bir kelime olan ‘’, “hoşnut olacağım” anlamına gelir; ilaç ya da niyetine alınan bir şeyin öznel olarak olumlu etkisini ima eder. Onun tersi olan kavram ‘’dur, “zarar göreceğim” anlamına gelir ve olumsuz bir öznel yaşantıya göndermede bulunur (Gotzsche 1994).

Brody (1980) plasebo etkisinin dört tanımı olduğunu ileri sürmüştür. Bunlardan “bir tedavinin özgül (specific) etkilerinin yanı sıra ortaya çıkan özgül-olmayan (non-specific) etkisi” şeklindeki tanım üzerinde ‘Giriş’ bölümünde durmuş, bu tanımın son yıllarda güç yitimine uğradığından söz etmiştik. Diğer tanımlar da şu şekildedir ve her bir tanım yakın anlamlara sahiptir: a) Tıpsal biyoloji açısından (biomedical) etkisiz bir ilacın ürettiği tedavi edici etki, b) bir ilaca yüklenilen ama onun farmakolojik özellikleriyle açıklanamayan tedavi edici etki etki, c) tüm tedavilerde olan etki… Brody, sonraki bir başka yazısında (1982) plaseboyu “hekim açısından tedavi edilen durum için özel bir etkinlik göstermeyeceğine inanılan ve simgesel etkisi için yararlanılan bir tıbbi tedavi biçimi ya da tıbbi tedaviyi hızlandırmayı amaçlayan bir girişim” diye tanımlayarak, ‘Sonuç’ bölümünde ayrıntılı biçimde üzerinde duracağımız “simgesel etki” kavramını ortaya atmaktadır.

Bir toplumbilimci olan Forrester (1999), plasebo etkisinin özellikleri, üç nedenle dikkat çekici olduğu düşüncesindedir: Bunlardan ilki, plasebonun “deneye dayalı bilimsel tıbbın savlarının test edilmesine yarayan bir ilaç” şeklinde sağlık bilimlerinde yaygın bir kullanışı olmasına rağmen, plasebo etkisinin bu tanımla sınırlı olmadığıdır. Gerçekten de Forrester bu eleştirisinde haklıdır. Hatta öyle ki plasebo etkisini tanımlama gereği bile duymadan bazı hayvan deneylerinde bile plasebo kontrol grupları kullanıldığı (Dachir ve ark. 1993; ve ark. 1993) görülmektedir. Forrester, plasebo etkisinin etkin olmadığı düşünülen bir ilaç etkisiyle sınırlandırılamayacağı düşüncesindedir. Ona göre plasebo etkisinin, kliniğin ya da hekimin muayenehanesinin havasını, hekimin karşılaştığı sorunlar karşısında akıl yürütme tarzını, hastayı yatıştırma çabalarını ve özellikle hekimle hastanın karşılaşmalarının uzun bir geçmişi varsa hekimin yarattığı güven ve anlayışı da içeriyor olması gerekir. Forrester için plasebonun güç ilişkileriyle de bağlantısı vardır. Ona göre plasebonun toplumsal bakımdan önemi, onun hekimin hastanın daha iyi hissetmesini sağlama gücünü, hekimlik mesleğinin rolünün gücünü göstermesinden gelmektedir. Forrester, plasebo etkisi üzerine birçok çalışma yapmış olan Spiro’nun şu sözlerine (1986) dayanarak yalnızca hekim-hasta ilişkisinin değil, son zamanlarda yüksek teknolojinin büyüsünün de plasebo etki içine katılması gerektiğini söylemektedir: “Günümüz ortamında, plasebo etkisi, hastanın hekimle, kurumlarıyla ve tedavi projesini yürüten tıp mesleğiyle ilişkisi içinde olan her şeydir. Böylelikle karmaşık teknolojik tıbbın varlığı plasebo etkisinin kendisini göstermesi için daha az değil daha çok fırsat doğurur, çünkü ne kadar ileri teknoloji kullanılırsa o kadar iyi olacağı düşünülen tanı sürecinin kendisi, şimdi bir zamanlar şekerli ilaçların yaptığını yapmaktadır.”

Forrester, plasebo etkisinin ikinci dikkat çekici özelliğini “bilimsel tıbbın utancı” olarak nitelendirmektedir. Plasebo etkisinin olabilmesi için hastanın kendisine yapılanlardan habersiz olması gerekir ve hatta plasebo etkisinin en güvenilir biçiminde, hastayla birlikte hekimin ya da diğer meslek erbabının da bir bütün olarak yapılandan habersiz olması zorunludur. Forrester (1999), plasebonun bu özelliğinin “hile”, “aldatma” ve “yalan”la bağlantılı olduğunu söyleyerek kıyameti koparır ve plasebonun üçüncü dikkat çeken özelliğine de buradan geçer: “Plasebo etkisi, özellikle aldatmayı zorunlu görmesi yüzünden, tıbbi tedavi etiğine ilişkin son dönemde ilgilerin üzerine toplandığı bir odaktır.” Oysa etik olarak şu sorunun tartışılmasına gereksinim vardır: “Hastanın aldatılmasını zorunlu kılan her hangi bir tıbbi tedavi biçimi haklı olabilir mi?”

Bir toplumbilimci olarak Forrester’ın plasebo tartışmasında söz konusu ettiği aldatma ve etik ilişkisini bir kenara koysak bile aslında plasebonun tanımı ve içeriği alanında ne denli karmaşık sorunlar olduğu görülmektedir.