nedir ?

Kalbin hareketleriyle vücuda gönderilen kanın damar duvarlarında yaptığı basınca tansiyon denir.Bu basınca yanıt veren damarlar gerilir ve aralıklı olarak kan akımını sağlar. İnsanda kan basıncı genellikle, kol uyluk atardamarından vücudun dışından ölçülür. Karıncıkların kasılması ile oluşan sistolik basınç, normal olarak 100 -140 mm ( ortalama 120 mm ) civa, karıncığın gevşemesi ile oluşan diyastolik basınç 60 – 100 mm ( ortalama 80mm ) civadır. Tansiyon toplumlarda, yaş, cinsiyet ve ırk öğelere bağlı olarak değişiklikler gösteriri. Örneğin siyahlardaki tansiyon değeri beyazlara göre çok daha yüksektir. karşın, çocukların tansiyon değeri yetişkinlere göre çok daha düşüktür ve çocukların yaşı büyüdükçe tansiyonu da yükselir. Şişman insanlarda ise yükselme eğilimi vardır. Ayrıca kişinin özel yada mesleki yaşantısındaki ruhsal durumuyla birlikte vücut ağırlığı tansiyonu etkiler. Tansiyon uyku sırasında biraz düşerken, egsersizden sonra veya aşırı yaratan durumlarda yükselir. Yüksek kan basıncının tersine, düşük kan basıncı hastalık belirtisi değildir. Sağlıklı bireylerde kan basıncı hiçbir rahatsızlığa neden olmadan yaşam düşük kalabilir.

Tansiyon tarihi

Nabız, İsa’dan önce pek çok araştırmacı tarafından bulunmasına karşılık, tansiyon kavramı yakınlarda gelişti. İlk olarak 1628’de Harvey kan dolaşımı konusunda bilimsel yapıtını yayınladı. Ardından 1727’de , tansiyonu ölçmek için deneyini yaptı. Bu deney, U harfi şeklinde bir borucuğun atardamara yerleştirilip, borucuktaki kan düzeyinin gözlenmesi ile yapıldı. Bu iş için Hales bir at kullandı. Daha sonra bazı araştırmacılar aynı yolu değişik hayvanlarda, daha geliştirilmiş sayaçlar kullanarak uyguladı. Bu yüzyıl başında ise, kan yoluna sokulmadan tansiyon ölçmeyi sağlayan dolaylı yollar geliştirildi.

Tansiyon düşüklüğü :

Büyük tansiyon, 11’den aşağı düştüğü zaman tansiyon düşüklüğü vardır. Bu duruma tıp dilinde hipotansiyon denir. Tansiyon, ateşli hastalıklar sırasında, büyük kanamalardan sonra, iç salgı bezi bozukluklarında veya herhangi bir hastalıktan sonraki iyileşme döneminde düşer. Bazı kadınların aybaşı hallerinde, veya sıcakta fazla ter kaybından sonra veya sinirli kimselerde de tansiyon düştüğü görülür. Devamlı olarak tansiyon düşüklüğü önemli bir hastalığın işareti olabilir.

Tansiyon yüksekliği :

Büyük tansiyonun kişinin yaşına göre yüksek olmasına halk arasında tansiyon yüksekliği, tıp dilinde ise hipertansiyon denir. Bir çok hastalıkta tansiyon yüksekliği görülür. Mesela kalbin sol bölümünün büyümesinde, böbrek hastalıklarında, damar sertliğinde, kan hücrelerinin çoğalmasında, şişmanlıkta ve iç salgı bezleri hastalıklarında kan basıncı artar. Tansiyon yüksekliğinin belirtileri arasında yorgunluk, sinirlilik, çarpıntı, baş dönmesi, uykusuzluk, baş ağrısı vardır.
Tansiyonun Yüksek Olduğu Nasıl Tespit Edilebilir ?

