Kil tablet üzerine yazılmış ilk yazılı barış antlaşması

Bilindiği üzere Dünya tarihinde bir çok uygarlık veya ülke bazı dönemlerde çeşitli antlaşmalar yapmıştır. fakat Dünya Tarihinde yapılan en önemli Antlaşmalardan biri olan ; Tarihinin bilinen ilk yazılı antlaşması olması sebebiyle İnsanlık tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. M.Ö. 13.Yüzyılda Hititliler ve Mısırlılar arasında yapılmış ve Antlaşma Kil Tablet üzerine Akatça  Dilinde yazılmıştır.

Peki bu  Kadeş Barış Antlaşması nasıl bir antlaşmaydı ?  ve sonucunda neler olmuştu ?

Kadeş Barış Antlaşması  iki madden oluşan bir Antlaşmaydı.

1.Maddesi ; Bu iki Ülkeden herhangi biri başka ülkelerle savaşa girmesi halinde ,  birbirlerine anında gerekli yardımları göndereceklerdir.

2.Maddesi ; bu iki ülkeden , birisinden kaçıp diğerine sığınan insanlar hemen İade edilecek ama şiddet ile cezalandırılmayacaktır.ibareleri yer almaktaydı.

Kadeş Barış Antlaşması  sonucunda ise ; Günümüzdeki  adıyla  Şuanki Suriye Toprakları paylaşılmıştır.

Antlaşmanın yazılmış olduğu  Kil Tablet ; Şuan Hala İstanbul Arkeoloji Müzesinde Tarih severler için Korunmakta ve sergilenmektedir.Bir  kopyası da New York’taki  Birleşmiş Milletler Binasında bulunmaktadır.

Savaşın sebepleri:

M.Ö. 1274 yılında yapılan savaşın nedeni savaşın çıkış nedeni bugünkü Suriye sınırları içinde kalan Amurru ve Amka toprakları gibi büyük ticaret yollarını ele geçirmektir.[1] Suriye, ilkçağ tarihinde askerlik ve ticâret bakımından çok önemli bir ülkeydi. Hitit Kralı Muvattaliş’in [Mutavalli, Mutavallis], Şuppiluliuma’nın siyâsetini devam ettirerek Suriye’den vazgeçmemesi, Mısır Firavunu İkinci Ramses’in Suriye’ye hâkim olma isteği, savaşın başlamasına sebep oldu.

II. Ramses tahta geçince, genel olarak mimârî yönden ülkesini güzelleştirdi. Ancak hükümdarlığının beşinci yılında tek tanrılı Mısır dininin kurucusu Akhenaton’un dul eşi Nefertiti’yle evlenmesi için gönderdiği bir Hitit prensi yolda tuzağa düşürülüp öldürülünce; Hitit Kralı Mutavallis, Mısır’a savaş açtı. Savaş Kadeş Kalesi önlerinde yapıldı. Savaşın nedeni, M.Ö. 13. yüzyıl başlarında Mısır ve Hitit devletlerinin birbirine eşit kuvvetler haline gelmesi ve bu iki büyük devletin ekonomik çıkarlarının Kuzey Suriye toprakları üzerinde birleşmesidir.

Bu konuda da çeşitli tezler ileri sürülebilir. Çoğu çıkarsamalar yine tapınaklarda yer alan yazı ve resimlerden geliyor. Buna karşılık bugün elimizde iki önemli bulgu var Hititlerin savaş gücü ve tekniğiyle ilgili. Bunlardan ilki Hitit başkenti Hattuşa’daki kazılar sırasında bulunmuş olan yaklaşık bin satır uzunluğundaki bir metni içeren bir tablet. Hititçe yazılmış olan tablette at yetiştiriciliği ve binicilik kuralları anlatılıyor. Bu metin, Hititlerin bu konuyu hangi uzmanlık düzeyine getirdiklerini ortaya koyuyor. Gerçi metnin yazarı Kikkuli adında bir Hurri ve Mitanni ülkesinden getirtilmiş ama Hititler ondan aldıkları eğitimle işi bir sanata dönüştürmüşler.

Hititlerin savaş gücünü gösteren ikinci kanıt savaş arabaları. Hitit savaş arabası o zamana kadar kullanılan 4 tekerlekli savaş arabalarından farklı olarak 6 tekerlekliydi. Tekerlekler de, diğer ülkelerin savaş arabalarında kullanılan tek parça tahtadan yapılmış tekerleklerden değildi. Bugünkü tekerleklere benzeyen çubuklarla desteklenmiş tekerlekler kullanılıyordu. Dolayısıyla savaş arabaları çok daha hafif ve hareket yeteneği yüksek olabiliyordu. Arabanın benzerlerine göre hafif olması her savaş arabasında iki yerine üç askerin yer almasına olanak sağlıyordu. Askerlerden birisi arabayı sürüyor, ikincisi arabadaki diğer iki kişiyi koruyacak biçimde kalkan kullanıyor, üçüncüsü ise ok ve mızrak atıyordu.

