Bir ülkenin diÄŸer ülkelere yönelik tutumu, uluslararası sorunlara savaÅŸ ve barış ortamınÂda çözüm aranırken izlediÄŸi düşünce ve davraÂnışların tümü.
Siyasal ve iktisadî yapıları, sosyal ve kültürel seviyeleri ne olursa olsun, belli bir dış politikaÂya sahip olmak zorunda olan devletlerin, ulusÂlararası sistemin bir üyesi olarak yalnız baÅŸlarıÂna, dışarısı ile İliÅŸki kurmadan yaÅŸamaları mümkün olmadığından yabancı devletlerle ekonomik, ticarî, hukukî, sportif, kültürel, siÂyasî vb. alanlarda çeÅŸitli düzeylerde iliÅŸki kurÂmaktadırlar. Uluslararası iliÅŸkilerde bağımsız bir aktör olarak rol oynayan devletler, farklı düzeylerde İliÅŸkileri sadece diÄŸer devletlerle kurmakla kalmamakta, çağımızda giderek geÂliÅŸen biçimde uluslararası ve uluslar üstü çok sayıda örgüt ile tle iliÅŸki kurmakladırlar. DevÂletlerin diÄŸer devletlerle iliÅŸkileri savaÅŸ ve baÂrış dönemlerinde farklı ÅŸekillerde ortaya çıÂkar. Günümüzde genelde dış politika deninÂce, barış dönemindeki iliÅŸkiler anlatılmak isÂtenmektedir. Barış dönemindeki iliÅŸkiler ekonomik, siyasal, sosyal, kültürel, askerî vb. alanÂlarda kurularak yürütülür. Bir ülkenin dış poliÂtikasının oluÅŸması ve izlenmesinde belirli amaçlar gözetilir ve deÄŸiÅŸik faktörlerin etkisinÂde kalınır. Her devletin siyasal gücü, İhtiyaçlaÂrı ve imkânlarının farklı düzeylerde olmasınÂdan dolayı, dış politikalar arasında da bir çeÅŸitÂlilik gözlenmektedir.
1.545 views
Despotizm (zorbalık), yönetimin kendi keyfiÂne göre hareket eden bir tek kiÅŸinin elinde buÂlunduÄŸu siyasal sistemdir. Bu sistemde devlet baÅŸtaki yöneticinin keyfi ve zorbalığa dayalı taÂsarrufları ile yönetilir. Despotun ve onun ataÂdığı yöneticilerin uymak zorunda oldukları ne bir anayasa, ne de bir hukuk sistemi vardır. Anayasaya, yasalara ve yerleÅŸik siyasal geleÂneklere sahip bulunmaması en belirgin özelliÂÄŸi olup bu rejimde kiÅŸi hak ve özgürlüklerinin bir anlamı yoktur.
104 views
Cumhuriyet büyük ölçüde belli bir seçim süreci yoluyla halkın temsili ve deÄŸiÅŸen ölçülerÂde liberal demokrasi ilkeleri İle birlikte görüÂlen, tek kiÅŸinin elinde olmayan bir yönetim ÅŸeklidir. Bu terim, XVII.yüzyıldan önce Avrupa’da yalnızca iyi teÅŸkilâtlanmış bir devlet anlamına gelmiÅŸ, ise de, cumhuriyetin baÅŸlıca karşıtı moÂnarÅŸi olmaktadır. Terim, Mac Iver’in de belirtÂtiÄŸi gibi, “Başında monarÅŸik bir önder bulunÂmayıp, hangi tür sınırlama ile olursa olsun, siÂyasî organları için belirli bir seçim sistemine sahip olan hemen her çeÅŸit devlete oldukça serbest bir ÅŸekilde uygulanmakladır”. Bu duÂrumda, Roma Cumhuriyeti, Güney Amcri-ka’daki cumhuriyetler, halta Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri, aym baÅŸlık allında toplanabil-mekıcdir. Amerikan devlet adamı Madison’ın düşüncesi, esas olarak halkın bîr araya geldiÄŸi ve doÄŸrudan doÄŸruya yönetimi icra edebildiÄŸi bir demokrasi İle, hükümetin “bütün güçlerini büyük halk kitlesinden aldığı ve sınırlı bir döÂnem için iyi davranış veya hoÅŸnutluk gösterdiÂÄŸi sürece makamlarında kalan kiÅŸilerce idare edildiÄŸi” bir cumhuriyet arasında bir ayırıma njı inekti. Fakaı, bir liberal demokrasi ile bir cumhuriyet arasındaki bu ayırımın XIX.yüzyıl-da kullanılmaz hale geldiÄŸi görülecektir. MoÂdern toplumların hepsinde, hemen hemen hiç kimse halkın iradesinin hükümet için bir teoÂrik temel oluÅŸturduÄŸunu inkâr etmemektedir.
