Dünya Ekonomisinde Kalkınmanın Evreleri

1900-1913 LİBERAL BİR DÜNYA DÜZENİNİN POLİTİKALARI

Klasik liberalizm ilkelerine uygun dünya düzeninin yaşandığı dönemde önemli derecede büyüme oranları görülmüştür. Aynı zamanda dönem, uluslararası göçün zirveye çıktığı, ticarette uzmanlaşmaya gidildiği, ölçek ekonomilerinin sağladığı verimliliğin etkisiyle hızlı ihracat artışının yaşandığı dönemdir. Altın standartının en parlak zamanlarının yaşandığı bu yıllarda, her yerde döviz kurları egemedi. Uluslararası ticarette serbestliği varken, miktar kısıtlamaları ve tarifeler uygulanmıyordu.

ÜLKELERİ

Uygulanan politikların temelini sorumluluk ve sağlam ilkeleri oluşturuyordu. Hükümet harcamaları ve oldukça düşüktü. harcamalar eğitim ve önleyici sağlık harcamalarının dışına çıkmıyordu. ve refaha yönelik harcamalar denecek kadar azdı. dışında, diğer ülkelerde devletin kalkınmadaki rolü çok azdı. Kaynakların dağılımı piyasa koşullarına dayanıyordu.

131 views

27 Haziran 2011
Okunma 131
bosluk

Marcel Proust ve Görüşleri

Giriş

“Proust’ hiçbir değildir” [1]

denklemin zorluğu kitabın ve Proust’un hacminden kaynaklanmaktadır çoğu zaman. Karşılaşılan zorluk, Türkçe’de yedi ayrı dilde yayılarak yayımlanan serinin aslında kitap olduğunun kavranılmasıdır. Önceden kitap hakkında hiçbir şey bilmediğimizi varsayarsak son cildi okumaya başlayana kadar aylardır esrik şehvetle okuduğumuz şeylerin, çevresinde dolaşan yüksek sosyetenin, aşkın, kıskançlığın – ki son ikisi Proust’ta çoğu zaman iç içedir – ’un ve Gomorra’nın, sanatın, uykusuzluğun, hastalığın aslında tek bir romanın parçası olduğunu anlamıyla idrak etmemiz mümkün değildir.

Bütün kitaba dıştan bir bütün olarak bakıp tekrar okumaya başlanıldığında, her şeyin büyük bir incelikle kurgulanmış bir düşüncenin ürünü olduğu ediliyor. Ancak bu kadar çok sayfaya (yararlanılan baskılarda toplam 3026 sayfa) ve yedi cilde yayılan bir eseri tam anlamıyla kavramak ilk tahlifte zor oluyor. Tabii bunu başardıktan sonrası – tabii başarabildiysek – zor değilse.

10 views

27 Haziran 2011
Okunma 10
bosluk

Yazılarıyla Namık Kemal

Medeniyetinden İbret Dersi adlı yazısında, medeniyete şuurlu bakışın dayanışmayı doğuracağını, dayanışmanın okula götüreceğini, okulun tezgahları işleteceğini, tezgahlardan fabrika ve bankaya yükselmenin mümkün olacağını, böylece memleketin refaha ve servete kavuşacağını söylüyor.

Başka bir yazısında, ile fert arasındaki ilişkiyi kamu hukuku ile ferdi hukukun ilişkisi şeklinde ifade ediyor. Bir dağın iki tarafında oturanlar dediği iki görüşü, hürriyetsiz monarşistlerle hürriyetli cumhuriyetçileri karşılaştırıyor.

Avrupa Şarkı Bilmez başlıklı yazısında, batıcılık kompleksine cevap veriyor: “Biz şimdiye kadar Avrupa dillerinde şarka okunmaya değer bir kitap görmedik” diyor. “Şarkın hallerini öğrenmek isteyenler ne şekilde maksatlarına ulaşabilsinler?  Mesela d’Ohsson veya ’in Osmanlılar hakkında yanlış mütaleaları”.  ’in Cengiz’den zalim gösterilme­si misaller veriyor.

