1979 İran Devrimi ve özellikle aynı yılın Kasım ayında ABD Büyükelçiliği’nin işgalinden bu yana, İslam Ortadoğu’nun en aktif terör grupları ve onları destekleyen devletlerin gelişen ideolojisi olarak medyada geniş yankılar uyandırmakta. Başkan Clinton’un “Ortadoğu’da Terörizm” konulu 23 Ocak 1995 tarih ve 12947 sayılı raporunda adı geçen ve Ortadoğu Barış Süreci’ne karşı olan 12 terörist gruptan 5’ini İslami örgütler oluşturmaktadır. (Hamas, İslami Cihad’ı Hizbullah ve Mısır’ İslami Grup ve Cihad) Bunlardan, Hamas, Filistin İslami Cihad’ı, ve Hizbullah doğrudan -İsrail Barış Süreci’ni engellemeye çalışıyorlar. Çünkü onlara göre, bu sürecin bir barış getirmesi mümkün değil ve tamamen İsrail çıkarlarını korumakta. Bu örgütlerin faaliyetleri tarafların barış sürecine ilişkin taahhütlerinde herhangi bir sapmaya yol açmamıştır. Ancak, tarafların daha fazla ödün vermemek için direnmeleri ve uzun zamana yayılan görüşmeler sonucunda çok fazla ilerleme kaydedilmemesi, bu örgütlerin faaliyetlerinin taraflar üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. (1)Mısır’daki radikal İslami grupların Cumhurbaşkanı Mübarek’i devirebileceklerine inanılmamakla birlikte; bunların savurduğu tehditler, Mısır’da turizm ticaretinin kan kaybetmesinde, Mübarek yandaşları ve eleştirmenlerin onu gerekli siyasi ve reformları yapması için sıkıştırmaya başlamalarında ve kendisinden sonra yerine geçecek bir başkan yardımcısı atamasını tavsiye etmelerinde etkili olmuştur. Mübareğin selefini öldüren bu örgütler, 1995’te Ada Saba’da ona da suikast teşebbüssünde bulunmuşlardı.

Dipnotlar

(1) İsrail’in ABD Büyükelçisi İtamar Rabinovich’in Washington Yakın Doğu Enstitüsü’ndeki konuşması, 21 Haziran 1995; Heberman, Clyde, Missed, İsrail and P.L.O. VOW To Revive Talks soon, New York Temmuz 1995,s.3.

ORTADOĞU ve TERÖR

Hizbullah (Allah’ın Partisi) (1)

Ayetullah Humeyni’nin İslam Devrimine inanan pek çok Lübnan’lı Şii din adamı, İsrail’in Haziran 1982’de Lübnan’ı işgaline tepki olarak aynı yıl Hizbullah örgütünü kurdular. İlk kurulduğunda örgütün amacı Lübnan’ı bir İslam Cumhuriyeti yapmaktı ve bu rejim zamanla bölge geneline yayılacaktı. Ancak, son zamanlarda bunun mümkün olmayacağı anlaşılınca Hizbullah, bütün çabasını Arap-İsrail barış sürecini sabote etmeye yöneltti. Bu hedefine ulaşmak için İsrail’e ve İsrail askeri birliklerine saldırılar düzenleyerek İsrail’i, Şii Müslümanların yaşadığı Güney Lübnan’da oluşturduğu 6 mil derinliğindeki güvenlik bölgesinden çekilmeye zorludı. Hizbullah belki de İsrail’le askeri saldırılar düzenleyerek İsrail içindeki barış karşıtı muhalefeti güçlendirmeye ya da muhtemelen Lübnan’da bulunan 35-40 bin civarındaki Suriye askeri birlikleri ile İsrail arasında çatışma çıkartmaya çalışmakta. Dikkat edilmesi gereken diğer bir husus da, ABD’nin, Hizbullah’ın İsrail’e ve İsrail’in Güney Lübnan’daki askeri tesislerine düzenlediği saldırıları terörizm olarak değil de askeri faaliyetler olarak nitelendirmesidir . ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 1994 yılı Terörizm Raporu’nda, Hizbullah’ın askeri gücü bir kaç bin olarak ifade edilmektedir. Ancak, bazı kaynaklar faal savaşçıların sayısının 400 civarında olduğunu ve İsrail’le bir savaş söz konusu olduğunda bu rakamın bir kaç saat içinde 3 bine çıkabileceğini belirtmektedir.(2)

