Balıkların Besin Alış Biçimleri

Balıkların alış biçimleri çok çeşitlilik gösterir. Bununla birlikte balıklar alış biçimlerine göre predatörler, otlayıcılar, emiciler ve parazitler olmak üzere sınıflandırılırlar.Predatörler, gözle görülebilecek kadar büyük beslenirler. Bunların tümüne iyi gelişmiş, tutucu ve yakalayıcı dişler vardır, çeneleri iyi gelişmiştir ve kuvvetli asit salgılayan mide vardır. Bağırsakları da kendileriyle aynı boydaki otçullarınkine nazaran kısadır. Predatörlerin çoğu örneğin Pomatomus saltatrix ( lüfer) ve derin balıklarının büyük bir kısmı avcılarını etkin bir biçimde arar ve avlanır. Epinephelus kimi predatörlere avlarının bulundukları yere gelmesini beklerler. Lophiidae ve Antennariidae’ de illisyum üzerindeki parlama organı avı cezbetmeye yarar.Otlayıcılar besinlerini lokmalar halinde, organizmaları kimi tek tek, kimi küçük gruplar halinde, tıpkı koyun, inek v.b. hayvanların çayırda otlayışına benzer biçimde ağızlarına alırlar. Bunlara, otlayıcılar denmesinin nedeni de budur. Besinlerin itkisel olması da şart değildir. Planktonla ve dipte yaşayan organizmalarla beslenen bir çok otlayıcı balık vardır. Mercan adalarında yaşayan balıklardan Scaridae ve Chaetodontidae familyalarının üyeleri mercan parçalarını alg parçalarını kopararak otlarlar. Otlamanın en güzel biçimi balıkların birbiri üzerinde otlamasıdır. Buna örnek olarak Schilbeidae gösterilebilir. balıkların besinin büyük bir kısmı birbirlerinin üzerinden kopardıkları pullar oluşturur.

6 views

9 Şubat 2012
Okunma 6
bosluk

Balıkların Besin Zinciri

Diğer canlılar balıklar da ortamlarındaki diğer yaşam biçimlerine ile bağlıdır. Bilindiği gibi ortamda bulunan anorganik maddelerin ototrof organizmaların etkinlikleriyle maddelerin sentez edilmesi olayına prodüksiyon  (üretim) denir. maddelerin çok az kısmının kemosentezle oluşmasına karşılık büyük kısmı bitkilerce yapılan fotosentez sonucu oluşur. Buna toplam birincil prodüksiyon denir. Bitkilerce oluşturulan organik materyalin kısmı, solunumları sırasında yeniden anorganik maddelere dönüşürler, geri kalan kısmı bitkisel dokuları yapar. Buna da toplam birincil prodüksiyondan, solunumdan kullanılanın çıkartılmasıyla edilene de  net birincil prodüksiyon denir. Bitkilerin; mollüskler, kimi böcek larvaları, krustaseler ve çok balıklar gibi otçul hayvanlarca yenilmeleri hayvansal dokuların oluşumuna neden . ikincil prodüksiyondur. Otçul hayvanların,   çok tür balık gibi etçillerce yenilmeleri sonucu üçüncül prodüksiyon olur.   birbiriyle beslenen diğer etçiller izler bunlarda çoğunlukla balıklardır. İşte canlı dokuların oluşumunun birbirini izleyen her evresi yani birincil, ikincil, üçüncül ve onu izleyen prodüksiyonlar, zincirinin birer halkasını, diğer deyişle trofik düzeyi oluştururlar.

2 views

9 Şubat 2012
Okunma 2
bosluk

Balıklarda Sindirim Sistemi

Balıkların sindirim sistemleri aldıkları gıdalarla yakinen ilgilidir. Hayvansal ve bitkisel gıdalarla beslenmelerine göre yapısal farklılık ortaya çıkar. Ayrıca aynı karakterde gıdaları alsalar türler arasında da yapısal önemli farklılıklar görülür.

Bütün canlılarda olduğu balıkların da yaşamlarını sürdürebilmeleri için yeterli miktarda maddesine ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaç duyulan maddesi sindirildiği balığın vücudundaki çeşitli fonksiyonlar yerine getirilmiş . Bu besin gelişme için enerji sağlamak için yıpranmış hücrelerin yenilenmesi yerine yenilerinin konması için gerekli vücut maddesini sağlamak için kullanılırlar.

