Sinekli Bakkal.
Evler hep ahşap ve iki katlı. Köhne çatılar, karşıdan karşıya birbirinin üstüne abanır gibi uzanmış eski zaman saçakları. Ortada baştan başa uzanan bir aralık kalmış olmasa, sokak, üstü kemerli karanlık bir geçit olacak. Doğuda, batıda, bu aralık, renkten renge giren bir ışık yolu olur. Fakat sokağın yanları her zaman serin ve loştur.
Köşenin başında durup bakarsanız; her pencerede kırmızı toprak saksılar ve kararmış gaz sandıkları görürsünüz. Saksılarda, al, beyaz, koyu kırmızı sardunya, küpeçiçeği, karanfil. Gaz sandıkları da öbek öbek yeşil fesleğenle dolu. Ta köşede bir mor salkım çardağı altında çevrenin en işlek çeşmesi var. Bütün bunların arkasında tiyatro dekorunu andıran beyaz, uzun, ince minare..
35 views
Yayınevi: ODTÜ Fizik Bil. Lab. Yayınları
“Esintiler” den Hissedecekleriniz
1. Dünyadan…
2. Canlılar alemi
3. Zamanda seyahat
4. Aklınızda bulunsun
TARİH DİYOR Kİ
- 18 yy de 5- 10 yıl içinde İslam ülkelerine 100.000 ajan gönderildi.
- 11 yy de Kahire de 12 katlı evler vardı.
- Edison ampule konulacak maddeyi bulmak için 3000 deneme yaptı.
- Büyük Fizyoloji bilgini Pavlov 1917 Rus ihtilalinden dolayı labarotuvara 1 saat geç kalan asistanını çok fena azarladı.
56 views
16 Nisan1916 tarihinde İstanbul’da doğdu. İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu’nu bitirdi (1940), Kars Lisesi’nde başladığı edebiyat öğretmenliğini İstanbul Eğitim Enstitüsü’nde (1960-Ekim 1972) sona erdirdi. 13 Aralık 1979 tarihinde öldü, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda gömülü.İlk şiiri lisede öğrenciyken, Varlık dergisinde çıkmıştı (Ekim 1935). Şiirde kırk yılını, doğumundan ölümüne, orta halli bir vatandaşın, birey olarak başından geçecek durumları hatırlatmaya; ev-aile-yakın çevre üçgeninde, gerçek ve hayal yaşantılarını iletmeye, duyurmaya harcadı. Arada biçim yenileştirmelerinden ötürü yadırgandığı da oldu, ama genellikle, eleştirmenler, onun için, tutarlı ve özel bir dünyası olan bir şair dediler.
ESERLERİ:
4 views
Mersin’de evler genellikle taÅŸ ve baÄŸdadi ÅŸeklinde yapılırdı. Fakirler ahÅŸap, bahçecilikle iÅŸtigal edenler bahçe içinde yaptıkları huÄŸ denilen evlerde yaÅŸarlardı. Zenginlere ait büyük yapıların taÅŸları yelkenlilerle Lazkiye’den getirilmiÅŸtir. Sonraları Toroslar’dan kesilen kireç taşı, yomtulmak suretiyle yapılarda kullanılmıştır. BaÄŸdadi denilen yapı, iki tarafı tahta, ortası harçla doldurulmuÅŸ bir yapı türüdür. GüneÅŸin sıcağını içeriye geçirmediÄŸi için makbul bir yapı türü sayılırdı. İçi dışı sıvanır, bazen dışına oluklu veya düz çinko kunurdu.
Evler genellikle tek katlıdır. İki katlı olanlar yığma taÅŸ yapılardı. Bunların üstüne cihannüma tabir edilen bir çıkma yapılır, yazın sıcak günlerde burada oturulurdu. Ancak bu tür yapılar varlıklı kiÅŸilere ait yapılardı. Halen, Halk Bankasının arkasında, eski Vali konağı olan ve zengin bir Run’dan kalma evde cihannüma mevcuttur.
Taş yığma evlerin üstü kiremitle kaplanırdı. O yıllarda yerlisi bulunmadığı için, Marsilya kiremitleri kullanılıyordu. Genellikle Mersin evlerinin önünde sofa bulunurdu.
Eski tek katlı Mersin evlerinin örnekleri halen Mesudiye ve Camişerif mahallelerinde mevcuttur. Eski Rum evlerinin örnekleri de, Azak hanın arka tarafında görülmektedir.
Büyük Yapılar
Burada konu edeceğimiz binaların bir kısmı halen olduğu şekile yakın durmda bulunmakta, bir kısmı değişikliğe uğramış halde ve bir kısmı da artık mevcut bulunmamaktadır.