Kadeş savaşında Mısır ve Hitit ordularının sayıları hakkında çeşitli iddialar var. Mısırlılar, savaştaki fedakarlık ve kahramanlıklarını abartmak için rakibi fazla sayıda göstermek ihtiyacı duymuşlar. Bugün kabul edilen genel görüşe göre Hititler bu savaşa 17,000 piyade ve 4,500 savaş arabasıyla katılmışlar. Her savaş arabasında 3 asker olduğuna göre 13,500 de arabalı asker demektir. Buna göre Hititlerin toplam savaşçı sayısı 30,000 dolayında bir sayıyı göstermektedir. Buna karşılık Mısırlıların 20,000 dolayında olduğu sanılmaktadır. Bu sayılar kesin değil. Buna karşın Kadeş savaşında Hititlerin Mısırlılara karşı sayısal üstünlüğü olduğu biliniyor. Bu da Hititlerin savaş gücünü ve üstünlüğünü gösteren üçüncü kanıt.

Kadeş Savaşının başlangıcı ve seyri

O zamana kadar bilinen dünyanın en büyük iki imparatorluğu olan Hititlerle Mısırlılar niçin savaşa girdiler? Bu soruyu yanıtlamak için biraz geriye gidelim.

Tek tanrıya inandığı için sapkın firavun diye adlandırılan firavun Akhenaton’un ölümünden sonra yerine büyük oğlu Smenkare geçiyor. Smenkare’nin ölümle sonuçlanan kısa süren firavunluğu sonrasında Mısır tahtına Tutankamon geçer. Tahta geçtiğinde Tutankamon henüz çocuk yaştadır  ve üvey kız kardeşi Ankesenamon ile evlendirilir. Tutankamon 18 yaşındayken, sonradan mumyası üzerinde yapılan röntgen incelemeleriyle anlaşıldığı üzere, kafatasına aldığı bir darbeyle öldürülmüştür. Bugün, cinayetin Baş rahip Eje tarafından işlendiği kabul ediliyor.

Buraya kadarki öykü konumuzu çok yakından ilgilendirmiyor. Yalnızca altyapıyı verebilmek için değindim. Konumuzu asıl ilgilendiren bölüm dul kalan kraliçe Ankesenamon’un başına gelenler ve bunların Hititlerle ve Kadeş savaşıyla ilgisi.

Baş rahip Eje, firavun Tutankamon’u öldürdükten sonra firavun olmak ister. Bunun en kestirme yolu kraliçe Ankesenamon ile evlenip tahta geçmektir. Ankesenamon, kocasını, Eje’nin öldürdüğünü bildiği için mi, yoksa Eje kendisinden çok yaşlı olduğu için mi bilinmez; onunla asla evlenmek istemiyor. Ama Eje, bu konuda kararlıdır. Ankesenamon’un bulabildiği tek çözüm adını ve ününü duyduğu Hitit kralı Suppiluliuma’dan yardım istemektir.

Suppiluliuma’nın oğlu II. Murşiliş’in yazdığına göre bu yardım isteği şöyle çıkıyor ortaya:

Mısırlılar, Amka zaferini duyunca korktular. Üstelik firavunları da ölmüş olduğu için, Mısır’ın dul kraliçesi, babama bir elçi ile şu mektubu yolladı: Kocam öldü. Benim oğlum yok. Duyduğuma göre sende oğul çokmuş. Eğer bana oğullarından birisini verirsen onu koca yapacağım. Tebamdan birisini kocam yapmayı asla istemiyorum. Ona koca olarak saygı duyamam.”

II. Murşiliş, şöyle devam ediyor:

“Babam, bunu duyunca inanamadı. Hatti’nin büyüklerini toplayıp danıştı.”

Sonunda Suppiluliuma, danışmanı Hattuşa-ziti’yi Mısır’a elçi olarak gönderip durumu tam olarak anlamayı kararlaştırdı. Hattuşa-ziti, Mısır’da gerekli araştırmaları yaparken Suppiluliuma bir yandan da Karkamış’ı ele geçirir ve inanılmaz büyüklükte bir savaş ganimeti elde eder. Bu, onun Ortadoğu’daki ününü iyiden iyiye arttırmış olmalı. Bir süre sonra Hattuşa-ziti, Ankesenamon’un ikinci mektubuyla döner. Mektupta Suppiluliuma’ya hitaben şunlar yazılıdır:

“Niçin bana inanmıyorsun? Niçin alay edildiğini sanıyorsun? Ben başkasına değil yalnızca sana yazdım. Bir çok oğlun olduğu söyleniyor. Oğullarından birini bana verirsen o, hem bana koca hem de Mısır’a kral olacak.”

II. Murşiliş, devam ediyor anılarına:

“Babam, iyi yürekli olduğu için kadının sözünü dinledi ve göndereceği oğlunu seçti.”