Hizbullah aynı zamanda uluslararası bir terör örgütü olma eğiliminde. Hatta, bazılarına göre bu gerçekleşti bile. 1980’ler boyunca Hizbullah Batı karşıtı ve bilhassa Amerikan karşıtı terör örgütlerinin baş destekçisi idi. Beyrut’taki ABD Büyükelçiliği’ne (Nisan 1983), ABD Deniz piyadelerinin bulunduğu binalara (Ekim 1984’te yapılan bu saldırıda 24 deniz piyadesi yaşamını yitirdi) ve ABD Büyükelçiliği ek binasına (Eylül 1984) bomba yüklü kamyonlarla yapılan intihar saldırılarında Hizbullah’ın da yer aldığı bilinmekte ya da onlardan şüphelenilmektedir. 1985’te 847 sefer sayılı TWA uçağını kaçıran ve uçakta bulunan Robert Stethem adında bir deniz komandosunu öldüren örgüt, çoğunluğu ABD’li olan Lübnan’daki pek çok Batılı rehinenin alıkonmasından da sorumlu tutulmaktadır. Hizbullah, Mart 1992’de Buenos Aires’teki İsrail Büyükelçiliğinin bombalanması eyleminin, bu tarihten 1 ay önce Örgütün Genel Sekreteri Abbas Musavi’nin İsrail tarafından öldürülmesine misilleme olarak gerçekleştirdiğini ilân etti. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 1994 yılı terörizm raporunda belirtildiğine göre, büyük bir ihtimalle, Temmuz 1994’te 100 kişinin öldüğü Arjantin-İsrail işbirliği ve yardımlaşma Derneği binasının bombalanması eylemini de Hizbullah gerçekleştirdi.(3)Pek çok basın-yayın organında çıkan haberler, Lübnan, Suriye, Sudan ve diğer ülkelerde görevli İran diplomatlarının, Hizbullah’ın bu ülkelerdeki elemanlarını lojistik olarak ya da diğer bazı şekillerde desteklediğini göstermektedir; bu diplomatların bazıları 1979’da ABD’nin Tahran Büyükelçiliği’nin işgalinde yer alan kişilerdir.(4)İran’ın, Hizbullah’ın mali olarak kendi ayakları üzerinde durmasından yana oldugu ifade edilmekle birlikte, bu örgüte yilda 60-100 milyon dolar arasında para yardımında bulunduğu söylenmektedir.(5)

İsrail’in, Suriye ve Lübnan’la bir barış antlaşması imzalanması ihtimaline karşı, Hizbullah’ın siyasi olarak varlığını devam ettirebilecek çabalar içine girdiği gözlenmektedir. Çünkü İsrail, imzalanacak bir barış antlaşmasında Hizbullah’ın askeri kanadının lağvedilmesini içeren bir hüküm bulunmasını ısrarla talep etmektedir. Bu yüzden Hizbullah, Lübnan’daki yasal siyasi oluşumlara kendisini de entegre etmeye çalışmakta ve halen 128 üyeli Lübnan Meclisi’nde 8 üye ile temsil edilmektedir. Hizbullah grubu, Meclisteki en büyük bloğu oluşturmaktadır. Bazı kaynaklarca, Başbakan Refik Hariri’nin Mayıs 1995’te hükümet kurma çalışmaları esnasında bazı Hizbullah temsilcilerine de hükümette görev vermeyi düşündüğü belirtilmektedir.(6)Hizbullah daha önceler bu tür konularda saf dışı bırakılırdı. Hizbullah, bir zamanlar uzak durduğu Lübnan’daki en başat grup olan Hristiyanlar dahil, Lübnan’daki diğer tarikat ve gruplarla görüşmeler yapmaktadır. Son olarak, gelir elde etmek ve terörist imajını yumuşatmak için Hizbullah’ın turizm sektörüne de el attığı bildirilmektedir.

Anılan örgüt ABD tarafından Nisan 2001 ayında yayımlanan terörist örgütler listesinde yer almaktadır.

Dipnotlar

(1) Hizbullah hakkında daha fazla bilgi için bkz. Hizbullah; A Radical Militia in Lebanon, by Kenneth Katzman, CRS Report 93-1995, 7 Ekim 1993, an undatet version of that report was induded in: U.S. Army War College, Strategic Studies Insitute, Terrorism: National Security Policy and the Home Front. May,15, 1995, edited by Stephen Pelletiere. pp. 1-30.
(2) Tarnowski, Andrew. Guerrilla ‘Mini-Army’ Wins Israel’s Respect. Reuters, Sept., 30.1994.
(3) Patterns of Global Terrorism;1994.p.21.
(4)İran’lı eski militanlar şimdi devletin bazı kilit noktalarında görevli. Newsday Wire service, printed in Roonoke Times and World News. 8 Eylül 1994, s. A.11.
(5) Middle East Mirror, Aug.12, 1993.p.19.
(6)Hizbullah yeni hükümette yer almaya karar verdi. FBIS-NES-95101, 25 Mayıs 1995, s.43.

ORTADOĞU ve TERÖR

HAMAS (İslami Direniş Haraketi) ve Filistin İslami Cihad’ı (1)

