Ekoloji Nedir

Önceleri organizma ile çevre arasındaki İliş­kilerin incelenmesi ÅŸeklinde biyolojide kullanı­lan ekoloji, daha sonra bilimlere iliÅŸkin birterim niteliÄŸi kazanmıştır. Biyolojideki kul­lanımda bireysel organizmalarla çevre (autecology) ve gruplarla çevre (synecology) arasındaki iliÅŸkileri İçerir. bilimlerde ekoloji terimi “syııecology” ile, yani insan grup­ları (ya da halkları) ile ait oldukları çevreleri, özellikle de fiziksel çevreleri arasındaki iliÅŸki­ incelenmesiyle sınırlandırılmıştır. En geniÅŸ anlamda beÅŸeri ekoloji, insan grup­ları (ya da nüfusları) İle çevrelen arasındaki iliÅŸkilerin incelenmesi ÅŸeklinde tanımlanabi­lir. Tüm tanımlar, alanın bu temel karakterimi

6 views

30 Temmuz 2009
Okunma 6
bosluk

Deney Nedir, Nasıl Yapılır

Bilimde bir deneyin amacı, bir bağımlı ve bir da daha fazla bağımsız değişken arasında bulan değişmez ilişkileri gözlemlemek demektir. Böylece bir deney, bu amacı geçerli olarak yerine getirebilen herhangi bir sürece işaret eder. Daha özgül olarak, bir deney aşa-ğidaki şartlar uyarınca bir bağımlı ve bir ya da daha çok bağımsız değişkenin ortak bir değişi­min gözlemlenmesini İfade eder:

a) Gözlemle­necek özneler homojen bir grubu oluşturur­lar,

b) deney sırasında bağımsız değişkenlerdeki değişmenin miktarları karşılıklı olarak birbi­rini İçeren ve dışlayan sınıflar içerisinde tasnif edilmiştir (böylece değişmenin olmadığı birsı-nıf elde edilir);

c) Özneler bu sınıflardan biri­sine tesadüfi bir süreç kanalıyla sokulur;

d) Bağımsız değişkende meydana gelen değişme­ler her sınıfı etkiler.

Bu tanımın gereği olarak deneyin laboratu-varda ya da gerçek hayatta meydana gelmesi arasında bir fark yoktur. Aynı zamanda, bağımsız değişkendeki değişmenin, deney ya­pan kişi üzerinde bazı eylemlerin doğrudan bir sonucu olarak meydana gelip gelmediği önemsiz bir konudur. Ne zaman deney ki§İ teorik önemi olan bazı bağımsız değişken­lerde değişmeye yol açacak olayları önceden kestirebilirse, olayın vukuunda önce çeşitli oranlarda değişim sınıflarına özneleri rastgele yerleşlîrirve nihayet yukarıda sıralanan şartla­rın diğerlerini de karşılarsa, bir deneyi gerçek­leştirmiş olur. Deney terimi, gevşek bir biçim­de, sosyal hayatın herhangi bir alanındaki ye­niliği İfade edecek şekilde kullanılmaktadır. Burada, yeniliğin bir deney temeli üzerinde ya da sınırlı bir alanda meydana gelen etkisi söz-konusudur. Böylece sonuçlar, yapılan yenili­ğin girmesinden önce gözlemlenebilir.

Deneyce doÄŸrudan ya da dolaylı olarak baş­vurma mevcut sosyal araÅŸtırmacılar tarafın­dan çeÅŸitli düzeylerde ve çeÅŸitli yoÄŸunluklarda yapılmaktadır. Nitekim sosyal bilimciler ya­pay olduÄŸu kadar tabii durumları da hipotezle­rini sınamak amacıyla kullanırlar: KarşılaÅŸtır­malı yöntemin de esasen kurumsal ve tarihsel verilerle yapılmış bilimsel deneyin katı prose­dürlerinin kendisine uygulanamayacağı bir ‘deneyleme’ tarzından İbaret olduÄŸu da çeÅŸitli kiÅŸilerce ifade edilmiÅŸtir.

Felsefi anlamda deney, her türlü duyumsal bilgiyi kapsadığı gibi, duyumlardan, kavram­lardan, yargılardan ya da akıl yürütmelerden elde edilen bilginin tümünü de ifade eder. Da­ha genel ve ana çizgileri ile kiÅŸinin veya insan­lığın hayatı boyunca edindiÄŸi bilginin bütünü ve sezgisidir. Bu anlamda “deney sahibi” ola­rak tanımlanan kimse, yaÅŸamış, görüp geçir­miÅŸ ve bunlardan yeterli ve gerekli dersleri çı-

kartmış bir kimsedir.