Suppiluliuma, Mısır firavunluk soyunun Hititlere geçeceği hayalini kurarak oğlu Zannanza’yı küçük bir askeri birlikle Mısır’a yollar. Hitit tabletlerinden anlaşılacağı üzere, prens Zannanza’nın sınırı geçtikten bir süre sonra öldürüldüğü haberi gelir Hitit ülkesine. Firavun olmak için gün sayan Eje, Ankesenamon’un bu girişimini öğrenmiş ve Mısır orduları başkomutanı Horemheb aracılığıyla yolladığı orduyla Zannanza’nın birliğini kuşatarak yok ettirmiş hepsini. Suppiluliuma, bu olaya çok üzülmüştür. Yine tabletlerden anlaşıldığına göre günlerce ağlamış ve intikam yeminleri ederek başta fırtına tanrısı Teşup olmak üzere tanrılara kurbanlar sunmuş.

Zannanza’nın davet edildiği bir ülkede cinayete kurban gitmiş olması Suppiluliuma ve bütün ailesi üzerinde bir Mısır nefreti yaratmış olsa gerek. Ne var ki o sırada Anadolu’da yayılmağa başlamış olan veba salgını bu nefret ve intikam duygularının yoğunluğuna karşın Suppiluliuma’nın Mısır üzerine bir seferi göze almasını engeller. Nitekim Suppiluliuma da vebaya yakalanıp M.Ö. 1335 yılında ölür. Ardından tahta geçen oğlu III. Arnuvandas da yalnızca bir yıl krallık yaptıktan sonra vebadan ölünce tahta II. Murşiliş geçer. Tahta geçer geçmez, Hitit imparatorluğunda bu kadar taht değişimini fırsat bilerek ayaklanan Arzavalılar’la savaşa girişir. İki yıl süren bu savaş sonunda Arzava ülkesini yıkar. Kuzey’de ayaklanan Kaşka’lıları ve diğer ulusları da yener. II. Murşiliş’ten günümüze kalanlar yalnızca babası Suppiluliuma’yı anlattığı anılar değil; O’nun çok ünlü bir de veba duası vardır. II. Murşiliş, ardında büyük ve güçlü bir imparatorluk bırakarak M.Ö. 1306’da ölür ve tahta oğlu Muvatallis geçer.

Bu sırada Mısır tahtında Akhenaton’la birlikte ortaya çıkan gevşeklik ve karışıklıklar sonrasında artık güçlü bir firavun vardır: II.Ramses. II. Ramses, daha imparatorluğunun ilk yıllarında düzeni kurmak ve Mısır’ın gücünü çevreye kabul ettirebilmek için seferlere başlar. Hititler açısından bardağı taşıran damla, Suriye topraklarında Hititler’e bağlı olarak yaşayan Amurrular’ın birden Ramses’e bağlılıklarını açıklamalarıdır. Amurru prensi Benteşina, kendisine çok daha fazla tâvizler önermiş olan II. Ramses’in sözüne güvenerek Hititler’den kopmuş ve Mısırlıların safına katılmıştır.

O dönemin güç dengeleri içinde II. Ramses’in ilerleyişini durduracak tek güç vardı dünyada: Hititler. Artık Muvatallis için yapacak başka bir şey kalmamıştı: Hem sınırlarına yeniden biçim vermek hem de Suppiluliuma’dan kalma intikamı almak (Prens Zannanza’nın öldürülmesi olayı). Dolayısıyla iki ulusun savaşa girişmesi kaçınılmazdı. Öyle de oldu. İki ordu, Halep ile Şam’ın ortasında bir yerde olan Kadeş’te karşı karşıya geldiler.

Hitit ordusunda 3.000 savaş aracı ile 17.000 zırhlı asker, Mısır ordusunda ise 4 bölükten oluşan, her birine bir tanrının ismini verdiği (Amon, Ra, Ptah, Seth) 20.000 asker ve 2.000 savaş aracı vardı. Mısır kralı II. Ramses, tümenlerin en önde gideni olan Amon’un başında duruyordu.

Hitit casusları, Mısır ordusu Asi nehrini geçmeden Hititlerin Halep yakınlarında olduğunu Mısır ordusu içine yaydı. Bunun üzerine II. Ramses tümeni Amon ile beraber diğer tümenlerle arasını çok fazla açtı. Birliklerin arasının açılmasını fırsat bilen Hitit kralı Muvatallis Mısır ordusuna bir baskın düzenledi. Savaşın başlarında savaş arabaları sâyesinde Hititler üstünlük sağladılar.. Savaşı kazandıklarını düşünen Hitit ordusu, savaş ganimetlerini toplamaya başladı. Bunun üzerine Mısır ordusu toparlanıp karşı taarruza geçti ve böylece II. Ramses mutlak yenilgiden kurtuldu.

