Balıklarda mide analiz yapımının amacı belirli bir bölgede yaşayan balık türlerinin sindirim aygıtlarında hangi organizmaların ne şekilde bulunduğunu tespit etmektir. Bu şekilde yapılacak işlem için belli zaman aralıkları içinde belirlenen alanda (göl, deniz, akarsu )yakalanan balıkların sindirim muhteviyatı bulunma frekansı ve sayı yöntemleri kullanılarak incelenir. Sonuçta incelenen balıklardan elde edilen veriler bu konuda çalışmış olan bilim adamları tarafından yapılmış olan sistematik veriler kullanılarak sistematikleri yapılır. Sistematik sonuçlara göre incelenen balıkların sindirim aygıtlarından elde edilen organizmaların bitkisel organizma veya hayvansal organizma oluşlarına göre ayrılır. Elde edilen organizmalar türlerine kadar teşhis anahtarları kullanılarak tür teşhisleri yapılır.
1 views
Balık eti dondurulurken kimyasal deÄŸiÅŸmenin yanında fiziksel biyolojik deÄŸiÅŸimler ve besin deÄŸerinde deÄŸiÅŸimler görülür. Fiziksek deÄŸiÅŸimler ; balık eti dondurulurken et içindeki su buz haline dönüşür. Bu nedenle etin hacmi artar. Balığın bulundurduÄŸu uyun yaklaşık 1/9′u kadardır. Biyolojik deÄŸiÅŸim; et içindeki suyun buz haline dönüşmesi sırasında oluÅŸan buz kristalleri hücreyi parçalar. Ette bulunan mantar ve parazitler ölür .bak teriler ise ölmez ancak etkinlikleri ve çoÄŸalmaları durur Besin deÄŸerindeki deÄŸiÅŸim;birçok besleyici maddelerin oranlarında büyük deÄŸiÅŸim olmaz Ancak C vit oranı oldukça az olur. C vitamini Düşük sıcaklık derecelerinde kolayca parçalanabilir. DonmuÅŸ etin defrostu sırasında buz kristallerinin parçalandığı hücrelerin sıvısı ve beraberinde lezzet verici küçük moleküllü maddeler dışarıya çıkar
Etin Renk DeÄŸiÅŸimi
Dondurulan etlerde renk veren alyuvarlar düşük sicakligin etkisi ile parçalanir. Oksitlenmeyi kolaylaştiran enzimlerin etkisi ile ete kirmizi rengini veren hemoglobinin oksitlenmesi de etin renk degişimine neden olur. Et rengi önce koyu sonra ise gri renge dönüşür.
Lezzet deÄŸiÅŸimi
2 views
DondurulmuÅŸ besinlerin donarken biraktiklari isi geriye verilerek sahip olduklari buz kristalleri eritilir. Defrost iÅŸlemi dondurmanin tersidir.
Defrost sırasında dikkat edilecek en önemli nokta , besindeki sıvının dışarıya çık- masını önlemektir. Çünkü sıvı dışarıya çıkarken beraberinde besleyici elementleri de beraberinde götürür. Defrost iÅŸlemi uygulanan besin maddesinin merkez sıcaklığı -1′C ye ulaşınca son bulur.
Defrost
2 views
SİYASAL VE TOPLUMSAL ORTAM
Â
Osmanlı Devleti XIX. yy’da bir yandan kapütilasyonlar,Batılı devletlerin siyasal ve iktisadi denetimi ,öbür yandan halktan kopuk devlet anlayışı nedeniyle çökme sürecine girmiÅŸti.Batılı devletlerde bundan yararlanarak osmanlı egemenliÄŸine son vermek ve bölgeyi bir pazar haline getirebilmek için içten ve dıştan müdahalelere giriÅŸmiÅŸlerdir.Osmanlı yöneticilerinin önceleri çöküşü yavaÅŸlatmak için yeni uygulamalar aldıkları önlemler Osmanlı Devletinin toplum ,kültür ,sanat ,alanlarında birtakım deÄŸiÅŸmelere neden oldu.
  TANZİMAT EDEBİYATINDA ŞİİR:
Â
3 views
Servet-i fünun’ un usta ve örnek şairi olan Tevfik Fikret, İstanbul’da doğmuş ve ömrünü bu şehirde geçirmiştir. Annesini, küçük yaşta kaybetmiş (Fikret 12 yaşındayken hacca giden annesi,dönüşünde vebaya tutularak ölmüştü),babasında da uzak yaşamıştı. Bu halde dayısı ve yengesi,ona sıcak bir şefkat gösterdiler. Fikret 23 taşına gelince de kızları Nazime Hanım’la evlendirdiler.
1881’de ,Galatasaray Sultanisi’ni bitirmiş olan Fikret,çalışkan bir öğrenciydi .Sultanide, Recaizade Ekrem ve Mallim Naci gibi birbirine zıt iki karakter ve düşünüşte üstadlardan edebiyat okumuştur.
22 views
Dil devriminin Atatürk’ün görüşündeki yerini tespit edebilmek için, kendisinin bu konudaki düşüncelerini ele alacağız. Diyor ki:
“…Millet dil, kültür ve ülke ile birbirine baÄŸlı vatandaÅŸların teÅŸkil ettiÄŸi bir toplumdur.”
