Sinekli Bakkal.
Evler hep ahşap ve iki katlı. Köhne çatılar, karşıdan karşıya birbirinin üstüne abanır gibi uzanmış eski zaman saçakları. Ortada baştan başa uzanan bir aralık kalmış olmasa, sokak, üstü kemerli karanlık bir geçit olacak. Doğuda, batıda, bu aralık, renkten renge giren bir ışık yolu olur. Fakat sokağın yanları her zaman serin ve loştur.
Köşenin başında durup bakarsanız; her pencerede kırmızı toprak saksılar ve kararmış gaz sandıkları görürsünüz. Saksılarda, al, beyaz, koyu kırmızı sardunya, küpeçiçeği, karanfil. Gaz sandıkları da öbek öbek yeşil fesleğenle dolu. Ta köşede bir mor salkım çardağı altında çevrenin en işlek çeşmesi var. Bütün bunların arkasında tiyatro dekorunu andıran beyaz, uzun, ince minare..
35 views
YAZAR: Reşat Nuri Güntekin
Yayın tarihi: 1974
Sayfa sayısı: 136
Basımevi: İnkilap kitapevi
Ali Rıza Bey emekli bir öğretmendi.Fakat emeklilik maaşı ile geçinemediği için eski bir öğrencisinin yanında iş bulur.Hatırı sayılır bir dostu ondan kızına iş bulmasını ister.O da öğrencisine giderek Leman’a sekreterlik işi ayarlar. Belli bir süre sonra müdür Muzaffer ile Leman arasında bir ilişki başlar.Ve Leman hamile kalır.Bunun üzerine Ali Rıza Bey,Muzafferden kızla evlenmesini ister.Muzaffer reddeder.Ali Rıza Bey bu yapılanı kendi kızına yapılmış kabul ederek işten istifa eder.
46 views
Romanın Adı:Yolpalas Cinayeti
Romanın Yazarı:Halide Edip Adıvar
Romanın Sayfa Sayısı, Basım Tarihi ve Yeri: 90 sayfa,İstanbul
Romanın Özeti:
Mahkeme salonunda hakim Akkız adında bir genç kızı yargılıyordu.Akkız’ın suçu çalıştığı evin şoförünü öldürmek ve evin hanımını yaralamaktır.
Akkız,genç bir kızdı.Kaz tüyünü andıran sarı saçları,iki tane büyük mavi gözleri,onların üstünde ise gür kara kaşları vardı.Bu kız babasının ölümü üstüne,uzun süre annesiyle yaşamış,daha sonra köye ziyaret amaçlı gelen bir ailenin yanına besleme olarak girmişti.Nuri Bey ve karısı onu bir kardeş gibi görüp büyütmüşlerdi.Okula gönderip tahsil yapmasını sağlamışlardı.Bu sırada Bursa’ya kaplıcalara gelen Bay ve Bayan Sallabaş’la tanışımıştı. Oğulları Bülent’e de çok ısnmıştı,Bülent’te onu çok sevmişti.Bay ve Bayan Sallabaş da Akkız’ı yanlarına dadı olarak oldılar.Akkız da bundan böyle Yolpalas’ta dadı olarak çalışmaya başladı.
9 views
Çok öven, metheden manasına gelen kelime dini bir telmih taşır ve Peygamberin övücüsü manasında kullanılır. Daha sonraları taklitlerle hikaye anlatan manasını kazanmıştır.Meddah bugünkü tek kişilik tiyatroların başlangıcı sayılabilir.
Eski ozanlarla onların devamı saz şairlerini hatırlatan meddah, hikaye anlatıcısı demektir. Meddah, kıssahan şehnamehan ve mukallit kelimeleri ile eş manada kullanılmıştır. Meddahlık, hikaye ve taklit yapma sanatıdır. Meddah, bir sandalyeye oturarak dinleyicilerine hikaye anlatır. Bu hikayelerin bir kısmı anonim eserlerdir; bazılarının yazarları bellidir. Karagöz ve Ortaoyunu’nda görüleceği üzere günlük hayat hadiseleri, masallar, destanlar, hikaye ve efsaneler meddahın repertuarına girerler.
39 views
İnsanoğlu: Her zaman gelişmeyi yaratan ve asla yerinde duramayan dünyadaki en zeki varlık. İşte bu varlık yine yerinde duramamış ve bulutları araştırmış. Önce “nasıl?” demiş kendi kendine sonra da buldum demiş çoğu şeyde olduğu gibi. Önceleri muhafazakar taraflar “tanrı uçmamızı isteseydi bizlere kanat verirdi” dediler;ama bilim onlara gülerek “eğer yerde kalmamızı isteseydi bizlere kök verirdi” diyerek mat ettiler. Böylece uçmak için aletler üretmeye başladılar. Bu aletlerin arasında yamaç paraşütünü de kattılar. Diğer uçuş keyiflerinden daha kolay olduğu belirtilen yamaç paraşütü hızla gelişimini tanımlandı. Şu anda çözülmüş bir spor olarak tehlikesi -kuralları içinde- olmayan bir spordur.
10 views
Günümüz voleybolu oldukça mükemmel oyun oynama becerisi dinamiği gerektirir. Fakat bu seviyelerdeki beceriler eski moda basit ve oyunun taktiğinden ve oyunun çok yönlülüğünden uzak teknikler için kullanılan temeli olmayan alıştırmalarla kazanılamaz. Bu yüzden oyuncular becerilerini oyunun gerektirdiklerine göre ve taktik kararların, teknik ve fiziksel performansın ve beyin gücünün içinde yer aldığı kompleks bir parçası olarak mükemmelleştirmeyi ve kullanılır kılmayı öğrenmelidirler. Aşağıdaki şemalar bunu daha iyi anlatacaktır.