Hamas (İslami Direniş Hareketi) ve Filistin İslami Cihad’ı (2)Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da üstlenmiş Filistin’li sünni İslamcı gruplardır. 1979’da kurulan Filistin lslami Cihad’ı bir gerilla örgütü olarak varlığını sürdürmekle birlikte, toprak ve siyasi meselelerde İsrail’le anlaşmadan yana olan kendi içindeki muhalefetle uzlaşmış gözüküyor. 1987 Filistin ayaklanması ile ortaya çıkan Hamas ise genellikle barış sürecine karşı. Ancak, Hamas liderlerinin önemli bir çoğunluğu İsrail’le anlaşmaktan yana ve şu anki Filistin yönetiminde yer almak istemektedir. Hamas’ın İzzeddin el Kasım Tugayları adını verdiği askeri bir kanadı olduğu gibi, çeşitli sosyal hizmetler veren ve ihtiyaç içindeki Filistin’lilere eğitim yardımında bulunan bir de sivil kuruluşu vardır. Filistin İslami Cihadı’nın aksine Hamas, birtakım barışcıl siyasi faaliyetlere başlamış durumdadır. Batı Şeria Ticaret Odası Seçimlerinde kendilerinin de aday çıkartmaları buna örnek gösterilebilir.(3)
Filistin İslamcı Örgütlerinin siyasi güçleri tam olarak bilinmemektedir. Bir kaç bağımsız araştırma grubunun yaptığı kamuoyu yoklamasında Hamas ve İslami Cihad’ın toplam %15-20 halk desteğine sahip olduğu ortaya çıktı.(4)ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamas’ın faal gücü hakkında “Bilinmiyor ve onbinlerce taraftarı ve sem-patizanı var” ifadesini kullanıyor. 1994 yılı terörizm raporunda da Filistin İslamı Cihad’ının gücünün bilinmediği belirtilmektedir.(5)

Düzenledikleri saldırılarda bazı Amerikan vatandaşlarının ölmüş olmasına rağmen, Hizbullah’ın aksine, Hamas ve Filistin İslami Cihad’ı doğrudan ABD’yi hedef almamaktadır.İran ve Sudan gibi Arap ülkelerinde temsilcilikleri bulunan her iki örgüt, saldırılarını daha çok İsrail içindeki ve şu an Filistin’lilerin kontrolünde bulunan bölgelerdeki hedeflere yönlendirmişlerdir. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 1994 yılı terörizm raporuna göre; 1987 Filistin Ayaklanmasından bu yana, Hamas’ın 1994’te İsrail içinde düzenlediği saldırılarda ölenlerin sayısı en yüksek düzeye ulaşmıştır. Bu örgütlerin yakın zamanlarda düzenlediği saldırılar şunlardır: Hamas’ın Ekim 1994’te Tel Aviv’de bir otobüse koyduğu bombanın patlaması sonucu 22 kişi ölmüş, 48 kişi yaralanmıştır. 22 Ocak 1995’te sorumluluğunu İslami Cihad’ın üstlendiği Beit Lid’de bir otobüs durağına düzenlenen saldırıda 21 kişi ölmüş, 60 kişi yaralanmış ve son alarak 24 Temmuz 1995’te Tel-Aviv dışında Hamas’ın bir otobüsü bombalaması sonucu bombacı dahil 6 kişi ölmüş, 32 kişi yaralanmıştır. Bu son bombalama olayı, İsrail ve Filistin temsilcilerinin Filistin Özerk Yönetiminin Batı Şeria’nın büyük bir kısmını kapsaması hususunda anlaşmaya varacakları günden bir gün önce gerçekleştirilmiştir. 9 Nisan 1995’te İslami Cihad’ın düzenlediği bir bombalı suikast saldırısında 7 İsrail’li ile birlikte Alison Flatow isimli bir de ABD’li öğrenci ölmüştür.(6)

ABD Dışişleri Bakanlığı’nca her iki örgütün İran’dan para ve eğitim desteği aldığı belirtilmekle birlikte, ABD resmi çevreleri, Filistin İslami Cihadının İran’a siyasi olarak Hamas’tan daha yakın olduğunu söylemektedir. ABD İstihbarat örgütlerinin raporlarını kaynak gösteren bazı basın organlarında 22 Ocak 1995 Beit Lid’teki bombalama eylemine katılanların İran’da eğitildiklerine dair açıklamalar bulunmaktadır. (7)CIA başkanı James Woolsey, 10 Ocak 1995’te Senato İstihbarat Komitesi’ne yaptığı açıklamada İran’ın Hamas’a 100 milyon doların üzerinde para yardımında bulunduğunu beyan etmiştir. Ancak Başkan, bu paranın hangi zaman aralıklarında verildiğini açıklamamıştır. ABD Dışişleri Bakanlığı Anti Terör Dairesi yetkilileri bu miktarın daha da fazla olduğu kanısındadırlar. Hamas’ın, İran Körfezi’ndeki zengin bazı monarşilerden ve ABD’de ikamet eden, çoğunluğu Arap olmak üzere ABD’li müslümanlardan da mali yardım aldığı söylenmektedir. Bununla birlikte, bu örgüte para yardımında bulunan pek çok kişi, yaptıkları yardımın terörist eylemler için kullanıldığından ziyade, Hamas’ın Sosyal Hizmet Servisi sayesinde fakir Filistinli’lerle ulaştığına inanmaktadır.(8)

