mide bağırsak kanaması

Mide ve bağırsak kanamaları ( Gastrointestinal sistem ), bilinen aksine hastalık olmaktan daha çok bir belirtidir.Bir çok sebepten ötürü baş gösterebilir ve pek çoğunda hayatı tehlike arz etmez.Ve bu kanamaların çoğu kontrol altına alınıp tedavi edilebilirler.Kanama sindirim sisteminde bulunan yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsaklardan kaynaklanabilir.

GASTROİNTESTİNAL KANAMALAR

OKÜLT GASTROİNTESTİNAL KANAMALAR

Bu deyim anemi halsizlik gibi yan semptomlarla kendini belli eden, gaytada gizli kan deneyleri pozitif olan kanama türü anlatılmak istenir. Hastanın kendisi çoğu zaman hastalığın farkında değildir. Kroniktir, zaman zaman aktivasyon gösterir. En belirgin bulgu kronik anemidir. Tespitte en yararlı test gaytada gizli kan bakılmasıdır (en az üç gün demirsiz diyet).

Ayırıcı tanı

  • Yapılan çalışmalarda gastroskopi yardımıyla %53 vakada kesin tanı koyma olasılığı olduğu gösterilmiş.
  • Kalan %47’lik grupta kanamanın gözle görülme olasılığı yoktur denebilir.
  • Kesin tanı konulabilen grupta gastroskopiyle tanı koyma olasılığı %67 iken kolonoskopi ile %49’dur.
  • Kanamaya neden olarak saptanan lezyonlar
    1. Hiperasiditeyle giden ülserli lezyon
    2. Kolorektal adenom-adenokarsinom
    3. Anjiodisplaziler  şeklinde sıralanabilir.

Tanı yöntemleri

  • Enteroskopi
  • İnce barsak baryum pasajı
  • Çift kontraslı grafi
  • Visseral anjiografi

bağırsak kanamsında endoskopi

Tedavi

Transfüzyon gereksinimi doğurmayan akut kanamalarda nispeten yavaş yürütülen tedavi programı tercih edilir ve bu hastalar izleme süreci içerisinde birkaç kez araştımaya alınabilir. Bu dönemde dikkat edilecek bir diğer nokta ise NSAİD ların sessiz seyreden küçük neoplazileri kanatabileceğidir.

Tansfüzyon gerektirecek kadar yoğun kanayan, seyrini değiştiren okült kanamalarda laparoskopi, laparotomi hatta ameliyat sırasında endoskopi gündeme alınmalıdır.

 

MASİF GASTROİNTESTİNAL KANAMALAR

 

Masif gastrointestinal kanama deyimi, hastaların kanamaya ait açık şikayetlerle kendini belli eden ve bunların dışında hekim tarafından  objektif olarak özgün bulgularla tespit edilebilen, çoğu kez hipovolemik şokla seyreden durumları ifade etmek için kullanılır.

 

Semptomlar

Hematemez: Üst GİS kanamalarda taze parlak kırmızı renkte veya midede biriken kan midede kalış süresine bağlı olarak hipoklorik asit etkisiyle bozunuma uğrar ve kahve telvesi rengini alır. Kahve telvesi şeklinde kanama nispeten yavaş olur.

Melana: Kısmen hazma uğrayarak rengi siyaha dönen kan elemanları ve dışkı birlikteliğidir. Kötü kokulu siyah katrana benzer. Melana oluşabilmesi için en az 50 ml kanama olması gerekir. Daha çok üst GİS kanamasında oluşur. 1000 cc’lik kanamada melena 5 gün devam eder. Hematemez yada melenadan sonra 21 gün gaytada gizli kan testi (+) olur.

Hematokezya: Parlak kırmızı renkte olan gayta yada gaytayla karışık kan genelde alt GİS kanamasına delalet eder. Ancak üst GİS’den olan masif kanamalarda da görülebilir.

