Menopoz insan hayatında önemli değişkliklerin meydana gelmesine neden olur. Hem ruhsal hem de fiziksel bu değişiklikler temel olarak vücutta yumurtalıklardan salgılanan östrojenin azalması nedeniyle ortaya çıkar. Menopozla birlikte özellikle aşağıda anlatılacak olan risk faktörleri olanlarda dokusu da kısa zamanda kalitesinden ödün vermeye başlayabilir. Menopozda olan kadınlar yaşamlarının geri kalan kısımlarında osteoporoza bağlı %50’lik bir kırığı riski ile karşı karşıyadırlar.

Osteoporoz insan ömrünün giderek uzamasıyla birlikte ülkemizde de önemli bir sorun haline gelmiştir.

?

Osteoporoz, ya da daha çok bilinen adıyla “”, kemiğin mineral içeriğinin azalması nedeniyle dayanıklığının azalması, yani kalitesinin düşmesidir. Vücutta kortikal kemik ve trabeküler kemik olmak üzere iki ayrı kemik türü vardır. Kortikal kemik tüm vücut kemiklerinin %80’ini oluştururken, trabeküler kemik, bir arıpeteği yapısında olan ve yüzey alanı daha geniş bir kemik türüdür. Trabeküler kemik omurgalarda ve uzun kemiklerin uç kısımlarında yeralır ve osteoporoza bağlı kırıklara en hassas bölgeler de buralarıdır. sürekli olarak yapım-yıkım olaylarının ardarda devam etmesiyle yenilenen canlı dokulardır. Trabeküler kemiğin yapım-yıkım hızının kortikal kemiğe göre 4-8 kat daha hızlı olması bu kemikleri kırıklara daha hassas hale getirmektedir.

Kadınlarda 40 yaşına kadar yapım-yıkım olayı dengeli bir şekilde devam ederken, bu yaştan itibaren yıllık %0.5’lik bir oranda geri dönüşümsüz bir kemik kaybı olur. Bu, özellikle menopozdan itibaren daha da hızlanır ve menopozda olan bir kadın her yıl trabeküler kemiklerinin %5’ini ve tüm vücut kemik dokusunun %1-1.5’luk bir kısmını kaybeder. Bu kayıpılar 10-15 yıllık hızlı bir dönemden sonra oldukça azalır. İşte bu aşamaya kadar kaybedilen kemik dokusu miktarı kadının ileride kemik kırığıyla karşılaşıp karşılaşmayacağını belirleyen en önemli etkenlerden biridir. Zira bu süre içerisinde trabeküler kemiğin %50’si kortikal kemiğin ise %30’u kadar bir miktarı kaybedilmiş olabilir.

Osteoporoz hangi kemikleri etkiler?

Osteoporoz en sık vücudun yükünü taşıyan ve trabeküler yapıda olan omurları etkiler. Tüm osteoporoz olgularının %47’si omurlarda, %20’si kalçada (uyluk kemiğinin baş kısmında), %13’ü bileklerde ve %20’si diğer kemiklerde görülür.

Bunun sonucunda özellikle ileri yaşlarda omurlardaki çökme kırıklarına bağlı olarak boyda kısalma olabileceği gibi (bir kadının ileri yaşlarda boyu 15-20 cm’ye kadar kısalabilir!), hafif düşmeler sonucunda ya da kendiliğinden, başta kalçada olmak üzere diğer kemiklerde hayatı tehdid eden kırıklar meydana gelebilir.

Osteoporoz kimlerde daha sık görülür?

Osteoporoz riski yaşla birlikte artar ve özellikle kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür. İnce kemik yapısı olanlarda, ailesinde ve özellikle ailesindeki kadınlardan birinde kemik kırığı öyküsü ya da boyunda kısalma öyküsü bulunan kadınlarda, 45 yaşından önce kendiliğinden ya da ameliyatla yumurtalıkların alınması neticesinde menopoza giren kadınlarda, uzun süreli adet görememe şeklinde adet düzensizliği olan kadınlarda, gıdalarının kalsiyum içeriği az olan kadınlarda (en önemli kalsiyum kaynakları süt ve süt ürünleridir), yaşamlarında egzersize yer vermeyen, sigara içen, aşırı alkol kullanan kadınlarda, kortizon ve diğer bazı ilaçları kullanmak zorunda olanlarda ve başta hipertiroidi (tiroid hormonlarının yüksek olması) olmak üzere çeşitli hormonal hastalıklarda osteoporoz riski artmıştır.

70 yaşın üzerinde olan kadınların %21’inde hiçbir belirti olmasa da radyolojik olarak kırık yönünde değişiklikler gözlenir. Kalça kemiği kırıklarının riski menopozdan 10-15 yıl sonra artmaya başlar ve 90 yaşında bir kadının kalça kemiği geçirmiş olma olasılığı %20’dir. Bu kalça kırıklarının yaklaşık %15’i ilk üç ayda ölümle sonuçlanacak kadar ağırdır. Özellikle kalça kırıkları %50 kadında sakatlıkla sonuçlanır.

Osteoporoz tanısı nasıl konur?

Klasik radyolojik yöntemlerle (düz röntgen filmleriyle) osteoporoz tanısı koymak hatalıdır. Bunun yerine DEXA adı verilen özel yöntemle ve kemik tomografisi yöntemiyle vücudun en hassas kemikleri olan uyluk başı bölgesi, omurlar ve kol kemiklerinin incelemesi yapılır ve hassas bir şekilde tanı konabilir. Raporda “normal”, “osteopeni” (osteoporoz başlangıcı), “osteoporoz” ve “ileri derecede osteoporoz” olmak üzere farklı ifadeler kullanılabilir.