Temmuz 1995’te, ABD, 1994 başlarindan beri Virginia Falls Church’de yaşayan Musa Ebu Marzuk isimli şüpheli bir Hamas liderini göz altına almıştır. Daha sonra bu şahsın, 1990’dan itibaren geçerli olmak üzere ABD’de yabancılar statüsünde sürekli oturma iznine sahip olduğu anlaşılmıştır ve ABD’de Hamas adına para toplama işlerini yürütmüş olabileceginden şüphelenildi. İsrail, 1962 tarihinde ABD ile imzaladığı bir andlaşmaya istinaden adı geçen şahsın iadesini istemektedir. Ayni şahıs, Haziran 1995’te İsrail-Ürdün Barış Antlaşması aleyhine Ürdün’de muhalefeti örgütlediği için sınır dışı edilmiştir. İran-Hamas ilişkilerini düzenleyen kişinin de aynı şahıs oldugu söylenmektedir.
Hamas ve Filistin İslami Cihad’ı Şam’da üslenmiş bulunan 10 ayrı barış karşıtı grubun da üyesidirler. İttifak’ın diğer üyeleri ise şunlardır: Filistin’in Bağımsızlığı için Demokratik Cephe lideri Naif Havatmah (FBDC) Fetih Ayaklanmasının lideri Albay Ebu Musa, Filistin Kurtuluş Cephesi (FKC) Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) Filistin Devrimci Komünist Partisi (FDKP) Filistin’in Bağımsızlığı için Halk Cephesi (FBHC) Filistin’in Bağımsızlığı için Halk Cephesi Ordusu (FBHCO) lideri Ahmet Cibril ve Halk Kurtuluş Savaşı Öncüleri Örgütü (al-Sa’ıqah)(9)

HAMAS ve Filistin İslami Cihadı (FİC) ABD tarafından Nisan 2001 ayında yayımlanan terör örgütleri listesinde yer almıştır. HAMAS son dönemde, askeri yapılanması olan İzzettin El Kasım Tugaylarına mensup militanları vasıtasıyla intihar saldırılarının yanı sıra İsrail mevzileri ve yerleşim alanlarına havan saldırılarında bulunmaktadır.

Son dönem itibarıyla İsrail’e yönelik intihar saldırılarında bulunmaktadır.

Dipnotlar

(1) Bu iki grup için daha fazla bilgi için bkz. Hamas and Palestinian Islamic Jihad: Recent Developments, Sources of Support, and Implications for U.S. Policy, by Clyde Mark and Kenneth Katzman, CRS Report 94-993, Dec. 12, 1994.
(2) Filistin İslami Cihad’ı genellikle Hizbullah üyelerinin eylemlerinde kullandıkları bir isim olan İslami Cihad’la karıştırılmamalıdır, burada bahsedilen örgüt, Fethi el Shigagi’nin liderliğini yaptığı Filistin İslami Cihad’ının güçlü bir fraksiyonudur.
(3) Shriteh, Toher, Hamas Filistin Siyasi arenasında yer almaya hazırlanıyor. Reutes., 8 Haziran 1995.
(4)Bu kamuoyu araştırmalarının sonuçları Filistin Araştrmaları ve Etüdleri Merkezi tarafından toplanmıştır. Araştırmalar Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsü tarafından yaptırılmıştır. Başka araştırmalar da aynı sonuçlara ulaşmıştır.
(5) Patterns of Global Terrorism;1994. p.41-54.
(6)Patterns of Global Terrorism; 1994. p.12.
(7)Iran Said to Escalate anti-Mideast Peace Efforts. Reuters, May 9, 1995.
(8)Thomas, Pierre and Hall, Charaes. Palestinian with Local is Detained as Suspected Hamas Leader. Washington Post, July 28, 1995. p.A31; Lancaster, John and Hall, Charles. U.S. Is Asked To Turn Over Terror Suspect. Washington Post. July 29, 1995.p.A15.
(9)Palestinian Organizations and Officials. FBIS-NES-95-030-S, Feb, 14, 1995. p.2.

ORTADOĞU ve TERÖR

Radikal Yahudi Gruplar

Radikal İslamcı gruplar gibi bazı radikal Yahudi gruplar da Arap-İsrail Barış sürecine karşıdırlar. Bu süreci tıkamak için onlar da terörist eylemlere baş vurmaktan yadadırlar. Kach ve Kahane Chaci adındaki iki örgüt temel hedeflerinin İncil’de tanımlanan İsrail’i kurmak olduğunu söylerler. Kach 1990’da ABD’de bir suikast sonucu ölen köktendinci Rabbi Meir Kahane tarafından kurulmuştur. Kahane Chaci ise babasının ölümünden sonra Kahane’nin oğlu Bünyamin tarafından kurulmuştur. İsrail 13 Mart 1994’te, 1948 yılında çıkartılan Terörizm Yasası’na dayanarak her ikisini de terörist örgüt ilan etmiştir. İsrail hükümeti bu kararı, sözkonusu örgütlerin ABD’den İsrail’e göç eden Baruch Goldstein isimli Kach üyesi bir radikal Yahudinin 25 Şubat 1995’te bir camiye düzenlediği saldırıyı açıkca desteklemesinden hemen sonra almıştır. Bu saldırıda 40 kişi ölmüş, 150 civarından kişi de yaralanmıştır. Pek çok üyesi Batı Şeria ve Gazze’deki Yahudi yerleşim bölgelerinde yaşayan bu örgütler, İsrail hükümetine karşı protesto eylemleri düzenler, Filistinlileri taciz ve tehdit ederler. 1993 yılında 4 kişinin öldürüldüğü ve 2 kişinin de yaralandığı Batı Şeria’da Filistinlilere karşı düzenlenen silahlı saldırı eyleminin sorumluluğunu da bu örgütler üstlenmiştir. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın ilk defa terörist grupların analizine ilişkin olarak hazırladığı 1994 yılı terörizm raporunda, bunların, siyasal görüşleri kendilerine yakın olan ABD ve Avrupa’daki Yahudilerden destek gördükleri yazılmaktadır. Başkan Clinton’un 23 Ocak 1995 tarihli Ortadoğu’da Terörizm konulu genelgesinde bu iki örgütün de adı geçmektedir.

