Deri- Özellikle koltukaltı, kalçalar, dış organlar ve şişman kadınlarda göğüslerde olmak üzere kaşıntı çok sık görülür; metabolizmanın düzenlenmesiyle hafifler. Şeker hastalarında sık görülen öteki yaygın dermatozlar (kaşıntılı deri hastalıkları) daha zor iyileşir. Bunlardan pişik, , çıban ve piyodenni vücudun açıkta bölgelerinde, ensede, kalçada, kol ve bacakların dış yüzeyinde daha sık görülür. irinleşme olmadan derinin tüm katmanlarında ortaya çıkan mikrobik iltihap (), şarbon, hatta kangren gelişebilir.

Özellikle bacakların alt uçlarındaki küçük damarlarda ateroskleroza ( sertliği) bağlı değişiklikler kangren oluşmasını kolaylaştırır. Derinin derin katmanlarında kolayca yerleşen, mikrobun kana kanşmasına yol açabilen ve yılancığa benzeyen lezyonlar zamanla kötü huy kazanabilir.Şeker hastalığında deride sık görülebilen yaygın da sınırlı değişiklikler yağ metabolizmasındaki ve küçük damarlardaki bozukluklarla ilişkilidir. Örneğin şeker hastalığı ksantozunda deri, kristallerinin birikmesiyle sarısı rengini alır. Genel olarak bütün vücutta, özellikle ayak tabanlarında ve avuç içlerinde görülür; ender olarak, yağın dokularda depolanmasına bağlı olarak sarımsı lekelerin ortaya çıktığı lipit depo hastalıklarıyla karışır. Ksantoz bazen şeker hastalığı tedavisiyle gerileyebilir.

- Stomatit (ağıziçi iltihabı) ve özellikle dişeti iltihabında kuru ve paslıdır, bazen çatlaklar oluşur. Üzerindeki çıkıntıların () büyümesi nedeniyle şiş görünümlüdür.Şeker hastalarında diş çürüklerine daha ender rastlanır. Dişeti iltihabında ya da asidozda (kanda asillik düzeyinin yükselmesi) hastanın soluğu kötü kokar. Kontrol altında tutulan  ve kandaki şeker düzeyi normal olan şeker hastalarının iştahı genellikle iyidir, asidoza girenlerde iştah azalır ya da kaybolur. Kabızlık sık görülür.

Damar Sistemi- Uzun süren ve özellikle erişkin tipi şeker hastalığında damarlarda kolayca lezyonlar (diyabetik vaskülopati) gelişir. Damar lezyonlan en sık gözdeki ağtabaka (retina), böbrek, çevrel atardamarlar ve kalpteki koroner atardamarlarda görülür.
Damarlardaki lezyonlar ateroskleroza (damar sertliği) bağlıdır, arteriyol (küçük atardamarlar) ve atardamarlarda görülür ve şeker hastası olmayanlarda gözlenen ateroskleroza benzer biçimde gelişip yerleşir. Ayrıca, kılcal damarlarda da görülen değişiklikler ağır komplikasyonlara yol açar.

Kılcal damarlardaki lezyon gözde ağtabakası hastalığına (diyabetik retinopati) yol açar. Gözde nokta halinde kanamalar ve sarı noktanın çevresinde parlak, beyaz bir sıvı birikmesine bağlı lekeler görülür; daha sonra ağtabakadaki büyük damarların yakınında belirgin kanamalar, son olarak da damar sertliğine bağlı değişiklikler görülür.

Kılcal damar lezyonlan böbreklerdeki bozukluklardan da (Kimmelstiel-Wilson sendromu ya da diyabetik nefropati) sorumludur, ilk belirti, bacaklarda kaval kemiğinin ön yüzündeki yumuşak ödem, bazı olgularda yaygın ödemlerdir. Ödemler, kandaki proteinin (özellikle albümin) azalmasına (hipoproteinemi) bağlıdır.Ödemin yanı sıra hiperlipidemi de (kandaki yağ düzeyinde yükselme) görülür; zamanla böbrek yetmezliği gelişir ve başta üre olmak üzere kandaki azotlu maddeler artar. Bu belirtiler genellikle aniden ortaya çıkar ve ölüme yol açabilir.