Hiç bir şikayeti olmayan kadınlarda bile menopoza girdiklerinde bir kez ve daha sonra beşer yıllık aralıklarla kemik ölçümü önerilmektedir.

Osteoporoz nasıl tedavi edilir?

Başlamış bir osteoporoz süreci sonucu kaybedilen kemiği yerine geri getirmek zordur. Ancak süreç bazı tedavilerle büyük oranda durdurulabilir. Bunun sonucunda ileri derecede osteoporoz olguları hariç, kırık oluşma riski de önemli derecede azalmış olur.

Östrojen tedavisinin süreci yavaşlattığı artık kesinlikle kanıtlanmıştır. Östrojen tedavisi alanlarda kol ve kalça kırıklarında %50-60 oranında azalma, beraberinde kalsiyum alımı da sağlandığında (kalsiyumdan zengin gıdalar alınması ve gerekli durumlarda ilaç şeklinde kalsiyum tedavisi) omurga kemiği kırıklarında %80’lik bir azalma beklenebilir. Bu, özellikle en az 5 yıllık bir tedavi sonrası etkili olur.

Östrojen tedavisinin etkili olabilmesi için tedavi devam etmelidir. Tedavi bırakıldığında osteoporoz süreci tedaviden önceki eski hızıyla devam eder. Progesteron tedavisi de kalsiyum metabolizması üzerindeki olumlu etkileriyle osteoporozun önlenmesine katkıda bulunur.

Kalsiyum emilimi yaşla birlikte azalır ve özellikle menopoz sonrası azalma daha belirgin olur. Kalsiyum dengesinin sağlanması osteoporoz engellenmesinde en önemli basamaklardan biridir. Ancak östrojenin az olduğu durumlarda kalsiyum ne kadar alınırsa alınsın etkili olmayabilir. Bu yüzden östrojen tedavisine ek olarak vücuda gıdalarla ya da ilaç verilmesi yoluyla günlük 1000 gram kalsiyum girişinin sağlanması önemlidir.

Östrojen tedavisinin sakıncalı olduğu durumlarda ise kalsitonin adlı ilaçtan faydalanılır.

İlaç tedavisi dışında osteoporozun önlenmesi ya da ilerlemesinin durdurulması için yaşam tarzında da bazı değişiklikler yapılmalıdır. Günde en az 30 dakika olmak üzere, haftada 3 kez vücudu zorlamayan sporlar yapılması menopoz döneminde kemiğin mineral miktarını önemli ölçüde iyileştirir. Sigara ve alkol bırakılmalıdır. Dengeli bir diyetle yeterli kalsiyum alınması için gerekli değişiklikler yapılmalıdır.

(Bundan sonrası farklı bir siteden alındı) (tolga tan)

kimlerde risk vardır?

1-Kadınların;

2-50 yaşın üstünde olanların;

3-Menopoza girmiş olanlar;

4-Erken menopoza girenler;

5-Cerrahi menopoza girenler;

6-Düşük kalsiyum içeren yiyeceklerle beslenenler;

7-Erkeklerde erkek cinsiyet hormonu olan testosterondaki azalma;

8-Fiziksel aktivitenin, hareketliliğin ve egzersizin az olması;

9-Ailede osteoporozlu kimselerin bulunması;

10-Kısa boylu, ince yapılı kişiler iri yapılı, kilolu kişilere göre daha fazla osteoporoz riski taşımaktadırlar;

11-Beyaz tenli, açık renk gözlü olanlar;

12-Sigara içenler, alkollü, kolalı ve kafeinli içecekleri çok fazla tüketenler;

13-Kortikosteroidler, antikonvülzanlar, antikoagülanlar, tiroid ilaçları gibi bazı ilaçları uzun süreden beri yüksek dozda kullananlar;

14-Şeker hastalığı, tiroid bezinin fazla çalışması, mide barsak operasyonu geçirmiş olanlar; hareketsizlik, felçler ve diğer bazı endokrin hastalıkları gibi bazı hastalıkların olması.

OSTEOPOROZUN BELİRTİLERİ

-Bel ve sırt ağrısı. ağrı çoğu kez hareketle yük kaldırmakla başlar, ıstırahatla geçer.

-Boyda kısalma,omugada kırık.

-Sırtta kamburlaşma, omuzlarda yuvarlaklaşma.

-El bileğinde kırık.

-Kaburga kırıkları.

-Kalça kemiğinde kırık.

TEDAVİ

Osteoporoz tedavisinde amaç, kemik kaybını önlemek, kemik kütlesini artırmak ve kırık oluşmasını önlemektir.

Gelişme çağında kalsiyum, yeterli protein, karbonhidrat yağ gibi gıdaların dengeli bir şekilde alınması gerekir.

Menopoz döneminde östrojen verilmesi, osteoporozun önlenmesinde tek başına en etkili tedavidir.

Yaşam tarzında değişiklikler yaparak düşmeyi azaltacak önlemler alınmalı.

Önerilen egzersiz proğramlarını uygulamaya çalışmalı.

Kalsiyum ağırlıklı düzenli beslenilmelidir.

İlaçları düzenli kullanılmalı ve düzenli doktor kontrolüne gidilmelidir.