 

Ayırıcı tanı:

  • Leiomiyoma
  • Lipoma
  • Lenfoma
  • HIV

 

Kanama yerinin belirlenmesi

  • Hematemez melana bulgusu dikkati üst GİS’e çeker. Bu durumda endoskopi büyük olasılıkla tanıyı koydurur. Aksi takdirde anjiografi endikasyonu vardır.
  • Hematokezya genelde alt GİS kanamasını gösteren bazı durumlarda üst GİS’e de ait olabilir. Bunun için ikinci bir kolonoskopiden önce mide lavajı ve gastroduodenoskopi yapılmalıdır.

 

 

  • Tam kanamazsa radyoizotopla  işaretlenmiş eritrositlerle sintigrafi yapılır. Kanama vital bulguları bozuyorsa, hastanın hemodinamik stabilitesini bozuyorsa sintigrafiden vazgeçip direkt anjiografi yapılmalıdır.

 

  • Aralıklarla kanayan ve sık transfüzyon gerektiren vakalarda cerrahi enteroskopi endikasyonu vardır. Cerrahi enteroskopi beraberinde laparatomiyide gerektirir. Öncelikle tümör ekarte edilmelidir. Varsa usulünce rezeke yoksa apendektomi yapılır. Güdükten bir kolonoskopla rektum ve anüse kadar gidilir. Daha sonra pediatrik bir kolonoskopla ileoçekal valften ileum proksimaline kadar gidilebildiği kadar gidilir ve ulaşılan yer ipekle belirlenerek buradan çok küçük bir enterostomi yapılır ve kolonoskop buradan tekrar girilir ve büyük ihtimalle trietz’a kadar gelinir. Kanama odağı saptanamadıysa birde ağızdan gastroduodenoskopla  girilerek kontrol edilir. Bu işlemlerde özellikle ampullaya , duodenum 2. ve 3. kısmına özel dikkat sarf edilmelidir.

 

Sık görülen üst GİS kanamaları

  1. Peptik ülser
  2. Özefagus varisleri

 

Ender görülen üst GİS kanamaları

  1. AV malformasyonları
  2. Crohn hastalığı
  3. Aortoduodenal fistül
  4. Hemobilia
  5. AİDS’e bağlı GİS kanaması
  6. Masif lokalize edilemeyen GİS kanaması
  7. Mallory-Weiss
  8. Stres gastriti
  9. Duodonal perforasyon ve kanama
  10. Divertiküler kanamalar
  11. Herediter elastodistrofi
  12. Herediter hemorajik telenjektazi

bagirsak-kanamasi-nedenleri

Sık görülen üst GİS kanamaları

 

PEPTİK ÜLSER

 

  • En sık Üst GİS kanaması nedenidir (üst GİS kanaması olan hastaların %50 nedeni P.Ülserdir
  • Tüm peptik ülser kanamalarının mortalitesi %5-10’dur.
  • Medikal tedavi ile kanama durur ve tekrarlamazsa mortalite %2’dir.(bu durum %70’dir)
  • Geri kalan %25’inde kanama tekrarlar ve mortalite %25’e çıkar
  • Geri kalan %5’de kanama durmaz ve cerrahi tedavi gerekir ve mortalite %30’a çıkar.
  • Duodenal ülserler (özellikle arka duvarda olan) mide ülserine göre daha fazla kanarlar. Çünkü hem ülser duodenumda mideden daha fazla gözlenen hem de gastroduodenal arterle yakın komşuluktadır.

Anamnezde alkol alımı ilaç kullanımı ve kanama diatezine dikkat etmek gerekir.

Tam endoskopi öncelikli girişim: gerek ösefagus mukozasındaki gerekse mide lezyonlarının tanımlanmasında en etkili araçtır. Kanama yerinin belirlenmesinde en etkin araçtır. Kanamalı hastalarda yapılmaktan kaçınılmalıdır. Hasta kusuyor olsa dahi önce entübe edilip yapılmalıdır. Bu hastayı hem aspirasyondan korur hemde gerekiriyorsa hastayı ameliyata alma süresini kısaltır.

