Zokalı takımlarla kuzeyde, boÄŸazlarda’ ve Marmara da Iüfer avlamak Çok kolay ve çok bereketli olduÄŸu için, herkes tarafından benimsenir ve yaygın · · biçimde de kullanılır. Bu bakımdan, çinekop, -sarıkanat, lufer, palamut, kofana ve.torik verimi iİe bilinen· mer’ alar; heres tarafından vakitli vakitsiz·yoklanarak tedirgin edilir. Hatta iyi av verebilen yerlerin ‘sürekli ziyaret eden o kadar çoktur ki, insan bu kalabalığın arasında kaldığı· sürece bir rahatsızlık ve huzursuzluk duyar. Halbuki, oltacılıkta yapılan·iÅŸden sonuç almak ve alınan sonuçdan da huzur duymak esası var olduÄŸundan, çalışmalann ağırlığı bu yöne meylettirilirse, daha faydalı olur. Durum kalabalıktan uzak kalmak ve’bir baÅŸkası tarafından tedirgin edilmemek amacına yönelik olacagı için, çahÅŸmJarı kimsenin bilmediÄŸi veya bullamadığı yerlere kaydırmanın çok büyük faydası göriilür.
14 views
| KİTABIN ADI | Siyasetin Doruklarında |
| KİTABIN YAZARI | Mıchel BESCHLOSS, Strob TATBOTT |
| YAYINEVİ VE ADRESİ | Sabah Kitapları Güneşli / İSTANBUL |
| BASIM TARİHİ | Ocak 1996 |
| KİTABIN YAYIM MAKSADI | ABD – Rusya Arasındaki Soğuk Savaşı Sona Erdiren Diplomatik Oyunların Perde Arkası. |
KİTABIN ÖZETİ :
Bu kitap, 20 nci yy’ ın sonuna damgasını vuran en önemli olayın, Soğuk Savaş’ın sona erişinin perde arkasını anlatmaktadır. Oyunun baş aktörleri olan George Bush ve Mihail Gorbaçov arasındaki, kimi yönleriyle işbirliği kimi yönleriyle de diplomatik satranç olarak nitelenebilecek ilişkinin bilinmeyen yönleri, Kremlin, Beyaz Saray, Pentagon, CIA, ve KGB’ de kapalı kapılar ardındaki toplantıları gözler önüne sermiştir. Bu gülerin Soğuk Savaşı ağır ağır eritmesi… Almanya’ nın birleşmesi için yapılan oyunlar, Körfez Savaşı sırasında SSCB ile yaşanan neredeyse Soğuk Savaşı yeniden canlandıracak kritik anlar. Her iki lider bu zorlu mücadeleyi birbirlerine karşı değil, kendi ülkelerindeki güçlere karşı verirler. Müthiş bir hızda yaşanan bu gelişmeler Soğuk Savaş dengelerini alt üst edip yeni bir dünyayı biçimlendirmiş ve baş oyuncularını da alaşağı etmiştir. Bunu nedeni de iki liderin birbirlerine aşırı güvenmeleridir.
Olayın esas kahramanları; ABD başkanı George Bush ve onun Dış işleri Bakanı Jemes Baker ile Rusya lideri Mihail Gorbaçov ve onun Dış İşleri Bakanı Edward Sevardnadze.