(Bundan sonrası farklı bir siteden alındı) (tolga tan
Osteoporoz

Osteoporoz kemik yoğunluğunun azalmasıyla birlikte seyreden, kemik eğriliğine ve kırıklara yol açabilen bir hastalıktır. Son yıllarda özellikle önemli bir halk sağlığı problemi haline gelen bu hastalık, hanımların adetten kesilme dönemlerinden sonra yani menopoz dönemlerinde gözlenmektedir. Esasında fizyolojik bir olayın sonucunda gelişen osteoporoz, hanımlardaki ostrojen hormonu üretme azalmasına paralel olarak gelişir. Bu nedenle menopoz dönemindeki hanımlarda, omurgalarda, kollarda ve kalça kemiğinde kemik yoğunluğu azalmasına bağlı olarak hafif bir darbe ile kolaylıkla kırıklar oluşabilmektedir. Doğal olarak hayat kalitesini etkileyen hatta insanları yatağa bağımlı bile kılan bu hastalıktan korunma yolları mevcuttur. Öncelikle menopoz dönemine girmiş hanımların düzenli egzersiz yapmaları, bol kalsiyum içeren gıda maddelerini tüketmeleri gerekmektedir. Eğer kullanılıyorsa muhakkak sigarayı bırakmak gerekmektedir. Bu düzenlemelerin dışında doktar kontrolünde çeşitli metodlarla osteoporoz tedavisi yapılmaktadır. Bunlar arasında en sık kullanılanı menopoz döneminde eksikliği olan ostrojen hormonunun verilmesi yani hormon replasman tedavisidir. Bu tedavi sadece kemik erimesini engellemekle kalmadığı gibi, hanımları yaşa bağlı olarak da kalp hastalıklarından korumakta ve yine menopoza bağlı görülen ateş ve ter basmalarını da gidermektedir. Bazı çalışmalarda hastaların hafıza fonksiyonlarında da bu tedavi sonucu iyileşmeler olduğu gözlenmektedir. Uygun tetkiklerden geçirilmiş olan ve kullanma sakıncası olmayan hanımlara uygulanan hormon replasman tedavisi, büyük oranda başarı sağlamaktadır. Son yıllarda gelişen ilaç teknolojisiyle parelel olarak osteoporoz tedavisinde kullanılmaya başlanılan sentetik hormon algılayıcısı düzenleyici bir ajan olan raloxifen (EVİSTA) özellikle yurtdışında osteoporozu önleme amacıyla çok kullanılmaktadır. Henüz yurdumuzda bulunmayan bu ilacı bazı hastalarımıza başarıyla uygulamaktayız.
Giderek yükselen ortalama insan ömrüyle birlikte, menopoz dönemindeki kadın sayısı da göreceli olarak artmış ve bu kişilerde menopoza bağlı gelişen osteoporozun görülme sıklığı fazlalaşmıştır. Osteoporoz tedavisinde kullanılmakta olan östrojen hormonunun yerine, son dönemlerde yurtdışında Raloxifen (Evista) adında bir ilaç kullanılmaktadır. Östrojene benzer olan bu yeni ilacın etki mekanizması kemik erimesini azaltarak kan -kalsiyum seviyesini yükseltmektedir. Raloxifen’in östrojene göre iki üstün yönü vardır. Birincisi rahim zarında kalınlaşma yapmayarak, ara kanamalarına neden olmaz ve rahim kanseri olma riskini artırmaz. İkincisi Raloxifen kullanan kadınlarda meme kanseri görülme riskini azaltır. Bunların dışında yapılan bazı çalışmalarda kandaki kötü huylu kolesterol seviyesini azaltarak, kalp damar hastalıklarına karşı koruyucu etkisi gösterilmiştir. Tüm bu özelliklerden dolayı hormon replasman tedavisine uyum sağlayamayan veya uygulanması sakıncalı olan menopoz dönemindeki kadınlar için alternatif bir tedavi seçeneğidir. Raloxifen gebelerde, açıklanmamış genital kanaması olanlarda ve kan pıhtılaşması bozuklukları gösteren kişilerde kullanılmamalıdır.

(Bundan sonrası farklı bir siteden alındı) (tolga tan

OSTEOPOROZ NEDİR?

Osteoporoz, kemiklerin kütle kaybetmesine yol açan ve en yaygın görülen kemik metabolizması hastalığıdır. Kemiklerin kütlesinin azalması kolaylıkla kırılabilmesine neden olmaktadır. Osteoporoz’un kelime anlamı; Osteo (kemik) poroz (delikli) kelimelerinin birleşmesinden oluşur, delikli kemik halk arasında “kemik erimesi” olarak bilinir.

50 yaşın üzerinde her 8 kişiden 1’inde Osteoporoza bağlı omurga kırığı gelişmekte olup bu oran yaş ile birlikte artmaktadır. Kalça kırığı, 70 yaşın üzerindeki her 3 kadından ve her 9 erkekten 1’inde görülen önemli bir sağlık problemidir. Osteoporotik kırıklar olarak tanımlanan kırıklar, el bileği, omurga, ve kalça kırıklarıdır.

Osteoporozdan etkilenen insanların % 80’i kadınlardır. Kadınlarda daha sık rastlanan Romatoid Artrit gibi iltihaplı romatizmaların varlığı yada kortizon, tiroksin gibi ilaçların kullanımı halinde Osteoporoz riski artmaktadır.

Kemik yaşam boyu sürekli yapılan, yıkılan canlı bir dokudur. Yaşam süresince eski kemik yıkılır ve bunun yerini sağlam yeni kemik alır. Kemik bal peteği görünümünde olup başta kalsiyum olmak üzere önemli mineralleri depolar. 20 – 25 yaşlarına kadar yiyeceklerden alınan kalsiyumun kemiği yenileme kapasitesi kemiğin yıkım hızından daha yüksektir. 30’lu yaşlarda Tepe kemik kütlesi adı verilen en yüksek kemik kütlesine ulaşılır. Bu dönem kemiğin en güçlü olduğu dönemdir.