9 views

26 Haziran 2011
Okunma 9
bosluk

Namık Kemal’in Siyasal Hayatı Ve Düşünceleri

’in siyasi projesi yakın­dan incelendiğinde, modernleşme yanlısı Osmanlı yönetici elitinin, Batı’yı algılama ve değerlendirme perspektifleri ile ’ın modernleşme yanlısı paketine yönelik eleştirileri ve katkıları anlaşılacaktır. Osmanlılar hareketinin diğer üyelerin­den esaslı farkı, siyasi teori ve ­sefe geliştirme çabasıdır. Geleneksel /Şark/Osmanlı siyasi düşüncesi içinde, Batı klasik siyasi düşüncesi, te­ ve felsefesi ile karşılaşmak ve temelden farklı iki alan arasında bir uzlaşma girişiminde bulunmak, Osmanlı entelektüel hayatı açısından dikkat çekici bir dönüm noktası sayı­labilir. Namık Kemal (ve olarak Osmanlılar) açısından güç bir görev söz konusuydu. Medeniyet Projesi’ni tarif etmeleri gerekiyordu. Batı medeniye­ti karşısında, algıda ve kabulde bir se­çicilik söz konusuydu. Bu, yalnızca Osmanlı/Türk siyasi düşüncesinin gün­demi değildir. “Batı Medeniyeti Soru­nu” ile karşı karşıya kalmış olan bütün toplumların ve coğrafyaların ortak paydasıdır. Hepsi de, geçmişleri­ni ve varlıklarını belirli ölçülerde koru­yarak, medenileşmenin yollarını ­den keşfetmeye çalışmışlardır. Bu ba­kımdan, ne Namık Kemal, ne Os­manlılar ve ne de Osmanlı/Türk tecrü­besi özgün bir örnektir. Namık Kemal olsun, diğerleri olsun, “Batı Medeniye­ti” karşısında “Doğu/Osmanlı/İslam Medeniyetini ısrarla ve sabırla savunmuşlardır. özgün olan, ­laşma çabasının kendisi değil, çabanın içeriğidir.

165 views

26 Haziran 2011
Okunma 165
bosluk

Siyasi Partiler Bazında Demokratikleşme Hareketleri

Türkiye Cumhuriyetinin rejim yapısını belirlemeye yarayan ve demokratiklik belirtisi olan en önemli kurumlardan meclistir. T.B.M.M. nine kuruluş ve çalışması üzerinde durmak gerekir. Türkiye’ demokrasi tarihinde meclis. I. Meşrutiyet ile  gerçekleşmişti. I. Meşrutiyet ve Kanun-i Esasi uzun ömürlü olmadı. Osmanlı- savaşındaki ağır yenilginin yarattığı ortamdan yararlanan II. Abdülhamit Meclis-i Mebusan’ı dağıttı ve Kanunu-i Esasiyi uygulamadı. I. Meşrutiyetin başarısızlıkla sonuçlanmasının asıl sebebi, hareketin halktan kopuk olması, siyasi partilerin bulunmaması, kültürel ve yokluğu ile birikimin oluşumunu sağlayacak demokratik yapılanmanın bulunmaması idi. II. Abdülhamid’i II. Meşrutiyeti yeniden ilanına zorlayan İttihat ve Terakki  hareketi ile 1908 de yeniden anayasalı meclisli  dönem başlamış oldu. Hatta 1909 da 31 mart olayı ile padişahın hakları da sınırlandırılmıştı. II. Meşrutiyet dönemi siyasi fikir, anarşisini ve İttihat ve Terakki ile en büyük rakibi olan Hürriyet ve İtilaf partisi arasında düşmanlıkla açıklanan bir partizanlığa yol açtı. partizan düşmanlık savaşında en acı bir şekilde yaşandı.