Tansiyonun yüksek olduğunu anlamanın en iyi yolu; düzenli olarak doktorunuza tansiyonunuzu ölçtürmektir. Genellikle, tansiyon birkaç yıl yüksek olarak seyrettikten sonra ciddi zarar verici etkileri ortaya çıkar. Arada ise, uyarıcı herhangi bir belirti görülmez. Eğer tansiyonunuzu düzenli olarak ölçtürürseniz, tansiyon yükselmesini vücutta tahribat yapmadan önce belirleyebilirsiniz. Özellikle soygeçmişinde yüksek tansiyon görülen kişilerin, düzenli olarak, tansiyon kontrolü yaptırmaları çok önemlidir.Yüksek Tansiyondan Kimler Korkmalıdır ? Herkes. Yüksek tansiyonu önlemenin yollarını bilen her yaştaki yetişkin, kalp hastalığı ve felç tehlikesini azaltabilir.

Yüksek Tansiyon Nasıl Tedavi Edilir ?

Tansiyonu kontrol altında tutmak için bazı kişiler ilaçla tedavi edilir.
Bazen de tansiyonu düşürmek için kilo vermek, sağlığa uygun yiyecekler yemek, daha çok hareket etmek ve alkollü içkileri azaltmak gibi yollara başvurulur.

Yüksek Tansiyon Önlenebilir Mi ?

Yüksek tansiyon, yaşamınızda yapacağınız bazı değişiklikler olması şartıyla, önlenebilir. Kilonuz aşırı düzeydeyse, kilo vermekten işe
başlayabilirsiniz. Az yağlı yiyecekler, bol bol sebze, meyve, ekmek, baklagiller, pirinç, makarna ve diğer tahıllar ölçülü olmak koşuluyla, balık, tavuk, yağsız et ve az yağlı süt ürünlerine dayanan bir yemek rejimi, kilo kaybetmenize ve kilonuzu sağlıklı bir düzeyde tutmanıza yardım edecektir.
Düzenli egzersiz yapmak, hem kilo vermek hem de tansiyonun yükselmesini önlemek bakımından, önemlidir. Motorlu araçlar ve iş yükünü azaltacak aletlerin varlığı yüzünden hareket etmenin zahmet olduğuna şartlanmış durumdayız. Sağlığımızı korumak için her olanaktan yararlanmak gerekir. Örneğin alışverişe yürüyerek giderek, bahçedeki yabani otları ayıklayarak, ev işi yaparak ve asansöre binmek yerine merdivenleri yürüyerek çıkarak, hareketli olabiliriz.

Tuz

Yemeklerde fazla tuz kullanmak da yüksek tansiyona yol açar.
Ülkemizde gereğinden fazla tuz tüketilmektedir. Gıdaların çoğunda, özellikle seri satılan, yemek aralarında yenilen ve süpermarketlerde satılan paketlenmiş hazır yemeklerde, çok tuz bulunmaktadır. Gıdaları taze taze yiyerek ve satın aldığınız gıdaların üzerinde “az tuzlu” veya “tuz katılmamıştır” yazılarının bulunmasına dikkat ederek tuzu kolayca azaltabilirsiniz. Sofranızda yemeğinize tuz koymayınız ve pişirirken kullandığınız tuz miktarını azaltınız. Yemeklere çok tuz koyma alışkanlığınız varsa kullandığınız tuz miktarını yavaş yavaş azaltınız. Yemeklerin lezzetini arttırmak için, kokulu otlar, baharat, limon suyu, taze zencefil veya acı biber kullanabilirsiniz.

Sigara

Sigara içmek tansiyonu hem %5 oranında yükseltir hem de yüksek tansiyonun vücutta yaptığı tahribatı, felç ve kalp hastalığı riskini artırır ve diğer sağlık sorunlarına da neden olur. Sigarayı bırakırsanız bu fazladan zarar da kısa sürede azalır.
Alkol
Aşırı alkol, tansiyonun yükselmesine neden olur. Bununla beraber, araştırma sonuçlarına göre, günde bir-iki standart içkiyi aşmamak koşuluyla, alkolün felç ve kalp hastalıklarının önlenmesinde katkısı olabileceği savunulmaktadır.