Kanama açısından ülserler 5 şekilde sıralanırlar;

  1. Aktif pulsatil kanama (en yüksek risk)
  2. Aktif pulsatil olmayan kanama
  3. Görünen damar
  4. Pıhtıyla tıkalı
  5. Koyu lekeler (tekrar kanayabilir)

 

 

KANAMA AKTİVİTESİNİN ENDOSKOPİK SINIFLAMASI

(FORREST’E GÖRE MODİFİYE)

Ia Pulsasyonlu (arteriyel) sıçrayan kanamalar
Ib Sızıntı şeklinde kanamalar
IIa  

Geçmiş kanamanın belirtileri

Görülebilen damar ucu
IIb Kan pıhtısı
IIc Hematinle kaplı lezyon
III Endoskopik olarak görülebilen, kanama belirtisi olmayan lezyon

 

Medikal tedavi

  • Medikal tedavi yeterli olabilir. Acil tedavide mutlaka uygulanmalıdır.
  • Cerrehi tedavi gereksinimi azaltır.
  • Medikal tedavinin iki amacı vardır;
  1. Mide asit salgısını azaltmak ( asit salgısı trombosit fonksiyonlarını bozar)
  2. Fibrinolizi engellemek (traneksamik asidin)

Endoskopik hemostaz

Varis dışı kanamaların tedavisinde 5 önemli yöntem vardır.

Lazer, fotokoagülasyon, bipolar diometri, ısıtıcı prob sklerozan enjeksiyon, adrenalin enjeksiyonu

Lazer: lazer ışını taşıdığı yüksek ısısal enerjiyi deydiği yere bırakır ve bunun etkisiyle koagülasyon gerçekleşir kanama durur.

 

Bipolar diyatermi: Kanamanın koterizasyonu önleyici etkisisni en aza indirerek koterizasyonu gerçekleştirir.

 

Isı probu: Koagülasyon yapar.

 

Enjeksiyon yöntemler: 1/10000’lik adrenalin veya sklerozan madde injekte etmek sureti ile durdurulabilir. Her ikisindede teknik aynıdır. Adrenalin vazokonstrüksiyon yaparak pıhtı oluşumunu sağlarken, sklerozanlar ise endotel harabiyeti yaparak trombüs oluşturur.ancak bu uygulama sırasında aşırı verilen ajanların bölgesel nekroz ve perforasyon yapma olasılığı akıldan çıkarılmamalıdır.

Bu alanda en önemli soru hangi koşullarda hangi tekniğin veya ajanın kullanılmasının uygun olduğudur. Bu endoskopistin deneyimine bağlıdır. Yapılan çalışmalar maliyet açısından birinin diğerine üstün olmadığını göstermiştir.

 

CERRAHİ TEDAVİ

Cerrahi tedavide cevaplanması gereken iki soru vardır;

  • Ne zaman cerrahi tedaviye karar verelim?
  • Hangi cerrahi tekniği uygulayalım?

 

Zamanlama

Karar vermeyi zorlaştıran, endoskopi yapana kadar kanamanın durması halinde cerrahın erken profilaktik bir yöntemi uygulama yada uygulamama kararını almasıdır.

Bügüne kadar olan veriler burada belirleyicinin 60 yaş olduğunu göstermektedir. 60 yaş ve üzerindeki hastalarda erken cerrahi daha düşük bir mortalite ile sonuçlanmaktadır. Endoskopik yöntemlerden yararlanamayan her hastada cerrahi endikasyon vardır.

