Şizofreni bir akıl hastalığı, psikozdur.

Şizofreni () teriminin karşılığı ruhsal yaşamda bölünme, parçalanma, yarılmadır. Bu hastanın gerçekle bağlantısını büyük ölçüde . Duygu ve düşünce alanında bir çok belirtinin ortaya çıkmasına yol açar.

Geçen yüz yıldan bir alışkanlıkla şizofreni için erken bunama (demence precoce ) terimini de kullanılır.

İlk kez 1860 yılında genç yaşta başlayan, ruhsal yıkılmayla sonlanan hastaları tanımlama için erken bunama terimi ortaya atmıştır.

1896 yılında Kraepelin daha önce tanımlanmış hepefreni ve katatoni tipindeki hastalıklara basit ve pronoid tipleri de ekleyerek hepsini erken bunama tanısı altında toplamıştır.

1911 yılında , Kraepelin’in sandığı hastalığın erken yaşlarda başlamasını nve bunamayla sonuçlanmasının zorunlu olmadığını göstermiştir.

Araştırmalar toplumlarda bulunan bir yıldaki tüm vaka sayısının (Prevalans) nüfusa oranının %1 dolaylarında olduğunu ortaya koymuştur. Dünyanın Sağlık Örgütünün verilerine göre bu oran Asya ve Avrupa’da %0,85’dir. Bu orana göre dünyada 6 – 14 milyon arasında değişen şizofren hasta bulunduğu düşünülebilir.

Bir yıldaki şizofreni vakalarının genel nüfusa oranı %04 –  7 arasındadır.

Şizofreni her ülkede ve her türlü ekonomik toplumsal ortamda görülür. Ekonomik düzeni düşük ve düzensiz kesimlerde yaşayanlarda daha sık görüldüğünü bildiren araştırmalar vardır. Bu bulguları kimi ortamın yarattığı sorunlara, kimi tedavide gecikmeye, kimi de hastaların bu ortamlara kaymalarına bağlamışlardır.

Şizofreninin nedenleri henüz aydınlanmamıştır. Şizofreninin nedenlerine ışık tutan görüşler, organik, ruhsal – toplumsal iki ana grupta toplanmıştır.

Günümüzde şizofreni hastalık olarak değil, bedensel, ruhsal toplumsal nedenlerin ortak etkilerine bağlı ruhsal bir tepki olarak kabul edilir.

Bedensel, organik nedenler arasında kalıtım önemli rol oynar. Ayrıca, Kretschmer’e göre beden yapıları ince uzun ve zayıf olan astenik tiplerde ve içedönük (şizotimik) mizaçlarda daha sık görülür.

Ruhsal nedenler arasında, kişilik katmanları arasında yer alan benliğin gerilemesi (regression) üzerinde durulmaktadır. Bu gerileme ruhsal – cinsel gelişmede özsever (narcissistic)  döneme doğru olur. Böylece ruhsal – cinsel güç bedene, benliğe çekilir. Kişinin çevreyle toplumla ilişkisi bozulur.

Toplumsal nedenler arasında çocukluk çağının yaşandığı aile ortamı üzerinde durulmuştur. Ailesinden yalancı, yüzeysel ilgi ve sevgi gören, yada aileden birbiriyle çelişen iletiler alan çocuklarda şizofreninin daha sık görüldüğü bulmuştur.

Şizofreni genellikle gençlik çağında başlar. Tipik bir başlama biçimi yoktur. Belirtiler kısa zamanda gelişebileceği gibi, çok sinsi ve yavaş olarak da gelişebilir. Bu durumda belirtileri fark etmek, tanımak çok zordur. Çoğu kez gençlik çağına özgü ruhsal, toplumsal sorunlar yada kimlik bunalımıyla karışabilir.

Sinsi ve yavaş gelişen şizofreni vakalarında ki başlangıç belirtilerini şöyle toplayabiliriz.

–          Duygulanım ve coşkuda çabuk değişmeler, iniş çıkışlar

–          Uykusuzluk yada kara basanla birlikte olan uyku bozuklukları.

–          Nedensiz korku ve ürküntü.

–          Çevreyle bağlantının, ilişkinin azalması.

–          Kişiye ve çevreye yabancı alışılmamış, şaşkınlık uyandıran, yadırganan davranış, tutum ve eylemler.