*Arteryel hipertansiyon tipi
Kan basıncı düzeyi
Sınırda
140/90-160/95

Tansiyon aletiÇevrel atardamarlardaki kan basıncını ölçmeye yarayan aygıta tansiyon aleti denir. Tansiyon aleti, üst kola sarıldıktan sonra şişirilen kauçuk bir kolluk ile buna bağlı olan ve sıklıkla civa sütunu yüksekliği değerindeki basıncı bir kadran üzerinde ölçen kayıt aygıtından oluşur. Kan basıncı ölçülürken x/y olarak kaydedilen iki ölçümden x sistoldeki, y diyastoldeki basıncı gösterir. Kalbin içindeki kanı dolaşım sistemine göndermek üzere kasılması sistol, genişleyip vücuttan gelen kanı içine aldığı dinlenme dönemi ise diyastol olarak adlandırılır.Her kalp atışıyla kan basıncı sistoldeki düzeye yükselir, iki atım arasında diyastoldeki düzeye düşer. Elle çalışan bir pompayla şişirilen kolluk havayla dolunca dirseğin iç yüzündeki derinin üstüne bir steteskop yerleştirilir. Kolluğun içindeki hava dışarı bırakılırken steteskopla duyulan ilk kalp sesi sistol basıncı belirler; hava dışarı çıkmayı sürdürürken duyulan son ses ise diyastol basıncını gösterir.
Hipertansiyon Nedir ?
Hipertansiyon basit olarak yüksek kan basıncı demektir.Kan basıncı ya da daha doğru söylemek gerekirse kanı kalpten dokulara taşıyan damarların kan basıncı ,hastaya ait özellikler (yaş,cinsiyet,ırk gibi) ve fiziksel durumdan (istirahat,efor gibi) etkilenen bir parametredir.Bu nedenle de normal kan basıncı değerlerini belirlemek gerçekte oldukça güçtür.Bugün kabul edilen kan basıncı değeri istirahat halindeki normal bir yetişkinde 120/80 mmHg’dır(milimetre civa). Herhangi bir kişide kan basıncı uyku sırasında düşük ,sinirli ya da heyacanlıyken yüksektir. Genellikle de normalin üst sınırı olarak kabul edilen değer 140/90 mmHg’dır(milimetre civa). Kanı kalpten dokulara taşıyan damar kan basıncı devamlı olarak 140/90 mmHg üzerinde seyrediyorsa hipertansiyondan bahsedilir.Kan basıncı aynı birey içinde ve bireyler arsında farklılık gösterir.Bu nedenle bireyin kan basıncı (kan basıncının sfigmomanometre ile ayrı ayrı zamanlarda en az 3 kez ölçülmesi ) yapılıp ortalaması alınarak belirlenmelidir.Hipertansiyon kalp hastalıkları için ana bir risk faktörüdür.Eğer tedavi edilmezse beyin dolaşımı,kalp,damar ve böbrek hastalıkları için ciddi hastalık ve ölüm oranlarında artışa sebep olur.Bir kez teşhis yapılıp tedavi başlanırsa artan kan basıncı düşürülebilir , kalp ve kalp dolaşım sistemindeki hastalık riski azaltılabilir.
Hipertansiyonun Yaygınlığı Nedir?
Sanayileşmiş ülkelerdeki yetişkin nüfusun %10-20 kadarında hipertansiyon bulunduğu hesaplanmaktadır.Sınırda hipertansiyon vakaları da katılırsa bu oran kuşkusuz daha yüksektir.Kişinin yaşı,cinsiyeti ve ırkı hipertansiyon sıklığı konusunda belirleyici faktörlerdir.Hipertansiyon siyah ırkta ve kadınlarda daha çok görülmektedir.Kişi yaşının hipertansiyona olan katkısı öncelikle damarlarda yaşlanmaya eşlik eden anormalliklerdir.Bu durum özellikle de kanı kalpten damarlara taşıyan damarlardaki esneklik kaybı ile açıklanabilir.Ancak yaşla hipertansiyon arasındaki bu bağlantıya bazı ilkel toplumlarda hiç ratlanmamaktadır.Bu durumda etkili faktörün “uygarlaşma” ve bununla bağlantılı yaşam biçimi olduğu söylenebilir: örn.tuz kullanımı,aşırı beslenme,sedanter yaşam (fazla hareket göstermeksizin devamlı oturuşa bağlı),stres,vs.
