Tanzimat Edebiyatı

SİYASAL VE TOPLUMSAL ORTAM

 

Osmanlı Devleti  XIX. ’da yandan kapütilasyonlar,Batılı devletlerin siyasal ve iktisadi denetimi ,öbür yandan halktan kopuk anlayışı nedeniyle çökme sürecine girmişti.Batılı devletlerde bundan yararlanarak  osmanlı egemenliğine son vermek ve bölgeyi bir pazar getirebilmek için içten ve dıştan müdahalelere girişmişlerdir.Osmanlı yöneticilerinin önceleri çöküşü yavaşlatmak için uygulamalar aldıkları önlemler  Osmanlı Devletinin  ,kültür , ,alanlarında birtakım değişmelere neden oldu.

   TANZİMAT EDEBİYATINDA  ŞİİR:

 

3 views

7 Ocak 2012
Okunma 3
bosluk

Atatürk’ün Spor Politikasi

Büyük Atatürk’ün ölümünü takip günlerde, o zamanlar yalnız ’nın değil, dünyanın en ünlü gündelik olan ve da yayınlanan “L’Auto”, yayınladığı geniş makalede “Atatürk’ün spora verdiği büyük önemi uzun överken şunları da yazmıştı:

“Dünyada defa beden eğitimini mecburi kılan adamı o oldu. Yalnız kağıt üzerinde, nutuklarda değil, bilfiil yerine getirdi. Stadyumlar ve çeşitli ettirdi. evlerinin spor kollarını bizzat mürakabe . Milletin mukadderatına olduğu günden itibaren Türkiye’de spor, gittikçe artan bir önem ve değer kazandı”

Atatürk, ileride de izah edeceğimiz gibi, dünyada beden eğitimini ülkesinde mecburi kılan ilk devlet adamıydı. Onun “Sağlam kafa , sağlam vücutta bulunur” sözü de, yarattığı genç Türkiye devletinin geleceği için düşündüğü ana esaslardan biriydi hiç kuşkusuz. , Cumhuriyetin ilanından önceki günlerde hazırlanan hükümet programlarında da görmek mümkündür.

12 views

2 Ekim 2011
Okunma 12
bosluk

Atatürk’ün Spor Politikasi

Büyük Atatürk’ün ölümünü takip günlerde, o zamanlar yalniz , dünyanin en güçlü günlük olan ve ’da yayinlanan “L’Auto“, yayinladigi genis makalede Atatürk’ün spora verdigi büyük önemi uzun uzun överken su satirlara da yer vermisti:

“Dünyada defa beden egitimini mecburi kilan adami o oldu. Yalniz kâgit üzerinde ve nutuklarda degil, bunu bilfiil yerine getirdi. Stadyumlar ve çesitli ettirdi. Halkevlerinin spor kollarini bizzat mürakabe etti ve milletin mukadderatina hâkim oldugu günden itibaren Türkiye’de spor, gittikçe artan bir önem ve deger kazandi…”

Atatürk ileride de görecegimiz ; gerçekten, dünyada beden egitimini ülkesinde mecburi kilan ilk devlet adamiydi. Onun “Saglam kafa saglam vücutta bulunur” sözü de, yarattigi genç Türkiye devletinin gelecegi için düsündügü ana esaslardan biriydi hiç kuskusuz. Cumhuriyetin ilanindan önceki günlerde hazirlanan hükümet programlarinda da bunu bulmak ve görmek mümkündür.

22 views

20 Eylül 2011
Okunma 22
bosluk

Tekstil Sektöründe Standartların Önemi

A.)  Standartların Önemi

&;

Standartları yaratan unsurlar ;

  • Tüketici istekleri
  • Üretimin rasyonelleştirilmesi
  • Ticari ilişkiler
  • politikaları
  • Doğayı önlemleridir

242 views

23 Ağustos 2011
Okunma 242
bosluk

Örmecilik Nedir, Nasıl Yapılır

Türkiye’      en       gelişmiş         endüstri       dallarından       biride      tekstildir. İlk
dönemlerde     devletin    girişimleriyle       bulan   tekstil   endüstrisi    sonraları  özel   teşebbüsün   katkıları    ile     üst   düzeyde  ve  bilinçli      aşamadan  geçerek  bugünkü  durumuna  gelmiştir.

&;

  gelişim  süreci  içerisinde  üretilen  malları  iç  pazarda  olduğu  kadar, dış   pazarda  da  tutunabilmeleri  için     teşvikinin  büyük  payı  olmuştur. Özellikle  dış  pazara  açılabilmede   üretilen   mamüllerin    yüksek  kalitede  ve  özelliklerde  olması  bir  zorunluluk  halindedir. Bu   nedenle   tekstilin    önemli  bir  alt  dalı olan  örme  mamülleri  içinde  aynı  ön  şartlar   geçerli   olmaktadır. Zira  bugün  pazarlamada    dokunun  görünüşü   ve   tutumunun  yanında  sıklık, ağırlık, yoğunluk, esneklik ve bazı  fiziksel  faktörler  daha  önemli       görünmektedir.  Bu  yüzden    gerek  üretim  süresinde, gerekse   bitim  (terbiye)  ve     işlemlerinde  kaliteyi  yükseltici  tedbirlerin  alınması  ve  işlemlerin  ciddi  olarak   sürdürülmesi  gerekmektedir. Bu  şartlar aynı  zamanda  işlemlerin  verimliliklerini   ve  ömürlerini  etkilemektedir.