40 yaşları civarında kemik kütlesi yavaş yavaş azalmaya başlar. Bu kayıp menopozdan sonra kadınlarda östrojen hormonunun seviyesinin düşmesine bağlı olarak hızlanmaktadır. Menopozdan sonraki ilk 5 yıl kemik kütlesinin en hızlı kaybedildiği zaman dilimidir. Bu dönemde kadınlar her yıl kemik kütlelerinin % 3’ünü kaybedebilirler. Hızlı kayıp döneminin sonlarında, 60 yaş civarında Osteoporozun ilk belirtileri; kamburlaşma, boy kısalması, yaygın sırt ağrıları yada ufak bir zorlama sonucu oluşan kırıklar şeklinde ortaya çıkabilir.

RİSK FAKTÖRLERİ

Genç bir erişkin iken ulaştığımız “Tepe kemik kütlesi” ve yaşlanmaya başladığımızda oluşması beklenen “Kemik Kaybının Hızı” Osteoporoz gelişme riskimizi belirler. Kimlerin bu hastalığa yakalanacağı önceden öngörülememektedir. Ancak hastalığa yakalanma riski aşağıdaki durumlarda artmaktadır:

• 45 yaşın altında doğal yada cerrahi menopoz
• Kadın olmak
• İleri yaş
• Ufak, tefek, zayıf yapıda ve beyaz tenli olmak
• Ailede Osteoporotik kırık öyküsü (özellikle annede kalça kırığı)
• Daha önce kırık geçirmiş olmak (ön kol kırığı gibi)
• İnflamatuar (iltihaplı) eklem hastalığı yada Astım varlığı
• Kemik yıkımını hızlandıran ilaçların kullanımı (Kortizon, guatr ilaçları, sara ilaçları, heparin v.b.)
• Kalsiyumdan fakir beslenme, yetersiz D vitamini
• Sigara içme, alkol kullanımı, fazla kahve tüketimi
• Düzenli egzersiz yapma alışkanlığının olmayışı
• Erkeklerde düşük testosteron düzeyi
• Uzun süreli yatak istirahati
• Bunama

Yukardaki faktörlerden 1 ya da 1’den fazlası sizde var ise Osteoporoz’a yakalanma ve kırık riskiniz yüksektir.

Kadınların kemik kütlesi erkeklere oranla % 20 – 30 daha azdır. Bu nedenle erkeklere nazaran Osteoporoza yakalanma riski kadınlarda daha fazladır. Ancak ileri yaşlarda özellikle 70 yaşın üzerinde her iki cinste de kalça kırığı riski artmış olarak karşımıza çıkmaktadır. Astım ve iltihaplı eklem romatizmalarında kullanılan kortizon gibi ilaçlar, ilaç kullanımına bağlı kemik kütlesini azaltan ilaçların en önemlileridir. Kemik kaybının miktarı bu ilaçların dozuna ve kullanım sürelerine göre değişmektedir. 7,5 mgr’ın üzerinde uzun süreli kullanım (3 aydan uzun süre) kırık riskini artırmaktadır. Kortizon kemik yıkımını hızlandırır. Östrojen seviyelerini düşürür, kalsiyumun barsaktan emilimini azaltarak osteoporoza neden olur.

Kortizon dışında Osteoporoz riskini arttıran ilaçları; Guatr hastalığı tedavisinde kullanılan tiroksin, Sara hastalığında kullanılan antiepileptikler ve kanın pıhtılaşmasını engellemek için kullanılan heparin gibi ilaçlardır.

Bu ilaçları kullananlarda muntazam aralıklarla KMY (Kemik Mineral Yoğunluğu) ölçümü yapılmalıdır.

OSTEOPOROZDAN KORUNMA

Osteoporozdan korunmanın başlıca yöntemi; Tepe kemik kütlesine erişinceye kadar olan dönemde güçlü, sağlam kemik yapıyı oluşturmak ve sonraki yaşlarda kaybı engellemektir.

Yeterli ve güçlü kemik kütlesine sahip olursak ileri yaşlardaki kaybımızı daha az problem ile atlatabiliriz. Kemik kütlesi genetik faktörlere bağlı olarak değişebilirse de yaşam biçimimizi akillıca düzenleyerek Osteoporozu yavaşlatabilir ve hatta engelleyebiliriz.

Daha sonraki hayatınızdaki kaybı en aza indirebilmek için 35 yaşına kadar mümkün olduğunca en yüksek kemik kütlesine sahip olabilecek önlemleri almalısınız.

Aldığınız kalsiyum miktarını arttırın

Kalsiyum sadece kemik sağlığı için değil, diğer vücut fonksiyonları içinde gerekli bir mineraldir. Vücudumuz kanda belirli bir miktar kalsiyum bulundurmak zorundadır. Kaslarımızın kasılması, kalp ritmi ve normal kan akışkanlığı için kalsiyuma ihtiyaç vardır. Bunlar kalsiyumun kemik yoğunluğu üzerindeki etkisinden daha öncelikli fonksiyonlarıdır. Bu fonksiyonları yerine getirebilmek için yeterli kalsiyum almıyorsak vücudumuz depoları yani kemikteki kalsiyumu kullanacaktır.

Ne kadar kalsiyuma ihtiyacınız olduğu cinsiyetinize, yaşınıza ve Osteoporoz riskinize bağlıdır. Kalsiyum ihtiyacı ergenlikte, hamilelikte, emzirme döneminde ve menopozdan sonra artmakta günlük 1000 – 1500 mgr’a çıkmaktadır. Bu gibi özel durumların dışında günlük gereksinim 800 mgr kadardır. Bir bardak sütte yaklaşık 250 mgr kalsiyum bulunmaktadır. Ne yazıkki bir çok kadın günlük 500 mgr’ın altında kalsiyum alma alışkanlığındadır.

