Tedavi, hastalığın tipine göre değişir;genç tipi şeker hastalığında başlıca ilaç insülindir. Pankreas insülin yapmadığından vücudun gereksinimi olan insülin dışardan ilaç olarak verilir. önemli bir noktayı aydınlatmak gerekir. Sağlıklı bir insan da pankreastan salgılanan insülin, alınan şeker miktarı ile orantılıdır. Dolayısıyla az da çok şeker yemenin herhangi bir tehlikesi yoktur. Oysa şeker hastaları için böyle değildir. Şeker hastası her gün belirli miktarda insülin alır; bu da ancak kesin olarak belirli bir miktardaki şekeri metabolize eder. Bu nedenle alınan besin miktarı ile dışardan verilen insülin arasında kesin bir orantı olmalıdır.

Genellikle, şeker hastaları çok yememeli, tatlılardan ve zararlı olabilecek yiyeceklerden uzak durmalıdır. Öte yandan gerekenden az yemeleri de sakıncalıdır, insülin alan kişi az miktarda şeker yerse, insülin kandaki şeker düzeyini tehlikeli olacak ölçüde düşürerek (kan şekerinde düşme) krizlerinin ortaya çıkmasına neden olur;
soğuk terleme, titreme ve bilinç bulanıklığıyla başlayan bu tablo hipoglisemi komasıyla sonlanabilir.

Şeker hastaları sağlıklarını korumak için, insülin almanın yanı sıra beslenmelerine de dikkat etmek zorundadır. Erişkin tipi şeker hastalığı genellikle insülinle tedavi edilmez ya da insülinin yanında başka ilaçlar da kullanılır. Erişkin tipi şeker hastalığının temelinde insülin eksikliği değil, insülinin etki mekanizmasının engellenmesi yatar. Bu tip hastalarda tedavi perhize dayanır. Genellikle yalnızca beslenmeyi düzenleyerek, başka bir tedavi gerekmeden hastalık belirtilerinin ortadan kalkması sağlanabilir. Bu önlem yeterli olmazsa, ağızdan alınan ve kan şekerini düşürücü ilaçlar da kullanılır. Tedavinin genellikle yaşam sürmesi gerektiğinden bu ilaçların ağızdan alınması önemli bir avantajdır, insülin ise bir protein olduğundan, sindirim sırasında yapısı bozulur. Bu nedenle ağızdan alınmamalı, iğne ile verilmelidir.

Kan şekerini düşürücü ilaçlar başlıca iki grupta toplanabilir: tolbutamit, karbutamit, klorpropamit, glibenklamit gibi sülfamitler ve biguanitler. Bu iki grubun etki mekanizmaları farklıdır. Sülfamitler, insülin salgılama gücü olan pankreası daha fazla salgı yapması için uyarır. Etkisi bir dereceye kadar engellenen insülinin miktarı artacağından yararlı bir düzeye ulaşır. Kan şekerini düşüren sülfamitlerle tedavinin ilk yıllarında, ilaçların pankreas üzerindeki uyarılarının pankreas dokusunun tükenmesine yol açacağından korkuluyordu;bilimsel araştırmalar böyle bir sonucun ortaya çıkmadığını gösterdi. Biguanitler ise pankreası değil, doğrudan dokuları etkileyerek şeker kullanımını artırır. Erişkin tipi şeker hastalığında perhizin yanı sıra ilaçların kullanılması ve gerekirse insülin verilmesi her zaman hastada belirtilerin ortadan kalkmasını sağlar.

Dünyada varlığı ve yaygınlığı giderek artan diabet hayatın her devresinde insane topluluğunu etkileyen evrensel bir sağlık sorunudur.Yaşam boyu düzenli beslenme, ilaç tedavisini, düzenli fiziksel aktiviteyi ve dengeyi, psikolojiyi gerektiren bu hastalığın tedavisinde en önemli rolü hastanın kendisinin oynayacağı bir gerçektir.Hiçbir hastalık şeker hastalığında olduğu kadar hastanın tedavi yöntemlerini anlamasını ve işbirliğini gerektirmez.

Dibetes Mellitus yaşam boyu devam eden bir hastalıktır.Gerek hasta gerekse hasta yakınları diabetle yaşamayı öğrenmelidirler.Burada ilaç kullanılması kadar günlük yaşamda ortaya çıkabilecek sorunların çözümlenmesi de önemlidir.