Günümüzde kalkan, , çipura gibi balıkları ile karides, yengeç, istakoz gibi krastacea larvalarının beslenmesinde rotiferlerden Brachionus plicatilis çok büyük öneme sahiptir. Her ne kadar son yıllarda mikrokapsül yem denemesi önemli ilerlemeler kaydetse de rotiferler larval beslemede kaçınılmaz canlı yem özelliğini devam ettirmektedir. Son yıllarda mikropartikül yemler beslenme periyodunda devreye girse de haftalarda canlı yemlerin kullanılması, larvaların büyüme ve yaşama oranının artırılması açısından önemlidir. İlk çalışmalarda doğal sulardan zooplankton toplanarak bazı balıkların larvaları yetiştirilmeye çalışılmıştır (May,1971). Bu çalışmalar laboratuar düzeyinde az sayıda larva üretimi için başarılı sonuçlar vermiş ise de ticari amaçlı bir üretim için yeterli olamaz. İşte bu aşamada insan kontrolü altında bol miktarda üretilebilen ve larvaların alabileceği boyutta bir zooplankton üretimine ihtiyaç duyulmuş ve olarak 1960 yılında bir Japon araştırıcı olan ITO tarafından yapılan çalışmalar sonucunda rotiferlerden Brachionus plicatilis‘in kültürünün yapılması başarılmış ve deniz balıkları larvalarının beslenmesinde kullanılmıştır (Fulks ve Main, 1991). başta olmak üzere birçok ülkede kültür amacıyla rotiferlerin biyolojisi ve kültür koşullarının belirlenmesine yönelik çalışmalar yapılmıştır. Günümüzde halen rotiferlerin hem yığın üretimi hem de besin içeriğince zengin olması için yapılan çalışmalar devam etmektedir.

Brachionus plicatilis‘in larval beslemede kullanılmasının başlıca nedenleri şunlardır:

–          Kültür balıkçılığı (akuakültür) çalışmalarına kolaylıkla uygulanabilen bir tür olması,

–          Doğal ortamdan kolaylıkla izole edilebilmesi,

–          Fazla masraf gerektirmeden çok küçük ortamlarda bile kitle halinde üretilebilmesi,

–          Çoğalma özellikleri (partogenetik) nedeni ile sürekli yeni nesiller vererek, kısa sürede populasyonda artış olması,

–          Bir bireyin yumurta oluşturabilme aşamasına çok kısa sürede ulaşması,

–          Balık larvalarının doğal besinini oluşturması,

–          Balık larvalarının ağız açıklığına uygun büyüklükte olmaları ve bu sebeple larvalar tarafından besin olarak rahatlıkla alınmaları,

–          Balık larvalarının besin olarak Brachionus plicatilis‘i alabilmeleri için uygun bir yüzme hızına sahip olması, (Alpbaz, 1992).

–          Rotiferlerin kolayca besin içeriğince özellikle yağ asitleri ile zenginleştirilebilmeleri ve bu maddeleri larvalara taşıyarak yaşama oranını arttırmalarıdır (Fulks ve Main, 1991).

Tüm bu nedenler dikkate alındığında Brachionus plicatilis‘in balık larvalarının beslenmesinde büyük bir öneme sahip olduğu anlaşılır. Bu nedenle ülkemizde gelişme aşamasında olan deniz balıkları kültürünün başarılı olarak yapılabilmesi için yetiştiriciliğin ön aşamasında, larva üretiminde önemli bir yem olan rotiferler üzerinde de çalışmaların yapılması kaçınılmazdır.

Sistematikteki Yeri

Rotiferler ilk kez 1758 yılında O.F.Müller tarafından protozoan olarak tanımlanmıştır (Fukusho,1989). Bazı araştırıcılar rotiferleri Aschelminthes filumuna dahil etmiştir. Son yıllarda yapılan araştırmalara göre ise Rotifera filumunda ele alınmıştır. Buna göre Brachionus plicatilis‘in sistematiği şu  şekildedir (Ruttner – Kolisko, 1974).