D vitamini kalsiyumun barsaktan emilimine ve kemikler tarafından depolanmasına yardımcı olan bir hormondur. Günlük ihtiyacımız olan miktar 400 – 800 İÜ’dir. Güneş ışığının etkisi ile cilt’de, karaciğerde ve böbrekte sentezlenerek aktif D vitamini haline dönüşür. Kış aylarında, güneş ışığından yeterli yararlanamama durumlarında sentezi azalmaktadır. İleri yaşlarda özellikle böbrekten yapımının azalması, yaşlanma sonucu Osteoporozun artmasına yol açan önemli bir nedendir.

Kalsiyum kaynağı olan yiyecekler:
Süt ve süt ürünleri en önemli kalsiyum kaynaklarıdır. Süt, yoğurt ve peynir en fazla kalsiyum içeren gıdalardır. Bir bardak süt günlük ihtiyacımızın 1/4’ünü sağlar. Yağ ve kaloriden kaçınmak için düşük yağ içeren süt ve süt ürünleri kullanılabilir (kalsiyum içerikleri değişmez).

Kalsiyumdan zengin diğer gıdalar
• Yeşil sebzeler
• Kabuklu deniz hayvanları
• Sardalya balığı
• Soya fasülyesi
• Fındık , badem
• Pekmez
• Kalsiyum ile zenginleştirilmiş meyve suları ,ekmekler v.s

Farmakolojik kalsiyum destekleri:
Kalsiyum içeren ilaçlar içerdikleri elemental (temel) kalsiyum miktarına göre çeşitlenirler. Kalsiyum karbonat en yüksek elemental kalsiyumu sağlar. Yemek esnasında alınması emilimlerini artırmaktadır. Kalsiyum sitrat ve kalsiyum glukonat bileşikleri daha az elemental kalsiyum içerirler, ancak vücudumuzun bunları emmesi daha kolaydır. Son yıllarda kalsiyum, magnezyum, çinko ve boron gibi kemik için yararlı diğer minerallerle zenginleştirilmiş kalsiyum bileşikleri üretilmektedir. Kalsiyum alınımı sırasında günde 6-8 bardak su içmeye özen gösterilmelidir. Hangi bileşiğin sizin için en iyi olduğunu doktorunuza danışabilirsiniz.

Sigara içmekten kaçının

Sigara içenler içmeyenlere oranla daha fazla osteoporoz riskine maruz kalmaktadırlar. Sigara birkaç yolla osteoporoza neden olmaktadır. Sigara içenler menopoza daha erken girerler, östrojen düzeyi sigara içenlerde daha düşüktür ve vücut kütle indeksi daha azdır.

Alkol kullanımından kaçının

Fazla miktarda (günlük 100 ml’den fazla) alkol tüketen kişilerde osteoporoza yakalanma riski yüksektir. Alkol, kemik yıkımını hızlandırır, alkol kullanan kişilerin kemik yoğunluğu daha düşüktür ve ayrıca alkol kullanımını düşme riskini de arttırmaktadır.

Egzersiz yapın ve yaşam boyu aktif kalın

Sedanter yaşam ve uzun süreli yatak istirahati osteoporoz riskini arttırır. Hareketli olma, kolay hareket edebilme yeteneğimizi arttırır, kas gücümüz artar, dengemiz korunur, düşmeden korunuruz.

Egzersiz kalp ve damar sağlığımız için de gereklidir. Osteoporozdan hem korunmada hem de tedavi amacı ile egzersizlerden yararlanılmalıdır. Korunmada yürüyüş gibi hafif egzersizler etkili olabilir ise de tedavide kullanılan egzersizler Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanları tarafından reçete edilen özel tipte ağırlık taşıma egzersizleri gibi egzersizlerdir.

Fiziksel olarak aktif bir insan değilseniz ve aşağıdaki durumlardan herhangi biri var ise egzersiz için doktora danışılmalıdır.
• 40 yaşından sonra kırık ya da osteoporoz’un varlığı
• Kalp hastalığı, yüksek tansiyon, felç, yüksek kolesterol
• Egzersiz sonrası göğüs, boyun, omuzlar ve kolda ağrı ya da sıkışma hissi oluşuyor ise
• Ufak bir güç sarfedildiğinde bile nefes darlığı ve baş dönmesi oluşuyor ise
• Egzersiz programına başlamadan önce diabet gibi özel tıbbi dikkat gerektiren bir hastalık mevcut ise.

Östrojen kullanımı

Menopozdan sonra kadınlar östrojen azalmasına bağlı olarak daha hızlı kemik kaybına maruz kalırlar. Bu hormon adet kanamalarını kontrol etmesi yanısıra kemiklerin kalsiyumu depolamasına ve kemik kütlesinin korunmasına da yardımcı olur. Ülkemizde ortalama menopoz yaşı 48 yaş civarıdır. Menopoza giren bütün kadınlar doktorları ile östrojen tedavisi konusunda bilgi almalıdırlar. Hızlı kaybın oluştuğu erken menopozal dönemde (ilk 5-10 yıl) kullanılması önerilmektedir. Kırık riskini en aza indirmek için östrojen kullanımında önerilen süre 10 yıldır. Kadın doğum uzmanları tarafından önerilen östrojen, tablet ya da cilt peç’leri şeklinde kullanılmaktadır. Östrojen kullanımı meme ve rahim kanseri riskini arttırmaktadır. Rahim kanseri riski östrojen ile birlikte progesteron kullanılarak azaltılabilir.

Östrojen kullanımı ile adet kanamaları benzeri kanamalar oluşabilir. Östrojene benzer etki gösteren yeni hormonlar daha az yan etki göstermektedirler. Östrojen kullanıyor iseniz sık sık doktor kontrolüne ihtiyacınız var demektir. Ailenizde meme kanseri, rahim kanseri ve kan pıhtılaşma sorunu var ise doktorunuz östrojen kullanmanıza izin vermeyebilir. Östrojen kullanmayan kişiler için kemik kütlesini koruyan ve kırığı engelleyen diğer ilaçlardan yararlanılır.