34 views
| KİTABIN ADI | Kosova Balkanları Anlamak İçin |
| KİTABIN YAZARI | Noel MALCOLM / Çeviren : Özden ARIKAN |
| YAYINEVİ VE ADRESİ | Sabah Kitapçılık / İSTANBUL |
| BASIM TARİHİ | 1998 |
| KİTABIN YAYIM MAKSADI | Bilgilendirme (Olaylar ve İnsanlar Dizisi) |
KİTABIN ÖZETİ :
1. KOSOVA
Tarih boyunca Avrupa’nın kültür kavşaklarından birisi olan Kosova, bugün Balkanlar’da çözülmesi zor bir sorun yumağı haline gelmiş durumdadır. Yüzyıllarca Kosova’da bir çok savaş yaşanmış olmasına karşın, yakın zamanlara kadar bunların hiçbiri Arnavutlarla Sırplar arasında olduğu şekilde bir etnik çatışma niteliği almamıştır. Yüzyıllarca iç içe yaşamış bu iki halkın son yıllarda birbirlerine nasıl bu kadar düşman oldukları tarihçilerin bile çözemediği bir problemdir. Burada yazar, eğer Avrupa’nın göbeğinde tarihin en korkunç insan hakları ihlallerini meydana getiren bu bölgedeki sorunların bir an önce çözüme kavuşturulmaması durumunda, Kosova’nın korkunç bir yıkıma ve katliama sahne olacağı öngörüsünde bulunmaktadır.
19 views
Bugün dünya çapında üç tehdit ile karşı karşıyayız: nükleer bir kaza ya da savaş sonucunda yok olma tehlikesi, dünya çapında bir bela ya da ekolojik bir felaket tehlikesi ve giderek derinleşen bir liderlik krizi.
Bana sorarsanız, liderlik krizi karşılaşabileceğimiz sıkıntılar arasında en büyük ve en acil olanı; çünkü yeterince anlaşılmıyor ve bu konuya gerekli önem verilmiyor.
Artık yeni bir liderlik tarzı gerektiğine ilişkin oldukça yüksek tonda ve net bir mesaj almaktayız.
Krizin göstergeleri alarm vermekte ve her tarafa yayılmakta. En saygın ÅŸirketlerin bazılarında liderliÄŸin nasıl deÄŸiÅŸtiÄŸine dikkat edin. Politika alanında ise hiçbir geliÅŸmiÅŸ, demokratik ülke baÅŸkanının seçmenlerinin kendisini denemek için vermiÅŸ oldukları oyların dışında bir dayanağı yoktur. Bir ülkede iktidardaki parti nüfusun yalnızca yüzde 3′ünün desteÄŸine sahiptir. Oysa Elvis ‘in hala yaÅŸadığına inananların oranı bunun iki katı, yüzde 6′dır.
47 views
David o gün çok yoğundu, seçim kampanyaları devam ediyordu. Aceleyle çevirdiği telefonda karşısına çıkan şarkı gibi bir sesle karşılaşınca şaşırdı. Özür dileyip kapattı. Ama o hoş ses aklından çıkmıyordu.
Ertesi gün sabah erkenden o numarayı aradı.Telefon çalarken kalbi çok hızlı çarpıyordu. Evet karşısında yine o tatlı ses vardı. Kendisini tanıttı. Konuşmaya başladılar. Konuştukça kızdan daha da etkileniyordu. Günler geçti. Her gün onunla konuşuyordu, onun sesini duymadan güne başlayamıyordu. Kızgın olduğunda sakinleştiriyor, üzgünken neşelendiriyor, monoton günlerde yeni heyecanlar aşılıyordu. O soğuk kış günleri bu sıcacık sesle ısınmış ve bahar gelmişti.
34 views
1. Baş durakta otobüs bekliyorsunuz. Otobüs kalkış saatinden 2-3 dakika gecikti. Aşağıdakilerden hangisi size uygun bir davranış olur.
a) Hemen hareket amirine gidip gecikmenin sebebini sorarsınız.
b) Birkaç dakikalık gecikmeyi normal karşılar, sakin sakin beklersiniz.
c) Beklemeye hiç tahammülünüz yoktur, sıkıntıdan yerinizde duramaz, kimseye de bir şey sormazsınız.
13 views
Çin düşünürü Lao Tzu’nun öyküsü…
Köyün birinde bir yaÅŸlı adam varmış. Çok fakirmiÅŸ ama Kral bile onu kıskanırmış… Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiÅŸ ama adam satmaya yanaÅŸmamış..