Phylum           :           Rotifera

Classis             :           Monogonanta

Ordo               :           Ploima

Familya           :           Brachionus

Species            :           Brachionus plicatilis

Rotiferlerin 2000’e yakın türü mevcuttur, bunlardan %95’i tatlı sularda, %5’i deniz ve acı sularda yaşamaktadır. Dünyada Brachionus’un 34 türü olduğu, bunlardan 12 türün bir çok alt türünün ise Japonya’da bulunduğu bildirilmiştir (Savaş, 1997). Brachionus plicatilis’in alt türleri şu şekildedir (Fukusho, 1989).

  1. 1.      Brachionus plicatilis asplanchnoides
  2. 2.      Brachionus plicatilis decemcornis
  3. 3.      Brachionus plicatilis rotundiformis
  4. 4.      Brachionus plicatilis longicomis
  5. 5.      Brachionus plicatilis arientalis
  6. 6.      Brachionus plicatilis plicatilis.

Brachionus plicatilis‘in biyosferdeki bütün sulardan toplanan 67 suşundan 37’si  S  ve 30’u L tipi olarak sınıflandırılmıştır. Rotiferlerde gruplama yapılırken lorica uzunluğu ve şekli dikkate alınmıştır. Rotiferlerin uzunluğu  S  tipinde 100-210 mm,  L  tipinde ise 130-340 mm arasında değişim gösterir (Fukusho, 1983a).  L  ve  S  tipi arasındaki biyometrik farklılığın genotipik bir farklılık olduğu yapılan çalışmalarda kaydedilmiştir (Fu vd., 1991; Rumengan vd., 1991).  S ve L tipi rotiferlerin büyüklüklerinin farklı olmasından dolayı larval beslemede ağız açıklığı küçük olan larvalar için S tipi rotiferlerin, ağız açıklığı büyük olan larvaların veya postlarvaların beslenmesinde ise L tipi rotiferler kullanılır (Hırayama, 1985).

Morfolojisi

Rotiferlerde vücut yapısı baş, gövde ve kuyruk (ayak) olmak üzere 3 kısımdan meydana gelir (Fulks ve Main, 1991). Başta kenarında siller bulunan transversal bir disk vardır. Bu silli kısım rotiferlerin anterior (ön) ucunda silden bir taç (korona) meydana getirir. Bu siller hem yüzme hem de besin alma organı olarak iş görürler. Bu taç kısım rotiferler için karakteristik bir organdır (Çağlar, 1957;  Fukusho, 1989).

Gövde silindirik bir yapıya sahiptir. Şeffaf olup, mikroskop altında iç organları rahatlıkla görülebilir. İç organlarının fonksiyonları tam olarak bilinmemektedir. Ağız, vücudun anteriorunun sonunda ventralde ve koronanın içinde yer alır. Huni şeklindeki silli bir ağız boşluğundan sonra mastax gelir.  Rotiferlerin karakteristik organlarından biri olan mastax’ın görevi besinleri parçalama veya çiğnemedir. Mastax’tan sonra özofagus gelir ve oda mideye açılır. Mide büyük ve silli hücrelerden oluşan geniş bir torba şeklindedir. Besinlerin sindirimi midede gerçekleşir. Mideden sonra bağırsaklar gelir. Yuvarlak olup kısa bir kloak vasıtası ile dışarıya açılır. Anüs gövdenin daralıp ayak (kuyruk) ile birleştiği yerde ve dorsaldedir (Çağlar, 1957).

Kuyruk kireç yapısındadır. Bu organ segmentsiz yuvarlak yapıda ve lorikasızdır. Yüzme esnasında korona yüzmeyi ve ilerlemeyi sağlarken, kuyrukta kıvrılıp bükülerek dümen görevi görür. Korona bu hareketi ile organik partiküllerin ağza ulaşmasını sağlar. Dişi bireyler yumurtalarını bu bölgede taşırlar (Fulks ve Main, 1991).