Hipertansiyon Riskleri
Hipertansiyon ciddi bir durumdur.Hipertansiyon,kendi başına öldürücü değildir.;fakat tedavi edilmediğinde hipertansiyonun sonuçları öldürücü olabilir.Hipertansiyon kalbi zorlayarak kalp yetmezliğine neden olabilir.Üstelik ateroskleroz ve bunun yol açabileceği iskemik kalp hastalığı (belli bir bölgede kan akımının kesilmesi nedeniyle oluşan geçici kansızlık;bölgesel anemi) rizikosunu önemli ölçüde arttırır.Buna ilaveten,hipertansiyonlu hastalar kanama ve beyindeki kan damarlarının trombozuna ( pıhtılaşma®inme) diğerlerinden daha kolay yakalanırlar. Hipertansiyon ayrıca koroner arter hastalığına’ da büyük katkıda bulunur ki,bu hastalık sanayileşmiş toplumlarda ölümlerin başlıca nedenlerinden biridir.Bahsettiklerimizin hepsi tedavi edilmeyen hipertansiyonun sonuçları olup hipertansiyona bağlı morbidite (hastalık),mortalite (ölüm) büyük bir bölümünü oluşturur.
Hipertansiyonun Sınıflandırılması
Hipertansiyon sıklıkla nedenine göre sınıflandırılır.Buna göre iki tip vardır.• esansiyel (primer) hipertansiyon• sekonder hipertansiyonHipertansiyon vakalarının yaklaşık %90’ı ,neden (etiyoloji) bilinmediğinden primer ya da daha doğru bir deyimle “esansiyel” hipertansiyon olarak adlandırılır.Hipertansiyon vakalarının geriye kalan bölümüne ,yani yaklaşık %10’una bu durumun nedeni bilindiğinden “sekonder ” hipertansiyon denir.Böbrek kökenli olan (renal) hipertansiyon bunların en yaygın olanıdır.
Sekonder Hipertansiyon
Bu tipte yüksek kanbasıncı,bilinen bir etiyolojiden (hastalıktan) kaynaklanmaktadır.Neden olan hastalık tedavi edildiğinde hipertansiyon düzelir.
Böbrek hastalığı:
Renal hipertansiyon olarak adlandırılır.Varolan bir böbrek hastalığı kan basıncının yükselmesine neden olur.
Endokrin hastalıkları:
Endokrin sistemi etkileyen hastalıklar kan basıncını da etkiler,çünkü adrenal bezler çeşitli kan basıncını kontrol eden mekanizmaları düzenler.
İlaçlar:
Bazı ilaçlar,örneğin kortikosteroidler,oral kontraseptifler (aldosteron sekresyonu ve plazma reninini arttırarak),nazal dekonjestanlar,amfetamin,tiroid hormonları,NSAID,soğuk algınlığı ilaçları,siklosporin,eritropoetin,iştah kesiciler,trisiklik antidepresanlar,MAO inhibitörleri ,alkol (günde 70-100 mL civarında alkollü içki alınması hipokalemik alkalozla birlikte hipertansiyona neden olur) kan basıncının yükselmesine neden olurlar.Bu ilaçların bırakılması ile kan basıncı normale döner.
İlaçsız tedavi
İlaçsız tedavi yani yaşam düzeninin değiştirilmesi, kan basıncı yüksekliğini kontrol etmenin yanısıra hipertansiyonunun önlenmesinde de yararlıdır. Hastalar, ilaçsız tedaviyi kesinlikle ihmal etmemelidir. Şişmanlık, şeker hastalığı veya kanında yağı yüksek (hiperlipidemi) olan hastalarda, yaşam düzeninin değiştirilmesinin önemi daha da artar. Yaşam düzeninin değiştirilmesi, hipertansiyonu tek başına kontrol edebileceği gibi ilaç gereken durumlarda, ilaç dozunun azaltılmasına da olanak sağlar. Yaşam düzeninin değiştirilmesindeki temel noktalar, aşağıda özetlenmiştir.