Uygulanacak teknik

Gastrojejunostomi güvenle uygulanamayacaksa tavsiye edilen trunkal vagotomi + piloroplastidir. Ülser çok büyükse kısmi gastrektomide eklenebilir. H2 reseptör antagonistleri ve helikobakter eradikasyon tedavilerinin etkin oluşu mide rezeksiyonunun sadece kronik vakalarda sınırlı kalmasını sağlamıştır. Selektif vagotominin riski, değişik ellerde değişik sonuçlar vermesidir.

ÖZETLE

  1. Medikal tedavinin peptik ülser kanama tarzını değiştirdiği söylenemez.
  2. Kanamayı durduran en etkin enjeksiyon maddesi adrenalin çözeltisidir.
  3. Isısal prob artık kullanılmamaktadır
  4. Endoskopik olarak durdurulan kanamanın tekrarlaması cerrahi için önemli endikasyon teşkil eder
  5. Cerrahi tedavinin asıl amacı hemostaz sağlama olmalıdır.

 

PEPTİK ÜLSER KANAMALARINDA PROGNOZ

FAKTÖR

%

TÜMÜNDE 5-8
YAŞ 60 YAŞ ÜSTÜ 10-15
60 YAŞ ALTI 25-30
GELİŞTEKİ SİSTOLİK BASINÇ 80-90 mmHg 12-15
80 mmHg ALTI 30-35
NG’TEN ASPİRASYON KAHVE TELFESİ 6-10
KIRMIZI KAN 18-20
TRANSFÜZYONA                           10 Ü’NİN ÜZERİNDE 28-34

 

 

ÖZEFAGUS VARİSLERİ

Üst GİS kanamalarının %10’u bu tiptir. Masif kanarlar ve %30’u mortal seyreder. Bu hastaların yarısından fazlası tekrar kanarlar. Kanamaya neden varis içindeki basınç ve varis duvarındaki erozyondur. Ancak varisin çapı içindeki basınçtan daha önemlidir. 5 mm’nin üzerinde çapı olanlar kanamaya eğilimi daha fazladır.

Üst GİS kanamalarında genel tanı ve hastaya yaklaşım özefagus varis kanamalarında da değişmemektedir. Bunun için tedavide izlenecek farklı politikaları incelemek gerekir.

 

Skleroterapi

Bu amaçla kullanılan endoskopun tercihen iki kanallı olması gerekir. Birine skleroterapi iğnesi takılıyken diğeri bize irrigasyon ve aspirasyon imkanı sağlar. En çok kullanılan sklerozan maddeler sırasıyla:

%3 sodyum tetradesil sülfat (STD)

%5 etenolamin

%1polydoconol

absolu alkoldür

Endoskopi sırasında mide ve duedenumunda gözden geçirilmelidir. Varis kanamaları fışkırır ancak pulsatil değildir. Sklerozan madde enjeksiyonu bu odağın bir cm distaline 1-2 ml verilerek yapılır. Diğer enjeksiyonlar özefagogastrik bileşkeden yukarı doğru 2 cm aralıklarla yapılarak 15 ml sklerozan madde bitirilir. Aşırı kanamadan dolayı endokopi sırasında görüş imkanı olmazsa sengstaken-blackmore tüpü takılarak 24 saat sonra endoskopi tekrarlanır. Skleroterapi başarılı olursa haftalık aralıklarla tekrarlanır ve 6 ay aralıklarla endoskopik kontrol yapılır.

 

Bant Ligasyon

 

Skleroterapiden daha düşük bir nüks oranına sahiptir ve kullanımı giderek artmaktadır.

Endoskopun ucuna yerleştirilen steigmann-gaff aygıtıyla uygulanır.

 

Balon Tamponadı

Diğer endoskopik yöntemlerin yetersiz kalması durumunda kullanılır

Üç lümenli iki balonlu sengstaken-blackmore tüpü kullanılır.