OSTEOPOROZ TANISI NASIL KONULUR ?

Kemiğiniz kırılana, kamburlaşana ve boyunuz kısalana kadar osteoporoz belirtilerini farketmeyebilirsiniz. Aşikar yakınmalar oluşuncaya kadar sessiz bir dönem geçirebilirsiniz. Doktorunuz osteoporoz olup olmadığınızı yada olma riski taşıyıp taşımadığınıza karar verebilir. Osteoporoza neden olabilecek diğer hastalıkların varlığı, (Tiroid hastalıkları, inflamatuar eklem romatizmaları, astım, ilaç kullanımı v.b.) kırık öykünüzün bulunması, beslenme durumunuz, genel sağlığınız, ailede özellikle annede kırık öyküsü gibi bilgiler doktorunuza riski belirlemede yardımcı olacaktır. Doktor fiziksel muayene, kan ve idrar tetkikleri ve radyografi ile tanıya ve ayırıcı tanıya gidebilir.

Risk mevcudiyetinde kemik mineral yoğunluğu ölçümü tanıyı kesinleştirir. Bu testler kırık riskini belirlemede en güvenilir yöntemlerdir. Hastalığın erken tesbit edilmesine de yardımcıdır. Riski yüksek olan hastalarda yılda birkez, riski düşük olan hastalarda 2-5 yılda bir tekrarlanır. Tedaviye yanıtı değerlendirmek içinde yılda bir kez tekrarlanabilir. 1 yıldan daha kısa aralıklarla yapılmasının yararı yoktur.

Kemik ölçümleri hızlı, kolay yapılabilen testlerdir. Çok çeşitli yöntemler var ise de en çok DEXA (Dual photon X-ray absorbsiometre) kullanılmaktadır.

DEXA ile kemiğin % 1-2’lik kaybı bile değerlendirilebilir. Osteoporoz tanısında ve tedavinin takibinde hekim önerisi ile kullanılmalıdır. Yenilerde daha ucuz ve basit olan ultrasonografi gibi kemik ölçüm metodları da denenmektedir.

Düz kemik radyografisi kırıkların tesbit edilmesinde yararlıdır. Ancak kemik yoğunluğunun saptanmasında hassas değildirler. Direkt radyografi ile kemik yoğunluğu azalması tesbit edildiğinde kemiğin en az % 30’u kaybedilmiş demektir.

Doktorunuz tanı için ve özellikle kemik kaybınızın hâlihazırda hızlı olup olmadığını tesbit edebilmek için kan ve idrar testleri isteyebilir. Bunlar: kan kalsiyum, fosfor, alkalen fosfataz, parathormon, D vitamini değerleri, tiroid fonksiyon testleri, sedimantasyon, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri gibi testlerdir.

Osteoporoz hareket sistemi hastalıkları dediğimiz kas iskelet sistemi hastalıkları ile uğraşan Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon hekimlerinin en önemli uğraş alanı hâline gelmiştir. Osteoporozu olan hastalarda sıklıkla karşılaşılan sırt ağrıları kişilerin yaşam kalitelerini etkilemekte ve bu nedenle de boyun ve bel ağrılarının tanı ve tedavileri ile yoğun bir şekilde ilgilenen Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanlarına baş vurmaktadırlar. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanları Osteoporoz’un tanısında, tedavisinde (ilaç, korseleme, egzersiz) yol göstericiniz olacaktır. Osteoporoz tanısı ve tedavisi için östrojen kullanıyor iseniz kadın doğum hastalıkları uzmanı ile, Guatr gibi bir hastalığınız söz konusu ise Endokrinoloji Uzmanı ile Osteoporoz riskinizi tartışabilirsiniz. Özellikle kalça kırığının tedavisi ve cerrahi gerektiren omurga ve ön kol kırıklarında ise Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanının yardımına başvurmalısınız.

OSTEOPOROZ TEDAVİSİ

Osteoporozu önlemek için alınan önlemler: Kalsiyum, düzenli egsersiz, östrojen alınımı, sağlıklı bir yaşam biçimi sürdürülmesi, aynı zamanda tedavi içinde yararlı önlemlerdir. Farklı tedavi seçenekleri değerlendirilirken, risklerinizin tanımlanması ve bunların tedavileri hakkında bilgilendirilmeniz yanısıra, yaşınızın, aktivite durumunuzun, diğer sağlık problemlerinizin ve kişisel tercihlerinizin hesaba katılması gerekecektir.
HRT yada hormon replasman tedavisi en eski ve en çok önerilen tedavilerden birisidir. Östrojen hormonu progesteron ile birlikte yada tek başına önerilmektedir. Östrojen tedavisinin Osteoporoz da etkili olabilmesi için menopozdan hemen sonra başlanması ve 5-10 yıl gibi uzun bir süre kullanılması gerekmektedir.

Kalsitonin (Miacalcic, Tonocalcin vb.), enjeksiyon yada nazal spray şeklinde önerilen Osteoporozu engellemenin yanısıra ağrıyı da kontrol eden bir ilaçtır. En az 2 – 3 yıl süre ile kullanılmalıdır.

Bisfosfonatlar son yıllarda üretilen, ağızdan alınıma elverişli kemik yoğunluğunu artıran ilaçlardır. Ülkemizde Etidronat (Didronat), Alendronat (Fosamax) bulunmaktadır.