9 views

25 Temmuz 2011
Okunma 9
bosluk

Türkiye Cumhuriyeti’ne Yönelik Tehditler

  1. KAVRAMI

Devlet, ülkede, hükümete ve ortak kanunlara bağlı olarak yaşayan milletin da milletler, topluluğunun meydana getirdiği siyasi ve bir organizasyondur (1). İnsanlar toplu olarak yaşamaya başladıkları itibaren, bu toplu yaşamı organize hale getirecek kurallara ve bu kuralları uygulayacak bir otoriteye ihtiyaç duymuşlardır. Bu ihtiyaç, devlet adı verilen kurallar ve kurumlar sisteminin doğmasına açmıştır. Bu sistemin işleyişinde devletin, onun varlığına ihtiyaç duyan bireylere karşı bir takım görev ve sorumlulukları olduğu , o devlete mensup olan insanların da devlete karşı bazı ödev ve sorumlulukları vardır.

temel işleyişini belirleyen anayasamız, devletin görev ve sorumluluklarını; Türk milletinin bütünlüğünü, cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişi ve toplumun huzur ve mutluluğunu sağlamak, temel hak ve hürriyetlerin sosyal devlet ve adalet anlayışı içinde eksiksiz olarak uygulanmasını gerçekleştirmek (2) olarak ifade etmiştir.

Devlet, bu görevlerini yerine getirebilmek için, mensubu olan bireylere, bazı ödevler yüklemiştir. bu ödevlerin en önemlisi, devletin varolmasını ve görevlerini, yerine getirmesini sağlayan yasalara, mutlak bir biçimde itaat edilmesidir.

Bunun bilincinde olan büyük Atatürk, dünyada diktatörlükler dönemi yaşanırken, dünyasında bir ilki gerçekleştirmiş ve yoktan var ettiği genç Türk devletini, demokratik ve temele oturtmuştur. 1921 anayasasında “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Hükmüyle başlayan bu süreç, inkılaplarla taçlandırılmış ve günümüzün modern, demokratik ve , devlet ve yapısına ulaşılmıştır.

19 views

12 Temmuz 2011
Okunma 19
bosluk

19.Yüzyılda Rusya Ve İzlediği Politika

ve kıtaları arasında köprü konumunda olan Türkiye, Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan boğazları, Orta , Kafkasya ve Ortadoğu’daki doğal enerji kaynaklarının kesiştiği noktadaki jeopolitik konumuyla bütün dünyanın dikkatini çekmektedir.

Geçmişte Osmanlı devleti, bugün de Türkiye, jeopolitik ve jeostratejik konumundan dolayı çeşitli entrikaların çevrildiği alan olmuştur. Osmanlı devletini parçalayarak tarih sahnesinden silmek isteyen sömürgeci devletler, bu entrikalarında yüzlerce yıldır Türklerle dostça yaşayan Ermenileri kullanmışlardır.

Osmanlı-Rus ’nden (1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı) önce bir yoktur. Bu mesele, ’nın, bazı Türk şehirlerini işgal ettikten sonra, buradaki Ermenileri kendi emellerine alet ederek istiklal amacı ile Babıâli’ye karsı kıskırtmasıyla baslamıstır. Ayastefanos ve Antlaşmaları’ na, Ermenilerin bulunduğu yerlerde ıslahat yapılmasına hükümler konulmasından sonra, bu hükümlere dayanılarak, büyük devletlerin Osmanlı Devleti’ iç islerine müdahalelerde bulunmasıyla Ermeni meselesi ortaya çıkmıştır.

Aslında Ermeni meselesi, ‘Şark Meselesi’nin bir parcasını teşkil etmektedir. Ermeni meselesinin ortaya çıkış sebeplerinin, Osmanlı Devleti toprakları üzerinde yasayan Ermenilerin sosyal, kültürel, , idari ve siyasi statülerinden kaynaklanmadığı; bu meselenin temelinde, suni olarak yaratılan ve ‘Şark Meselesi’ ile anılan milletlerarası bir emperyalist stratejinin, güçler dengesi politikasının yattığı bilinmelidir.