Savaşın sonucunda Hititler galip gelmiş ve Amurru ve Amka toprakları ellerinde kalmıştır. Mısır kayıtlarına göre II. Ramses bir zafer kazanmıştır.[2]

Bu baskından sonra savaş Mısırlılar tarafından kazanılmış gibi göründü. Fakat kesin bir sonuç alınamadı ve her iki taraf savaş meydanından çekildi. Üçüncü Hattuşil zamanında da Suriye’ye sahip olma mücâdelesi devâm etti. Fakat Önasya’da gittikçe güçlenen Asurlular’ın Mitanni ülkesini ele geçirip, Suriye üzerine yürümeleri bu iki devleti telâşa düşürüp birbirine yakınlaştırdı. Neticede Hitit hükümdarı Üçüncü Hattuşil ile Mısır Firavunu İkinci Ramses arasında M.Ö. 1280 de Kadeş Antlaşması imzalanarak savaşa son verildi..

sonrası:

M.Ö.1274’te gerçekleşen Kadeş Savaşı’ndan sonra Kadeş kenti, Hititlerde kalırken, Muvatalli’nin ordusu, Kuzey Suriye’yi yakıp yıkmıştı. Bölgedeki Amurru Krallığı da Hitit vasalı olarak kalmıştı. Büyük Ramses ise “Tanrı Amon’un ilahi gücü ile Hititleri yendim.” dese de İkinci Suriye seferi’nden, Mısır’a eli boş dönmüştür.

Suriye, Hitit kontrolünde olduğundan, Mısır’ın bölgedeki etkisi Kenan Ülkesi ile sınırlıydı. Ramses, Üçüncü Suriye Seferi’nde, Kudüs ve Eriha’ya saldırmış arkasından Şam’a yürüyerek Mısır’ın alanını genişletmişti. Bir başka seferinde de, Hitit kontrolünde bir kent olan Dapur’u kuşatmış ve M.Ö.1269’da ele geçirmişti. Mısır ordusunun, kent surlarına merdivenler kullanarak çıkması, Ramesseum Tapınağı’nın duvarlarında tasvir edilmiştir.

Bunun gibi bir iki istisna dışında Hitit ve Mısır ilişkileri aslında bir soğuma dönemine girmiştir. İki tarafta birbirlerine öldürücü darbeyi vurmaktan çekinmektedir. Varolan statüko, aslında iki tarafın da işine gelmektedir ve bu arada elçiler karşılıklı olarak mesaj taşımaktadır. Ramses’in 5. hükümdarlık yılında olan savaştan sonra, iki devlet arasındaki barış anlaşması ancak Ramses’in 21. hükümdarlık yılında gerçekleşebilir.

Peki barış anlaşması için neden 16 yıl beklenmiştir. Sorunun yanıtı için Hattuša’ya gidelim.

II.Muvattalli, savaştan iki yıl sonra 1272’de ölür. Tahta oğlu Urhi-Tešup geçer ve III.Muršili adını alır. Ancak bu durumdan hoşlanmayan biri vardır: Muvatalli’nin kardeşi III.Hattušili.

Urhi-Tešup tahta çıkınca, amcası Hattušili ile çok iyi dost olan Baş Yazıcı Mittannamuwa’ yı görevden alır. Hattušili bu duruma oldukça bozulmuş olmalıdır. Amca ve yeğen arasında bir iktidar mücadelesi başlar. Buna bir de Urhi-Tešup’un, amcasının yönetiminde olan Hakmiš ve Nerik kentlerini ondan alması eklenince ipler kopar.

Hattušili kendi deyimiyle “Artık dayanamaz ve ona isyan eder.” ve yeğenine şöyle seslenir : “Bana karşı kavgayı başlattın. Ve sen büyük kralsın, senin bana bıraktığın tek kalede, yalnız ben kralım. Haydi! Bizim hakkımızda Şamuha kenti İştar’ı ve Nerik kenti Fırtına Tanrısı karar versin.”

Kadeş Barış Antlaşması, zamanın diplomatik dili olan Akkadça ve Mısır dilinde yazılmıştır.

Bir yüzünde Hattušili, diğer yüzünde Puduhepa’nın mühür damgaları bulunan ve gümüş bir tablet üzerine yazılarak Mısır’a gönderilen Akkadça kopya, bugüne değin bulunamamıştır. Bu metin, Karnak Amon-Ra Tapınağı-Büyük Hipostil Salonu-Güney Duvarı yanındaki bir duvara ve Ramessuum Tapınağı-Birinci Avlu-Batı Duvarı’na hiyerogliflerle kazınmıştır. Mısır dilindeki bu kopyalarda, antlaşma, iki büyük devletin eşitliği temeline göre yapılmış olsa da, Ramses daha kazançlı ve üstün gösterilmiştir. Hiyeroglifleri çözmesiyle tanınan Jean-François Champollion 1828 yılında anlaşmanın bir kısmını kopyalamış ve 1844 yılında bulguları yayınlanmıştır. Hitit Kralı, sanki Ramses’ten af dilercesine barış rica etmektedir. Hiyerogliflerde okunan “Kheta” sözcüğü Hititleri tanımlamaktadır.