Kalsiyum diğer tedavilerin yanısıra verilen, hemen tüm menopoz sonrası kadınlara önerilen bir ilaçtır. Son zamanlarda D vitamini ile birlikte alınması önerilmektedir. D vitamini seviyesi yaşla birlikte azalır. Kalsiyum ile D vitamini kombinasyonları, tek başına bile kemiğin % 30 – 35 oranında kazancı sonucunu sağlayabilirler.

Osteoporozun teşhis ve tedavisinde sürekli yeni metodlar geliştirilmektedir. Doktorunuz doğru tedaviyi bulmanız ve bu tedavinin risklerini, yan etkilerini ve yararlarını anlamanız açısından en iyi rehberiniz olacaktır.

DÜŞMELERİN ENGELLENMESİ

Yaşlandıkça, düşüp bir yerinizi kırma riskini artıran bir takım değişikliklerin oluştuğunu farkedebilirsiniz. Bunlar kas zayıflığı, görme bozukluğu, hastalık yada ilaç alınımı nedeni ile oluşan başdönmesinden kaynaklanabilir. Osteoporoz sonucu incelen kemik çok hafif bir zorlama sonucu bile kırılabilir. Bu nedenle düşme riskinin azaltılması ilaç ile tedavi kadar önemlidir. Düşme riskinizi kas gücünü artıran egzersizler yaparak, alçak ökçeli kaymayan tabanlı ayakkabılar giyerek azaltabilirsiniz. Düzenli göz muayeneleri, gereksinim duyarsanız gözlük kullanımı görüşünüzü iyileştirecektir. Doktorunuza baş dönmenizin nedenini sorun. Tansiyonunuzun ve kan şekerinizin ani inip çıkmaları konusunda bilgilerinin ve doktorunuzdan yardım isteyin. Aşağıdaki liste, evinizi daha güvenli kılmak ve düşme riskinizi alzaltmak için evde ne gibi önlemler almanız gerektiğini göstermektedir.

Işıklandırma
• Merdiven, oda ve koridorlar iyi ışıklandırılmalı
• Gereken yerlere gece aydınlatma sağlanmalı
• Yatağınızın yanında fener bulundurabilir ve gece kalktığınızda kullanabilirsiniz.

Zemin Döşeme
• Küçük, kayabilen halı, kilimlerden kaçının, kullanıyorsanız kaymaması için gerekli önlemi alın
• Halı kenarlarını sabitleyin
• Kaymayan cilalar kullanın
• Ayak altındaki elektrik kordonlarını kaldırın

Merdivenler
• Merdivenin başına ve altına elektrik düğmeleri koyun
• Kaymayan yüzeylerle kaplayın
• Trabzan koydurun ve inerken çıkarken kullanın

Banyo
• Banyo küvetinin, tuvaletin, duşun yanına tutunmaya yardımcı tutamaklar yerleştirin
• Kaymayı engelleyici tastik yada yapışan zeminler koyun

Mutfak
• Alet edevatı kolay erişilebilecek yerlere koyun (iskemleye tırmanmayı gerektirmeyen)
• Raflara ulaşmak için sağlam bir basamak kullanın.

(Bundan sonrası farklı bir siteden alındı) (tolga tan

Menopoz sonrasında kadınlar kemik kaybı riski ile karşı karşıyadır, ancak erken tanı ile geleceğinizi koruyabilirsiniz.
Menopozdan sonra pek çok kadında osteoporoz ile sonuçlanabilen kemik kaybı gelişir. Ancak, göreceli olarak, oldukça az sayıda osteoporozlu kadına tanı konmuş ya da tedavi uygulanmıştır.
Kemik kaybının pek çok belirtisinin sessiz olduğunu bilmeniz çok önemlidir. Bu nedenle, daha sağlıklı bir geleceği garanti altına almak için, yapabileceğiniz her şeyi bir an önce yapmalısınız.
Web sitemizin bu bölümünde, kemik kaybı ve osteoporozla ilgili temel gerçekler yer almaktadır.

Doktorunuzlaya da diğer sağlık görevlileriyle konuşmadan önce bu bölümü okuyarak işe başlayınız. Bu bölümü okuduktan sonra kemik kaybına karşı savaşta umut ve yardım olduğunu öğreneceksiniz.
Osteoporoz, kemiklerin daha gözenekli ve giderek daha güçsüz ve kırılgan olmasına yol açan bir hastalıktır (“osteo” kemik, “poroz” da gözenekli anlamına gelir).Sağlıklı KemikOsteoporotik KemikSağlıklı kemik yoğun ve güçlüdür ve büyük miktarda basınca dayanabilir. Ancak, osteoporoz geliştiğinde, kemikler incelir ve kırılgan bir hal alır ki bu, kemiklerin kırılma olasılığını arttırır.

Osteoporozun Nedenleri
Vücudumuzda, bir taraftan yaşlı kemiklerin yıkımı olurken diğer taraftan yeni kemiklerin oluşturulduğu bir denge söz konusudur. Bu dengede, kemik yıkımının çok fazla olması ya da yenilenmenin yeterli olmamasına bağlı oluşan dengesizlik, osteoporoza neden olur.
Bu dengesizliğe katkıda bulunan en önemli etken menopozdur. 30’lu yaşların ortalarına kadar, çoğu kadın kaybettiğinden daha fazla kemik kazanır. Daha sonra, bu denge genellikle değişir ve kaybedilen kemik miktarı ile yerine konan kemik miktarı aşağı yukarı eşit olur. Ancak, menopoz sırasında hormonal değişiklikler, yani östrojen (kadınlık hormonu) düzeylerinin azalması kemik kaybını hızlandırır. Bu kemik kaybı ciddi bir düzeye ulaştığında, o kişide osteoporoz gelişir.