35 views
ütçe, kiÅŸilerin, iÅŸletmelerin, kurumların veÂya devletlerin, getir ve gider tahminlerine iliÅŸÂkin olarak yaptıkları ekonomik ve rasyonel planlamaya verilen addır. Bu terimin, halk araÂsında, gelir-gider dengelemesinin ötesinde “ödeme gücü”nü ifade etmek için sıkça kullanılÂdığı da bir gerçektir. Gelir ve gider arasında akıllıca yapılan ekoÂnomik planlama mahiyetindeki bütçe fikri, inÂsanlık tarihi kadar eskidir. Zira insanoÄŸlu, kıÂsıtlı İmkânlarla sınırsız olan ve zamanla hızla geliÅŸen ihtiyaçlarını doyurabilmek için, akıllı davranmak, zaman ve imkânları en İyi ÅŸekilde kullanmak zorundadır. Bütçe, Latince “bulga” (kese, torba) kelimeÂsinden türetilmiÅŸ olup, ilk defa İngiltere’de, XVII. yüzyılda, siyasal ve ekonomik içerikle kullanılmıştır. Bütçe sözcüğünün yaptığı günÂcel çaÄŸrışım, genelde siyasal niteliktedir. Bu nedenle, bütçe denildiÄŸinde, hemen akla geÂlen kamu (devlet)’dur. Zira kamu bütçesi, devÂlet veya benzeri kurumların, yıllık gelir ve giÂder tahminlerinigösteren ve bunların uygulanÂmasına izin veren bir kanundur. Bu kanun, alıÂşık bulunduÄŸumuz diÄŸer kanunlardan ÅŸu iki noktada ayrılır: Devlet baÅŸkanının bunu veto edememesi ve uygulama süresinin bir yılla sıÂnırlı olması.
106 views
Toplumların geliÅŸimleri sırasında görülen kopukluk ve rahatsızlık dönemleri bunalım (kriz) diye adlandırılır. Enflasyon veya paraÂnın deÄŸer kaybı gibi finansal bunalımlardan ve iiretim-tüketim dengesizliÄŸi ÅŸeklinde kendiÂni gösteren ekonomik bunalımlardan baÅŸka, çevrimsel olgular olarak nitelenen çeÅŸitli boÂyut ve ağırlıklardakî siyasal bunalımlardan da söz edilebilir. Bazıları bunalım terimini M.Duverger’İn ifaÂdesiyle “rejim çatışmalarımla sınırlandırırlar. ÖrneÄŸin hükümetin İstifasından kaynaklanan “kabine bunalımı” gibi ki, o da siyaset oyunuÂnun tabiatında vardır. Bunun da ötesinde, Fransa’nın III. ve IV.Cumhuriyet dönemlerinÂde rastladığımız gibi kronikleÅŸmiÅŸ bir “hüküÂmet bunalımı”, rejim bunalımına, yani rejim tartışmalarına veya anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸine yol açabilir. Daha kötüsü devlet bunalımı veya lop-lumsal bunalımdır. Devlet bunalımında devleÂtin toplumun geliÅŸim sürecine ayak uyduramaÂması, toplumsal bunalımda ise toplumsal düÂzenin alt-yapısım oluÅŸturan geleneksel deÄŸerÂlerin ideolojik nedenlerle suçlanması sözkonusu olur.
22 views