Hükümet Konağı
211 views
Halkımız her zaman nükleer enerji denilirken radyasyonu düşünmüş ve bilinçsizliğin etkisiyle haklı olarak Akkuyu projesine karşı çıkmıştır. Gelişmiş Avrupa ülkelerinin hiçbir zaman vazgeçemediği nükleer enerji bize hala çok uzaktır. Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere, ABD, bazı İskandinav ülkeleri, Bulgaristan, Rusya, Ermenistan ve daha bir çok ülkenin vazgeçilmez enerji kaynağı olan nükleer enerjinin fayda ve zararlarından bahsedelim; Nükleer enerjinin üretimiyle bilindiği gibi radyasyon açığa çıkar. Bu olay gayet doğal karşılanmalıdır. Şu konu açıkça belirtilmelidir ki; insan ömrünün her saniyesinde 15000 radyasyon parçacığı, insan vücuduna çarpar. Böylelikle insana yılda 500 milyar radyasyonik parçacık çarpar. Tüm ömür boyunca 40 trilyon partikül çarpması meydana gelir. Bir röntgen çekilmesi halinde insan vücuduna trilyonlarca partikül geçer. Ancak şu sonuç açıkça belirtilmiştir ki, 50 katrilyonda bir parçacık (1/50.000.000.000.000.000) insan hücresine zarar vermektedir. Tabi ki her radyasyon ışını bu rakamlar eşiğinde güvenlidir anlamına gelmez. Ancak biraz önceki oranlar denetiminde radyasyon şiddeti (sayısı) değil de, radyasyon cinsi önemlidir sonucuna varabiliriz. Yapılan araştırmalarda, oluşan kanserin %0,5 i, insanlara ömürleri boyunca çarpan radyasyonik parçacıklardan oluşmuştur.
26 views
1-EKVADOR:
Ekvador nüfusunun çoğu İspanyol ve Yerli melezi mestiz olardan oluşur. Nüfusun %9’ unu İspanyol asıllı beyazlar,yaklaşık %10’unu siyahlar oluşturur. Bunlar sömürgecilik döneminde Afrika’da köle olarak getirilen siyahların to-runlarıdır;genellikle ülkenin kuzey kıyılarında yaşarlar.Nüfusun bir bölümü de Avrupalı-Afrikalı melezi mulottalardan oluşur.Sayıları giderek azalan yerliler dağ vadilerinde yaşarlar ve nufusun en yoksul kesimini oluştururlar.
2-ENDONEZYA
Endonezyalılar Sumatra ve Bornea adalarının iç bölümlerinde yaşayan kabileler, Ba-li’deki gelişmiş Hindu kültürünü kuran insanlar ve Cava’nın uygar Malaylar’ı gibi bir çok değişik halktan oluşur.Ülkede 20 değişik dil konuşulur.Resmi dil ise hemen hemen bütün grupların anlayabileceği Malay dilinin bir lehçesidir.Nüfusun büyük bir çoğunluğu Müslüman’dır.Hıristiyanlar ve Budacılar da vardır.Bali ve Lombok adalarının halkı ise Hindu dilini benimsemiştir.Endonezya’da Malay olmayan en büyük grup Çinli tüccarlar-dır.İlköğretim parasızdır ve gençlerin çoğu okuryazardır.Ülkede 40’tan fazla üniversite ve birçok kütüphane vardır.
Endonezya halkının çoğu küçük köylerde yaşar.Evler genellikle bambudan yapıl-mıştır; çatıları saman, yaprak ve kamışlarla kaplıdır.
3-BREZİLYA:
Gününmüzde nüfusun yarısı beyaz, beşte ikisi mulotto denen beyaz-siyah karışımı ile mestizo denen beyaz yerli karışımıdır.Çok azalan yerli nüfus Amazon bölgesinin erişilmez kesimlerinde yaşar. Siyah nüfus ara-sında ölüm oranının yüksekliğine karşılık, beyaz nüfus artmaktadır.Halkın hemen hemen tümü Katoliktir.Ne var ki yerlilerin ve siyahların bir bölümü eski dinsel inançlarını sürdürmektedir.
4-KOLOMBİYA:
Nüfusun yaklaşık %60’ını İspanyol ve yerli karışımı mestiz olar,%20’ sini İspanyol kökenli beyazlar ,%14’ünü Avrupalı Afrikalı karışımı mulottolar oluşturur.Kıyı kesimlerinde kölelerin soyundan gelen siyahlar yoğundur.Keşfedilmemiş iç kesimlerde ise 16. yüzyılda İspanyol’lar gelmeden önce ataları nasıl yaşıyorsa öyle yaşayan, 300 bin dolayında Yerlinin bulunduğu sanılmaktadır.Nüfusun % 80’i ülkenin dağlık batı bölgelerinde yaşar.Resmi dili İspanyolca olan ülkede halkın çoğu Katolik’tir. Kolombiya ‘da ki en eski üniversite 1572’de kurulan Bogotà Üniversitesi’dir.