Osteoporoz’un yol açabileceği etkiler nelerdir?
Erken evrede osteoporoz, fark edilebilecek nitelikte çok az fiziksel değişikliğe yol açar. Ancak, hastalık ilerledikçe özellikle omurga, el bilekleri ve kalça kemiklerinde basit travmalarla kırıklar oluşabilir. Kemik kaybı kişide ağrılara, boy kısalmasına, hareket kısıtlılığına ya da omurganın eğrilmesine dahi (“kocakarı kamburu” olarak da bilinir) yol açabilir. Bu fiziksel belirtiler kişinin kendine güveninin ve gücünün azalmasına neden olabilir. Aynı zamanda, sağlıklı, aktif bir yaşam sürdürme yeteneği de dahil, kişinin başka birisine bagımlı kalma durumu dahi olabilir. Osteoporozla savaşmak için çeşitli yollar vardır. Bunlardan en önemlisi, osteoporozun erken dönemde saptanması, diğeri de tedavisidir.

Kimler RİSK altındadır?
En çok risk altında olanlar menopoz dönemindeki kadınlardır. Menopoz genellikle yaklaşık 50 yaşında başlar, ancak her hangi bir nedenle yumurtalıkları alınmış kadınlarda daha erken yaşta da başlayabilir. Menopoz sonrası dönemdeki kadınlar dışında risk altında olan başka gruplar da bulunmaktadır. Kemik kaybına en çok eğilimi olan kadınlar, ailesinde osteoporoz öyküsü olanlar, beyaz ırktan ve Asyalı kadınlar, ince, küçük kemik yapılı kadınlardır.
Osteoporoz riskine katkıda bulunabilecek diğer etkenler:

  • Sigara
  • Çok fazla alkol tüketimi
  • Çok az egzersiz
  • Çok az kalsiyum alımı (şimdi ya da çocukluk çağında)
  • Küçük bir kaza sonucu geçirilmiş kemik kırığı
  • Steroidler (astım ve artrit tedavisinde sık kullanılırlar) ve tiroid hormonu (çok yüksek dozda) gibi belirli ilaçların kullanımı
  • Erken menopoz (45 yaşından önce)

Eğer osteoporoz riski ile karşı karşıya olduğunuzu düşünüyorsanız:
Doktorunuzla konuşun Doktorunuz belirli bulgu ve belirtilerden sizde osteoporoz olup olmadığını söyleyebilir. Röntgen, kemik kaybının fazla olduğu ileri dönemlerdeki osteoporozda teşhise yardımcı olur.
Kemik yoğunluğu testini göz önünde bulundurun
Osteoporozun saptanması zor olduğundan, doktorunuz bir kemik yoğunluğu testi isteyebilir. Bu inceleme kemiklerinizin yoğunluğunu kesin bir şekilde ölçmek için en kolay yoldur ve özellikle erken dönemde, doktorunuzun hastalığa tanı koymasında yardımcı olabilir. İleride tekrarlanan incelmelerde, doktorunuzun kemik kaybı oranınızı izlemesinde de yardımcı olabilir. Çeşitli tipte kemik yoğunluğu testleri mevcuttur. Bunlar güvenilir, ağrısız ve vücut bütünlüğünü bozmayan testlerdir. Aynı zamanda kısa süre alır ki bazıları sadece birkaç dakika sürer. Bu testi yaptırmak, doktorunuzun sizde osteoporoz olup olmadığını belirlemesine yardımcı olmak için en güvenilir yoldur. Eğer risk altında olduğunuzu düşünüyorsanız, kemik yoğunluğu testi yaptırmanız gerekip gerekmediğini doktorunuza sorunuz.
Kemiklerinize iyi bakın
Gelecekte oluşabilecek kemik kaybını yavaşlatabilme yöntemleri konusunda dokturunuzla konuşun. Kalsiyum alımı osteoporozda önem taşımakla birlikte, menopozdan sonra kalsiyum kemik kaybını tamamen önleyemez ya da yeniden kemik yapımını sağlayamaz. Düzenli olarak yürümek, koşmak, spor yapmak ve hafif aerobik egzersizleri kemik gücünüzü arttırmakta yardımcı olabilir. Doktorunuzdan sizin gereksinimlerinizi karşılayacak bir egzersiz programı hazırlamakta yardımcı olmasını isteyiniz.
Eğer size osteoporoz tanısı konduysa
Harekete geçin
Yapabileceğiniz hiç bir şey olmadığını düşünme hatasına düşmeyin. Ya da kalsiyum alımının ve düzenli egzersiz yapmanın osteoporozu iyileştirmek için yeterli olduğunu düşünmeyin. Yapabileceğiniz çok şey bulunmaktadır. Doktorunuzla tedavi seçenekleriniz ve kemiklerinizi mümkün olduğu kadar sağlıklı ve güçlü tutmanın yolları hakkında konuşmakla işe başlayın.
Dikkatli olun
Var olan tedaviler konusunda bilgilenmeye çalışın. Tıp bilimi sürekli olarak yeni tedavi seçenekleri keşfetmektedir ve sizin tüm seçenekleri bilmeniz gerekir. Yine bunları doktorunuzla tartışınız.
Rahat olun
Eğer size osteoporoz tanısı konduysa yalnız değilsiniz. Dünyada 200 milyonun üzerinde osteoporozlu kadın bulunmaktadır. Kendinizi en şanslı olanlardan biri olarak düşünmeye çalışın; çünkü şimdi osteoporozla savaşmak için neler yapabileceğinizi biliyorsunuz. Bu konudaki ve diğer güncel tıbbi sorunlardaki yenilik ve gelişmeler, imkanlar ölçüsünde TIP’2000 de yer alacak ve sizlere rehberlik ederek yardımcı olmaya çalışacaktır.