52 views

25 Haziran 2011
Okunma 52
bosluk

Osmanlı Islahat Hareketleri Ve Tanzimat

Osmanlıda ıslahat hareketlerini doğuran neden, anlamda Batının dünya ölçeğinde konumu ve bunun Osmanlı’ etkisidir. Nitekim Batıda 13. ’dan itibaren ilişkilerini ön plana çıkaran yeni bir üretim tarzı ağırlık kazanmaya başlamıştır. yeni üretim biçimi, 15. Ve 16. Yy’larda ki Rönesans hareketinin yol açtığı bilimsel devrimle birleşerek, sınai kapitalizmi dönüşmeye başlamıştır. Üretim hacminin artması, sermaye yatırımlarının çoğalması süreci Batının teknolojik üstünlüğünü doğurmuştur. “bunun yanı sıra 16. Yy’dan itibaren ulusal devletlerin ortaya çıkmaya başlaması; Rönesans hareketinin bireyi cemaat cenderesinden kurtarması; Reformasyon hareketi ile evrensel kilise idealinin yıkılması; ekonomik gelişmelerin dayattığı coğrafi keşifler ve sömürgeleştirme hareketi Batı Avrupa’yı tamamen başka bir getirmiştir”[1].Diğer yandan Osmanlı İmparatorluğunun 18.yy’ yenilgileri ve giderek büyük bir güç olma niteliği kaybedişi, Avrupa kuvvet dengesini de değiştirmiştir. Artık Batı için Osmanlı, üstünlüğünün yanı sıra, ekonomik bakımdan da gücünü yitiren bir görünümündedir. Osmanlı devleti artık Batı ülkeleri için bir tehdit olmaktan çıkıyor ve Doğu tehlikesini, temsil ediyordu. “ ’nın yükselişi Avrupa düzenine yeni bir biçim vermiş ve Osmanlı devletinin yerini ve işlevini de kökünden değiştirmiştir. Artık Osmanlı devleti, Doğudan gelen bir tehdit değil, ’ya karşı kullanılacak bir frendir. Kısacası bir tampon devlettir”[2]

4 views

25 Haziran 2011
Okunma 4
bosluk

Kamuoyu Ve Tarihsel Süreci

1. Kavramı ve Kamuoyunun Anlamı

1.1 Kamuoyu

Kamuoyu sözcüğü “Kamu” ve “” sözcüklerinin 1 birleşmesi ile oluşmuştur.

Kamuoyu kavramını oluşturan sözcüklerden birincisi İngilizce’de “public” sözcüğünün karşılığı olan kamu, şu anlamlara gelmektedir:

1. ülkede yaşayanların tümü,

2. Özele karşıt olarak topluma açık ve olan her şey,

3. Herkesi ilgilendiren,

88 views

24 Haziran 2011
Okunma 88
bosluk

Milli Bilinci Uyandırma Çabaları, Kurtuluş Savaşı, Kongreler, Savaşlar

PAŞA’ SAMSUNA ÇIKIŞI

( 19 Mayıs 1919 )

Mustafa Kemalin Samsuna çıkışından T.B.M.M. nin açılışına kadar geçen süre ulusal mücadelenin “Hazırlık Dönemini” oluşturur ve dönemi olarak adlandırılır.

ateşkes antlaşması imzalandıktan sonra Mustafa Paşa, yıldırım orduları komutanlığına getirildi. görevde iken ateşkes antlaşmasının komutanlık bölgesinde İngilizlerce yanlı uygulanmasına karşı koydu. Yapılan baskı sonucu görevinden alınarak 13 kasım 1918 de İstanbul’a . Padişahı ve Osmanlı kurmayındaki arkadaşlarının desteğini sağlayarak kendisini 9. müfettişliğine atamıştır.