–          Başarısızlık, uyumsuzluk, tedirginlik.

–          Zaman zaman ortaya çıkan durgunluk ilgisizlik, isteksizlik ya da aşırı kaygı, sıkıntı ve taşkınlık nöbetleri.

–          Şizofreni de duygulanım alanında ilgi azalması, duygusal tepkilerde küntleşme soğukluk, uygunsuzluk belirtilerin başında yer alır.  Kimi hastada anlamsız, nedensiz, kaygı ve panik ortaya çıkar. Benliği parçalanıyormuş, dünya yıkılıyormuş gibi düşüncelere kapanan hastada anlamsız ağlamalar, gülmeler, taşkınlık, saldırganlık olabilir.

–          Düşüncenin biçimi ve çağrışımı bozulur. Düşüncede, konuşmada duraksamalar (blocage) olur. Düşünce sırasında simgelerin, sözcüklerin akımı değil bunlar arasındaki benzerlik ses uyumu etkinlik kazanır. Birkaç sözcükten parçalar ya da birkaç sözcük bir araya getirilerek yeni sözcükler türetilir. (neologisme) .

–          Düşünce içeriği bozulur saplantılı, takıntılı düşünce biçimi ya da gerçek dışı düşünceler sabuklamalar ortaya çıkar. Sabuklamaların içeriğinde, bedensel, cinsel büyüklük, küçüklük, düşmanlık, kötülük görme gibi düşünceler yer alır.

–          Algı bozuklukları arasında görme ve işitmeyle ilgili sanrılar sıktır.

–          Devinim (hareket) bozuklukları arasında donakalım (catatonia) balmumulaşma (flexibilitas cerea) basma kalıp hareketler (stereotype) yapmacık hareketler (manierisme), beklenmedik tepki (impulsion) sık görülür.

Dört tip şizofreni vardır;

–          Basit tip; Belirtileri sinsi ve yavaş başladığından tanınması zordur. Duygulanım bozuklukları, ilgisizlik, isteksizlik, küntleşme, duygusal tepkilerde azalma, yüzeysellik vardır.

–          Hebefrenik tip; Çok genç yaşta başlar. Taşkınlık, saldırganlık biçiminde hareket düşünce biçimi ve çağrışım bozuklukları ön plandadır.

–          Katatonik tip; Donakalım (Catatonia) biçiminde devinim bozukluklarıyla ile birlikte olan karşı çıkma ya da telkinle ortaya çıkan belirtiler sık görülür.

Hasta başkasının konuşmasını, mimiğini, jestini taklit eder.

Paranoid Tip:Bu tipte algı ve düşünce bozuklukları ön plandadır.

Aşağıdaki özellikler şizofreninin gidişini olumsuz biçimde etkiler.

–          Duygu ve düşünce bakımından iyi gelişmemiş, olgunlaşmamış kişilik yapısı.

–          Aile içi iletişim, ilişkilerin bozuk olması.

–          Kalıtımsal yüklülük.

–          Aşırı içedönük mizaç.

–          Sinsi ve yavaş başlangıç.

–          Hastaneye yatma sürelerinin uzun olması.

 

Bleuler’e göre şizofren hastaların ¼’ü iyileşir. ¼’de hafif bir iz kalır. ¼’de

kişilikte çekme ve yıkılmaları. ¼’de de bunama ortaya çıkar.

Şizofreni tedavisinde biyolojik, ruhsal, toplumsal tedavi yolları yöntemleri kullanılır. Şizofreni tedavisi yıllarca sürebilir. Bu nedenle aile, hasta ve hekim, sabırlı ve umutlu olmalıdır.

Biyolojik tedavinin temelini nöroleptik tipinde psikotrop ilaçlar oluşturur. Bu tip ilaçlar şizofreni tedavisinde yeni bir çağ başlatmıştır.

Gerektiğinde elektroşok tedavisi de uygulanmaktadır.

Ruhsal tedavide, açıklayacı destekleyici yapıcı, yol gösterici, içgörü kazandırıcı tedavi yöntemleri kullanılır.

Toplumsal tedavinin amacı hastanın yeniden topluma uyumunu sağlamaktır. Bu amaca ulaşmak için hastanın becerilerini, yeti ve yeteneklerini kullanmasına ve bunların geliştirilmesine yardımcı olan her yoldan yararlanılır.