Kadeş Barış Antlaşması Tam Metni:

1.      Yirmi birinci yılın Tybi ayının (beşinci ay) yirmi birinci gününde, Güneşin Onadığı, Güneşin Oğlu, Ramessu-meriamen (2. Ramses), sonsuz yaşam ve sonsuzluk sahibi, Amon-Ra, Harmachu, Memphis’li Ptah, Asheru’lu Maut ve Chensu-Neferhotep aşığı; babası Harmachu gibi sonsuza kadar, faniler arasında, Horus tahtının sahibi Kral Ra-user-ma (2. Ramses) saltanatında.

2.      İşte o gün bilin ki Majesteleri Ramessu-meriamen kentinde babası Amen-Ra’yı, Ramessu-meriamen Amen’ini, Ramessu-meriamen Ptah’ını, Nut’un en görkemli oğlu Sutech’ı, yatıştırıyordu – tanrılar ona otuz yıl festivallerinin sonsuzluğunu, sonsuz huzur yılları, bütün toprakların, bütün ulusların sonsuza kadar onun ayakları altında boyun eğmesini bahşetsin.

3.      Bir kraliyet elçisi geldi (burada satırın geri kalanını neredeyse tamamı silinmiştir; muhtemelen, iki kraliyet elçisi geldi, ellerinde gümüş bir tabletle, üzerinde de)

4.      Kheta (Hitit) Büyük Yöneticisi Kheta-Sira; Güneşin Onadığı, Güneşin Oğlu, Ramessu-meriamen, babası Harmachu gibi sonsuza kadar sonsuz yaşam ve sonsuzluk sahibi Kral Ra-user-ma’ya barış ricası göndermişti. Kheta Büyük Yöneticisi Kheta-Sira’nın Kral’a gönderdiği gümüş plakanın kopyası, eliyle Elçisi

5.      Tarbishu, ve Elçisi Rames, Güneşin Onadığı, Güneşin Oğlu, Ramessu-meriamen, yöneticilerin Başı, sınırları onun istediği her yer uzanan Majesteleri Ra-user-ma’ya barış rica etmek için; o sözleşme ki onu yapan Icheta Büyük Yöneticisi muhteşem Kheta-Sira, Marasara’nın oğlu,

6.      Kheta’nın muhteşem Büyük Yöneticisi, Sapalala’nın torunu, Kheta’nın muhteşem Büyük Yöneticisi, gümüş plaka üzerinde, diğer yanda Ra-user-ma, Güneşin Onadığı, büyük, muhteşem  Mısır yöneticisi, büyük, muhteşem Mısır yöneticisi Ramen-ma’nın (1. Seti)  oğlu, Ra-men-Peru’nun (1. Ramses) torunu

7.      büyük, muhteşem Mısır yöneticisinin: Barış ve kardeşliğin iyi koşulları … sonsuza kadar, ki onlar evvelden sonsuza kadardı. Bu; büyük Mısır yöneticisinin büyük Kheta Prensi’yle bir anlaşmasıydı, sözleşme biçiminde, tanrı aralarında düşmanlığa neden olmasın diye! Şöyle oldu

8.      Mautenara, yani Kheta’nın Büyük Yöneticisi, ağabeyim, zamanında, ki o savaştı … büyük Mısır yöneticisi ile. Ama şimdiden sonra, hatta tam bu günden itibaren; Kheta Büyük Yöneticisi Kheta-Sira, Güneş tarafından, Suteç tarafından yapılan düzenlemeye bağlı kalmayı kabul eder, Mısır ülkesi hakkında,

9.      Kheta ülkesi de dahil, aralarında sonsuza kadar hiçbir düşmanlık çıkmamasını sağlamayı. Bilinsin ki, şu ki – Kheta Büyük Yöneticisi Kheta-Sira Güneşin Onadığı, büyük Mısır yöneticisi Ra-user-ma ile bu günden itibaren anlaşmaya varır ki aramızda sonsuza kadar güzel barış ve kardeşlik olacak.

10.    Benimle kardeşlik edecek, benimle barış içinde olacak, ve ben onunla kardeşlik edeceğim, sonsuza kadar onunla barış içinde olacağım. Bunun olduğu tarih ağabeyim Kheta Büyük Yöneticisi Mautenara zamanında; onun ölümünün ardından, Kheta-Sira oturdu

11.    babasının tahtına Kheta Büyük Yöneticisi olarak – Bilinsin ki ben büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen ile tamamen aynı görüşteyim; artık bundan önceki barış ve kardeşlikten daha iyisi olacak. Bilinsin ki, ben, Kheta Büyük yöneticisi,

12.    Mısır büyük yöneticisi Ramessu-meriamen ile iyi barış, iyi kardeşlik içindeyim; Kheta’nın Büyük Yöneticisi’nin çocuklarının çocukları büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen’in çocuklarının çocukları ile kardeşlik ve barış içinde olacak. Tıpkı bizim (kardeşlik) anlaşmamız gibi, ve bizim düzenlemelerimiz

13.     (Mısır ülkesi için yapılan) Kheta ülkesi ile; onlar için de sonsuza kadar barış ve kardeşlik olacak; onların arasında sonsuza kadar düşmanlık olmayacak. Kheta Büyük Yöneticisi oradan herhangi bir şey alıp götürmek için sonsuza kadar Mısır toprağı işgal etmeyecek; büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen de

