Sinir sistemindeki, özellikle beyindeki bazı bozukluklar insanın düşünce ve davranışlarını etkiler. Beyindeki üst düzey işlevlerin aksamasına yol açarak kişinin ruhsal yapısında beklenmedik değişikliklere yol açan rahatsızlıklara ruh hastalıkları denir.
Sinir hücrelerinin çoğunda, vücut hücreleri gibi kendini yenileme ve onarma özelliği yoktur. Bu yüzden özellikle beyin ve omurilikteki sinir dokusunun örselenmesi çoğu zaman kalıcıdır.

Yaygın skleroz denen hastalıkta, sinir liflerini miyelin kılıfı sertleştiği için içerideki life basınç yaparak örselenmesine neden olur. Bu durumda hasta güçsüz,uyuşuk ve “hissiz”dir; da her yanına iğneler batıyormuş gibi hisseder ve durumu giderek ağırlaşır. Bazen bütün kasları denetimden çıktığı için yürümesi, konuşması, yemesi iyice güçleşir. Bu hastalığın şu anda tedavi araştırmaları sonuçsuzdur.

Sinir dokusu yozlaşması denen ve seyrek rastlanan grup hastalıkta da sinir hücreleri işlevlerini yitirerek ölmeye başlar. Hasta önceleri denetleyemediği istemdışı hareketlerle sarsılır ve sonunda bütün zihinsel etkinliklerini yitirir. Yani a girmiştir. Her ikisi de kalıtsal hastalıklar olan Ataksisi ile Koresi bu gruptandır.

Parkinson hastalığında, mesajların sinapstan atlamasını sağlayan kimyasal ileticiler görevlerini yerine getiremedikleri için, vücudun bazı bölümlerinde denetlenemeyen titremeler ya da sarsılmalar görülür. Özellikle baş ve kollarda görülen bu titremeler ilaç tedavisiyle bastırılarak hastanın yaşamı kolaylaştırılabilir.
Omurilik Felci, omuriliğe dışardan gelen ağır bir darbe sonucu omuriliğin zedelenerek ya da kırılarak hastanın boyundan aşağısının felç olduğu hastalıktır. Bu hastalığa yakalanan hastaların %90’ı trafik kazası sonrasında bilinçsiz kişilerce yapılan ilk yardım nedeniyle şu anda sandalyeye bağlılar.

En ağır ruh hastalıklarından biri olan şizofreni psikoz grubundandır. Bu hastalıkta kişinin dış dünyayla bütün ilişkisi kopmuştur. Bu yüzden şizofrenler çevrelerinde olup bitenlerle hiç ilgilenmezler, olaylara normal tepki göstermezler, kimseyle konuşmazlar ve genellikle kendi içlerine kapanarak gerçek ile düşsel olanın birbirine karıştığı yarı düş dünyasında yaşarlar.

Beyin ve sinir sistemiyle ilgili hastalıklar nörolojinin konusudur. Bu alanda uzmanlaşmış bir doktor (nörolog), basit birkaç testle sinir sisteminin işleyişine ilişkin pek çok bilgi edinebilir. Örneğin deriye dokunarak duyarlı olup olmadığını araştırır; göze ışık tutarak ya da dizkapağının altına vurarak refleks hareketleri inceler; hastanın, gözlerini kapatıp tek ayağı üzerinde düşmeden durmasını isteyip denge duyusunu denetler. Bu basit testler bile, son derece karmaşık olan sinir sistemindeki bozukluklar konusunda çok değerli ipuçları verebilir.