‘’Cumhuriyet, fikren, ilmen ve bedenen kuvvetli ve yüksek seviyeli muhafızlar ister.’’
‘’Türk Çocuklarına sporun bugünkü tekniğini öğretmek ve bunlardan bir kısmını bazı törenlerde ve bayramlarda dekor olarak koymak gerekir.’’
‘’Açık ve kat’i olarak söyleyeyim ki, sporda muvaffak olabilmek için her türlü yardımdan ziyade, bütün milletçe sporun mahiyetinin ve değerinin anlaşılmış olması gerekmekte, onu kalpte muhabbet ve vatani bir vazife olarak telakki eylemek lazımdır.’’
‘’Spor, yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve ahlak da bu işe yardım eder. Zeka ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler, zeka kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.’’
‘’Zafer, zafer benimdir diyebilenin; başarı, başaracağım diye başlayanın ve başardım diyebilenindir.’’
‘’Dünya spor hayatı ve spor dünyası çok mühimdir. Bu kadar mühim olan spor hayatı, bizim için daha mühimdir. Çünkü ırk meselesidir, ırkın ıslahı ve kişayişi meselesidir, ve hatta biraz da medeniyet meselesidir.’’
51 views
Yazarların çoğu bu terimin Almanya’ya Wilhelm Worringer aracılığıyla girdiğini ve onun tarafından 1911′de ilk kez kullanıldığını ileri sürmektedir. Buna karşılık başkaları, bu onuru Paul Cassirer’e vermektedir.
Armin Arnold, 1850 Temmuzunda Tait’s Edinburgh magazine adlı bir İngiliz dergisinin, yazarı belli olmayan bir makalesinde modern sanatın Ekspresyonist okulundan söz edildiğini, ayrıca a1880′de Manchester’de Charles Howley’in modern ressamları konu eden konuşmasında, bunların odağını Ekspresyonistlerin oluşturduğunu ve bu terimi duygu ve tutkularının dışavurmayı amaçlayan kişileri tanımlamak için kullandığını söylediğini kanıtlamıştır. Yine Armin Arnold’a göre 1878′de Birleşik Amerika’da Charles de Kay’ın The Bohemian (Bohemler) adlı romanında kendilerine Ekspresyonistler adını takmış bir grup yazarın adı geçmiştir.
Aynı durum Fransa için de geçerlidir. Burada, Jules – Auguste Hervé 1901′de yapıtlarından sekizini Expressionismes başlığı altında Salon des Independants’da (Bağımsızlar Salonu) sergiledi. Bu sözcük Empresyonizm’e karşı çıkış anlamında kullanılmıştı.
197 views
Senaryo yanlışlarıyla ilgili en önemli sorun bu yanlışların tıpkı zincirleme kazalarda olduğu gibi yeni yanlışlara yol açmasıdır. Senaryonun bir yerindeki yanlışı düzelttiğinizde daha ileride yine aynı yanlışın bir başka uzantısı ortaya çıkar Bir başka değişle senaryonun her öğesi birbirine bağlıdır. Öykünün yapısal kuruluşu ile ilgili olan senaryo hatalarını şu başlıklar altında toplıyabiliririz
Nereden Belli Oluyor?
Yeni başlayan senaryo yazarlarının genelde yaptığı bir hatadır;
25 views
Zekası ve şartları müsait pek çok öğrencinin derslerinde başarısız oldukları sık görülen bir durumdur. Bu başarısızlık, bir çok hallerde öğrencinin zamanını iyi kullanamamasından ileri gelmektedir.
Zaman Çizelgesi, -en basit şekliyle- öğrencinin sabahtan yatıncaya kadar giriştiği faaliyetleri çeşitleri ve süresiyle çizelge üzerine kaydetmesidir. Çizelgede her faaliyet hakkında öğrencinin duygu ve düşüncelerini yazacağı bir yerde bulunmaktadır. Bu kısım öğrencinin ilgi ve tavırlarını keşfetmede çok işe yarar. Her çizelge bir günü temsil eder.