Duyumsal deneyin değeri ve bunun bilgi ile ilişkisi sorunu felsefe tarihi boyunca çeşitli te­ori ve tartışmaların ortaya çıkmasına neden ol­muştur. Deneyciliğe göre, her bilgi duyum de­neyinden gelir, zihinde daha önceden duyular yoluyla algılanmamış hiçbir şey yoktur. Locke ve Hume gibi deneyciler bu görüşü savunur­lar. Klasik rasyonalizm İse (Descartes, Kant) bilgi için duyumsal deneyi yeterli bulmaz; dü­şünce yoksa, deneyin bir değer taşımayacağını düşüncenin her türlü duyu deneyinden Önce var olduğunu savunur. İdealizme göre, her bil­ginin, her deneyin kaynağı düşüncedir. Çünkü idealizm duyu deneyinin duyum­ların olmadığı kanısındadır. Gerçekçiliğe göre de duyu deneyi gerçekten varolana yönelir; va­rolanı bilir ve aracılığıyla varolanı etki­ler.

Ahlaki deney kavramı ahlak kurallarının kay­nağı sorusuna cevap verir. Bazı ahlakçılar ah­lak kurallarınının insanın vicdanı olduÄŸunu öne sürerler. Onlara göre insanların doÄŸuÅŸtan evrensel ve sonsuz olarak sahip oldukları bu kurallar İnsan vicdanının ya kendiliÄŸinden oluÅŸturduÄŸu veya doÄŸuÅŸtan edindiÄŸi kurallar­dır. JJ.Rousseau; “vicdan ilahi içgüdüdür” der. Ahlak kurallarının duyu deneyinden Önce varolan a priori kurallar olduÄŸunu savunan bu görüşe ‘ahlaki rasyonalizm’ adı verilir. Bu­na göre bir kısım ahlakçılar da ahlak kuralları kaynağının duyu deneylerinden edinilmiÅŸ ol­duÄŸu kanısmdadırlar. Ahlaki deneycilik adı ve­rilen bu görüşün farklı biçimleri vardır: a) Bi­reysel deneyin özgünlüğüne inanan, dolayısıy­la insanların her birinin ayrı bir ahlakı olduÄŸu­nu savunan görüş; b) Ortak veya sosyal dene­yin önemi üzerinde durarak birey ahlakının, içinde yaÅŸadığı toplumun töreleriyle sınırlandı­ğını savunan görüş. Bu durumda ahlak bir sos-yoiojizm niteliÄŸi kazanır; c) Bİr çok etkenle ev­rim gösterebilen ve geliÅŸebilen sosyal deneye önem veren görüş. Sözü geçen etkenler arasın­da bireyin eylemi gibi deneylerin sentezini ya­pan aklın eylemi de önemli bir yer tutabilir (Bu hem bilimsel rasyonalist, hem de deneyci bir görüştür).

188 views

29 Temmuz 2009
Okunma 188
bosluk

Bilgi Teorisi Nedir

Bilgi teorisi bilginin mahiyeti, kaynağı deÄŸe-156ri ve sınırını inceleyen felsefe dalıdır. Gnoseo-loji bu bakımdan ontolojinin karşıtı bir anla­mı ihtiva eder. Ontoloji doÄŸrudan doÄŸruya varlığın bir kavramı olurken, gnoseoloji anla­mında bilgi teorisi varlık hakkındaki bilginin teorisi demektir. Epistemoloji anlamında bil­gi teorisinden de farklılık gösterir. Gerçekten epistemoloji, bilimlerin baÅŸvurduÄŸu kavram, yöntem, İlke ve varsayımları a posteriori (de-neysonrası) bakımdan inceler; bilimlerin ger­çek ve geliÅŸimini araÅŸtırır, dolayısıyla bi­ felsefesiyle yakınlık gösterir. Buna karşılık gnoseoloji, bilgi faaliyetinin yeteneÄŸinin genci ve a pıioıi (önsel) bir çözümlemesi ÅŸek­linde ortaya çıkar ki, evren hakkındaki her tür­lü bilgide varolan kavramları konu edi­nerek inceler. Nitekim Kant’ın uyguladığı mantıksal yöntem, gnoseolojiktir.

8 views

24 Temmuz 2009
Okunma 8
bosluk

Bid’at Nedir

Sünnetin karşıtı olarak, dîn koyucunun (ÅŸa-ri’in) açıkça ya da dolayısıyla, sözlü ya da fiili izni olmaksızın sahabeden sonra dinde ortaya çıkan eksiltme ve faztalaÅŸtırmalara bidat de­nir. Sözlük anlamıyla “bid’at”, “İbda” mastarın­dan türetilmiÅŸ bir isim olup, sanat ifade eden bir ÅŸeyi, geçmiÅŸ bir örneÄŸi esas almaksızın ilk olarak yapma ve icad etme anlamına gelir. Bid’atın anlamında, konu edildiÄŸi çeÅŸidine ve zamana göre farklılıklar gözetildi­ği de olur. Mesela inanca iliÅŸkin konularda “bid’at” deyince; Allah’ın sıfatları, , ima­met ve sahabenin deÄŸeri meselelerde “eh­li sünnet ve’l-cemaat” İnanmayan Harici­ler, Åžia, Kaderiyye, Mutezile vb. “batıl fırka­ların inanış biçimleri gelir. Kayıtlamaksı-zın “bid’at”, “bid’atçı (mübtedİ)”, “” ve “he-va ehli” deyince ilk alka gelen de bu itikattaki bidattir. Bu tür bidatin bir kısmı “küfür”le eÅŸ anlamlıdır. Geri kalanı küfür deÄŸilse de kati ve zina gibi büyük günahlardan daha büyük günahtır. Fıkıhta bid’at; sözlü, fiili ve takriri olarak anlatılan sünnete, sahabe fiili ve sözü­ne karşıt olan anlamında kullanılır.