117 views

12 Temmuz 2011
Okunma 117
bosluk

Çağdaş Devlet Sistemleri

İRAN DEVLET SİSTEMİ Batı ’da devlet olan İran’ı kuzeyinde Ermenistan,, Denizi ve Türkmenistan,doğusunda Afganistan ve Pakistan,batısında Irak ve Türkiye,güneyinde ve Denizi vardır.Yüzölçümü 1.648.000 km² olan İran’ın başkenti ,resmi Farsça’dır.

Ülkede Türkler,Araplar,Kürtler,,Ermeniler’den oluşan önemli bir azınlık vardır.

TARİHÇESİ   :   Çok eski bir medeniyet olan İran’a 18.yy’dan sonra Zend,Kaçar ve Pehlevi hanedanları gelmiştir.1770’lerde Türkmen soylu Kaçar hanedanı iktidardadır.Aşirat yapılı hanedan devlet yönetimini bilmemektedir. yüzden Mollalardan yardım almışlardır.-Sultan- üçgeni bu dönemde ortaya çıkmıştır.Batı ise bu dönemde -Toprak Ağası-Tüccarlarla ilişki kurdu ve modernleşme politikası sonucu İran’a girdi.Fakat bu modernleşme tıpkı Osmanlıdaki gibi tepeden inme idi.Batının bu politikaları 1906’da meşrutiyetle sonuçlanmıştır.Fakat devrim Azerbaycan’da uygulanmamış,bunun üzerine ayaklanmış ve ayaklanma on gün sürmüştür.Bunun üzerine meşrutiyet fermanı burada da yürürlüğe girmiştir.

Tahran’da meclisin bombalanmasına kadar meşrutiyet sürebilmiştir.Azerbaycan ise tekrar ilanını istemiştir.Bunun üzerine durumdan korkan Şah meşrutiyeti tekrar ilan etmiştir.Bu Kaçar Hanedanının tasfiyesini de kolaylaştırmıştır.

79 views

10 Temmuz 2011
Okunma 79
bosluk

İşkence’ye Genel Bir Bakış

I.1. İşkence Nedir?

İşkence, başlarına da herhangi otoritenin ile ya da birden fazla kişinin, diğer kişiyi bilgi vermeye, itirafta bulunmaya ya da diğer herhangi nedenle zorlamak için kasıtlı, sistematik ya da nedensiz olarak gerçekleştirdiği fiziksel ya da ruhsal acıdır. [1]

Yukarıda da belirtildiği , söz konusu muamele, yetkili otoritenin bir temsilcisi tarafından ya da onun muvafakatiyle yapılmış olmalıdır. , herhangi bir görevlisinin işkence ya da fena muameleye potansiyel olarak iştirak edebileceğine işaret eder. Böyle olmakla birlikte, bir soruşturmada bilgi elde etmek, ya da giderek çok görüldüğü gibi, bir ayaklanma ya da kargaşa karşısında, bir bütün olarak topluma göz dağı vermek gibi amaçları göz önüne alındığında, işkencenin başlıca aktörlerinin soruşturması sürecinde yer alan görevliler ve devletin güvenliğinden sorumlu memurlar olduğunu saptamak hiç de şaşırtıcı değildir.

I.2. İşkenceyi Yapar?

104 views

30 Haziran 2011
Okunma 104
bosluk

Sosyal Sorumluluk Kavramının Tarihsel Gelişimi

Sosyal sorumluluk ile ilgili büyük kaygılar geçmişte yaşanan çeşitli olaylardan kaynaklanmaktadır. Sosyal sorumluluklar, 1800′lü yılların sonunda büyük şirketlerin sayılarının artmasıyla kavramsal olarak ortaya çıkmıştır (sanayi liderleri olan, John D.Rockefeller, ve ). O dönemlerde, baskı da anlaşma ile verilen komisyonlar ve sabit fiyat anlaşmaları anti-rekabet uygulamaları hükümetleri yasal reformlar yapmaya itmiştir.Tarihin kaydettiği en önemli bunalımlarından biri olan ve 1929 yılında patlak “büyük çöküntü” () başta Amerika Birleşik Devletleri ve Batı ’nın sanayileşmiş ülkeleri olmak üzere pek çok ülkede büyük oranda işsizliğe ve üretim kayıplarına açmıştır. dönemle birlikte sosyal sorumluluk kavramındaki gelişmelerin hız kazandığı görülmektedir.1936′da Şirketi tarafından olarak, sosyal sorumlulukları ve davranış şekillerini tartışmak için üst düzey yöneticilerin katıldığı toplantılar düzenlenmiştir. 1960′larda sivil örgütler, kadın hakları ve çevrecilik gibi sosyal hareketler, şirketlerin sosyal sorumluluklarına halkın verdiği değerlerin gelişmesine ışık tutmuştur. Belirtilen tarihsel gelişim üç önemli sosyal sorumluluk perspektifini ortaya koymuştur. Bunlar; gizli el, ve yönetim yaklaşımlarıdır.

63 views

29 Haziran 2011
Okunma 63
bosluk
 Son Yazılar FriendFeed

Tavsiye Bağlantılar