Bu çizelgede, her günün sonunda faaliyetler türlerine göre gruplandırılarak ve her birinin tüm gün içinde ne oranda bir yer tuttuğunun kaydedileceği bir bölüm de bulunmaktadır.
215 views
Öfke aslında normal ve sağlıklı bir duygudur. Ama kontrolden çıkıp da yıkıcı hale dönüştüğünde, okul ya da iş hayatınızda, kişisel ilişkilerinizde sorunlara yol açar. Öfke çok çeşitli olaylar sonucu ortaya çıkabileceği gibi doğal afetler gibi hiç beklenmeyen bir anda gelip hayatı alt üst eden ve istenmeyen değişikliklere sürüklenme durumlarında da sıkça ortaya çıkar.
ÖFKENİN İFADESİ
Öfke sadece insanlarda varolan bir duygu değil, her canlı organizmanın tehdit karşısında olaylara gösterdiği doğal bir tepkidir. Afetler de genellikle beklenmeyen olaylar oldukları için insanın varoluşunu tehdit eder.
Sağduyumuz, öfke duygumuzu nereye kadar götüreceğimiz konusunda önümüze sınırlar koymaktadır. Ancak afetler sırasında yaşanan panik ve şok karşısında her şey karmakarışık olabilir. En başta artık hayatımız karmakarışık olmuştur. Öfke duygularıyla başa çıkmak için bilinçli ya da bilinçsiz bazı yollar kullanırız. Bunlar kısaca; İfade etme, bastırma ve sakinleştirmedir.
15 views
Şizofreni, genellikle genç yaşlarda başlayan, insanın kişiler arası ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşarak, kendine özgü bir içe kapanım dünyasında yaşadığı; düşünce, duygu ve davranışlarda önemli bozukluklarla giden bir psikozdur.
TARİHÇE:
Şizofreni olarak tanımlanan bu bozukluk çağlar boyu hekimleri ve düşünürleri ilgilendirmiştir.19. yüzyılın sonlarına doğru şizofreni bilimsel açıdan incelenmeye başlanmıştır. Morel 1860 yılında, “erken bunama” anlamına gelen “dementia precox” terimini kullanmıştır. 1871’de Hecker hebefreniyi, 1874’de Kahlbaum katatoniyi tanımladıktan sonra, 1896’da Emil Kraepelin bu iki hastalık tipine, paranoid ve basit tiplerini de ekleyerek hepsini “dementia praecox “ tanısı altında toplamıştır. Kraepelin şizofreniyi ilk kez bir kavram olarak değerlendirmiştir. 1911’de, Eugen Bleuler bu kavramı yeniden ele alarak, hastalıkta kişinin ruhsal yaşamındaki yarılmanın önemli olduğunu vurgulamış, erken başlamasının ve bunama ile sonuçlanmasının gerekli olmadığını söyleyerek hastalığı Yunanca “zihnin bölünmesi, yarılması” anlamına gelen “schizophrenia” olarak adlandırmıştır. Bleuler, bununla birlikte şizofrenin temel klinik belirtilerini 4 ana başlık altında toplayarak bunlara 4A belirtisi adını vermiştir. Bunlar; assosiyasyon bozukluğu (düşünce akımı bozuklukları), ambivalans, otizm (autism) ve affekt (duygulanım) bozukluğudur. Daha sonraları tizofreniyle ilgili olarak Meyer, Sullivan, Kretschmer, Langfeldt, Schneider, Arieti, Lidz, Jackson, Wyne gibi araştırıcılar yeni yeni tanımlamalar getirmişlerdir.
90 views
Son yıllarda hızlı bir artış gösteren intihar olayları, bu eğilime sahip kişilerin tespitini önemli kılmıştır. Bizler de bu konuya katkı sağlamak amacıyla bir ‘İNTİHAR GİRİŞİMİ EĞİLİMİ ÖLÇEĞİ ‘ geliştirmek istiyoruz.
İntihar eğilimi; kişinin kendisini yok etmeye yönelik duygu, düşünce ve davranışlara sahip olması durumudur.
Sizden istediğimiz aşağıdaki ifadeleri, intihar eğilimini, ölçüyor veya ölçmüyor şeklinde değerlendirmenizdir.
