Osmanlı devletinin toplumsal, idari ve siyasi düzeninin laik olup olmadığı çokça tartışılan konudur.

Osmanlı düzeninin laik şer’i olduğu konusundaki tartışmalara girmeden önce laik kavramından ne anlaşılması gerektiği üzerinde durmalıyız. Laicus-ladini, kavram olarak ruhban sınıfına ve ruhaniyete ait olmayan düşün ve yaşam biçimini ifadede kullanılan bir deyimdir.Genel sanının tersine dünyada laik tutumlu din yoktur.Hristiyan dininin temelde böyle bir felsefe ve toplum tarzı üzerine kurulmadığı ve dini toplumun, tarihinin uzun yıllarını kapsadığı açıktır. Avrupa kıtasında kanlı kavgalarla tarihte defadır ki bir toplum ve yönetim düzeni olarak ortaya çıkmıştır.

Germanik bünyede varlığı ileri sürülen bu özgürlük ve doğal laisizmin, modern anlamdaki laik düzene inkılab etmesi için uzun zaman geçmesi gerekti.  13. ve 15. yüzyıllar boyu Avrupa dünyasında laik hareketin başını ne Hussitler, ne Unitarist kilise mensubları, ne Balkanlardaki Bogomiller ve hatta İtalyan rönesansının Pietro Pomponazzi’si ve benzerleri değil,düpedüz hukukçular çektiler. Almanya’daki kilise çevreleri hukukçular için &;&; Juristen sind böse -Hukukçular kötü hristiyanlardır>> demiştir. sisteminin principia ve kurumları etüd edilerek bu ilkeler ışığında yeni hayat düzeninin sorunlarını çözmek ve ilişkileri düzenlemek yoluna gidildi. düzeninde gerçek kişi esas alındı.Ancak devletin ve toplum düzeninin laikleşmesi, Avrupa tarihini dolduran mezhep kavgaları, din savaşları gibi kanlı olaylardan sonra gerçekleşebilmiştir.Laik toplum düzeni Avrupa kıtasına da çok güç ve geç yerleşmiştir.

Laik toplum standart vemonist bir yönetim düzeninin ve her din ve cinsiyete mensup insanların eşit koşullarla bağlı olduğu bir hukuk mevzuatının bulunduğu toplum düzeni demektir.