14.    oradan herhangi bir şey alıp götürmek için sonsuza kadar Kheta toprağı işgal etmeyecek. Kheta Büyük Yöneticisi Sapalala zamanından olan ittifak anlaşması, ayrıca babam Kheta Büyük Yöneticisi Matenara (Murasara) zamanından olan ittifak anlaşması; eğer ben onu yerine getirirsem, bilinsin ki büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen de onu yerine getirecek

15.    bizimle birlikte, ikimiz de, bugünden bile itibaren, onu yerine getirecek, ittifak yapısını uygulayacağız. Eğer büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen’in topraklarına bir düşman gelirse, ve o da Kheta Büyük Yönetici’ne haber iletip derse ki Gel ve bana ona karşı yardım et, işte o zaman Kheta Büyük Yöneticisi

16.    … Kheta Büyük Yöneticisi düşmanı yok etmek için; ama eğer ki Kheta Büyük Yöneticisi (kendisi) gelmez ise, piyadelerini ve süvarilerini gönderecek … düşmanını yok etmek için … Ramessu-meriame hiddetini

17.    … kapıların köleleri, ve ona herhangi bir zarar verdiklerinde, onları yok etmeye gidecek, o zaman Kheta Büyük Yöneticisi birlikte …

18.    … düşmanlarını yok etmek için yardıma gelmek, eğer gitmek büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen’i memnun edecekse, o da …

19.    … Kheta ülkesine tüm gücüyle dönmek. Ama eğer Kheta Büyük Yöneticisi’nin hizmetkarları onu işgal ederse, yani Ramessu-meriamen…

(Satır 20 ve 21 neredeyse tamamen silinmiş)

22.    büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen’in topraklarından ve onlar Kheta Büyük Yöneticisi’ne gelince, o zaman Kheta Büyük Yöneticisi onları kabul etmeyecek ve Kheta Büyük Yöneticisi onları Güneş’in onayladığı büyük Mısır yöneticisi Ra-user-ma’ya gönderecek …

23.    … ve onlar onlardan birine hizmet için Kheta ülkesine gelirse, onlar Kheta ülkesine katılmayacak, onlar büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen’e teslim edilecek. Ya da eğer geçiş olursa …

24.    … Kheta ülkesinden, ve onlar gelirse büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen’e, o zaman Güneş’in onayladığı, büyük Mısır yöneticisi Ra-user-ma asla …

25.    … ve onlar herhangi türden bir hizmet için Mısır ülkesine gelirse, o zaman Güneş’in onayladığı büyük Mısır yöneticisi Ra-user-ma onları sahiplenmeyecek; onların Kheta Büyük Yöneticisi’ne teslim edilmelerini sağlayacak … .

26.    … gümüş tablet, ilan edilir ki Kheta ülkesinin erkek tanrı (savaşçılar) ve dişi tanrı bin tanrı tarafından, Mısır ülkesinin erkek tanrı ve dişi tanrı bin tanrı ile uyum içinde, ki onlar

27.    Kheta Tanrısı, A… kenti Suteç’i, Taaranta kenti Suteç’i, Pairaka kenti Suteç’i, Khisasap kenti Suteç’i, Sarasu kenti Suteç’i, Khira(bu) kenti Suteç’i, …

28.    Sarapaina kenti Suteç’i, Kheta Astarata’sı, Titatkherri tanrısı, Ka… tanrısı

29.    … kenti tanrıçası … Tain… tanrıçası …, … tanrısı

30.    Kheta ülkesinin ırmaklarının tepelerinin, Kheta ülkesi tanrıları, Tawatana ülkesi tanrıları, Güneş Amen, Suteç, erkek tanrılar, dişi tanrılar, Mısır ülkesinin tepelerinin, ırmaklarının, … büyük deniz, rüzgarlar, bulutlar. Bu sözler

31.    ki Kheta ülkesinin ve Mısır ülkesinin gümüşünden tabletin üzerindedir, her kim ki onlara uymazsa, Kheta ülkesinin bin tanrısı, Mısır ülkesinin bin tanrısı ile birlikte, onun yuvasına, ailesine, hizmetkarlarına (karşı) duracaktır. Ama her kim ki gümüş tablet üzerindeki bu sözlere uyarsa, ister Kheta’lı olsun …

32.    …

33.    Kheta ülkesinin bin tanrısı, Mısır ülkesinin bin tanrısı ile birlikte, sağlık verecek, yaşam verecek onun (ailesine) ve … kendisine hizmetkarları ile birlikte. Eğer ki geçerse (Mısır ülkesinden) bir adam, ya da iki, ya da üç (ve giderse Kheta ülkesine, o zaman Kheta Büyük Yöneticisi sağlayacak) onların Güneş’in Onadığı büyük Mısır yöneticisi Ra-user-ma’ya teslim edilmesini, ama her kim ki büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen’e verilirse,

34.    o zaman cürümü kullanılmayacak … kendisine, karılarına, çocuklarına karşı … Eğer ki geçerse Kheta ülkesinden bir adam, ya da iki, ya da üç, ve gelirse Güneş’in Onadığı,

35.    büyük Mısır yöneticisi Ramessu-meriamen’e büyük Mısır yöneticisi yakalayıp (onların sağlayacak) Kheta Büyük Yöneticisi’ne teslim edilmelerini (ama her kim ki teslim edilecek) kendisi, karıları, çocukları, ayrıca ölüme mahkum edilmeyecek, ayrıca asla (acı çekmeyecek?)