Uygulama:  Önce mide balonu 400 ml ile şişirilir, çekilerek mide fundusuna oturtulur. Daha sonra özefagus balonu 20-40 mmHg basınç sağlayacak şekilde şişirilir ve ucuna bir manometri takılır. Şişirilen balon yerini kaybetmesin diye ucuna bir ağırlık takılarak traksiyon uygulanır. Nekroz olasılığını bertaraf etmek için 24 saat sonra tüp çıkarılır. Geçici bir yöntemdir.

 

Cerrahi Girişim

 

Stapler ile uç-uca anastamoz;

Endoskopik yöntemler başarısız kaldığında başvurulur.

Günümüzde stapler kullanılarak yapılan uç-uca anastamoz yöntemi uygulanır.

Teknik; GÜM insizyonla batına girilir. Yanlardan gelen venöz kollateraller dikkatlice bağlanarak özefagus serbestleştirilir. Vaguslar korunarak özefagusun altından bir ipek geçirilir. Mide ön ve üst duvarında  küçük bir gastrotomi yapılır.Buradan ösefagus içine açık konumda  30 mmlik bir stapler  sokulur.İpek dikiş staplerin iki yanağı arasında bağlanır ve staplerin tetiği çekilerek anastomoz tamamlanır.Bu sayede ösefagus venleri tamamen devre dışı kalır.

Stapler imkanı yoksa ösefagus açılarak varislerin devamlı dikiş tekniği ile dikilmesi denenebilir.

Varislere her türlü cerrahi uygulama öncesi hasta ameliyathaneye sengstaken-blackmore tüpü ile getirilmeli ki midenin kanla dolu olmasın.

 

Portosistemik  Şant

Temel fikir portal sistemde dolanan yüksek basınçlı venöz kanı düşük basınçlı kaval sisteme aktarmaktır. Bu girişim direk portokaval anastomoz ile yapılabileceği gibi, warren şantı (splenorenal şant) şeklinde de yapılabilir. Ancak iki operasyonunda mortalitesi oldukça yüksektir.

 

Transjuguler İntrahepatik Portosistemik Şant(TİPSS)

Radyolojik kontrol altında juguler venden gönderilen kataterin kesici ve dilatasyon balonu yardımıyla orta hepatik ven ile karaciğer içindeki portal ven arasında bir fistül oluşturulur. Bu fistül balonla genişletilir ve kapanmasın diye bir wallstent yerleştirilir. Başarılı bir yöntemdir ancak karaciğer fonksiyonu sınırlı olan hastalarda ensefalopati kaçınılmazdır. Bu yöntemin child A ve B sınıfı hastalarda uygulanması önerilir.

 

ÖZETLE

  1. Aktif varis kanamalarında endoskopik yaklaşımın başarı şansı oldukça yüksektir.
  2. Band ligasyonu en az skleroterapi kadar etkindir hatta nüks oranları daha düşüktür.
  3. Cerrahi girişim gerekli ise en seçkin yöntem stapler ile transeksiyondur.
  4. Nüks kanamalarda TİPSS endikasyonu konabilir.

 

ENDER GÖRÜLEN ŞİDDETLİ GASTROİNTESTİNAL KANAMALAR

 

A-V MALFORMASYONLAR

  • Endoskopi sırasında görülürse koterize edilebilir.
  • Çok sayıda ise cerrahiden sakınılmalı
  • Yeri koterizayona engelse cerrahi tedavi uygulanır.
  • Östrojenin yararlı olbileceği söyleniyor.
  • Soliter lezyonlar için cerrahi tedavi uygulanır.

 

Crohn Hastalığı

 

  • Siddetli kanaması ender görülür.
  • Kanama yeri kolay belirlenir  ancak birden çok segmenter tutulumda birçok yerden kanayabilir.
  • Radikal segmenter rezeksiyon gerekli olabilir.

 

Aorto-duodenal Fistül

 

  • Aort anevrizması bilinen ya da aort anevrizma ameliyatı geçirdiği bilinen hastalarda düşünülmelidir.
  • Karakteristik semptomu ani ve kısa hematemez ataklarıdır.
  • Şüphe varsa tanı endoskopi ile değil anjiografi ile konur.
  • Acil cerrahi girişim endikasyonu vardır.