Teşekkür ederiz.
163 views
Her insan,üretime dönüşmeye hazır bir potansiyel,aynı zamanda yararlanılmaya açık bir kaynaktır.Önemli olan ona gerekli ortamı hazırlamak ve onu yönlendirebilmektir.
Duygu ve düşüncelerinin kabul göreceği ortamlar,her zaman insan
için bir ihtiyaçtır.Önem verilmek yaşamın en önemli özelliklerindendir.
İnsan,değerli sayıldığı kurumlarda kendini o kurumun bir parçası ola-
rak duyumsar.Orada işler severek yapılır.Gerginlik ve olumsuz tepki
yoktur.Mutluluk egemendir.Üretim,nicel ve nitel olarak üst düzeyde-
69 views
| KİTABIN ADI | Ne Hissettiğiniz Kendinize Bağlı |
| KİTABIN YAZARI | Gary D.MCKAY, PH.D.Don DINKMEYER, PH.D.
(ÇEVİREN : Ayşe GÜRAN) |
| YAYINEVİ VE ADRESİ | |
| BASIM TARİHİ | 1998 |
| KİTABIN YAYIM MAKSADI | Deneyimlerin ve İncelemelerin Daha Geniş Kitleye Takdimi |
KİTABIN ÖZETİ :
Bu kitapta iki Amerikan Psikolog, duyguların tamamen insanların kontrolünde geliştiği (Ne Hissettiğiniz Kendinize Bağlı) tezinden hareketle insanın karşılaşacağı her çeşit duygu karşısında bir seçim şansının olduğunu savunmaktadır. Alternatif duyguların seçimi yöntemiyle insanın kendini daha olumlu duygulara sevk edebileceği işlenmektedir.
Duygular, duyuları, algıları, kişisel geçmişi, inançları, düşünceleri, fiziksel duyumları ve amacı içerir. Duygular seçilebilir ve kontrol edilebilir. Duyguları seçmenin 5 temel yolu;
1. Duygularınızı ve kendinizi kabul edin : Yeni duygular seçebilmek için insanın önce içinde bulunduğu duyguyu kabul etmesi ve tanıması gerekir.
2. Şu anda yaşayın – geçmişi geçin : Geçmişteki pişmanlıkların veya acı veren tatsız duyguları düşünmeye devam etmek insanın kötü hissetmeye devam etmesine neden olur.
3. Tatsız duygularınızın amacını anlayın : Yeni duygular seçmek, farketmeyi, kabul etmeyi ve rahatsız edici duyguların amacını değiştirmeyi içerir. Duygularınızın amacını anlamak için bu duygudan ne elde ettiğinizi inceleyin.
27 views
Zeka (intelegence) öğrenme sürecinde anlama, kavrama, ilişkilendirme, bütünleştirme, yorumlama, değerlendirme ve yordama gibi etkinliklere yön veren bilişsel yeterliliklerin ve duyuşsal özelliklerin anlatımıdır. Buna göre zeka, bireyin yaşamında her tür seçme, sınıflama, yönelme, üretme ve yaratma eylemlerini etkileyen ve kapsayan kompleks bir kavramdır.
Zeka konusunda özellikle 1950′lere kadar daha çok bilişsel (cognitive) boyut üzerinde durulmuştur. Bugün ise zekanın aynı zamanda duygusal (emotional) ve duyuşsal (sensitive) özellikler içerdiği kabul edilmektedir. Bireyin kalıtsal zeka düzeyi, aynı zamanda onun içsel yaşantıları ve duygusal algıları tarafından etkilenmektedir. Bu saptama zekanın potansiyel varlığının, ancak uygun psikolojik değişkenlere bağlı olarak geliştirilebilir olduğunu göstermesi acısından önemlidir. Genel olarak zeka, sosyal, sayısal ve mekanik olmak üzere üç boyutta kavramlaştırılmaktadır. Sosyal zeka; insanlar arası ilişkilerde yeterlik, toplumsal uyum, sayısal zeka; matematiksel beceriler, mekanik zeka; psikomotor becerilerle açıklanmaktadır (Colman.1993).
30 views