EL – FETİH (FETAH)

1957 yılında kurulmuştur. FKÖ içerisinde çoğunluğa sahip olan en etkin konumdaki örgüttür. Filistin davasının önderliğinden sonra, FKÖ’nün de denetimini eline geçirerek, FKÖ’yü tüm direniş guruplarının yer alacağı bir çatı örgüt ya da ulusal ittifak platformu haline dönüştürmüştür. EL – FETİH ; Marksistlerden, Müslüman ve Hıristiyan din adamlarına, işçilerden tüccarlara kadar her eğilimden unsurları barındıran, bir örgüt niteliğindedir. Lideri Y. ARAFAT’dır.

ORTADOĞU ve TERÖR

Filistin’in Bağımsızlığı İçin Halk Cephesi Ordusu (FBHCO)

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi Genel Komutanlığı (FHKC-GK) olarak bilinen Örgüt, İsrail ile her türlü uzlaşmayı reddederek silahlı mücadelede bulunmak amacıyla 1968 yılında FHKC’den ayrılan bir grup tarafından kurulmuştur. FBHCO, daha önceleri Suriye ordusunda yüzbaşı olarak görev yapmış olan Ahmet Cibril tarafından Ekim 1968’de kurulmuştur. Çünkü, Cibril’e göre FBNC çok ılımlı ve potansiyel olarak İsrail’le uzlaşmaktan yana idi. O aynı zamanda, FBHC’nin Marksist ideolojide ısrarlı olmasına karşı çıkıyor ve örgütün terörist eylemler gerçekleştirebilmesi için konvansiyonel bir askeri güce sahip olması gerektiğine inanıyordu. Şu an FBHCO, FKÖ’nün ılımlı bir muhalefetidir. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 1994 yılı Terörizm Raporu’nda, Cibril’in gücü hakkında bir kaç yüz savaşçısının olduğu, ancak, konvansiyonel silah eğitimi ve askeri olmayan diğer terörist taktiklerle örgütün etkinliğini maksimum düzeye çıkarmaya çalıştığı yazılmaktadır. Örneğin, Örgütün Lübnan’daki birliklerinin Rus yapımı SA7 hava savunma füzeleri, ağır toplar, hafif uçaklar, planörler ve hava balonları ile donatıldığı söylenmektedir. Örgüt, İsrail sınırını geçebilmek için planörleri başarılı bir şekilde kullanabilmektedir.

Suriye, muhtemelen Cibril’in Suriye Ordusundaki hizmetinden dolayı örgütün baş destekçiliğini yapmaktadır. Söylentilere göre, Suriye örgüte Şam’da koruma, lojistik ve askeri destek sağlamakta ve örgütün Lübnan’daki birliklerinin operasyonlarına katkıda bulunmaktadır. Ancak, örgüt, 1980’lerin sonlarında İran’la da yakın ilişkiler kurmaya başlamıştır. Örgüt, Güney Lübnan’da İsrail’e karşı İran yanlısı Hizbullah’la yan yana savaşmaktadır. Örgütün, aynı zamanda, 1982-1983 yıllarında Beyrut’taki Uluslararası Barış Gücü’nde yer alan ABD deniz piyadelerine de saldırılar düzenlediği belirtilmektedir. ABD’nin Temmuz 1988’te bir İran yolcu uçağını düşürmesine misilleme olarak İran’ın da aynı şekilde karşılık vemıek için bu örgütü kullandığına dair ihbarlar olmuştur. (1)

İddiaya göre, örgüt böyle bir operasyonda bir süre yer almış ve sonra vazgeçmiş; ya da bir takım başka spekülasyonlara göre, bu işi Libya’ya devretmiş ve bu çabalar Aralık 1988’de bir PanAm uçağına konulan bomba ile başarılı bir şekilde sonuçlandırılmıştır. ABD Dışişleri Bakanlığı raporunda örgütün Libya’dan bir miktar mali destek aldığı belirtilmektedir.

Örgüt, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından 05 Ekim 2001’de açıklanan yabancı terör örgütleri listesinde yer almıştır.

Dipnotlar

(1) Closing In to the Pan Am Bombers, U.S. News and World Report, May 22, 1989. p.23.

ORTADOĞU ve TERÖR

Filistin Kurtuluş Cephesi (FKC)

Muhammed Abbas’ın daha çok Ebu Abbas olarak bilinir. FBHC’nin bir kolu olan FBHCO’nun kontrolünü ele geçirme çabalarında emri verilen başarısız olması üzerine, 1976’da FKC kuruldu. Bu mücadele esnasında Ebu ‘u Ürdün’de Abbas, Ahmed Cibril’in Lübnan temsilciliğini yapmakta idi. Abbas, Suriye’nin aynı yıl Lübnan’a yaptığı müdahaleye karşı çıkarken Cibril bunu desteklemişti.

