TBMM Kültür Sanat Yayın Kurulu tarafından yayınlanmış olan; Atatürk’ün Türkiye Büyük Millet Meclisini Açış Konuşmaları, adlı yayın esas alınarak, TBMM Kütüphane Dokümantasyon ve Tercüme Müdürlüğü’nce hazırlanmıştır.
ANKARA MİLLETVEKİLİ MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN ATEŞKESTEN MECLİSİN AÇILMASINA KADAR GEÇEN SÜRE İÇİNDEKİ SİYASİ DURUM HAKKINDAKİ MECLİS KONUŞMALARI
24 Nisan 1920
MUSTAFA KEMAL PAŞA(Ankara)
Sayın milletvekilleri!
Bu gün içinde bulunduğumuz durumu büyük Meclisinizin huzurunda tam olarak ortaya koyabilmek için bazı açıklamalarda bulunmak istiyorum. Arzedeceğim konular birkaç bölüme ayrılabilir:
15 views
Avrupa’da meydana gelmekte olan değişim, nihai amacı Avrupa Birleşik Devletleri’nin yaratılması olan siyasal bir entegrasyona ilişkindir. Bizim buradaki asıl amacımız bunun başarılı olup olamayacağının tartışılması değildir. Bizim açımızdan asıl önemli olan nokta entegrasyonun, ulaşılan bugünkü aşamasında bile bazı ulusal egemenlik haklarının AB ile paylaşımını şart koşuyor olmasıdır. Burada asıl vurgulamak istediğimiz noktalar da parasal birlik gibi egemenlik paylaşımını yakından ilgilendiren konulara ilişkindir.
Avrupa’daki entegrasyon süreci ülkemizi de yakından ilgilendirmektedir. Bu entegrasyon sürecinin ortaya çıkaracağı yeni siyasal ve ekonomik dengelere Türkiye’nin kayıtsız kalması düşünülemez. Türkiye, Avrupa’daki bu yeni oluşumların dışında kalmama konusundaki kararlılığını göstemektedir. Türkiye, aynı zamanda kendi içerisindeki siyasal oluşumları da Avrupa’daki gelişmeler yönünde şekillendirerek ülkedeki siyasal ve sosyal hakların daha fazla geliştirilmesi ve ekonomik kalkınmanın sağlanması amacıyla bu süreci kullanmaktadır. Diğer bir deyişle, Türkiye tam üyelik statüsünü elde edemese bile AB üyeliği yolundaki çabalarını kendi demokrasisini ve ülkedeki demokratik hak ve özgürlükleri geliştirmek amacıyla kullanmaktadır. Yani ekonomik, toplumsal ve siyasal bir model olarak Ortadoğu ya da başka bir coğrafyadaki sistemleri değil de Avrupa’yı kendisine ölçüt olarak almakta, ve Avrupa Birliği’ne üyelik sürecini Atatürk zamanından beri süregelmekte olan modernleşme çabalarının bir devamı olarak görmektedir.
48 views
Atatürk’ün ölümünden sonra, 11 Kasım 1938′de İsmet İnönü’nün cumhurbaşkanlığına getirilmesiyle Türkiye’de yeni bir dönem başlamıştır. Atatürk’ün öldüğü sıralarda İsmet inönü’nün Başbakanlık görevinde bulunmaması ve bir anlamda uzağında kalmasına karşın, İnönü’nün Cumhurbaşkanı seçilmesi şaşırtıcı değildir. Çünkü 1937 yılında Başbakanlıktan ayrılmasına karşın, arada geçen sürede CHP içindeki gücünü ve ağırlığını korumuş, orduyla olan ilişkisini de devam ettirmiştir. Sayılan nedenlerle partiye egemen olan İsmet İnönü’nün, Atatürk’ten sonra oy birliğiyle Cumhurbaşkanı seçilmesi doğal bir siyasi gelişmedir. İsmet İnönü, Atatürk kadar karizmatik özellikler taşımasa da Kurtuluş Savaşı’ndaki başarıları ve yukarıda belirtildiği gibi CHP içindeki etkinliğiyle 1950 yılına değin ülkeyi tek başına yönetmeyi başarmış ve bu döneme damgasını vurmuştur. 1924 Anayasası’nın cumhurbaşkanlarına verdiği yetkinin sınırlı olmasına karşın, İsmet Paşa CHP ve Meclis içindeki gücünü korumuş, “milli şef” ve “değişmez genel başkan” sıfatlarıyla ülke kaderini doğrudan etkileyen kişi olmuştur.
