hastalığının uzun süreli, yavaş ilerleyici bir hastalık olması nedeniyle tedavisinde hastanın, ailesinin ve hekimin uzun yıllar iş birliği yapması gereklidir. Beraberce gösterilecek çaba hem hastanın kendisini rahatsız eden belirtilerin tatminkar bir şekilde kontrolünü, hem de hastanın hastalıkla birlikte daha iyi bir yaşam düzeyine kavuşmasını sağlayacaktır. Aile bireylerinin, özellikle eşinin desteği ve sevgisinin bu konuda ayrıca büyük bir katkısı olacağı da açıktır. Böyle bir yaklaşım yalnızca fizik olarak değil, psikolojik ve sosyal bakımdan da hastalığın hastadan götürdüklerini telafi etmekte yardımcı olacaktır. Bir nörolog ve bazı hastalar için bir fizyoterapist tarafından sorumluluğun üstlenilerek düzenli kontrollerle tedavinin sürdürülmesi en iyi yoldur.
Günümüzde Parkinson hastalığındaki belirtilerden sorumlu olan dopamin hücrelerinin hasarını onaracak kesin bir tedavi henüz bulunamamış olmakla birlikte, bu yönde yoğun çalışmalar sürdürülmektedir. Bu günkü tıp bilgileri ışığında, daha iyi bir tedavi bulunana dek ilaçların ömür boyu, düzenli olarak alınması gerekmektedir. . İlaçlar kadar fizik tedavi veya egzersizler de sıklıkla yararlı olmaktadır. Parkinson hastalığında özel bir diyet veya vitamin tedavisi önerilmez. İlaçlar beyinde eksilmiş olan dopamini ya yerine koyar, ya da onun etkisini taklit eder. Kimisi de dopaminin kimyasal yolla parçalanmasını engelleyerek etkisini arttırır. Bir Parkinson hastasında tedavinin hedefi, öncelikle hastalığın seyri boyunca hastanın günlük yaşamında bağımsız olabilmesini sağlamaktır. Parkinson hastalığında tedavi seçiminde dikkat edilecek bazı noktalar vardır. Hastanın bulunduğu yaş, belirtilerin ağırlık derecesi, en fazla rahatsızlık yaratan belirtinin türü (titreme ya da hareket yavaşlığı gibi) veya hastanın günlük işlerini kısıtlama derecesi göz önüne alınarak uygulanacak tedaviler farklı olacaktır. Hastalık belirtileri aynı düzeyde olsa bile genç veya yaşlı hastalarda tedavi türü ve ilaç dozları farklıdır. Parkinson hastalığının esas belirtilerinden olan titreme, hareket yavaşlığı veya kas sertliği özellikle hastalığın erken dönemlerinde Parkinson ilaçlarıyla tamamen düzelebilir, ya da büyük ölçüde azalır.

 

Bazı hastalar Parkinson hastalığında kullanılan ilaçlara karşı diğerlerinden daha duyarlıdır. İlaçların bazı yan etkileri hastaların bir kısmını pek az rahatsız ederken diğerlerini daha fazla rahatsız eder. Tedavinin amacı istenilen etki ile istenmeyen yan etki arasındaki en iyi dozu bulmaktır. Genellikle zararsız olan yan etkiler ilacın günlük miktarının azaltılmasıyla düzelir.

 

Henüz Araştırma Safhasında Olan Yeni Tedaviler

 

Yakın yıllarda, normal kişilerin beyninde, sinir hücrelerinin yaşamlarını devam ettiren ve onları hasardan koruyan protein yapısında bazı kimyasal maddeler bulunmuş ve bunlara “trofik faktörler” adı verilmiştir. Deneysel olarak parkinsonizm oluşturulmuş deney hayvanlarında, trofik faktörler beyin içine verilince insandakine benzeyen hastalık belirtilerinin düzeldiği ve böylece levodopa dozlarının azaltılabildiği görülmüştür. Araştırmacıların hipotezine göre; trofik faktörler, Parkinson hastalığı gibi, beyinde bazı sinir hücrelerinin yavaş ve ilerleyici bir seyirle hasara uğradığı “dejeneratif” hastalıklarda tedavi amacıyla verilirse, sinir hücreleri korunacak ve dolayısıyla hastalık belirtileri düzelecektir. Söz konusu maddeler ağızdan alınırsa veya damardan zerk edilirse beyne geçememektedirler. Hücre nakli şeklinde doğrudan beyin içine verilmeleri pratik bir tedavi yolu olmamakla birlikte bu konuda yoğun araştırmalar sürdürülmektedir.

Hücre nakli ameliyatlarında, dopamin içeren hücrelerin naklini takiben hasarlı beyin dokusundan trofik faktörlerin serbestleştiği ve bunlar aracılığıyla sinir hücrelerinin uzantılarının büyümesi ve dallanmasının uyarıldığı sanılmaktadır.

Trofik faktör tedavisi gelecek için oldukça umut verici görünmektedir.

Gen tedavisi

Yakın yıllarda Parkinson hastalığı tedavisinde farklı bir seçenek olarak denenen gen tedavisinde, dopaminin kimyasal yollarla sentezinin çeşitli basamaklarında rol alan bazı enzimlere ait genlerin, zararsız bir virüs içinde vücuda verilmesi amaçlanır. Konuya ilişkin araştırmalar henüz parkinsonizm oluşturulmuş olan deney hayvanlarında sürmektedir. Gerekli geni taşıyıcı olarak kullanılan virüsün infeksiyona veya tümörlere yol açması, gen ürününe karşı doku reddi yanıtının oluşması riski, gen hücrelerinin uzun süre yaşamaması gibi söz konusu işlemin insanda uygulanmasını engelleyen bazı nedenler vardır.