FKC Irak’ın desteği ile kuruldu ve 1981’de Filistin Ulusal Kongresi’nde temsil edilme hakkı elde etti. Örgüt 1983’te kendi içinde FKÖ yanlısı, Abbas’ın başını çektiği Irak yanlısı ve Talat Yakup’un başını çektiği Suriye yanlısı hiziplere bölündü. (Yakup 1988’de has-talanarak öldü.) Ebu Abbas Şam’dan ayrılarak Yaser Arafat ve FKÖ ile birleşmek üzere Tunus’a gitti. (Aşağıda ayrıntıları ile anlatılacak olan 1985 yılında meydana gelen Achille Lauro olayından sonra, Tunus hükümetinin isteği üzerine Ebu Abbas Bağdat’a gönderildi.) Suriye yanlısı fraksiyon, Ocak 1984’te daha sonra Libya’da üstlenecek olan bir başka fraksiyona daha bölündü.

Yaser Arafat’a olan kişisel bağlılığına rağmen, Ebu Abbas, Arafat’ın İsrail’le görüşmekten yana olan tutumuna katılmadı. 1984’te elde ettiği FKÖ icra komitesi üyeliğinden FKÖ’nün 1991 Madrid Barış Sürecini Destekleme Kararını mütakip istifa etti ve şu an Şam’daki red Cephesini oluşturan koalisyonun bir üyesidir.

FKC’nin bölünmemiş hali bile barış karşıtı gruplarin en küçüğününü meydana getirmekte idi. ABD Dışişleri Bakanlığı Ebu Abbas Fraksiyonu’nun 50, başka bazı kaynakar ise, diğer fraksiyonların her birinin yaklaşık 100 aktif gerillası olduğunu tahmin etmekte. Ebu Abbas’ın Irak, Libya ve FKÖ’den yardım aldığı söylenmekte. FKÖ’nün yardımı, muhtemelen, Abbas’in geçmişte Arafat’la yaptığı işbirliğinden kaynaklanmakta. Abbas’ın kendisi Irak’ta üstlenmiş olmasına rağmen gerillaları daha çok Yaser Arafat’ın Fetih grubunun da yoğun olarak bulunduğu Lübnan’ın Sudan bölgesinde faaliyet göstermektedir. Körfez Savaşı’nda Arafat’in yaptığı gibi Abbas’da Irak’ı destekledi. FKC’nin diger fraksiyonları bulundukları ülkelerden (Suriye,Libya) yardım ya da en azından üs desteği almaktadırlar.

FKC’nin Ebu Abbas Fraksiyonu bir takım terörist saldırılara katılmış olmasına rağmen, ABD-Filistin ilişkilerinde önemli bir etki unsurudur. Örgütün gerçekleştirdiği en büyük eylem, Leon Klinghoffer adında sakat bir ABD vatandaşının öldürüldüğü ve diğer yolcuların iki gün rehin tutulduğu Ekim 1995’te İtalyan Achille Lauro yolcu gemisinin kaçırılması idi. Abbas ve adamları serbest bırakılacakları sözü aldıktan sonra Mısır güvenlik yetkililerine teslim oldular. Serbest bırakılmak üzere bin-dirildikleri Mısır uçağının ABD savaş uçaklarınca inişe zorlanmasından sonra Abbas ve adamları İtalya’daki NATO hava üssüne getirildiler. İtalyan hükümeti Abbas’I serbest bıraktı. Ancak, daha sonra gıyabında yargılanarak cezaya çarptırıldı. (Halen İtalyan makamlarınca tutuklanma emri ile aranmakta) Diğer 4 korsan İtalya’da yargılandılar ve mahkum oldular. 30 Mayıs 1990’da FKC militanları deniz yolu ile Tel Aviv’de bir plaja başarısız bir saldırı girişiminde bulundular. Militanlar Libya’ya ait bir gemiden indikten sonra sürat motorları ile plaja ulaşmışlardı. Arafat’ın bu saldırı girişimini kınamayı reddetmesi sonucu, ABD, FKÖ ile 1988’de kurduğu diyaloğu kesti. Mayıs 1992’de Eilat’da bir tatil yerine düzenlediği başarısız saldırı girişiminden bu yana, örgütün, büyük terör eylemlerine girişmediği tahmin edilmekte.

Örgüt, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından 05 Ekim 2001’de açıklanan yabancı terör örgütleri listesinde yer almıştır.