Tuz alınımının kısıtlanması
Hastanın ideal kiloya getirilmesi
Fiziksel aktivitenin artırılması
Sigaranın terkedilmesi
Aşırı alkolün önlenmesi
Diyette potasyum desteği
Diyetle doymuş yağ ve kolesterol alımının sınırlandırılması
Diyetle yeterli kalsiyum ve magnezyum alınmasıDiyetle tuz alınımının günde 100 mmol’ün (6 gram NaCl [tuz]) altına düşürülmesinin kan basıncını düşürdüğü, birçok çalışmada gösterilmiştir. Yaşlı, diyabetik (şeker hastaları) veya hipertansif hastalarda, diyette tuz kısıtlamasının kan basıncını düşürücü etkisi, daha belirgindir. Diyetle tuz kısıtlaması, kan basıncı kontrolünü kolaylaştırır, antihipertansif ilaç ihtiyacını azaltır ve kalp büyümesini geriletebilir. Diyette tuz kısıtlaması yapmak için gerekenler tuzsuz ekmek kullanılması, yemek pişirilirken tuz atılmaması, sofraya konulmuş yemeklere, tadına bile bakmadan tuz atma alışkanlığının terkedilmesi ve gıda seçiminde gıdaların tuz içeriğine bakılmasıdır. Doktora danışmadan yapay tuz kullanmak zararlı olabilir. Bunun 2 nedeni vardır;
1. Yapay tuzlarda, sınırlı da olsa tuz bulunabilir.
2. Bazı antihipertansif ilaçlarla yapay tuzların birlikte kullanılması, sakıncalı olabilir.Şişman hastalar mutlaka zayıflatılmalı ve ideal kiloya getirilmelidir. 4-5 kilo kaybı bile kan basıncı kontrolünü kolaylaştırabilir. Şişman hastalar en az 10 kg zayıflatılmalıdır. Kilonun kontrol altına alınması, yağ metabolizması bozuklukları veya diyabetes mellitus (şeker hastalığı) gibi diğer kardiyovasküler risk faktörlerin de kontrol edilmesini kolaylaştırır.Düzenli aerobik egzersiz (yürüme, koşma, yüzme, bisiklete binme vb.) kilo kaybını hızlandırır, kan basıncı kontrolunu kolaylaştırır, kardiyovasküler riski ve mortaliteyi azaltır. Ağırlık kaldırma, vücut geliştirme gibi izotonik egzersizlerden kaçınılmalıdır. Egzersiz sıklığı haftada en az 3 kez, tercihen 5 kez, 30-45 dakika süreli olmalıdır. Egzersizin 2 hafta bırakılması, olumlu etkisini ortadan kaldırır. Kalp hastalığı gibi sorunları olanlar egzersiz programına başlamadan önce, doktor kontrolünden geçmelidirler. Hastalar araba kullanmaktansa toplu taşım araçlarını kullanmalı, kısa mesafelerde yürüyüş yapmalı, asansöre binmektense yürümelidir. Günlük yaşantıda, fiziksel aktivite arttırılmalıdır.
Sigara kesinlikle bırakılmalıdır: Her sigara, kan basıncını anlamlı derecede yükseltir. Sigara, antihipertansif tedavi ile sağlanan kardiyovasküler risk korunmasını da azaltır. Sigara ayrıca koroner arter hastalığı, inme (felç), subaraknoid kanama (beyin kanaması), kanser, ani ölüm ve akciğer hastalığı riskini arttırır. Sigaranın bırakılmasının kan basıncının düşürülmesine uzun sürede net bir etkisi yoktur ancak sigara diğer kardiyovasküler riskleri de etkiler. Sigaranın bırakılmasını takiben kilo alınmamasına dikkat edilmelidir. Hastasına sigara içmemesini söyleyen doktorun inandırıcı olabilmesi için kendisinin de sigara içmemesi gerekir. Türkiye’de ne yazık ki sigara içen doktor sayısı çok fazladır. Ancak her hasta kendisinden sorumlu olduğunu unutmamalıdır.
