20 Ocak 2002 Türkiye birinci futbol liginin ikinci yarısının başlangıcında, Trabzonda oynanan, Trabzon Spor Beşiktaş futbol maçının 82 ikinci dakikası ve maç Beşiktaşın 5-0 galibiyetiyle devam ediyor. Trabzon seyircileri Futbol liglerimizde sıkca gördüğümüz davranışlara başlıyorlar ve türübünlerdeki bütün koltukları sahaya fırlatıyorlar. Türkiye nin ortamındaki yokluğu, iliklerine kadar hisseden bu insanlar, sahayı milyarlarca liraya mal olan bu koltuklarla dolduruyorlar ve maça ara vererek soyunma odasına gidiyor. Tabii edersinizki bu davranışların yanında seyircinin kelimelerle protestosuda söz konusu . Bu durumda Trabzonspor lu bir yöneticiye mikrafonu uzatıyor ve hakkındaki görüşlerini soruyor. Yöneticinin cevabı şöyle:

“Gençlerbirliği maçında da aynı şeyler oldu fakat; hakem maçı iptal etmedi; farklı muamele yapılıyor. Aşağıya indim ama hakem zaten maçı yeniden başlatmak gibi bir niyeti yoktu. Saha da her şey normal fakat; yinede hakem maça devam etmiyor”. Spiker bu arada;” ama doltuklar atılmaya devam ediyor” diyor. Yönetici de; “hane nerede gösterde göreyim”. Diyor. Kamera da, seyircilerin, koltukları sahaya attığı nı göstermeye devam ediyor.

Yine birinci futbol liginin ilk yarısında bir Beşiktaş maçında yedi sekiz Beşiktaşlı taraftar sahaya giriyor ve hakeme saldırıyor. O zamanda Beşiktaşın menejeri mikrafonlara;”birkaç kendini bilmez taraftar. Bu çocuklarla karakolda görüştüm; onlar da üzgün; bir daha böyle şeyler olmayacak; büyütmeye gerek ”! diyor.

Geçen sene Fenerbahçe – Trabzon spor maçı, Trabzonda maça gelen taraftarlarına saldırı yapılıyor, araçlarının camları aşağıda ve bir çok kişi yaralı . bir sürü bıçak , falçata, satır ve uzun kılıçlar ele geçiriyor.

Galatasarayın UEFA kupasını kazandığı yıl, İstanbul Leeds maçı öncesi Leeds li bir taraftar Galatasaraylı taraftarlarca bıçaklanarak öldürülüyor.

Bu görüntüleri çoğaltmak mümkün hatta daha eskilere giderek, daha da vahim olayları anlatmak ta mümkün. Onlarca insanın öldüğü, yüzlercesinin yaralandığı Sivas- Kayseri maçı, yüz karası olarak spor tarihindeki yerini almış durumda . Bu şiddet olaylarını sadece futbol sahalarında da görmüyoruz; Salonlarda, pistlerde daha bir çok spor yarışması yapılan yerde, görüntülerin aynısına rastlamak mümkün.

Pekala Türkiye de sıkca gördüğümüz, duyduğumuz Spor daki şiddet olayları, diğer ülkelerde yokmu? Ne mümkün. Hiç te aşağı kalmadığını rahatça söyleyebiliriz. İngiliz holiganları ve sebep oldukları binlerce olay, Dünya kupasında penaltı kaçırıp, bahisleri yatırdı diye Kolombiya da öldürülen futbolcu, onlarca insanın öldüğü “Heyzel” faciası , Güney Amerika da isyan çıkması na kadar varan maç kavgaları ve bunlara eklenebilecek daha yüzlerce olay, spor tarihinde mevcut.

Bu şiddet olaylarını, saldırgan tutumları sadece seyircilerle de sınırlayamayız. Aynı tür davranışlar spor yapan sporcularda, maçları yöneten hakemlerde, spor kulüplerini yöneten kişilerde de mevcut.

Pekala seyircileri bu tür saldırgan davranışlara iten nedenler nelerdir? Yöneticiler neden bu tür davranışlara açık tavır almıyor ve savunma yapma ihtiyacı duyuyorlar? Futbolcuları etkileyen faktörler nelerdir? Barış ve dostluğu ifade eden spor da nasıl böyle şiddet görüntüleriyle karşılaşıyoruz? Spor bir savaş oyunu mu?Barışçıl bir faaliyet olan Spor, nasıl böyle şiddet olaylarıyla birlikte anılıyor?

Başta da üzerinde özellikle durduğumuz yöneticilerin tutum ve söylemleri, seyirci olayları ve sporcu davranışlarının hepsi birer psikolojik vaka olarak önümüzde durmaktadır.