Hemobili

  • Travma, vasküler biliyer fistüller, karaciğer biyopsisi, kanser, hepatik arter anevrizması, hepatik apse ve safra taşlarına ikincil olarak gelişir.
  • Endoskopide ampulladan kırmızı renkte kan geldiği görülür.
  • Anjiografi, direkt embolizasyon imkanı  da verdiğinden muhakkak uygulanmalıdır.

AIDS’e Bağlı GİS Kanaması

 

  • AIDS hastaları lenfoma, tbc(M.Avium), CMV, Kaposi sarkomu komplikasyonları gösterirler.
  • Bunların üzerine fungal enfeksiyon eklenmesi sonucu her biri bir  GİS kanama nedeni olabilir.
  • Endoskopik koterizasyon uygulanabilir zira AIDS’li hastalarda laparotomi mortalitesi yüksektir.

 

Mallory-Weiss Sendromu

 

  • Kanama mide kardiyasının mukozasındaki lineer akut yırtıklardan kaynaklanır.
  • Anamnezde çoğu kez alkol ve şiddetli kusma atakları vardır.
  • Tüm GİS kanamalarının %10-15’ini oluşturur.
  • İntraabdominal ve intratorasik basınç farkından kaynaklandığı düşünülür.
  • Hiatus hernisi olanlarda daha sık görülür.
  • %20-90’ında yırtık tektir, %10’unda yırtık ösefagusa uzanır.
  • Genelde küçük kurvaturda yerleşir, !.5-2.5 cm. kadardır.
  • Tedavisinde:   Hasta resüsitasyonu
      • N/G irrigasyon (kanama miktarı için bilgi sahibi olmak için)
      • Kan transfüzyonu (yoksa kristalloid)
      • H2 reseptör antagonistleri
      • Endoskopi sırasında %50-80’inin kanamasının durduğu saptanmıştır.Nüks
      • nadirdir.
      • Endoskopik: Koterizasyon, lokal ısıtma ve skleroterapi.
      • (Skleroterapide !/1000 epinefrin bölgeye direkt uygulanır.)
      • Diğer non-operatif bir teknik anjiografi ile sol gastrik arterin selektif
      • embolizasyonudur.
      • Sengstaken -Blackmore  tüpü kontrendikedir.
      • Cerrahi tedavi  de yırtığın direkt görülüp absorbabl sütürlerle primer dikilmesidir.

 

Stress Gastriti

 

  • Stress yaratan ajanlar (kafa travması, yanık, crush, sepsis, şok ve muhtelif kimyasal ajanlar) direk mide mukozasını hedef alırlar.
  • Üst GİS kanamalanın %12’sini teşkil eder.
  • Tanısında endoskopi kullanılır.
  • Tanı medikaldir ancak kanaması durdurulamayn hastalarda cerrahi gözden geçirilmelidir.

 

Divertiküler Kanamalar  (Ösefajial, gastrik, duodenal, jejunal, kolonik)

 

Herediter Elastodistrofi (Grönblad-Strandberg Sendromu)

 

ALT GİS KANAMALARI

Treitz ligamentinin altında meydana gelen kanamalara alt gastrointestinal sistem kanamaları (AGİK)  denir.