14 views

24 Temmuz 2009
Okunma 14
bosluk

Azl (Azil) Nedir, Nasıl Yapılır

Sözlük anlamı uzaklaÅŸtırma, ayırma, çekil­medir. İslam siyaset terimi olarak: “Görevdeki bir İmam’ın (Halife) İmamct’te aranan vasıf­lardan birini kaybetmesiyle Ehl-i Hail ve’l-Akd tarafından görevden uzaklaÅŸtırılma­sı” anlamına kullanılmıştır. , siyaset konu­ İslam fukahasının en çok tartıştı­ğı konulardan biridir. Bir yandan Ümmetin başında zamanın en ve en layık kiÅŸisinin bu­lunmasının zorunluluÄŸu, bir yandan da Asr-ı Saadet’in hemen bitiminde yaÅŸanan kanlı olay­ların sonuçlarını görme, konu hakkında konu­şup yazmayı zorlaÅŸtırmıştır. Fukaha (Fıkıhçı-lar) azl ve baÄŸlı olarak ayaklanma konu­sunda ‘iyimserler’ ve ‘sert tutumlular’ diye iki gruba ayrılabilir. Yalnız söz halinde ittifak edilen ve sözü muteber hiçbir otoritenin itiraz etmediÄŸi bir hüküm vardır: “İman sınırını aşıp küfre giren hiçbir İnsan mü’minlcrin başında yönetici olarak bulunamaz”. Sahih ve sarih naslardan kaynaklanan bu hükümde sözbirliÄŸi vardır. İmam Nevcvi, Nisa 141. ayeti bu konu­da birinci delil olarak gösterir.

603 views

20 Temmuz 2009
Okunma 603
bosluk

Aydınlanma Çağı Nedir

Aydınlanma kavramıyla genel olarak anlatıl­mak istenen insanın geleneksel görüşlerden, otoritelerden, baÄŸlılıklardan, inançve önyargı­lardan aklıyla kendisini kurtarıp ve yine akla dayanarak hayatı kavramaya ve düzenlemeye çaba göstermesidir. Özel anlamında XVII. ve XVIII. yüzyıldan itibaren Batı düşüncesinde, Kilisenin teolojik ve Skolastik anlayış ve zihni­yetiyle mücadele ederek insan ve evren konu­ aklın bağımsızlığını ve belirleyiciliÄŸini esas alan Öğretiye de aydınlanma adı verilir. Aydınlanma kavramı gerçekle daha Antik ÇaÄŸ’da bilinmektedir. M.ö. V. yüzyılda Yu­nan düşüncesinin ulaÅŸtığı seviyenin “Grek Ay­dınlanması” bazan da “Yunan Mucizesi” terim­leriyle İfade edildiÄŸi görülür. Buna göre Grek aydınlanmasından önceki dönemlerde Yunan düşüncesine, mitosa dayalı kozmogonik inanışın hakim olduÄŸu, ancak bu inanışın etki­sinin zayıflamasıyla bir düşüncenin, ­nı tek Ölçü kabul eden akla dayalı bir düşünce­nin oluÅŸturulduÄŸu görülmektedir. Thalcs İle baÅŸlayan evreni ve doÄŸayı akılla kavrama ve açıklama çabasına Sofistlerin eleÅŸtiri ve yeni düşünce ufuklarını yoklama çabaları katılır. Ayrıca geçmiÅŸ düşüncenin doÄŸa ve evren ile sı­nırlı tutuluÅŸu yetersiz bulunarak insan ve kül­tür sorununa dikkat çekilir. İnsan ve kültür iie iliÅŸkili her alan spekülasyon ve ­numdan bağımsız kendi gerçekliÄŸi İçinde tartı­şılır, açıklanır ve kavranır. Buna baÄŸlı olarak toplum hayatı çeÅŸitli açılardan araÅŸtırılır. Söz­gelimi devlet, toplum ve dinin ne oldukları, kaynaklan, nasıl olmaları gerektiÄŸi üzerinde tartışılırken, geleneksel tutum da bir tarafa bı­rakılır, bu tutum da eleÅŸtiriye konu olabilir.

606 views

20 Temmuz 2009
Okunma 606
bosluk
 Son Yazılar FriendFeed

Tavsiye Bağlantılar