Söze başlamadan önce şunu belirtmek gerekir ki Özal, Türk siyasi hayatına damgasını vurmuş bir şahsiyet olarak siyaset sahnesindeki rolünü oynamış ve kalp krizi sonucu hayata gözlerini yummuştur. Sadece yaşadığı dönemi etkilememiş günümüze kadar olan siyasi hayatı da yadsınamayacak şekilde etkilemiştir. Arkasından çok şey yazılıp çizilmiştir. Fakat Özal’ı anlamak her zaman için güç bir iştir. Çok fanatiği olduğu gibi kendisinden hiç haz etmeyenler ve ülkedeki çoğu olumsuzluğu Özal’ a bağlayanlar da olmuştur. Biz mümkün olduğunca Özal olgusuna objektif bakmaya çalışacağız.
Bu incelemede Özal’ın hem ekonomik hem de siyasi manevralarını, bunların sebep ve sonuçlarını, günümüze kadar gelen etkilerini inceleyeceğiz. Dönemin en büyük kaynakları gazete yazılarından ve kendi adına yazılmış kitaplardan faydalanarak objektif bir şekilde Özal olgusunu açıklamaya çalışacağız. En başta 1980 yılı Demirel hükümeti dönemini, 24 Ocak kararlarını inceleyerek konuya giriş yapacağız. Bunun sebebi Özal’ın ortaya çıktığında mevcut olan yapının incelenme zorunluluğudur. Özal’ın doğumundan siyasi yaşamının başlangıcına kadar olan bölümü inceleyemeyeceğiz. Çünkü bizi asıl ilgilendiren konu Özal’ın Türk siyasal yaşamına olan etkileridir.
146 views
Kainatı dikkatle incelediğimizde etki etme yeteneğinin maddi cisimle alakası olmayan, yer kaplamayan ve hacmi olmayan enerji gibi yarı maddi varlıklara ait olduğu gözlenir. Maddi bir varlık olan bedelin hareketlerinden sorumlu olan, mücerred özellikli bir varlıktır ki bu da ruhtur.
BÖLÜM 1. 2. 3.
Ruh kelimesinden anlaşılan anlam; değişik felsefeler, dinler ve dinlerin bazı detaylarında farklılık göstermektedir. Bir anlam kargaşasının yaşandığı bir kelime olmasından dolayı genel olarak şu tanım kabul ediliyor: Ölüm olayında bedenden ayrıldığı ve uçup gittiği kabul edilen, semantik olarak nefesi, havayı, uçup gitmeyi ifade eden, soluk veya rüzgar, nadiren de gölgedir. Her şeye rağmen farklı kültürlerde farklı anlamlar içerebiliyor ve hatta karıştırılabiliyor bile bu kavramlar. Mesela osmanlı Can ile Ruh kelimesinde olduğu gibi. Ruh her kültüre mail olan bir kelime olduğundan Hitit odalarında yaşayan yerlilerden Çinlilere kadar herkes tarafından kullanılan ve istenilen yere çekilebilen bir sözcüktür.
40 views
İnsanların işlerinde mutlu olması nasıl sağlanabilir? Çalışanların temel ihtiyaçlarının karşılanması, işe yoğunlaşmaları ve işi sevmeleri için yeterli midir? Çalışanlar, yöneticinin istedikleri ve kurumun amaçları doğrultusunda nasıl daha fazla çabaya yöneltebilirler? Çalışanların davranışlarını yönlendiren temel öğeler nelerdir? Bu ve benzeri soruların cevapları bireylerin motivasyonları düzeyleri ile ilgilidir.
Motivasyon nedir? Algıları, gereksinimleri, deneyimleri ve özlemleri birbirinden farklı olan bireyleri, bir örgüt ortamında ortak bir amaç doğrultusunda harekete geçirmektir. Motivasyon, çalışanların kurumun genel amaçlarına uyum düzeyi ve bunlara bağlılık,biz ruhunun oluşması, iş tatmininin oluşması gibi sonuçlara yol açmaktadır. Yetersiz motivasyon ise kurumda “biz” değil, “ben” değerlerinin ortaya çıkmasına, işbirliği ortamının azalmasına ve çeşitli gerginliklere yol açacaktır.
İşgöreni, organizasyon içi ve dışı fizyolojik, psikolojik ve sosyal gereksinimleri, anlayan, yorumlayabilen yönetici, ondan verimliliği maksimize etme yönünde gerektiği gibi yararlanma yollarını da bulacaktır.
