Şeker hastalığı (), pankreastaki insülin yapımının yetersiz oluşu nedeniyle, özellikle karbonhidrat metabolizmasında, ayrıca lipit ve protein metabolizmalarında bozuklukla ortaya çıkan kronik bir hastalıktır.İnsulin yapımının yetersizliğinden dolayı  kandaki glikozun hücrelere geçememesi ve kandaki glikoz miktarının artmasıyla ortaya çıkar.
Diyabet en çok görülen metabolizma hastalıklarından biridir.Bu hastalığın esas belirtisi glikozüridir. Glikozüri idrarda şeker bulunmasıdır.Bu belirtiyi 1674’te Willis bulmuştur; 1846’da , merkez sinir sistemini zedeleyerek glikozüri meydana getirdi.1877’de Lancereaux, şeker hastalığının pankreas bozukluğundan ileri gelebileceğini gösterdi.1889’da, Von Meuris ve pankreası çıkarmak suretiyle şeker hastalığını meydana getirdiler.1893’te Laguesse , şeker hastalığında yokluğu görülen maddenin , pankreastaki Langherhans adacıkları tarafından salgılandığını belirtti.Macleod bu maddeyi aradı; ve Best 1922 de insülini buldu.İnsülinin bulunması, çoğu zaman öldürücü olan bu hastalığın sonucunu tamamen değiştirdi.
TİPLERİ

Şeker hastalığının belirtileri, nedenleri ve tedavileri açısından birbirinden çok farklı tipleri vardır. Bu konuda belirsiz olan pek çok nokta olduğundan, şeker hastalığının sınıflandırılmasına ilişkin farklı görüşler vardır. Başlıca iki tip şeker hastalığı vardır. Tip I ya da genç şeker hastalığında (juvenil diyabet) insülin eksikliğidir; bu hastalarda komplikasyon olarak asidoz ( asillik düzeyinin yükselmesi) görülebilir. Tip II ya da erişkin tipi şeker hastalığında kandaki insülin miktarı normal, biraz fazladır; karşılık vücuttaki işlevini yerine getiremez. Bu hastalarda asidoz ender görülür. Bunların dışında büyüme hormonunun, böbreküstü bezinde yapılan kortizolun ya da tiroit hormonlarının ve başka hormonların aşırı derecede salgılanmasına bağlı şeker hastalığı tipleri de vardır; bu hormonlar metabolizmada insüline karşıt etki gösterir.

Bu sınıflandırma her zaman klinikte görülen şeker hastalığı tablolarını bütünüyle kapsamaz; değişik dönemlerde ve koşullarda insülin yetmezliği farklı belirtilerle ortaya çıkabilir. Şeker hastalığında uygulanacak tedavi belirlenirken hastalar üçe ayrılabilir: Belirtilerin net olarak görüldüğü hastalar; kandaki şeker düzeyinin yüksek olmasına karşın klinik belirti görülmeyenler; şekere (glikoz) dayanıklılığı azalmış olan hastalar.
NEDENLERİ

Şeker hastalığına özgü bütün belirtilerin başlıca nedenini insülin yetmezliği oluşturursa da, insülin yetmezliğine yol açan etkenler henüz tam olarak belirlenememiştir. Hastalık aynı ailede birden fazla bireyde ortaya çıktığından kalıtımın önemli bir rol oynadığı düşünülür.
Hem anne hem babadan şeker hastası olan çocuklarda hastalığın ortaya çıkma olasılığı yaklaşık yüzde 30-40’tır; anne ya da babadan biri şeker hastası, sağlıklı olanın anne babasından biri de şeker hastasıysa bu oran yüzde 20-25’e iner.

Tek yumurta ikizlerinde kırk yaşından önce görülen olguların yalnızca yüzde 50’sinde ikizlerin her ikisinde de hastalık görülür. Hastalık yalnızca kalıtıma bağlı olsa bu oran yüzde 100 olacağından, hastalığın ortaya çıkmasında çevresel etkenlerin de rol oynadığı düşünülür.
Şeker hastalarının genellikle şişman olması ve fazla kilolar verildiğinde hastanın çoğu zaman iyileşmesi, hastalığın ortaya çıkmasında şişmanlığın rolü olduğunu gösterir, insülin gereksiniminin aşırı derecede artmasına bağlı olarak pankreasta bu hormonu üreten hücreler fazla yüklenerek yorulur. Hormon dengesindeki bazı bozukluklar, pankreas dokusunu doğrudan ilgilendiren bozukluklar (pankreas iltihapları, pankreas taşı ve tümörleri) ya da önceden var olan gizli ya da belirgin şeker hastalığım ağırlaştıran hastalıklar da insülin yetmezliğine yol açabilir.

GÖRÜLME SIKLIĞI

Şeker hastalığı ( mellitus) çok sık görülen (Avrupa’da binde 1-4) bir hastalıktır. Orta yaş ve üstündeki, özellikle 40 yaşın üstündeki, kadınlarda belirgin olarak daha fazla rastlanır. Genellikle varlıklı bireylerde görülür. Ölüm oranı yılda 100 binde 10-30’dur.

BELİRTİLERİ

Şeker hastalığının gidişi gerek hastalığın düzeyi (hastalıktan önce görülen hafif belirtilerden, ölümcül komaya kadar değişir) gerek klinik biçim açısından oldukça değişken olabilir.
İlk belirtiler hastalığa özgü olmadığından şeker hastalığının başlangıcını saptamak güçtür, îlk belirti hastanın alışık olmadığı halsizliktir ve görünürde buna yol açabilecek bir bozukluk yoktur. Bunun yanı sıra hekimin şeker hastalığından şüphelenmesine yol açan aşırı susuzluk ve özellikle erişkinlerde daha çok anüs ve vulvada rahatsız edici ve bir türlü geçmeyen kaşıntı görülebilir. Hastalığa özgü belirtiler arasında idrar miktarının artması (poliüri) ve kandaki şeker düzeyi artmasa da, idrarda geçici olarak şeker bulunmasıdır (glikozüri).

Şeker hastalığından önce görülen tablo (prediyabet) her zaman ciddiye alınmalıdır; özellikle ailesinde şeker hastası olanlar düzenli kontroller yaptırmalı ve hastalık başlangıç evresinde yakalanmalıdır. Şeker hastalığının ortaya çıkmasıyla, belirtiler artmaya başlar. Bazen polidipsi (aşırı su içme), poliüri (idrar miktarında artma) ve kalıcı glikozüriden (idrarda şeker) oluşan tipik üçlü belirti ortaya çıkar; buna ek olarak polifaji (aşırı iştah) kimi zaman da halsizlik, uyuşma, karıncalanma, nevralji, görme bozukluğu, mukozalarda kuruma, bulantı, sindirim bozuklukları ve giderek artan zayıflama da görülebilir. Glikozüri ve açlık kan şekerinin yüksek olması şeker hastalığı tanısını doğrular.