“Bu at, bir at deÄŸil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı” dermiÅŸ hep. Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: “Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaÅŸardın. Åžimdi ne paran var, ne de atın” demiÅŸler…
İhtiyar: “Karar vermek için acele etmeyin” demiÅŸ. “Sadece at kayıp” deyin, “Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiÄŸiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir ÅŸans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir baÅŸlangıç. Arkasının nasıl geleceÄŸini kimse bilemez.”
4 views
Neden böylesine mutsuzsunuz? Nasıl bu denli karamsar olabiliyorsunuz ?
Belki işinizden memnun değilsiniz... Belki çevrenizden...
Maaşınızı az buluyor, ya da kendinizi beğenmiyorsunuz... Oysa. Öylesine değerlisiniz ki... Örneğin gözleriniz... Gözlerinizi kaça satarsınız
1 trilyon? 2 trilyon? 5 trilyon? Satarsınız..işte zenginsiniz..
Ama... Bu servetle erişeceğiniz dünyayı Görmedikten sonra, paranın bir değeri var mı? Ya da derdiniz para değil... Başarı ve saygınlık.
Size gözlerinizin karşılığında bulunduğunuz şirketin genel müdürlüğünü verseler kabul eder misiniz? Cevabınız hayır değil mi? O halde siz, aslında hem zengin hem başarılısınız. Yeter ki, Allah'ın size verdiği bu değerlerin bilincinde olun. Bunları görebileceğiniz bir başarı için hayata geçiriniz.
20 views
| KİTABIN ADI | Cesaretle Yaşamak |
| KİTABIN YAZARI | İsfendiyar AÇIKSÖZ |
| YAYINEVİ VE ADRESİ | Altın Kitaplar Yayınevi Cağaloğlu / İSTANBUL |
| BASIM TARİHİ | 1990 |
| KİTABIN YAYIM MAKSADI | Cesaretin Günlük Yaşamımızda Oynadığı Rolün Niteliği Nedir? Neden Onun Yerini Başka Hiçbir Şey Tutamıyor? Onu Nerede Aramamız Gerekiyor? |
KİTABIN ÖZETİ :
En önemli cesaretimiz ölüme karşı kullandığımızdır. Bir de sabah yataktan kalkabilmek için yararlandığımız var. Ötekiler ya bunların türevleridir ya da bunlardan esinlenerek oluşurlar. Ölürken geçen her saniye, daha cesur olduğumuzu kanıtlamaz, yaşarken cesur olmaksa, insanın kendi varlığını son ana kadar hissettirmesi demektir.
61 views
Yemek yeme eylemi, insanların en önemli gereksinmelerinden olup beslenme ve hayatın devamı amacıyla gerçekleştirilmesi zorunlu bir eylemdir.
           İlk çağlarda insanların çiğ yiyeceklerle beslendikleri zamanlarda yemek yeme eylemi çoğu zaman yardımcı araç – gereç ve mekanlar gerektirmeden gerçekleşmekteydi. Daha sonraları aile yaşantısının gelişmesi yönünde aile bağlarının ortaya çıkması nedeniyle belirli bir gelişim göstermiş ve ateşin de bulunmasıyla pişirerek yeme alışkanlığı toplu halde yemek yeme eylemini ortaya çıkarmıştır. Bu sosyal gelişim sonucunda, insanların doğal gereksinmeleri yanında çalışma saatlerine de bağlı olarak belirli sürelerde giderilmeye başlanmıştır. Bu gelişme yemek yeme eylemini toplu bir eylem haline getirmiş ve aile bireyleri bu etkinliği belirli saatlerde toplu halde gerçekleştirme alışkanlığını elde etmişlerdir. Genellikle bu eylem bir günde sabah, öğle ve akşam olmak üzere 3 kez gerçekleştirilmektedir.
87 views