Şarbonun önlenmesi konusu, hastalığın Koch tarafından keşfedilmesinden beri hekimlerin önemsediği bir konu olmuştur. Yukarıda da belirtilmiş olduğu gibi insanlara bu hastalık hayvanlardan geçtiğine göre, en önemli konu şarbondan ölmüş hayvanların leşlerinden mikropların yayılmasını önlemektir. Eğer hayvanın leşi gömülecekse, derin bir yere gömülmesi gerekir. Aksi takdirde, özellikle sıcak ve rutubetli bir toprakta mikroplar çoğalır ve solucanlar vb. aracılığıyla toprağın daha üst katlarına taşınıp yeniden hayvanlara ve insanlara ulaşabilir. Hastalıktan ölmüş olan hayvanların leşlerinin yakılmasının olumlu sonuç verebileceği düşünülmüş, ancak sıcak hava akımları ve duman aracılığı ile mikrobun daha da uzağa yayılabileceği kanaati gittikçe yaygınlaştığından bu çareye başvuranların sayısı azalmıştır. Kimyasal mikrop öldürücüler uygulandıktan sonra leşi gömmek en etkili çözümdür.

 

Hayvanların şarbona karşı aşılanması eskiden beri üzerinde durulan bir konudur. İki tür aşı vardır. Biri laboratuarda zayıflatılmış canlı mikroplardan, diğeri mikroptan elde edilmiş ürünlerden oluşan aşılardan ikisi de etkilidir.

 

Pasteur, zayıflatılmış basili kültürleriyle bir aşı hazırladı ve bunu koyunların üzerinde deneyerek faydasını ispatladı (1881). O zamandan beri aşıdan yararlanılarak koyunlarda şarbondan ölüm oranı büyük ölçüde azaltıldı. Genellikle Pasteur aşısı on beş arayla iki defada yapılır ve bu doz hayvanlara sağlam bir bağışıklık vermeye yeter.

 

Morchoux, aşılanmış tavşan ve koyundan yararlanarak bir serum hazırladı; bu serum özellikle habis çıbanın tedavisinde ilgi çekici sonuçlar verdi, fakat şarbonla kanı zehirlenen hayvanlara büyük etki göstermedi.

Hasta hayvanlardan elde edilmiş gübrenin başka hayvanlardan alınmış gübre ile karışması sonucunda mikrobun geniş bir alana yayılabileceği belirtilmiştir. Bunu engellemek için şarbon mikrobu taşıyabilecek her nesnenin mikrop öldürücü maddelerle dezenfekte edilmesi düşünülmüştür. Ancak şarbon sporunun çok dayanıklı olması, fazla oranda mikrop öldürücü kullanılmasına yol açmaktadır.

 

Şüpheli bölgelerden gelen hayvanları işleyen sanayi dallarında çalışanlar vücutlarını, eldivenler, maskeler kullanarak ve solunulan havanın tozdan arınması için tedbirler alarak korurlar.

 

Eğer hasta hayvan ya da hasta hayvan ürünleri ile temas sürekli değil de zaman zaman gerçekleşmekteyse, bu dönemlerde penisilin ev aureomisin kullanmak korunma sağlayabilir. Sürekli olarak bu işte çalışanlar ya da hayvan ve hayvansal ürünlere temasa geçenler için koruyucu aşı ile aşılanmaktan başka çare yoktur. Altı ayda bir yapılan üç açı etkili bir korunma sağlar. Bu aşı, canlı mikrobun formalin içinde zayıflatılması ile elde edilir.

 

Şarbon hastalığı, erken evrede antibiyotik tedavisine başlanmazsa ölümle sonuçlanabilir. Bu yüzden hayvanların ve meslekleri gereği hastalanma riski taşıyanların, özellikle çiftçilerin, veterinerlerin ve hayvansal ürünleri işleyen kişilerin mutlaka aşılanması gerekir. Bir yörede hastalık baş gösterdiği zaman hasta hayvanlar sağlamlardan ayrılmalı, hayvan leşleri ve postları yakılarak yok edilmeli, bulaşmaya yardımcı olan sinekler ve öbür böcekler öldürülmelidir.