Bu tür olumsuz davranışların kökten çözümü öze dönüşle mümkün olabilir. Spor yeniden tanımlanmalıdır. Daha doğru ifadeyle, Spor taşıdığı gerçek anlamıyla algılanmalı ve bu mananın dışında başka anlamlar yüklenmemeli, farklı amaçlara hizmet etmemelidir.

Sporda, saldırganlığın ve şiddetin tamamen ortadan kalkması, hep kazanma, hep en iyi olma zihniyetinden kurtulup, oyalanma, işten uzaklaşma, boş zamanı değerlendirme anlayışını hakim kılmakla mümkündür. Aksi takdirde bulunan her türlü çözüm sadece bu tür davranışları azaltmakla sınırlı kalacaktır. Pekala, bu anlayışın yaygınlaştırılması pratikte ne kadar mümkün olabilir?

O da şiddet ve saldırganlığı kaldırmakta ne kadar istekli olunmasına bağlıdır.

Bu şiddet eylemlerinin ve saldırgan tutumların psikoloji bilimi açısından incelenmesi ve bu tür olumsuz davranışların düzeltilmesi yönündeki çözüm yollarınının açıklamasına geçmeden önce Spor Psikolojisinin Türk Sporu için ne ifade ettiğine ve bu saldırganlık olayları karşısındaki bu yaklaşımın etkilerine değinelim.

1. Spor Psikolojisi Ve Saldırganlık

Spor Psikolojisinin spor alanında kullanımının çok yeni sayılabilecek bir geçmişi olduğunu biliyoruz. Avrupa ve Amerikada dahi Psikoloji nin Spor alanında kullanımı İkinci Dünya Savaşından sonraki dönemlerde yaygınlık göstermeye başlamıştır. Fakat; çok büyük bir hızla kullanım alanının genişlediğini ve kullanımının da yaygınlaştığını söylemeliyiz.

Psikolojinin Spor daki kullanım alanlarına baktığımızda her ülkenin farklı konular üzerinde yoğunlaştıklarını görüyoruz. A.B.D. motivasyon; Japonya, motorik öğrenme; İtalya, Psiko-Patolojik sorunlar; Fransa, Grup dinamiği, Strese dayanıklılık; İngiltere, Antrenör-Sporcu ilişkileri; Almanya, Kişilik; Macaristan, yetenek seçimi gibi konularda yoğunlaşırken bu ülkeler Psikoloji nin diğer konularıyla ilgili de büyük ilerlemeler kaydetmişlerdir.(Başer,) Bu ülkeler Sporcuları üzerinde bu tür çalışmalarıyla onların performanslarını yükseltmişler ve yarışmalarda büyük başarılar elde etmelerini sağlamışlardır. Olimpiyat lara ve Büyük organizasyonlara hazırlanırken Spor Takımlarında, Psikologlardan ve Psikolojik araştırmalardan yararlanmışlar ve yararlanmaya devam etmektedirler.

Türkiye deki çalışmalara baktığımız zaman; ilerlemeler kaydedilmiş olmasına rağmen henüz çok ta istenilen seviyeye gelindiği söylenemez.

Bu alanda çalışma yapan insan sayısının az olmasına ve bu insanların bilgi ve becerilerini kullanabilecekleri çalışma alanları bulamamalarına rağmen spor kamu oyunda Psikolojik eğitimin ve bu tür çalışmaların sporumuz için ne denli önemli ve gerekli olduğunun anlaşılması, devamlı gündeme getirilmesi de büyük bir gelişme olarak gösterilebilir.

Bunun en önemli kanıtı olarak ta ,Gençlik ve Spor Genel Müdürü Kemal Mutlu nun yaptığı bir açıklamayı verebiliriz. Kemal Mutlu şöyle diyor:

“sporda başarılı olmak için spor psikologlarına da ihtiyaç vardır. Bu konu ile ilgili çalışmalara hız verdik. Son yıllarda sporcularımızın üzerinde eksikliği hissedilen performans analizi, konsantrasyon, yarışma stresi, kaygıyla baş etme, ve diğer psikolojik konuların ele alındığı “Spor Psikolojisi Kursunda” başarılı olan öğretim elemanlarını federasyonlarda görevlendirmek istiyoruz”.

Yukarıdaki açıklamaya ek olarak, Galatasaray futbol takımının Kimsenin hayal bile edemediği UEFA kupasını kazanmasındaki başarıda Fatih Terimin bir Psikiologla çalışmasının payı, 48 yıl aradan sonra Dünya Kupasına katılma hakkını kazanan Milli Futbol Takımımızın içersinde kadrolu bir psikoloğun olması, bayan milli tenis takımımızla yapılan psikolojik çalışmaların, Türk Sporunda Psikoloji konusunun nedenli önemli olduğunun anlaşıldığını ve bu tür çalışmaların nekadar büyük mesafe katettiğini görmemize yeterli olmaktadır.

