, fazla pahalı bir raket almanıza gerek yok. Marketlerde satılan raketler sizin işinizi görecektir. Ancak bu sporla yakında ilgili kişiler ve profesyonel sporcularda özel yapım raketler olduğunu görürsünüz. Özel yapım raketlerde tahta, forehand lastiği ve backhand lastiği ayrı ayrıdır. Forehand ve backhand lastikleri, özel bir yapıştırıcı ile de tahtaya yapıştırılır. Raketlerin lastik ve tahtaları için farklı kalitedeki değişik markalar söylenebilir. Bunlara örnek olarak; Tibhar, Butterfly, Stiga, Friendship, Sriver-Fx söylenebilir. Lastikleri kaliteleri kalınlıklarına göre de değişir. Şu an piyasadaki en kalın lastik 2.1 mm. ’lik lastiklerdir. Ayrıca raketlerin şekli, büyüklüğü ve ağırlığı konusunda bir sınırlama yoktur.

Masa Tenisi’nin kuralları tenis kurallarına benzer. Her oyuncu sırayla 5’er servis atar. Topun önce servis atan oyuncunun sahasına sonra da fileye değmeden rakip oyuncunun sahasına çarpması gerekir. Maçlar, 21 sayılık setlerden oluşur. 20 – 20 eşitlik halinde, oyuncunun, seti kazanmak için rakibinin 2 sayı önüne geçmesi gerekir. Maçlar 3 veya 5 set üzerinde oynanır.

Arkadaşlar, şimdide size Masa Tenisi oynarken basit gibi görünen fakat dikkat edilmesi gereken birkaç noktadan bahsetmek istiyorum;

  • Servis başlangıcında top, servis atacak olan oyuncunun serbest elinin açık olan avuç içinde, masa seviyesinin üzerinde ve uç noktasının gerisinde olacak şekilde, sabit olarak durmalıdır.
  • Servis atacak oyuncu topa falso vermeden, topu dik veya dike yakın şekilde avuç içinden yukarıya doğru en az 16 cm yükselecek ve düşecek şekilde atmalıdır. Top yükselme ve düşme süresinde vuruş yapılıncaya kadar hiç bir şeye değmemelidir.
  • Top düşerken servis atan oyuncu topa önce kendi sahasına, sonra da net düzeneğinin üzerinden geçip karşı sahaya değecek şekilde vurmalıdır. Çiftlerde top sırasıyla atan ve karşılayan sahasının sağ yarı tarafına değmelidir.
  • Top ve raket, topun servis için elde sabit duruşundan havaya atılıp raketle vuruluncaya kadar geçen süre boyunca oyun alanı seviyesinin üzerinde olmalıdır.
  • Topa vurulduğu anda, top, servis atanın saha uç noktasından geride olmalıdır fakat servis atanın kolu dışında, başı, bacağı veya vücudundan masaya en uzak olanından daha geride olmamalıdır.
  • Hakemin veya yardımcı hakemin görebileceği ve uygunluğuna karar verebileceği şekilde servis atmak oyuncunun sorumluluğundadır. 

Arkadaşlar benim söyleyeceklerim bu kadar. Beni dinlediğiniz içim

teşekkür ederim.