36.    gözlerinden, ağzından, ayaklarından, ayrıca cürümü ona karşı kullanılmayacak. Bu gümüş tabletin ön yüzünde yer alan figür Suteç’in figürüdür … gökyüzünün büyük yöneticisi Suteç, Anlaşma’nın takipçisi, ki onu yapan büyük yönetici Kheta-Sira

37.    Kheta’dan …

38.     .…

Kadeş Antlaşması metin özeti:

Saltanatının 21. yılında Ramses Pi-Ramses (Tanis)’de iken gümüş bir tablette yazılı anlaşmayı aldı.

İşte, Hatti’nin büyük kralı Hattušili ve Mısır’ın büyük kralı Ramses, aralarında kardeşliği korumak için bu anlaşmayı yaptılar.

Önceleri, iki memleket arasında düşmanlığa ilahlar asla izin vermemişlerdi. Bununla beraber, Muvattali Mısır’la savaş yaptı. Fakat Hattuşil aralarında ebediyen düşmanlığı önlemek için bu anlaşmayı yapmıştır.

Hattuşil bizzat Ramses ile bu anlaşmayı yapmıştır. Muvattali ölünce, Hattušili Ramses ile barış içindedir. Ve Hatti kralının oğullarının oğulları ile ebediyen barış içinde olacaklardır.

Hatti Kralı Mısır’a, Ramses Hatti memleketine hiçbir surette girmeyecektir.

Hattuşil Şubbililiuma ve Muvattali zamanında mevcut olan anlaşmayı tanır ve kabul eder. Ramses, iki hükümdarın beraberce yaptıkları barışı ebediyen koruyacaklardır.

Eğer Ramses’in memleketine bir düşman girerse ve Hatti’den bir yardım isterse, Hatti hükümdarı onun yardımına koşacak, fakat eğer kendisi bizzat gitmezse ordusunu ve savaş arabalarını gönderecektir.

Eğer Ramses halkının isyanına karşın onları yola getirirse, Hatti kralı onunla beraber olacaktır.

Eğer bir düşman, Hatti kralına karşı yürürse (ve Hattuşil) Ramses’ten bir yardım isterse, o yardıma gelecek ve düşmanı öldürecektir. Fakat eğer Ramses şahsen gelmek istemezse, O askerlerini ve savaş arabalarını gönderecektir.

Eğer Mısır’dan bir büyük adam kaçarsa ve Hatti memleketine iltica ederse, Hatti Kralı onu kabul etmeyecek ve Ramses’e teslim edecektir.

Eğer halk içinden bir veya birkaç kişi, Hatti’ye birisinin hizmetine girmek üzere kaçarsa, bunlar Hatti memleketine kabul edilmeyip, Mısır Kralı Ramses’e iade edilecektir.

Eğer Hatti memleketinden bir büyük adam, Ramses’in memleketine iltica ederse, Mısır Kralı onu kabul etmeyerek Hatti hükümdarına teslim edecektir.

Eğer halk içinden bir veya birkaç kişi, Mısır’da bir hizmetkarlığa girmek için kaçarsa, Mısır Kralı onları kabul etmeyecek ve Hatti Kralına iade edecektir.

Hatti’nin, Mısır’ın “bin ilah ve ilahesi” bu anlaşmanın şahidi ve koruyucusudurlar: Gökyüzünün hakimi Güneş, Arinna şehrinin Güneşi, Gökyüzünün hakimi Fırtına Tanrısı, Hatti’nin, Arinna’nın, Zippalanda’nın, Betiyarik’in, Hisashapa’nın, Sarissa’nın Alep’in, Lihzim’in vs… Fırtına tanrıları, Hatti memleketinin İştarı, Zithariya, Karzi, Hapantariya Tanrıları Karahma, Tyr, Tanrıçaları vs.. Gökyüzünün Kraliçesi, Bütün Hatti ve Mısır’ın dağları, nehirleri Gök, arz büyük deniz, rüzgarlar ve bulutlar…

Hatti ve Mısır’ın, bu gümüş tablet üzerindeki maddelerinde gösterilen şartlara kim riayet etmezse, Hatti’nin ve Mısır’ın bin ilahı onun evini, memleketini, hizmetkarlarının da mahvetsin, fakat, kim bunlara riayet ederse, aynı ilahlar onu refah içinde bulundursun, mallarını ve hizmetkarlarını korusun.