ORTADOĞU ve TERÖR

Filistin’in Bağımsızlığı İçin Halk Cephesi (FBHC)

FBHC, 1967 de Arap-İsrail Savaşı’nda Arap yenilgisini mütakip George Habbaş’ın aynı yıl kurduğu Marksist-Leninist bir örgüttür. Filistin davasındaki etkinliğinin azalıyor olmasına karşın, örgüt, Arafat’ın Fetih grubundan sonra FKÖ içindeki en geniş grubu temsil etmektedir. FBHC, Madrid Barış Süreci’ne katılma kararına şiddetle karşı çıkmıştır. Ancak başarılı olamamış ve Filistin çıkarlarının topyekün satılması olanağının değerlendirildiği Eylül 1993 tarihli İsrail-FKÖ Prensipler Deklerasyonu’ndan sonra FKÖ içindeki yükümlülüklerini askıya almıştır. SSCB’nin çökmesine ve genelde Marksist ideolojinin kan kaybetmesine rağmen, örgüt, Israil’in kuruluşundan önce İngiliz Mandası altında bulunan bütün Filistin toprakları üzerinde Marsist-Leninist bir devlet kurma hedefinden ödün vermemektedir. Tabii, örgütün daha öncelikli hedefi barış sürecini engellemektir. Habbaş, 15 Ekim 1993’te Şam’da barış sürecine karşı 10 gruptan oluşan bir koalisyon kurulduğunu ilan etmiştir. ABD Dışişleri Bakanlığı 1994 terörizm raporunda, örgütün 800 aktif savaşcısının olduğu beyan edilmektedir.

Pek çok uçak kaçırma ve uluslararası hava alanlarına düzenlenen saldırılardan sorumlu olan FBHC,1960 ve 1970’li yıllar boyunca uluslararası terörizm faaliyetlerinde çok aktif rol almıştır. Örgüt, 6 Eylül 1970’te aynı anda üç uçağı birden kaçırmış; Mısır’a kaçırılan uçak yolcuları boşaltıktan sonra havaya uçurulmuştur. Bütün bu serüvenin sonunda aynı ayın 29’da bütün yolcular -400 kişi- serbest bırakılmıştır. (1)Örgütün uluslararası terör eylemlerini planlayan Vadi Haddat isimli önemli bir şahsın 1978’de ölmesinden sonra, örgüt, saldırılarını daha çok İsrail içinde ve işgal altında bulunan topraklardaki İsrail hedeflerine yöneltmiştir. FBHC gerillaları son zamanlarda bir kaç kez Güney Lübnan’daki İsrail Güvenlik bölgesine de sızmışlardır. ABD Dışişleri Bakanlığı 1994 yılı Terörizm Raporu’na göre, Suriye ve Libya örgüte en fazla askeri ve mali yardımda bulunan ülkelerdir. Ancak, raporda hangisinin daha çok verdiği belirtilmemektedir . Örgüt Şam’da üstlenmiş durumdadır ve Suriye hükümeti kendi kontrolündeki Lübnan topraklarında örgüte askeri eğitim imkanları sağlamaktadır.

G.HABBASH’ın Nisan 2000’de Genel Sekreterlik’ten ayrılması üzerine, yerine yardımcısı Abu Ali MUSTAFA geçmiştir. A.A.MUSTAFA’nın 27 Ağustos 2001’de İsrail tarafından öldürülmesi üzerine, Genel Sekreterliğe sertlik yanlısı Ahmet SAADAT getirilmiştir.

İsrail Turizm Bakanı Rehavam ZEEVI’ye 17 Ekim 2001’de düzenlenen suikast ve Ekim 2001 sonlarında İsrail’de gerçekleştirilen intihar saldırısı, FHKC’nin son dönemde gerçekleştirdiği en önemli eylemlerdir. Bu eylemler sonrasında A.SAADAT Filistin Özerk Yönetimi tarafından 15 Ocak 2002’de tutuklanmıştır. A.SAADAT’ın tutuklanmasına büyük tepki gösteren Örgüt, A.SAADAT’ın serbest bırakılmaması nedeniyle Şubat 2002 başında FKÖ Yürütme Komitesi’nden çekilmiştir.

Örgüt, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından 05 Ekim 2001’de açıklanan yabancı terör örgütleri listesinde yer almıştır.

Dipnotlar

(1) O sıralar Ürdün’deki FKÖ gerillaları daha sonra kendilerini ülkeden atma emri verilen Ürdün güçleri ile yapılacak büyük mücadelenin hazırladığı içinde idiler. FKÖ’nün Ürdün’de gereğinden fazla otonomi ve otorite elde ettiğine inanan Kral Hüseyin FKÖye karşı harekete geçti. Bu olay daha sonra “Kara Eylül” olarak tarihe geçmiştir.

ORTADOĞU ve TERÖR

Filistin’in Bağımsızlığı İçin Demokratik Cephe (FBDC)

FBHC gibi FBDC de Marksist devrime ve Filistin hareketi içinde sınıf mücadelesine inanmaktadır. Fakat, FBDC’nin 1969’da FBHC ile yolları ayrılmıştır. Çünkü, FBDC, İsrail’i yok sayarak ve bütün Filistin’in bağımsızlığını savunan FBHC ve diğer aşırı gruplara nazaran kendisinin daha gerçekçi olduğuna inanmaktadır. İsrail’den kurtarılacak her hangi bir toprak parçasında da bir Filistin Devleti kurabileceğini ve İsrail’i ortadan kaldırmanın Filistin’lilerin nihai hedefi olması gerekmediği görüşünü benimseyen ilk örgüt FBDC olmuştur. Ancak, İsrail’le barış meselesi bu örgüt içinde de tartışmalara sebep olmuştur. Ekim 1993 Madrid Konferası’ndan bir kaç ay önce, başkan yardımcısı Yaser Abdel Rabbah’ın başını çektiği bir FBDC fraksiyonu örgüt lideri Naif Havatmah grubundan ayrılmıştır.