NOT 1: Mustafa Kemal İstanbul’un resmen olmasa da işgal altında bulunmasından dolayı kurtuluşun ancak da gerçekleşeceğine inanıyordu.

30 nisan 1919 da 9. ordu müfettişliğine atanan Mustafa Kemal in bu göreve padişahça gelmesinin sebepleri şunlardır;

    829 views

    23 Haziran 2011
    Okunma 829
    bosluk

    Türkiye’nin Sosyo-Ekonomik Yapısı

    I- GİRİŞ

    “Ziya Gökalp’in Türk Modernleşmesindeki Önemi” konulu çalışmada, öncelikle, II. Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte önem kazanan İslamcılık, Batıcılık, Türkçülük akımlarından ve akımlar içinde Ziya Gökalp’in yerinden bahsedilecektir. Bundan sonra Ziya Gökalp ideolojisinin özellikleri ele alınacak, onun, Türkiye’ oluşum aşamasına ideolojik anlamda etkileri tartışılacaktır. Üzerinde asıl olarak durulacak konu Ziya Gökalp’in “Hars ve Medeniyet” ayrımıdır.

    II- ÜÇ DÜŞÜN AKIMI

    1908 yılında II. Meşrutiyetin ilanı ile birlikte geniş kapsamlı ideolojik farlılaşma dönemi başlamıştır. 1908 olayının nitelik bakımından “inkılap”[1] mı, yoksa “ihtilal”[2] mi olduğu konusu tartışma yaratmıştır. Yaygın görüş, ihtilal niteliğinde olduğundan yanadır, çünkü bir inkılap, gelişmenin yollarını açacak şekilde toplumun başlı ve kurullarının yeni temellere oturtulması demek olmalıydı. (BERKES, 1978? ; 404)

    29 views

    23 Haziran 2011
    Okunma 29
    bosluk

    Türkiye İçin Avrupa Stratejisi

    Birliği’ genişlemesi kapsamında 13-14 Aralık 1997 tarihli Lüksemburg Zirvesi öncesinde sürdürülen girişim ve temaslarda Türkiye’ genişleme sürecinde kazanacağı konum ele alınmış ve Türkiye’ sürecin dışında kalamayacağı vurgulanarak, diğer ülkeler için öngörüldüğü , katılma öncesi stratejisinin oluşturularak hayata geçirilmesi hususu öncelikli talebimiz olarak ortaya konmuştu.

    Lüksemburg Zirvesinde Türkiye diğer adaylardan farklı bir konuma oturtularak, onlar için öngörülen katılma sürecinin dışında bırakılmıştır. Bununla birlikte, AB Komisyonu, Türkiye’nin ihtiyaçları doğrultusunda ülkemizi üyeliğe hazırlamak amacıyla Türkiye’yi AB’ne yaklaştırmayı hedefleyen bir Strateji hazırlamak ve hayata geçirmekle görevlendirilmiştir. Komisyon bu görevlendirme uyarınca bir çalışma gerçekleştirmiş ve Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne katılıma hazırlamak şeklinde tanımladığı Strateji’nin unsurlarını 4 Mart 1998 tarihinde açıklamıştır. Komisyon iç prosedür gereği Strateji belgesini Konseyin onayına sunmuş ve gerekli incelemeler yapıldıktan ve onay prosedürleri tamamlandıktan sonra, sözkonusu belge, üzerinde bir değişiklik yapılmaksızın Zirvesinde onaylanmıştır. Belge bilahare, 30 Haziran 1998 tarihinde yapılan Ortaklık Komitesi toplantısında tarafımıza resmen sunulmuştur. Strateji Belgesinde yer alan mülahazalar ve somut olarak sunulan işbirliği alanlarını aşağıda görüldüğü şekilde sıralamak mümkündür;

    5 views

    22 Haziran 2011
    Okunma 5
    bosluk
     Son Yazılar FriendFeed

    Tavsiye Bağlantılar