Oyun Durumu ve Bireysel Beceriler Arasındaki İlişki
Oyun durumu
Bilginin alımı:
42 views
Düzenli sporların en eskisi olan atletizmin temel dalları olan koşma, atma ve atlama ilk beslenme yolu olan avcılığın önemli birer parçalarıydı. Ama atletizmi ilk yarışma konusu yapanlar İrlandalılar ve Yunanlılardır. Eski İngiliz ve İrlanda eserlerinde İrlanda’daki atletik yarışmaların yer aldığı Tailteann Oyunları’nın Milat’tan 2000 yıl öncesine kadar gittiğini yazmakta. Eski Yunan’da da atletizm aynı devirlere rastlar. Homeros İlyadası’nda cenaze törenleri sırasında düzenlenen atletizm yarışmalarından söz edilmekte.
MÖ. 776 yılında başlayan ve MS. 392 yılına kadar süren eski Olimpiyat Oyunları içinde de atletizmin özel bir yeri vardı. Bu oyunlar sırasında; koşu, uzun atlama, disk atma ve cirit atma dalları güreşle birleştirilerek, antik pentatlon oluşturulmuştu. Olimpiyat Oyunları’nın askıya alındığı, 4. yy ile 12. yy arasında atletizm konusunda hiçbir kayıda rastlanmıyor. 12. yy ile 16. yy arasındaki dönemde zamanın temel askeri etkinliği olan okçuluğa ters düştüğü için diğer sporlarla birlikte atletizm, krallar tarafından sürekli yasaklanmıştı.
83 views
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Spor Yönetiminde ilk kurumsallaşmış yönetim yapısını oluşturan, “Gönüllü Birlik Modeli” olarak örgütlenen T. İ. C. İ. (Türkiye İdman Cemiyeti İttifakı) 1922 yılında kurulmuştur. Güreş, halter ve boks başkanlığına Ahmet Fetgeri seçilmiştir.
TARİHÇE
Güreş insanlık tarihinin en eski sporlarından biridir. M. Ö. 708′de Yunanlılar, M. Ö. 2. yüzyılda Türkler, M. Ö. 22′de Japonlar, M. Ö. 260′da Sümerler, M. Ö. 2000-2470-2320′de Mısırlılar tarafından güreş yapıldığına dair belgeler bulunmuştur.
Güreş sporu ile uğraşan milletlerin başında Türkler, Araplar ve Yunanlılar gelmektedir.
Güreş İ. Ö. 900′lerde kurallara bağlanmıştır. İ.Ö. 704 deki 18. Olimpiyat oyunları programına kabul edilmiştir.
93 views
Eski Türklerde bölgelere göre, güreş uygulamasındaki küçük farklılıklar; Osmanlılarda da görülür. Ayrıca Selçuklu Türkleri ile başlayan Bizans imparatorluğu ile olan yakın ilişkiler Osmanlı imparatorluğunda daha da yoğunlaşmış ve bu nedenle güreş türlerinden biri Bizanslılardan alınmıştır ve kökeni Eski Yunan’a kadar inen “Yağlı Güreş”tir. Osmanlı Türkleri bu güreş türünün kısa sürede benimsemişler ve Selçuklularla başlayan bu güreşe bir gelenek biçimine dönüştürmüşlerdir. Osmanlı İmparatortuğunda güreşle ilgili uğraşlar için özerk örgütler görülür. Vakıf türünde olan güreş örgütlerinin sayıları özellikle İstanbul’un alınışından sonra inanılmayacak bir düzeye ulaşmıştır. “Tekke” adı verilen bu örgütlerin özel yönetimleri vardı. Ayrıca kapsamına okçular ve ciritçiler de alınabiliyordu. Topkapı Saray Kütüphanesinde Osmanlı güreş tekkeleri ile ilgili defterler bu konu geniş bilgi vermektedir. “Cebi Humayün” ve “ıhsanı Sahâne” gibi defterlerde çeşitli güreş turnuvaları, tekkelerin yönetimi ünlü pehlivanların adları ve kimlere kaçar kuruş aylık ödendiği yazılıdır.
46 views
Futbol nedir: On birer kişiden oluşan iki takım arasında oynanan ve oyuncuların küre biçiminde şişirilmiş özel bir topu el ve kollarını kullanmadan rakip kaleye sokmasına dayanan spor dalıdır.
Futbolun tarihi: İlk zamanlardan bu yana, küre şeklinde yuvarlanan cisimler bir oyun ve spor aracı olarak insanoğlunun dikkatini çekmiştir. Futbol oyununun ilk defa nerede ve ne zaman oynandığı bilinmemektedir; fakat tarihi araştrmalara göre ayakla oynanan top oyunlarının Sümerler’e kadar ulaştığı bilinmektedir. KaşgarlıMahmut’un Divan-I Lugat’it Türk’üne göre, eski Türkler futbol oyununun benzeri olan “tepük” oyununu oynamaktaydı. Günümüz modern futbolunun temeli ise Romalı askerler arasında oynanan “harpastum” adlı oyundur. Futbolun Avrupa’daki tarihi ise büyük bir tartışma konusudur. Fransızlar, İngilizler ve İtalyanlar futbolun ilk defa kendi ülkelerinden diğer ülkelere yayıldığını iddia etmektedirler. 1882 yılında ise en yetkili kurum olarak International Board kurulmuştur. 1904 yılında da FIFA (Federation Internationale de Football Associations) kurulmuştur.
29 views