Abdel Rabbah fraksiyonu İsrail’le görüşmelerde bulunmaktan yana idi; Havatmah grubu ise, Filistinliler’in katılımı için daha katı şartların öne sürülmesini istemekte idi. Rabbah daha sonra örgütten ayrılmış ve Marksizmi-Leninizmi kınayan açıklamalarda bulunmuştur. Buna karşın, Havatmah, örgütü barış karşıtı gruplarla daha yakın ilişkiler içine soktumuştur. Şu an bu örgüt Şam’da üslenen barış karşıtı koalisyonun 10 üyesinden biridir. FBHC gibi FBDC de FKÖ içinde faaliyet göstermekte idi. Ancak, İsrail-FKÖ antlaşmasından sonra o da yükümlülüklerini askıya almıştır. Şüphesiz,FBDC içindeki bölünme, örgütün etkinliğini eskiye oranla oldukça azaltmıştır. ABD Dışişleri Bakanlığı raporunda örgütün toplam (Her iki fraksiyonun) 500 elemana sahip olduğu yazılmaktadır.

FBDC terör eylemlerini daha çok İsrail içinde ya da İsrail kontrolü altında bulunan bölgelerde gerçekleştirmektedir. Örgütün gerçekleştirdiği en büyük eylem; 27 öğrencinin öldüğü, 134 kişinin yaralandığı Mayıs 1974’te Kuzey israil’de bir okula düzenlediği saldırı idi. Bu tarihten itibaren örgüt sınır boylarından İsrail’e küçük çaplı akınlar, İsrail ve işgal altındaki topraklarda bulunan İsrail askerlerine, devlet görevlilerine ve sivillere karşı saldırılar düzenlenmektedir. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 1994 yılı Terörizm Raporu tespitlerine göre, Suriye ve Libya’nın desteğine sahip olan örgütün Suriye ve Lübnan’da üsleri bulunmaktadır.

TERÖR ÖRGÜTLERİ

İslami Direniş Hareketi (Hamas) (Mısır-Filistin)

Mısır’da Hasan EL-BENNA liderliğinde kurulan Müslüman Kardeşler Örgütü içerisinde yer alan şahıslar tarafından 1987 yılı sonlarında Filistin’de kurulmuş bir örgüt olarak bilinen İslami Direniş Hareketi (HAMAS), Müslüman Kardeşler Örgütü’nün Filistin kanadı olarak da bilinmektedir.

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ)’nün Filistinlileri ve Müslümanları temsil etmekten uzak olduğu ve İsrail’e karşı mücadelede pasif kaldığı gibi gerçeklerle kurulan HAMAS, Filistin’in kurtuluşu için silahlı mücadele ve cihad yolunu benimsemiş, bundan dolayı da Müslüman Kardeşler Örgütü’nün daha ılımlı olan kesimleri ile anlaşmazlığa düşmüştür.

Son zamanlarda İsrail ile barış görüşmelerine yanaşan FKÖ’nün, anlaşmaya yönelik bu tutumu, Filistin’deki işgalin devam ettiği ve herhangi bir değişmenin olmadığı gerekçesi ile HAMAS tarafından kabul görmemekte ve FKÖ’nün kendileri ile birleşme çağrıları da yanıtsız bırakılmaktadır.

HAMAS son zamanlarda, Filistin davasına destek bulma amacıyla Hizbullah Terör Örgütü başta olmak üzere diğer Ortadoğu kökenli örgütlerle de işbirliği yapma yolunda önemli adımlar atmaktadır. Bu paralelde İran’ın da Filistin’deki etkinliğini arttırmak amacı ile HAMAS’la işbirliğine girme çabası içerisinde olduğu bilinmektedir.

Şeyh Ahmet YASİN’in manevi liderliğinde faaliyet yürüten ve günümüzde Müslüman Kardeşler Örgütü’nden tamamen bağımsız hareket etmeye başlayan HAMAS’ın, ülkemizde herhangi bir faaliyetine rastlanılmamıştır.

HAMAS, son yıllarda Filistin’de meydana gelen halk hareketlerindeki kontrolü elinde tutmakta ve FKÖ’nün etkinliğinin azalmasında önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle de, bölgede faaliyet gösteren Batılı ülkeler ve İsrail tarafından önemli bir tehlike olarak görülmektedir.

İsrail-Filistin barışını kabul etmeyen HAMAS’ın İsrail hedeflerine zaman zaman giriştiği intihar saldırıları, barış sürecini baltalamakta ve fanatik İsraillileri tahrik etmektedir. Filistinliler üzerinde etkinliğini koruyan HAMAS’ın varlığı, anlaşmanın uygulanması önündeki en büyük engeli teşkil etmektedir.

Radikal İslami Gruplar

Hüsnü yusuf ziya kılıç