Balıklarda vücut ısısı , sıcak kanlı hayvanlarda olduğu gibi olmadığı için alınan besin miktarı su sıcaklığının yükselmesine olarak artmaktadır. Ne var su sıcaklığındaki bu artışın müspet etkisi her balık türüne göre değişmek üzere sınırın üzerine çıktığında menfi etkiye dönüşmektedir. Aynı şekilde alınan besinlerin sindirim süreleri de sıcaklıkla değişmektedir. Sıcaklık artıkça sindirim süresi kısalmakta aksi halde uzamaktadır. Örneğin sazan balığında bu süre birkaç saat ile birkaç gün arasında

0 views

9 Şubat 2012
Okunma 0
bosluk

Balıklarda Mide Analiz Yapımı

Balıklarda mide analiz yapımının amacı belirli bölgede yaşayan balık türlerinin sindirim aygıtlarında hangi organizmaların ne şekilde bulunduğunu tespit etmektir. şekilde yapılacak işlem için aralıkları içinde belirlenen alanda (göl, , akarsu )yakalanan balıkların sindirim muhteviyatı bulunma frekansı ve sayı yöntemleri kullanılarak incelenir. Sonuçta incelenen balıklardan edilen veriler konuda çalışmış olan bilim adamları tarafından yapılmış olan sistematik veriler kullanılarak sistematikleri yapılır. Sistematik sonuçlara göre incelenen balıkların sindirim aygıtlarından elde edilen organizmaların bitkisel organizma hayvansal organizma oluşlarına göre ayrılır. Elde edilen organizmalar türlerine kadar teşhis anahtarları kullanılarak tür teşhisleri yapılır.

1 views

9 Şubat 2012
Okunma 1
bosluk

Eğirdir Gölü Hidrolojisi

Isparta’nın su ürünleri kaynakları başta Eğirdir Gölü olmak üzere Beyşehir Gölü’nün bölümü Kovada Gölü ve Gölcük Gölü’dür. göllerin yanında, tabii olarak alabalık yetişen Çayı’nda da balıkçılık yapılır.

517 km²’lik bir alana yayılan Eğirdir Gölü, Türkiye’ en önemli tatlı su balıkçılığı kaynağıdır.Bu gölün çevresinde yaklaşık 2000 geçimini balıkçılıktan sağlar.Avlanan başlıca su ürünleri “tatlı su istakozları”diye bilinen kerevit, tatlı su levreği, sudak ve sazandır.Isparta’da kerevit avcılığı Haziran sonlarında, balık avcılığı başlarında başlar.Kerevitin tamamı canlı da konserve olarak, sudak balığının yarısından fazlası dondurulmuş ve fileto olarak Avrupa ülkelerine satılmaktadır.Eğirdir gölü balıkçılık ve diğer su ürünleri üretimi açısından yörede  önemli bir potansiyele sahiptir.Ancak, son yıllarda gerek balık üretiminde, gerekse diğer su  ürünleri üretiminde önemli bir düşüş görülmektedir.Göldeki en önemli balık türü sudaktır.Ancak, etobur bir balık olan sudağın diğer balıkları tükettiği ve sonucunda 1978 yılında 2500 olan balıkçı sayısının 1993 yılında 350’ye düştüğü görülmektedir.

GÖL HİDROLOJİSİ

2 views

8 Şubat 2012
Okunma 2
bosluk

Denizcilik Terimleri Nelerdir

Birçok yönüyle diğerlerinden farklı olan denizcilik mesleği, kendine has terim deyim ve ölçülere sahiptir. Denizcilikte sıkça kullanılan bazı, terim, deyim ve ölçüler de bölümde açıklanacaktır.

A-TERİMLER VE DEYİMLER :

Aborda : teknenin diğer tekne üzerine rıhtıma, iskeleye yanaşmasıdır.

Abosa : Akan bir zinciri veya halatı o durumda durdurmak ve tutmak için bosaya vurmak.

Abramak : Kontrolden çıkan bir gemiyi veya bir işi kontrol altına almak.

Acenta : işletmelerinin, gemilerini çalıştırırken limanlardaki bürokrasi işlerinde, gemi ve personelinin ihtiyaçlarını teminde aracı olarak kullandığı anlaşmalı veya temsilci kuruluşlardır.

1 views

8 Şubat 2012
Okunma 1
bosluk

Yaprak dökümü

: Reşat Nuri Güntekin

Yayın tarihi: 1974

Sayfa sayısı: 136

Basımevi: İnkilap kitapevi

Ali Rıza öğretmendi.Fakat maaşı ile geçinemediği için bir öğrencisinin yanında iş bulur.Hatırı sayılır bir dostu ondan kızına iş bulmasını .O da öğrencisine giderek ’a sekreterlik işi ayarlar. bir süre sonra müdür ile Leman arasında bir ilişki başlar.Ve Leman kalır. üzerine Ali Rıza Bey,Muzafferden kızla evlenmesini ister. reddeder.Ali Rıza Bey yapılanı kızına yapılmış kabul ederek işten istifa eder.

46 views

11 Aralık 2011
Okunma 46
bosluk

DİL DEVRİMİNİN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ

Dil devriminin Atatürk’ün görüşündeki yerini tespit edebilmek için, kendisinin konudaki düşüncelerini alacağız. Diyor :

“…Millet dil, kültür ve ülke ile birbirine bağlı vatandaşların teşkil ettiği toplumdur.”
Atatürk, dil bağını, ulus olabilmenin şartları arasında görmüştür. Gerçekten de bu devrim, ulusal bir kültürün yaratılabilmesi için ulusal bir dilin yeniden canlandırılması amacına yöneliktir.