Görüldüğü gibi motivasyon kavramının altında hem örgütün hem de işgörenin fayda kazanması söz konusudur. Bu ifadeyi şu örnekle açıklayabiliriz. Bir örgütün amaçlarını gerçekleştirebilmesi için bireye , bireyin de ekonomik ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için bir işe ihtiyacı vardır. Eğer birey yapacağı işi ne kadar hoşnut olarak ve inanarak yaparsa yani iyi motive edilirse bu durumdan hem birey ihtiyaçlarını karşılama açısından hem de örgüt hedeflerine ulaşma yönünden o derece kazançlı çıkacaktır.
Çağdaş yöneticinin görevi de motivasyon açısından hiç de kolay bir oluşum göstermemektedir. Her şeyden önce, genel deyimle “halden anlaması” bilimsel yorumu ile ise, organizasyonel davranış ilkeleri ile içli dışlı olmuş olması gerecektir.
57 views
A ve B noktalarına birer jalon çekilir. AB doğrusuna dik hareket edilerek prizmada A ve B’deki jalonların üst üste gelmesi sağlanır. Her iki jalon üst gelmiş ise yani prizmanın içinde tek bir jalon gibi görülüyor ise prizmaya takılan şakülün izdüşümü A ve B noktalarını birleştiren doğru üzerindedir. Doğrultuya girdikten sonra AB doğrusu üzerinde hareket edilerek karşımızdaki jalonun da A ve B noktalarındaki jalonlarla üst üste gelmesini sağlarız. Bu şart gerçekleştikten sonra prizmanın ucundaki şakülün izdüşümünü zeminde işaretleriz. Dik inme işleminde biz hareket halinde iken nokta sabittir.
116 views
Bilindiği gibi hukuk; toplum halinde yaşayan insanların davranışlarını düzenleyen disiplinlerden birisi ve de en önemlisidir. İnsan tabiatı ve bencilliği, hukuk düzeni olmadan birlikte yaşanabilmesine olanak vermez. Bu nedenle toplu olarak yaşanılan yerlerde, bir düzen bir disiplin kurulması zorunludur. Toplum halinde yaşayan insanların toplum düzenini bozan davranışları değişik nitelikler gösterir. Hukuk koyduğu kurallarla bu düzeni kurar ve korur.
Konumuz suç olduğuna göre; suçun tarifi muhtelif hukukçular tarafından şekil, maddi ve sosyal bakımlardan olmak üzere çeşitli şekillerde tarif edilmiştir. Suç bir tarife göre, toplumun huzur ve sükununu bozdukları için yapılmaları yasak edilmiş ire işlenmeleri halinde cezayı müeyyide maruz bulunan fiillere denilmektedir. (BAYRAKTAROGLU, H. 1977). Başka bir tarife göre ise suç; halkın güvenliğini korumak için devletçe neşir ve ilan edilen ve ceza tehdidini havi olan bir konunun ,sorumlu bir şahıs tarafından icrai ve ihmali olabilen harici bir hareketle ve bir veya vazifeyi müstenit olmayarak ihlal edilmesidir (ÖZDÖNMEZ H. 1965).
401 views
Gazlar da ağırlıklara sahip olduklarından basınç yaparlar. İçinde yaşadığımız atmosfer ( açık hava ) büyük bir basınç yapar. Fakat biz bu basıncı hissetmeyiz. Zira, dıştan yapılan bu basıncı içimize çektiğimiz gene aynı gaz
(hava )basıncı ile dengeleriz. Dıştaki basıncın azalması (yükseklere çıkıldıkça ) içimizdeki basıncı fazlalaştıracağından damar çatlamaları ve kanamalar sonucu ölümler olabilir. Gazların basıncını ölçmeye yarayan aletlere Manometre denir. Mano-
-metreler kapalı yerlerdeki gazların basıncını ölçmek için kullanılır. Manometreleri iki bölümde inceleyebiliriz.
1- Açık manometreler
2- Kapalı manometreler
609 views
Biz, bu makalede, adından da anlaşılacağı üzere, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadar olan dönemde, Osmanlılar’daki felsefî faaliyetleri söz konusu edeceğiz. İlkin, Tanzimattan önce de, Osmanlılar’da, birtakım felsefî faaliyetlerin ve felsefe eğitiminin var olduğuna, medreselerde, özellikle de, Sahn-ı Semân ve Süleymaniye medreselerinde, matematik, astronomi ve tıp gibi aklî bilimlerin yanısıra, felsefe okutulduğuna işaret etmeliyiz (1). 3 Kasım 1839′da ilân edilen Tanzimatla birlikte, Batı’ya kapılarını açan Osmanlı İmparatorluğuna, oradan, ilkin, onsekizinci yüzyıl Aydınlanma devri devlet felsefesi girmiştir. Daha sonra da, Romantizm, Yeni Pozitivizm, Yeni Realizm, Tarihî Materyalizm, Entüisyonizm,
18 views
Türk Edebiyatı’nın yapı taşlarını oluşturan sözlü ve yazılı kaynakların tespiti hem bizim neslimiz hem de gelecek nesiller için mühim bir sorumluluktur. Derlememizi yaparken bu sorumluluk duygusuyla hareket ettik. Çalışmamızı, bünyesinde bilinmeyen sayısız kültürel unsurları taşıyan güzel Anadolu’muzun küçük bir kasabasında gerçekleştirdik.