44 views
| KİTABIN ADI | Yavru Vatan Kıbrıs’ta Zaferin Hikayesi |
| KİTABIN YAZARI | E.Tümg. Cumhur EVCİL |
| ÇEVİREN | |
| YAYINEVİ VE ADRESİ | Genelkurmay Basımevi / ANKARA |
| BASIM TARİHİ | 1999 |
| KİTABIN YAYIM MAKSADI | Kıbrıs Barış Harekâtı Çerçevesindeki Gelişmeler, Harekatın Yapılışı, Harekattan 25 Yıl Önce Türk Mukavemet Teşkilatının Kuruluşu Ve Çalışmaları, Harekât Sırasında Adadaki Türklerin Durumu Ve Harekâtla İlgili Genel Düşünceler Anlatılarak Kıbrıs Barış Harekatı Hakkında Gelecek Nesillere, Araştırma Yapacaklara Değerli Bir Kaynak Sağlamak. |
KİTABIN ÖZETİ :
1. KIBRIS ADASININ ÖNEMİ :
Kıbrıs Adası Anadolu’nun güneyden işgali için adeta bir eşik, bir atlama taşı gibidir. Mersin ve İskenderun limanlarına giriş ve çıkışları etkili bir şekilde kontrol edecek konumdadır. Aynı şekilde Suriye ve İsrail liman ve sahillerinin güvenliği için de büyük değer taşır. Akdeniz’in doğusundaki bütün deniz nakliyatının kontrolü açısından fevkalade önemlidir. Türk boğazları ile Süveyş Kanalı’nın Doğu Akdeniz’e açılması Kıbrıs Adası’nın önemini daha da arttırmaktadır. Ayrıca Kıbrıs Ortadoğu petrolleri ile petrol nakliyatının kontrolü bakımından da çok önemli konumdadır.
142 views
Toplumsal bilimlerin hiçbir konusu, şüphesiz, “k ü l t ü r” kavramında olduğu kadar çok sayıda yargılama ve tanımlama üretmemiştir. Somut analizler (tarihsel, etnografik, sosyolojik vb.) kültür üzerine o denli çok çeşitli kavramlar üretmişlerdir ki, bunları birbirleriyle bağdaştırmak neredeyse imkânsız gözükmektedir.
Kültür birlikte uzun süredir yaşayan insanların doğa ve birbirleriyle girdikleri etkileşimler sonucu oluşan maddi ve manevi öğeler, yani teknoloji ve onunla birlikte oluşan anlam, değer ve kurallar bütünüdür. Bu bağlamda yöneten ve yönetilenler arasındaki ilişkiler, iktidar, güç, otorite, egemenlik gibi olgular siyasal sistem ve yönetim biçimleri gibi süreçler kültürün oluşum sürecine hem etki ederler ve hem de ondan etkilenirler.
18. yüzyıla kadar Eski Yunan ve Roma geleneğinde kültür, “toprağı işlemek” anlamına gelmekteydi. Voltaire; “İnsanoğlu nasıl bitkileri, hayvanları evcilleştiriyorsa, kendi zihnini, mantalitesini, düşüncesini de geliştirebilir. İnsan kültürlü bir varlıktır” diyerek ilk defa “kültür” sözünü insanlara uygulayan bir düşünürdür.
98 views
| KİTABIN ADI | Gizli Ordular |
| KİTABIN YAZARI | Emrullah TEKİN |
| YAYINEVİ VE ADRESİ | Kamer Yayınları Esenyalı Mah. Pendik / İSTANBUL |
| BASIM TARİHİ | İSTANBUL 1998 |
| KİTABIN YAYIM MAKSADI | Yakın Tarihteki İstihbarat ve Haber Alma Örgütlerinin Faaliyet Alanları |
KİTABIN ÖZETİ :
I. BÖLÜM :
Alman Genel Kurmayı’nın III / B Servisi I nci Dünya Savaşı öncesinde merkezi Berlin’de olan III / B servisi ajanlarını satış görevlisi olarak istihbarat elde edecekleri bölgelere gönderiyor, yüksek rütbeli Alman subayları , daha sonra askeri harekat icra edecekleri bölgede turistik geziler yapıyorlardı.
64 views
Eski Türklerde siyasal hayat bozkırlarda başlamıştır. Hayat tarzı insanın bütün düşünce ve uygulamalarını etkilediği gibi devlet anlayışını da etkilemiştir. Başka bir deyişle, devlet anlayışı insanların içinde yaşadığı şartlara göre şekillenmiştir.[1]
Türk insanın inandığı değerler ve kalıplar, ekonomik faaliyetleri, kültür ve sanat faaliyetleri, bilimsel faaliyetler ve eserleri Türk insanının bazı ahlaki özellikleri devlet ve siyaset anlayışının şekillenmesinde ve uygulanmasında etken faktörler olmuştur.