5-SİNGAPUR:
Singapur’da yaşayan Çinliler nüfusun %77’sini oluşturur.Malaylar %15, Hintliler % 6 ve öteki azınlıklar %2’dir.Budacılık, Konfüçyüsçü-lük, Taoculuk, Müslümanlık, Hıristiyanlık ve Hindu dininden başka çe- şitli inançlar da yaygınlık kazanmıştır.
Ülke nüfusunun dörtte birinden fazlası 15 yaşın altında olduğu için eğitime özel bir önem verilir.
6-GABON:
Büyük çoğunluğunu siyahların oluşturduğu halk yaşamını tarım ve balıkçılıkla kazanır. Nüfusun yarıya yakın bölümü Libreville,Port-Gentil, Lambaréné, Moila, Franceville gibi büyük yerleşim merkezlerinde yaşar. Geri kalan bölümü ise yol ve ırmak kenarlarındaki küçük köylere dağıl-mıştır. Halkın %95’i Hıristiyan’dır.Az sayıda Müslüman vardır.Geri ka-lanı ise çeşitli Afrika dinlerindendir. Ülkenin başlıca kentlerinden biri o-lan Port-Gentil bir sanayi merkezidir.Başkent Libreville ise büyük otelleri, geniş caddeleri ve eğlence merkezleriyle Afrika’nın en çağdaç kentlerin-den biri durumundadır.
7-KENYA:
Kenya’nın nüfusunu çoğunlukla Afrikalılar oluşturur.Ülkede az sayıda Avrupalı,Asyalı ve Arap yaşar.Afrikalılar içinde en kalabalık topluluk Kikuyular’dır.Kenya’da Kikuyular’dan başka 30’dan fazla Afrikalı etnik topluluk vardır.Ülkede birçok dil kullanılır.En yaygın konuşulan diller İngilizce ile Bantu dillerinden biri olan ve birçok Arapça sözcük içeren Svahili’dir.
8-KONGO:
Toplam nüfusun yarısından çoğunu kabile toplulukları oluşturur. Or-manlarda Pigme kabileleri yaşar. Çoğu Fransız olan Avrupalılar büyük kentlerde oturur. Afrikalılar genellikle Bantu dillerini oluşturur. Kongo’ nun resmi dili Fransızca ve halkın büyük bölümü Hıristiyan’dır.Halkın üçte biri tarımla uğraşır ama ekilebilir besin gereksiniminin önemli bölü-münü dışarıdan satın alır.
9-ZAİRE:
Zaire’de daha çok Bantu dili kullanan insanlar yaşar, ama ormanlık bölgelerde Pigmeler de barınmaktadır.Nüfusu 34,138,000’dir(1990). BAŞKENTİ Kinşasa’dır.
27 views
Erdek Marmara Bölgesi’nde , Balıkesir iline bağlı ilçe ve ilçe merkezi kenttir.Yüzölçümü 400 km²‘dir.Marmara Denizi’ndeki Marmara adaları ile Kapıdağ Yarımadası’ndan oluşmaktadır.Yarımadanın güneyindeki Bandırma ilçesine bitişiktir. Alçak ve engebeli Kapıdağ Yarımadası’nın en yüksek noktası Kese tepede 782 m’ dir.Kapıdağ eskiden kıyıya çok yakın bir adayken, dar ve alçak bir kıstakla karaya birleşerek yarımada haline gelmiştir.Karayla bağlantısını sağlayan kıstak yağışlı dönemlerde bataklık durumuna gelir ve Belkıs Bataklığı olarak adlandırılır.Bu bataklık ta oluşan bir takım doğa olaylarıyla kapanıp, ada yarımada halini aldı.Kapıdağ Yarımadası’nın gerek Erdek Körfezi gerek Bandırma Körfezi kıyıları geniş doğal kumsallarla kaplıdır.Fakat Bandırma’ nın sanayi özelliğinin nedeniyle Bandırma Körfezi daha kirli hale gelmiştir. İlçedeki başlıca ekonomik etkinlikler turizm ve zeytinciliktir.Erdek’e ulaşımın gelişmesiyle, turizm potansiyeli yükselmiştir ve iç turizmin önemli merkezi haline gelmiştir. İlçenin sabit nüfusu 18.000 iken,bu sayı yaz aylarında 150.000 e kadar çıkmaktadır.Bu nedenle kıyı boyunca hotel, motel, yazlık site ve
34 views