Alkol tüketimi sınırlandırılmalıdır. Günde 30 ml ethanolden daha az alkol tüketilmelidir. 720 ml bira, 300 ml şarap, 60 ml 100 derece viski ve 60 ml rakıda 30 ml ethanol bulunur. Zayıf insanlarda ve kadınlarda, ethanol alımı, günde 15 ml ile sınırlandırılmalıdır. Uygun miktarda alınan alkolün, koroner arter hastalığı üzerine olumlu etkileri vardır.
Aşırı alkol tüketimi kesinlikle engellenmelidir. Günde 50-90 mmol potasyum alınması kan basıncının yükselmesini önler ve kontrolünü kolaylaştırır. Potasyum için en uygun besinler, taze sebze ve meyvedir. Böbrek yetmezliği olanlarda, sebze ve meyve tüketimi kontrol edilmelidir. Bazı idrar söktürücü ilaçlar, hipopotasemiye yol açabilir; bu durumda, ilave potasyum desteği veya potasyum tutucu idrar sökücü gerekebilir.Diyetle, doymuş yağ ve kolesterol alımının sınırlandırılmasının kan basıncı üzerine fazla bir etkisi yoktur ancak kardiyovasküler riski azaltır. Hastalarda varsa yağ metabolizması bozuklukları düzeltilmelidir. Hastalar, katı yağ yerine sıvı yağ, kırmızı et yerine beyaz et kullanmalıdır.Diyetle, yeterli kalsiyum ve magnezyum alınması sağlanmalıdır. Kafein, akut olarak kan basıncını yükseltir ama bu etkiye çok kısa sürede tolerans gelişir, bu nedenle, kafein tüketimi ile kan basıncı yüksekliği arasında bir ilişki saptanamamıştır. Diyette, karbonhidrat, soğan ve sarımsak içeriklerinin değiştirilmesinin kontrollü çalışmalarda bir yararı olmadığı gösterilmiştir. Stres (gerilim) kan basıncını yükseltebilir fakat stres azaltıcı tedavilerin kan basıncı tedavisindeki rolü belli değildir. Gevşeme (relaksasyon) tedavileri, kan basıncını anlamlı derecede düşürdüğü gösterilmiştir ancak günümüzde bu konuda yeterli veri henüz yoktur.İlaçsız tedavinin yeterli kan basıncı kontrolü sağlamadığı hastalarda, ilaçla tedaviye başlanmalıdır. Kan basıncı, sistolik (büyük) 160 mm Hg veya diyastolik (küçük) 100 mm Hg’nın üzerinde ise antihipertansif tedaviye hemen başlanmalıdır. Genel eğilim, hastada başka kardiyovasküler risk faktörleri varsa, sistolik kan basıncı (büyük tansiyon) için 140-160 mm Hg ve diyastolik kan basıncı (küçük tansiyon) için 90-100 mm Hg değerlerinde de ilaç tedavisine başlamaktır.
Diğer sebepler:Bunlar arasında;
Aort koarktasyonu:aortun doğuştan dar olması
Gebelik toksemisi: hipertansiyon,albuminüri,ödem ile karakterize,gebeliğin ikinci yarısında oluşan bir hastalık.
Beyin tümörü ya da lezyonu: intrakraniyel basınca yol açarak kan basıncının hızla yükselmesine neden olur.
Esansiyel (primer) Hipertansiyon: Hipertansiyonun bu en yaygın şekli,bilinen nedenlere bağlı değildir.Bu hipertansiyonun ortaya çıkış faktörleri hakkında kesin bilgimiz mevcut değildir.Ayrıca hipertansiyonun başlangıcında rolü olan patogenetik faktörlerin sayısıda çoktur.Hipertansiyon,kalp dolaşım sistemi ,noröendokrin,renal sistemi içeren multisistem bir bozukluktur ve güçlü genetik faktörleri içerir.Bu faktörlerden birine ya da bir başkasına farklı derecelerde önem veren çok sayıda ve farklı patogenetik teoriler öne sürülmüştür.Esansiyel hipertansiyon ayrıca bazı risk faktörleri ile de ilgidir.Bu faktörler hipertansiyonu daha yaygın ve/ya da daha şiddetli yapmaktadır.