Eğer bir, iki veya üç adam Mısır’dan kaçarsa ve Hatti Kralına iltica ederse, o bunları Mısır Kralı Ramses’e teslim edecektir. Fakat bu kimsenin hiçbir suretle evi yıkılmayacak, karı ve çocukları cezalandırılmayacak, kendisi de öldürülmeyecek, herhangi bir azası (gözleri, kulakları, ağzı, bacakları) yok edilmeyecektir.

Aynı suretle, eğer bir, iki veya üç kişi, Hatti’den kaçarsa ve Kral Ramses’e iltica ederse, o bunları Hatti hükümdarına teslim edecektir. Fakat Hatti Kralı bu adamı cezalandırmayacaktır, ne evini yıkacak, karılarını, çocuklarını öldürmeyecek ve kulaklarını, gözlerini, ağzını ve bacaklarını kestirmeyecek ve hiçbir ceza uygulamayacaktır…

Hattuša’daki Kopya

1906-1908 yılları arasında, Alman arkeolog Hugo Winckler ile İstanbul Arkeoloji Müzesi (o zaman Müze-i Hûmayun) ikinci müdür Theodore Makridi’nin, birlikte Hattuşa-Boğazköy’de yaptıkları kazılar sırasında bulunan bir kil tablet, 80 yıldır, Ramses’i Kadeş Savaşı’nın galibi gibi gösteren tek taraflı Mısır propagandasına son vermiştir.

Akkadça çivi yazısı ile yazılan tablet oldukça hasar görmüştür ve kırıktır. Neredeyse yarısı eksiktir. Sonraki kazılarda, metnin diğer parçaları bulunarak eksik kısımlarının tamamlanması sağlanmıştır. Tablet, bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri-Eski Şark Eserleri Müzesi’nde sergilenmektedir.

Mısır’ın büyük kralı Ramses, Hatti’nin büyük kralı Hattuşili ile aralarında kardeşliği devam ettirmek için bir anlaşma yapmıştır. Mısır’ın büyük kralı Ramses, Hatti’nin büyük kralı Hattuşil ile barış ve kardeşliği ilan eder.

Tanrılar, iki ülke arasında düşmanlığa asla izin vermemişlerdir. Ramses, Hatti’ye karşı asla düşmanlık göstermeyecektir.

Ramses bizzat, Hattuşili ile beraber iki hükümdar arasında barışı temin maksadıyla bu anlaşmayı yapmıştır, ikisi birbirine kardeş olmuştur. Ve şimdi eskiden olduğundan daha fazla kardeştirler. Ramses, Hattuşili’in dostudur. Oğulları, Hattuşil’in oğullarının kardeşleri olacaklardır ve ebediyen barış içinde yaşayacaklardır.

Ramses, Hatti memleketini herhangi bir şey almak için istila etmeyecektir. Hattuşili, Mısır’a herhangi bir şey almak için girmeyecektir.

Böylece, Şamas ve Teşup’un iradeleri Mısır ve Hatti’nin kardeşliğini resmen ilan ederler. Ramses bugünden itibaren barışı koruyacaktır. Mısır ve Hatti ebediyen barış ve kardeşlik içindedir.

Eğer bir düşman Hatti’ye karşı yürürse ve Hattuşili, Ramses’e “Bana yardıma gel” diye haber gönderirse, Ramses ordusunu ve savaş arabalarını O’na gönderecektir.

Ve eğer Hattuşili, kendi halkına kızar ve onlar da isyan ederlerse, Ramses ordusunu ve savaş arabalarını Hattuşili’in asileri üzerine gönderecektir.

Eğer bir başka düşman Mısır’a karşı yürür ve Ramses’de kardeşi Hattuşili’ye “Gel bana yardım et” diye haber gönderirse, Hattuşili bu düşmanı öldürmek için ordusunu gönderecektir.

(Sonraki kısımlar bozuktur…)

Antlaşmadan Sonra

Hattušili ile Ramses ve onlardan sonra gelen krallar Kadeş Barışı’na uygun hareket etmiş ve sonraki dönemlerde Hitit-Mısır ilişkileri, daima barış ve dostluk temeli üzerine oturmuştur. Hatta Hattušili’den sonra tahta geçen oğlu IV. Tuthaliya, Hatti Ülkesi’nde baş gösteren kuraklık ve kıtlık tehlikesi karşısında “dost ve kardeş ülke” Mısır’dan yardım istemiştir. Bu sırada Mısır’ın başında II.Ramses’tan sonra tahta çıkmış olan Banenre Merenptah vardır. Firavun bu olayı Karnak Tapınağı’nın duvarlarında şu sözlerler anlatır : “Hatti ülkesini yaşatmak için, Asyalılara gemiler içinde tahıl gönderdim.”

Kadeş Antlaşması, tarihte iki eşit devlet arasında barış adına yapılmış diplomatik girişimlerin bilinen en eski yazılı örneğidir. Bu öneminden dolayı Boğazköy’de bulunan tabletin iki metre boyundaki bakır kopyası, Birleşmiş Milletler Bina’sının duvarına asılmıştır.