Bu çalışmayı yapmamızın diğer bir sebebi de Senir Kasabası’nı ve halkını tanımak, sözlü geleneği yazıya geçirmektir. Kasabada derleme yapmadan önce çalışmamızda faydalanabileceğimiz halk edebiyatı kaynaklarını taradık. Sahada yaptığımız derleme sırasında gözlem ve mülakat tekniğini kullandık. Kasaba halkıyla sıkı bir ilişkiye girerek onlardan çalışmamız için kullanılacak bilgileri topladık. Milli kültürümüzü oluşturan, bizi biz yapan ve bizi diğer milletlerden farklı kılan folklorik unsurlarımıza küçük bir katkıda bulunabilmek düşüncesiyle derlemimizi oluşturduk.
420 views
1- GENEL İLKELER:
Başarılı kurumlara ilişkin araştırmalar bu kurumların temel ilke ve özelliklerinin aşağıdakiler olduğunu belirtmektedirler. Bu ilkeler güçlü bir kurum kültürünün ilkeleri ve dolayısıyla, olumlu bir kurum ikliminin de koşullarıdır.
a) Eylemden yana olmak: Bunun özü karar alma sürecinin kurumu hareketsiz bırakmasını önlemektir.
b) Hedef Kitleye yakın olmak: Hedef Kitleyi dinlemek, inanırlık ve güvenilirliğe özen göstermek ve kalite tutkusu başarının başlıca nedenleri arasında görülmektedir.
c) Özerklik ve girişimcilik: İnsanların yaratıcılıklarını ortaya koymalarına fırsat vermek ve iyi, yaratıcı girişimleri desteklemek anlayışının benimsenmesidir.
d) İnsanlar Aracılığıyla Verimlilik: İnsanları kalite ve verimliliğin temel kaynağı olarak
64 views
Ücretin Tanımı ve Önemi
Ekonomik ve sosyal bir etken olarak kabul edilmiş olan ücret hakkında açık bir anlayışa ulaşmak için, ücretin tanımı, mahiyeti ve çeşitli yönlerden gösterdiği önem üzerinde durmak gerekmektedir.Her zaman genel olarak kabul edilebilecek tanımlara ulaşmak mümkün olmamakla beraber, sosyal ve ekonomik kavramların ve terimlerin de, farklılıklar gösterseler bile, tanımlarını yapmaya ve bu yoldan düşüncelere bir açıklık yaratmaya ihtiyaç vardır. Bütün ekonomik ve sosyal olaylar gibi ücret de çeşitli anlayışlara ve tanımlara konu olmuştur. Ücret, işçi bakımından bir gelir, işveren bakımından ise bir maliyet unsurudur.. o halde, yapılacak tanımlar bu iki anlamı göz önünde tutmalı ve kavramalıdır. Bu düşüncelere rağmen ücretin tanımını yapmak mümkün değil midir? Sanıyoruz ki, mümkündür. Ancak, bu tanım veya tanımlarda daha çok açıklığa kavuşulması açısından her şeyden önce parasal ücret, reel ücret ve işgücü maliyeti arasındaki ayrılığı iyice belirtmek gerekir. Bilindiği üzere parasal ücret, işçinin gördüğü iş karşılığı, para olarak elde ettiği kazancın toplamıdır. Fakat, işçi için önemli olan para biçiminde eline geçen miktardan çok, bu para karşılığı elde edebileceği mal ve hizmetlerdir. Fiyatlar genel düzeyi arttıkça, diğer bir deyişle, paranın satın alma gücü azaldıkça, parasal ücretlerin artması işçi açısından bir önem taşımaz. Eğer fiyatlar para artışından daha hızlı bir yükselme trendi gösteriyorsa, reel ücretler azalıyor demektir. Ücreti işgücü maliyeti bakımından tanımlamak ise, sorunu işveren açısından ele almak anlamına gelir. İşverenin işçilerine para ve mal olarak yaptığı her türlü ödemeler işgücünün maliyetini teşkil edecektir.
50 views