  • sıvı ve hacim kontrolünde değişiklikle sonuçlanan renal işlev değişikliği
  • renin-anjiyotensin-aldosteron sisteminde anormallik
  • arteriol duvarlarında artmış sodyum ve tuz
  • baroreseptörlerin yeniden düzenlenmesi
  • diyetteki tuz miktarının yüksek olması
  • anormal psikolojik uyarı
  • ırk
  • cinsiyet
  • yaş
  • diabetes mellitus
  • aile hikayesinde hipertansiyon
  • hiperlipidemi(hiperkolesterolemi)
  • sigara içimi
  • obesite(şişmanlık)

Hipertansiyonun Derecesi Hipertansiyon,az ya da çok bilinen nedenlere dayanan sınıflandırılmasına ek olarak şiddet derecesine göre de sınıflandırılabilir.Hafif
160/96-160/105Orta şiddette
161/106-180/115Şiddetli
180/115 üzeriBuradaki sınıflandırmaya göre en sık karşılaşılan tip sınırda ve hafif hipertansiyondur.
Belirtiler ve Komplikasyonlar Birçok kişide yüksek tansiyon belirti vermeden sürer. Belirti verdiği durumlarda ise;

  • baş ağrısı
  • burun kanaması
  • baş dönmesi
  • yorgunluk
  • yüz kızarıklığı gibi yakınmalar genellikle hastalar tarafından ifade edilir. Ancak bu yakınmaların görülme sıklığı normal kan basıncı olanlardan farklı olmayabilir.

Uzun süreden beri yüksek tansiyonu olan kişilerde ise,

  • başağrısı
  • halsizlik
  • bulantı
  • kusma
  • nefes darlığı
  • yerinde duramama
  • bulanık görme gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Bazen şiddetli hipertansiyonlu hastalarda beyin ödemi gelişmesi sonucu bilinç kaybı ve koma oluşabilir.
Tanı Kan basıncı kişi 5 dakika oturarak ya da yatarak dinlendikten sonra ölçülür. 140/90 mmHg ve üzerindeki değerler yüksek kabul edilir. Bazen tek ölçüm tanı için yeterli olmayıp iki kez ve en az iki gün daha ölçülerek değerlendirilir. Yüksek tansiyon belirlendikten sonra kan damarları, böbrekler, göz, kalp ve beyinde yaptığı etkiler de değerlendirilir.TedaviEsansiyel hipertansiyon tamamen tedavi edilemez, ancak yapacağı organ komplikasyonlarını önlemek için tedavi verilir.

  • Kilo verilmesi
  • Her gün yeterli miktarlarda kalsiyum magnezyum ve potasyum alınması
  • Sodyum miktarının kısıtlanması
  • Alkol alımının azaltılması
  • Sigaranın bırakılması

gibi önlemler hafif hipertansiyonlularda tedavi gereksinimi ortadan kaldırabilir. Ilımlı egzersiz yararlı olabilir. Bunun dışında kan basıncını kontrol etmeye yönelik değişik mekanizmalarla etkinlik gösteren ilaç tedavileri mevcuttur.