Saldırganlık konusundaki bu çalışmada, Spor Psikolojinin Türkiye deki durumunun genişce yer almasının nedeni belki sorulabilir. Bu sorunun aydınlığa kavuşturulmasını aşağıdaki açıklamayı yaptıktan sonra rahatca yapabiliriz.

“Sporun, fiziksel ve fizyolojik özelliklerinin yanı sıra psikolojik özelliklerinin de bilinmesi ve araştırılması bir zorunluluktur. Buna kanıt olarak elit sporcular gösterilebilir. Onların performanslarındaki iniş çıkışların, fiziksel ve fizyolojik nedenlerden çok, psikolojik nedenlerden kaynaklandığı yapılan bir çok araştırma ile ortaya konmuştur. Elit sporcuların yanında her düzeydeki sporcunun, sahip oldukları sportif potansiyellerini yarışmalarda gösterebilmelerine engel olan psikolojik faktörler, bu faktörlerle başa çıkma yolları ve sportif performans artımını sağlayan psikolojik becerilerin neler olduğu ile ilgili olarak bu kitap, coach, antrenör, beden eğitimi öğretmeni ve sporcular için iyi bir rehber niteliği taşımakta.”(Tiryaki,)

Yukarıdaki açıklama, Türkiye de Spor Psikolojisi alanında önde gelen insanlardan Şefik Tiryaki nin, bu alanda yazılmış nadir kitaplardan biri olan Spor Psikolojisi adlı kitabının, yazılmasınının nedeninin izah edildiği bölüme ait.

Tüm açıklamaların yapılmasının ve bu bölümün uzunca izah edilmesinin nedeni şudur? Daha önce bahsettiğimiz ülkelerin Psikoloji alanında yaptıkları öncelikli çalışmalara ve Türkiye de yeni yeni yaygınlaşmaya ve gelişmeye başlayan bu bilimin kendine seçmiş olduğu çalışma alanlarına bakıldığında, her şeyin öncelikle Performansın en yükseğe çıkartılması, kazanma, en iyi olma ve başarı peşinde koşma gayesiyle yapıldığını görüyoruz.

Tabii olarak, Spor Psikolojisinin bu amaçlar üzerinde çalışması, Sporcunun veya spor takımlarının başarılı olması yolunda çalışmalar yapması normal karşılanmalıdır. Fakat büyük bir ağırlıkla bu konular üzerinde durularak, sporun özünü oluşturan sevgi, barış, dostluk, huzur verme, rahatlama gayelerinin gerçekleşmesi için gerekli olan çalışmalara yeteri derecede ilgi göstermemesine gözyumulabilirmi? Sağlıklarını ve hayatlarını tehlikeye atacak derecede yarıştırılan sporculardan, toplumları birbirine düşman edecek müsabakalardan, heran rakip taraftarlarla kavga etmeyi marifet sanan taraftarlık anlayışından, tüm bunların neticesi olabilecek bir galibiyetten, başarıdan biz ne kazanabiliriz, spor ne kazanabilir, insanlık ne kazanabilir?. Bence koca bir hiç!

Durumu özetleyecek olursak;Ülkemizde kendisine yeni yeni yer bulmakta olan Spor Psikolojisi ilmiyle uğraşan insanların, çalışma alanlarındaki önceliklerini belirlerken yaptıkları hatadan dönmeleri gerekmektedir. Bizce; Sporun özündeki insani sevgi ve barışa aykırı davranışların düzeltilmesi, türübünlerdeki seyirci anarşisinin önlenmesi, futbolcu şiddetinin ve fanatikliğin ortadan kaldırılması; sporun, uygulayan, izleyen, ve yönetenler için bir zevk, bir huzur, bir rahatlama aracı olması, Performansın artırılmasından, galibiyetten daha önemli konulardır.

Yapılan çalışmaların çoğunda, yukarıda bahsettiğimiz kitapta da saldırganlık ve bu tür davranışların önlenmesi hususunda açıklamalar vardır. Fakat, genelde ayrıntı olarak yer almaktadır. Yeteri derecede önemsendiği düşüncesini taşımıyorum.

Kesinlikle ve kesinlikle inanıyorumki yukarıda uzun uzadıya anlattığımız şekilde kendisine Türk Sporunda yer bulmaya çalışan Spor Psikolojisi nin başlangıçta yapacağı bu tür bir öncelik seçimi hatası , Sporumuz adına verimli sonuçlar elde edilmesine engel olacak, başarılı sonuç elde edilmesinden başka Spor mutluluğu adına bize hiçbirşey kazandırmayacaktır.

Saldırganlığın ve şiddetin önlenmesinde, Sporun özüne dönülmesinden bahsetmiştik. Acaba Sporun özünde taşıdığı manada gerçekten barış, huzur, rahatlama, sevgi varmı? Şimdi de bu manada spor kavramı üzerinde duralım biraz.