Bozkır Türklerinin din ve inanışları hakkında çok çeşitli yorumlar yapılmıştır. Bozkır Türklerinin dini inanışlarını şu noktalarda toplamak mümkündür: Tabiat kuvvetlerine inanma, atalara saygı, gök tanrı dini, diğer dinler ve İslâmiyet.[2]
Eski Türklerde tabiatta bir takım gizli güçlerin olduğuna inanılmıştır. Dağ, tepe, kaya, ırmak, vadi, su kaynağı, ağaç, orman gibi bir çok tabiat unsurunun ruhunun olduğuna inanılmıştır. Bunların yanında ay, güneş, yıldız, yıldırım gibi tanrısal yönü de bulunan kuvvetlere inanılmıştır. Ruhlar iyi ve kötü ruhlar olmak üzere iki kısma ayrılır. Erkek tanrılar ve “umay” adında bir tanrıçaya inanılır. [3]
355 views
Millet olmadan devlet ortaya çıkamaz. Bir devletin var olabilmesi için belli bir insan kütlesinin, yani halkın olması, ilk ve en önemli şarttır. Bu halk, az ya da çok fazla olabilir. Ama gelişigüzel bir şekilde bir araya gelmiş bir topluluk da devlet kurmayı mümkün kılmaz. Bu insanlar çeşitli sebepler ile birbirine bağlı ortak bir geçmişe sahip, aynı zamanda devlet kurabilecek ve yaşatabilecek olgunluğa erişmiş olmalıdır. Bu da o topluluğun belirli değerlere sahip olması ile mümkündür. Bir toplumun millet olabilmesi için dört faktörün bir araya gelmesi lâzımdır. Bunlar; coğrafi faktör, nüfus, teşkilâtlanma ve kültür birliğidir.
Millet Arapça bir kelime olup, tarihi kaynaklarımızda geçen “budun” ile batı dillerinde görülen “nation” kelimelerinin karşılığıdır. Millet; dil,tarih ve ülkü bağları ile birbirine bağlı vatandaşlardan meydana gelen siyasal ve sosyal bir topluluktur. Türklerde millet kavramı tarihleri ile başlamıştır. Milletin ve hakanın geleceğinin tanrı tarafından belirlendiğine inanılırdı. Eski Türkler tanrıdan bahsederken “il berigme tengri” (il everen tanrı) tabirini kullanırlardı. İnanışlarına göre tanrı, bazen milleti cezalandırır ve ilini elinden alırdı. Gök-Türkler milleti devletin esas sahibi ve koruyucusu olarak görmüşlerdir. Çünkü halk, devletin kurulması ve devamı için çalışmıştır.
115 views
Örnek grup toplam 100 seçmenden oluşmaktadır. Grubun üyesi olduğu Cevatpaşa Mahallesi 1998 genel nüfusuna göre 5.800 kişiden oluşmaktadır. Mahalle Çanakkale’nin en kalabalık mahalleleri arasında yer almaktadır.
Örnek grup toplam 100 seçmenden oluşmaktadır. Grubun üyesi olduğu haneleri nüfusu 351, ortalama hane nüfusu da 4 kişidir. Çanakkale’nin genel nüfus açısından, hane büyüklüğü, 4,64 yani yaklaşık 5 kişiden oluşmaktadır. Seçmenlerin şehir nüfusu içinde değerlendirecek olursak ortalama hane nüfusunun genel şehir hane nüfusuna paralel olduğunu kabul edebiliriz. Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi seçmenlerin %50’si 4 kişilik hanelerde oturmaktadır.
246 views
Çin cografyasinin en batisinda yer alan, Çin zemininin %1/6 ni olusturan bu genis zemin, Uygurlarin AnaVatani -Çin isgali altindaki- Dogu Türkistan olup, onun Çin tarafindan verilen bugünkü adi sözde “Sinjiang Uygur Otonomiye Özerk Bölgesi” dir. Genis toprak ve hesapsiz yerüstü ve yer alti zenginlige sahip olan Dogu Türkistan, bugün komünist Çin hakimiyeti uygulaya gelen çirkin müstemlikecilik siyaseti sonucunda, sadece Çin’de degil, belki de tüm dünya çapinda en cahil, en asagilik bir millet haline gelmistir.
Bugünkü Dogu Türkistan’da, Uygurlarin %90i çiftçilerden olusur. Bunlar en basit ekim üsuluyla, sadece erzak ve pamuk yetistiren kölelik islerine zorlanmis olup, bunlarin kisi basina düsen yillik milli geliri ortalama 50 dolar bile degildir. Simdiyse Dogu Türkistan’da, Uygurlarin sadece siyasi, ekonomik, kültürel ve dini açilardan tüm hak ve hukuklarini ellerinden alinmis degiller, fakat ayni zamanda, onlarin yasama ve nesil birakma gibi haklari da ellerinden alinmaktadir.
89 views