Atatürk, dil bağını, ulus olabilmenin ilk şartları arasında görmüştür. Gerçekten de bu devrim, ulusal bir kültürün yaratılabilmesi için ulusal bir dilin yeniden canlandırılması amacına yöneliktir.
Çünkü, ulusal birliğin ilk unsuru kültür birliğidir. Halkla aydını birbirine yaklaştıran en etkili araç hiç kuşkusuz, her iki zümrenin kolaylıkla anlaşabilecekleri sade bir dildir. Atatürk 1932 yılında:
“Türk dilinin, kendi benliÄŸine, aslındaki güzellik ve zenginliÄŸine kavuÅŸması için bütün devlet teÅŸkilatımızın, dikkatli, ilgili olmasını isteriz” (Söylev ve Demeçler, C. I, 5. 311)
demiÅŸ ve bu amaçla da 1932 yılında “Türk Dilini Tetkik Cemiyeti”ni kurmuÅŸtur. Bu cemiyet aynı yıl içinde “Türk Dil Kurumu” ismiyle çalışmalarını Atatürk’ün yakın gözetimi altında sürdürmüştür).
16 views
  Çok öven, metheden manasına gelen kelime dini bir telmih taşır ve Peygamberin övücüsü manasında kullanılır. Daha sonraları taklitlerle hikaye anlatan manasını kazanmıştır.Meddah bugünkü tek kişilik tiyatroların başlangıcı sayılabilir.
Eski ozanlarla onların devamı saz şairlerini hatırlatan meddah, hikaye anlatıcısı demektir. Meddah, kıssahan şehnamehan ve mukallit kelimeleri ile eş manada kullanılmıştır. Meddahlık, hikaye ve taklit yapma sanatıdır. Meddah, bir sandalyeye oturarak dinleyicilerine hikaye anlatır. Bu hikayelerin bir kısmı anonim eserlerdir; bazılarının yazarları bellidir. Karagöz ve Ortaoyunu’nda görüleceği üzere günlük hayat hadiseleri, masallar, destanlar, hikaye ve efsaneler meddahın repertuarına girerler.
39 views
“HECECİLER” adıyla anılan, Hecenin BeÅŸ Åžairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy) 1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meÅŸrutiyet dönemindeki Milliyetçilik ve Türk halkını bir araya toplama sürecinde ortaya çıkmış; yurt sevgisini dile getiren hece ölçüsüylüe ÅŸiirler yazarmışlardır. “KonuÅŸulan güzel Türkçeyi yazı diline geçirerek yeni ve büyük davayı kazanan ve kazandıranlar” olarak nitelendirilen Hececiler; Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin’lerin baÅŸlattıkları “Yeni Lisan” anlayışının etkisiyle, Osmanlıcadan arınan bir dille ÅŸiir yazamaya yöneldiler. Ulus/ulusçuluk bilincini sürekli ön planda tutmuÅŸlardır.
Beş Hececiler Hareketi, aruzla yazanlara bir tepkiydi, biçimde ve içerikte sadeliği getirdi. Bu işlevlerinden öte, bir rejimin sorunlarını da tartışmaya yönelmişlerdir.
56 views
|   1921, bir devlet için gerekli kurum ve organların oluÅŸturulduÄŸu yıl olmuÅŸtur. TBMM Hükümeti 1921 yılı başında bir taraftan 6 Ocak’ta baÅŸlayan Yunan saldırısına cevap verirken diÄŸer taraftan da isyan eden milis kuvvetlerini tasfiye ederek devlet otoritesini etkin kılmak, düzenli orduyu oluÅŸturmak, anayasa yapmak ve ilk bütçeyi hazırlamak gibi yeni devletin kuruluÅŸuna yönelik önemli sorunlarla da uÄŸraÅŸmıştır.
İstanbul’un iÅŸgali ve son Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nın itilaf kuvvetlerince basılıp çalışamaz hale gelmesi üzerine Mustafa Kemal ve arkadaÅŸlarınca Ankara’da bir meclisin toplanması kararlaÅŸtırıldığında, bunun “kurucu” mu yoksa “normal” bir meclis mi olacağı tartışmaları gündeme gelmiÅŸti. Mustafa Kemal, kurucu niteliklere sahip bir meclis, yani anayasa da yapacak bir meclis olmasını istemiÅŸti. Ancak böyle bir ifadenin bazı kafalarda, yeni bir devlet kuruluÅŸunu çaÄŸrıştırıp seçimlerin engelleneceÄŸi anlaşıldığından, Meclis’in olaÄŸanüstü yetkilere sahip (selahiyet-i fevkaladeye sahip) bir meclis olarak toplanması kararlaÅŸtırılmıştı. |
37 views
Bu takımın bir adını da, bazı yörelerde, ‘Uzun olta’ denilmektedir. Gerek donam gerekse kullanma şekli, yeldirmelerin aynı olduğu için, bilhassa değinmek istedik.
Diğer taraftan, bu takımın donam çalışmaları, çok zor ve hayli marifet isteyen bir beceriyi gerektirmesine rağmen, avındaki bereket sebebile, değinmeden geçemedik.
28 views