 

ETİOLOJİ

Divertiküloz

Anjiodisplazi

Kanser/polip

Meckel divertiküli

Enflamatuar nedenler

  • Ü. Kolit
  • Chron
  • İnfeksiyöz kolit
  • Radyasyon proktiti
  • NSAİD

Hemoroid/anal fissür

Osler-weber-rendu send

Aortoenterik fistül

Vaskülit

İskemik kolit

 

 

 

TANI

  • Anamnez
  • FM
  • Rektal mua. Proktoskopi sigmoidoskopi
  • Kolonoskopi
  • Çift kontrastlı kolon grafisi
  • Üst GİS endoskopisi
  • Teknesyum işaretlenmiş eritrosit sintigrafisi
  • Anjiografi

 

 

Bir alt GİS kanamasına masif kanama diyebilmek için

  1. İki üniteden daha fazla kan transfüzyonu gareksinimi olması
  2. Hemoglobin konsantrasyonunun 6 gr/dl’ye düşmüş olması
  3. Gelişte sistolik kan basıncının 90 mmHg veya daha düşük olması gerekir.

 

 

Bu bulgularla gelen her hastada önemli olan hastanın resüsitasyonudur. Bu amaçla kristalloidler, kolloidler veya kan kullanılabilir. Ortostatik hipotansiyon varsa bu hastanın akut kan kaybına işaret eder. Divertikülozda ve anjiodisplazide ağrı görülmez. Midenin aspirasyonu, temiz duedenum safra akışıyla beraberse bu bize kanamanın üst GİS’den kaynaklanmadığını açıkça gösterir. Bir aort greftini takiben rektumdan taze kan geliyorsa aorto-duedonal fistül mutlaka düşünülmeli ve tanı için endoskopiye başvurulabilir.

AGİK tanısında kolonoskopi en etkin yöntemlerden birisidir. Yoğun bakım ünitesinde yatmakta olan bir hastaya kolonoskopi yapılacaksa işe NG’den 4 lt polietilen glikol çözeltisi verilerek başlanır. Ancak aşırı kanamalarda kolon tamamen kanla doludur ve yeterli görüş imkanı sağlamaz. Yaşlı hastalarda sol kolondaki divertikülozun sıklıkla kanama nedeni olduğu bilinsede hangi divertikülin kanamaya neden olduğunu saptamak mümkün olmayabilir.bu hastalarda kanamanın tekrarlama olasılığı %25’dir. İkinciden sonra üçüncü kez kanama olasılığı ise %75’dir.

Son yıllarda yaşlı hastalarda, kanama nedeniyleyapılan kolon rezeksiyon piyeslerinde anjiodisplaziye %25 oranında rastlandığı bildirilmektedir. Yerleşim ise sağ kolon ağırlıklıdır. Sebebi, sağ kolonun zayıf kas yapısı ve ince duvarlı oluşudur. Bundan dolayı endoskopik koterizasyon sırasında kolonu perfore etmemeye azami dikkat göstermek gerekir.

Aşikar kolon kanamalarının %90’ı kendi kendine durma eğilimindedir. Mc Guire’ye göre spontan hemostaz ve kan transfüzyonu arasında bağlantı vardır. 3 Ü’ye kadar transfüzyon gereken vakkaların %98.5’inde kanama kendiliğinden durmakta, 4 Ü’den fazla transfüzyon gereken hastaların %60’ında acil cerrahi girişim gerekmektedir .

Anjiografi ile aktif kanaması olan hastalarda, hasta stabil durumda ise kanama yerinin tanı şansı %75’dir. Erken venöz doluş; anjiodisplaziye, kontrast göllenmesi divertikül lehine yorumlanır. Bu yöntem kanamayan anjiodisplazilerinde tanısında faydalıdır. Genel olarak anjiodisplazilere yaşlılarda % 25 , divertiküloza % 50 oarnında rastlanmaktadır.

Ameliyat öncesinde kanamanın yerinin tam tesbiti cerraha rezeke edeceği segmenti göstermesi açısından önemlidir. Kanama yerinin tam tespit edilemediği durumlarda subtotal kolektomi gündeme gelir. Ameliyattan sonra kanama nüksü anjiografisi pozitif olanlarda % 14, negatif olanlarda % 42 dir. Hemodinamisi stabil olmayan hastalarda ameliyat sonrası mortalite % 50 dir.