Bir yönetici insanlar için, diğer insanları da etkileyecek planları uygulamaktadır. almada ve bunların uygulamasında yöneticiye edecek etkenlerden de, onun ahlâk değerleridir. Yönetici sürekli olarak kamuoyunun değer yargısında bulunmaktadır. da , işletme yöneticilerini sosyal refahın sorumluluğunu taşıyan kişiler olarak görmek istemektedirler. sorumluluk istesinler ya da istemesinler yöneticilere verilmektedir.İşletme faaliyetlerinde yer alan kişilerin karar alma sorumluluğundaki yöneticilerin kararlarında ticari ve etik değerlerin en iyi denk düştüğü noktayı dikkate almaları gerekmektedir. Örgütü oluşturan insanlar, onun işleyişinden de sorumludurlar. Örgütün standartlarını belirleyen, bu insanların kollektif aksiyonlarıdır. Esas sorun, birey olarak yöneticinin karar almada etiksel ve ticari değerlerin kombinasyonunun nasıl oluşturulacağıdır. Bunun yolu ise, geçmişteki kararlara bakmak ve gerçek kuralları ona göre belirlemektir. Yönetici kendi etiğini kendi davranışlarından ortaya çıkarmalıdır. Tabii ki söylemek ya da niyetlenmek etik bir karar değildir. Asıl olan, bunun eyleme yansımasıdır.Yönetici kendi gerçek değerlerini, kişisel olarak nerede olduğunu belirledikten sonra, alınacak kararlardan kimlerin etkileneceğini ve bunların çıkarlarını, kararlara nasıl yansıtılacağını belirlemelidir. Dolayısıyla, yönetici örgütlenmiş çıkar gruplarını kararlarında dikkate almak zorundadır.Yönetici de öncelikle bir insandır ve evrensel özelliği gereği yaşamına bir anlam ve bir gaye aramaktadır. Fakat rolü gereği (bir yönetici) daima farklılaşan değer öncüllerinde çelişkiyi yaşamaktadır. Doğru şeyi yapmak istemekte her zaman doğru olan şeyin ne olduğunu bulmak olmamaktadır.Yeni bir yaklaşıma göre; “iyi etik iyi iştir” düşüncesi bir maddi ödül içermekte olup, bu ödülün gelip gelmeyeceği de kesin değildir. Her insanın değer ölçüleri, manevi düzeyi farklı olacağı için, etiği bir amaç olmaktan çıkarıp, işletme başarısının bir aracı olarak görmek olası olacaktır. Genel olarak ifade edilen nihai değerler; arkadaşlarını sevmek, insanlararası ilişkilerde adalet, her kişinin kendini gerçekleştirmesi için fırsat-tarihsel inanç ve etik sistemleri, belirli bir duruma uygun doğru cevabı sunamamaktadır. Bunlar, yalnızca insan aklının alternatif eylemlerin gerçekleştirilmesinde kriter olarak değer kazanmaktadır. Doğal olarak, konuların değişikliği ve sık sık çelişkili durumların ortaya çıkması bu kararlarda zorluklar yaratmaktadır.