Koroner damarlarda ateroskleroza bağlı lezyonlar sıklıkla 40 yaşından sonra görülür. Şeker hastalarında koroner damar tıkanması ve miyokart enfarktüsü gibi komplikasyonlara da rastlanır. Çevrel atardamarlardaki lezyonlar da aterosklerozdan kaynaklanır ve tıkayıcı damar hastalıklarıyla, ağır olgularda kangerene yol açabilir. Kangren genellikle vücudun alt bölümlerinde özellikle ayaklarda, daha ender olarak el parmaklarında, kulakmemesinde ve kulak sayvanında görülür. Alkol, tütün, travmalar ve büyük ısı değişiklikleri gibi nedenler de, kangren oluşumunu kolaylaştınr.

Ayak sırtında, topukta, ayak parmaklarının arasında, deride çürük gibi lekeler ve ağrıların belirmesi, bu bölgelerin uyuşması ve hatta duyu kaybı kangren habercisidir.
Kuru kangren o bölgenin mumyalaşmasına neden olabilir; yaş kangren ise ülserleşmelere yol açarak ikincil enfeksiyonların yerleşmesini kolaylaştınr. Kimi zaman mikrobun kana karışmasıyla oluşan sepsis gelişebilir. Şeker hastalannda sıklıkla 40-60 yaşlar arasında yüksek tansiyon görülürse de, bu durum şeker hastalığının ağırlıyla doğrudan bağlantılı değildir. Ağır tablolarda ve şeker komasında kalp kası zayıflayabilir; buna bağlı olarak nabız hafifler, hızlanır, tansiyon düşer, akut kalp yetmezliği gelişir.

Üreme organları- Erkeklerde erken evrede iktidarsızlık, kadınlarda dismenore (ağrılı adet görme), amenore (adet yokluğu) ve erken menopoz görülebilir. Şeker hastalığını düşündüren belirtiler vulvada kaşıntı ile kamış başının iltihabıdır (balanit).

Sinir Sistemi- Şeker hastalığından kolayca etkilenir. Özellikle genç tipi diyabette şiddetli halsizlik, zihinsel uyuşukluk ile ruhsal çöküntü (depresyon) ortaya çıkar. Hastalığın ömür boyu süreceğinin ve ömür boyu insülin tedavisi ile perhizin gerekli olduğunun bilinmesinden kaynaklanan karamsarlık, etkinliğin ve direncin azalmasına neden olur. Çevrel sinirlerde (özellikle siyatik ve trigeminus sinirlerinde) nevralji ve nevrit (sinir iltihabı) görülür. Bu durumun B ı vitamini eksikliği ile bağlantılı olduğu düşünülür; daha ender olarak hareket ve duyu kusurları görülür. Diz kapağı ve kiriş refleksleri azalır ya da kaybolur; bununla birlikte bacaklarda ağrı, uyuşma ve karıncalanma görülmesi tabes dorsalisi düşündürebilir; kiriş refleksleri özellikle genç tipi şeker hastalığında kaybolur. Diyabetik anjiyonöropatide atardamarlardaki dolaşım bozukluklarıyla bağlantılı olarak çevrel sinir liflerinde yapı bozukluğu görülür.Ayrıca otonom sinir sistemi bozukluğuna bağlı olarak, hastalarda, ayağa kalkınca ani kan basınca düşmesi, idrar torbasında gevşeme ve idrar yapmada zorluk görülebilir. Gene aynı hastaların bağırsak hareketlerinde azalma ve bunun sonucu bağırsak boşluğunda bakteri kolonilerinin aşırı çoğalması ile mayalanmanın yol açtığı ishal gelişebilir.

Duyu organları- En fazla gözde lezyon görülür; katarakt ve kırma (refraksiyon) kusurları kandaki şeker düzeyi yüksek olduğunda ve asidozda ortaya çıkar; bu durumun tedavisi ile ortadan kalkar. Aynca ağtabakada kanama ve ağtabaka iltihabı sonucunda ender de olsa ağır komplikasyonlar ve gözyuvarı arkası nevriti görülür.