Çünkü, ulusal birliğin ilk unsuru kültür birliğidir. Halkla aydını birbirine yaklaştıran en etkili araç hiç kuşkusuz, her iki zümrenin kolaylıkla anlaşabilecekleri sade bir dildir. Atatürk 1932 yılında:

“Türk dilinin, benliğine, aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması için bütün devlet teşkilatımızın, dikkatli, ilgili olmasını isteriz” (Söylev ve Demeçler, C. I, 5. 311)

demiş ve bu amaçla da 1932 yılında “Türk Dilini Tetkik Cemiyeti”ni kurmuştur. Bu cemiyet aynı yıl içinde “Türk Dil Kurumu” ismiyle çalışmalarını Atatürk’ün yakın gözetimi altında sürdürmüştür).

16 views

11 Aralık 2011
Okunma 16
bosluk

Ankara Romanı

Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Hanım, İstanbul’dan Ankara’ yeni gelen ve tanımadığı şehirle ilgili çok beklentisi ve hayali  olan  genç kadındır. Ancak döneminin merkezi olan şehir O’na umduklarını , beklediklerini yaşatamaz. Adeta çölün ortasındaki bir kasaba olan Ankara, İstanbul’un sahip olduğu görkemden çok uzaktadır. geçtikçe Selma Hanım ‘ın beklentilerinin ve umduklarının yerini kırıklıkları alır. Selma Hanım’ın, bankacı eşi Bey o zamanlar ’da yaşanan milli mücadele heyecanından yoksun korkak ve sürdürülen Kurtuluş Savaşı’na çok ilgisiz kalmış bir kimseydi. Ankara’yı ölü bir şehire benzeten Selma Hanım ‘ın hayatı Binbaşı Hakkı Bey ‘le tanışınca değişir. Hakkı Bey , vatansever , özgürlük bağımlısı, genç bir subaydır. Selma Hanım, Binbaşı Hakkı Bey’i tanıdıkça O’nun içindeki milli mücadele ruhundan , kuvay-i milliye çalışmalarından çok etkilenir ve bir anda kendini savaşın içinde bulur. Eskişehir hastanelerinde hemşire olarak milli mücadeleye katılan Selma Hanım biraz içindeki sıkıntılardan kurtulmaya başlamıştır. Askerlere yardım etmek , yaralarını sarmak , pansuman yapmak, telkin etmek onlarla birlikte acılarını paylaşmak ,O’nun Ankara’ hayatının bir parçası olmuştur artık. Fakat Selma Hanım’ın eşi Nazif Bey ise O’nun tam aksine milli mücadelede çok pasif kalmış hatta savaşın giderek kızışması üzerine Ankara’yı terk etmeyi düşünmeye başlamıştır. Kocasının pasif davranışları ,milli mücadeleye katılmaması, Nazif Bey’in tam aksine Binbaşı Hakkı Bey’in her geçen gün  gözünde yükselen kişiliği , Selma Hanım’ın evliliğinin sonunu getirmiştir en nihayetinde. Hanım ,Binbaşı Hakkı Bey’e çok yakınlaşmaya başlamıştır.

15 views

11 Aralık 2011
Okunma 15
bosluk

ZOR HAVA YOLU İDARESİNDE İNVAZİV YÖNTEMLER

Endotrakeal entübasyon, genelde hava yolunun güvenli şekilde açılması, güvenilir şekilde devam ettirilmesi ve yeterli gaz alışverişini sağlamada değişik şekillerde uygulanan en sık ve tercih edilen bir yöntemdir. Ancak zor varlığında yöntemle yapılan tekrarlayan denemelere bağlı olarak travması, bilinen pekçok komplikasyon yanında, hipoksi ve hiperkarbiye bağlı morbiditede artmaktadır. Özellikle hipoksiye bağlı olarak gelişebilecek kardiyak arrest ve beyin hasarı en önemli problemler içinde yer alır. Endotrakeal entübasyonun değişik nedenlerle başarısız olması durumunda ısrarla yapılacak tekrarlayan denemeler yerine; hastayı riske sokmadan diğer yöntemlere bağvurulması doğrudur.

Bu durumda havayolunun Non-invaziv (yüz maskesi, larengeal maske, ozofagotrakeal kombitüp vs.) ve invaziv yöntemler (Retrogradentübasyon, Cricotiroidotomi, Perkutantrakeostomi, trakeotomi) kullanılarak açılması önerilmektedir. Böylece hastanın hava yolu güvencesi sağlandığı olası komplikasyonlarda büyük ölçüde önlenmiş . Burada cerrahi hava yolu açma yöntemlerine deşinilecektir.

Retrograd teknikler (Translarengeal entübasyon)

yıllardır kullanılmakta olan bu teknişin endikasyonları içinde trismus, üst solunum yollarındaki kitleler, çenenin anklozu, servikal artrit, maksillofasiyal travmalar yer alır.

48 views

1 Aralık 2011
Okunma 48
bosluk
 Son Yazılar FriendFeed

Tavsiye Bağlantılar