Troya Mitolojisi


Troya ÅŸehrinin kurulmasıyla ilgili mitosta, Troaslı İlios günün birinde Kralı’nın düzenlediÄŸi bir yarışmaya katılarak birinci olur. Kazandığı ödüller içinde kara benekli bir de vardır. Biliciler İlios’a ineÄŸi izlemesini ve kentini ineÄŸin durduÄŸu yerde kurmasını söylerler. İnek gidip gidip Karamenderes (Skamondros) ile Dümrek (Smois) ırmaklarının arasında denize yakın bir yerde durur. Kurulan ÅŸehre önce İlios, sonra kurucunun atalarında ’un anısına Troya adı verilir. Bir süre sonra heykeli indirecek, İlios da heykelin indiÄŸi Athena tapınağını yapacaktır. İlios soyu çoÄŸalarak Priamos’a kadar gelir.

’un İlyada’sında geçen ÅŸu çok ünlü savaşın hikayesi ise kısaca şöyle ortaya çıkmıştır; Tanrı Zeus’un bir kuÄŸu ÅŸekline girerek ’dan peydah ettiÄŸi Helena evlenecek yaÅŸa gelince Akhaların önde gelenleri Tündareos’un sarayına giderler. Tündareos ya da Helena’nın seçimiyle, Helena’nın kocası olur. sonra Tündareos ölünce Krallığı ’a kalmıştır.

Efsaneye göre, savaşın nedeni ise Iolkos Kralı Pelans ile ’in düğünlerine davet edilmeyen kavga tanrıçası Eris’in, sinirlenip bir oyun düzenlemesi ve Hera, ve Athena’nın oturduÄŸu ziyafet sofrasına, üzerinde ‘en güzele’ yazılı bir elma atmasıyla baÅŸlar. Elmanın kimin olduÄŸu üzerine 3 güzel tartışmaya baÅŸlarlar ve Zeus’tan bu sorunu çözmesini isterler. Zeus iÅŸin içinden çıkamayınca, çareyi daÄŸlarda çobanlık ve yalnız yaÅŸayan Paris’i rehber ilan etmekte bulur. Güzellerden her biri kendisini seçmesi için Paris’e bir ÅŸey vadederler. Paris Afrodit’e kanar ve dünyanın en güzel kadınını elde etmek için Afrodit’i yarışmanın birincisi seçer. Paris, Afrodit’in yardımıyla Sparta’ya gider, Helen’i kaçırır, prensi olduÄŸu Troya ÅŸehrine geri döner. üzerine Sparta Kralı Menelaos, ordularını toplayarak Troya’ya savaÅŸ açar. Böylece 10 yıl sürecek Troya savaşı baÅŸlamış olur.

Troya, Kazdağı’nın eteÄŸinde, Skomondros(K. Menderes) ile Simoeis(dümreli) çaylarının sınırladıkları ve bir yanı Ege denizine, bir yanı boÄŸaza bakan üçgen biçimli, ova egemen yüksekçe bir yerde kurulmuÅŸ, Schilemann, Dorgfeld ve Blegen tarafından kazılımıştır. 1871′de Schilemann, Priamos’un hazinesini bulma umuduyla iÅŸe baÅŸlamıştır. 1882′de Schilemann, W.Dorpfeld ile birlikte çalışmış ve Dorpfeld burada 9 yapı katı saptamıştır. 1932-1938 arası Carl.W.Blegen baÅŸkanlığında yapılan kazılar sonucunda Dorpfeld’in 9 kültür katı, 30′a yakın yerleÅŸme katına bölünmüştür. Troya ÅŸu anda Monfred Korfmann tarafından kazılmaktadır.

TROYA 1 (MÖ 3000-2500)

Troya 1′in en geliÅŸmiÅŸ evresi 1y’de kentin çapı 90 metreydi. Toya 1′in ana giriÅŸi güney tarafta ve duvarı çok iyi korunmuÅŸ durumdadır. İki kule ile savunulan kent kapısı 2.97 metre enindeydi. 3 metre kadar geniÅŸlikte dar bir koridor ÅŸeklinde bu giriÅŸin iki yanında üçgen ÅŸeklinde yapılmış olan savunma kulelerinin de doÄŸu yönündekinin alt kısmı ve bitiÅŸindeki sur kalıntıları görülebilir. YüksekliÄŸi 3.5 metreye yakın olan kule kalıntısının tabanının irü taÅŸlardan oluÅŸtuÄŸu, duvarlarının da yukarıya doÄŸru çıktıkça küçülen taÅŸlardan örüldügünü görmekteyiz. Troya 1′e ait en saÄŸlam kalıntı megaron tarzı bir evdir(1b). Onun altındaki yapı ise 1a katmanına aittir. Yine megaron tarzı evin dıştan ölcüsü 18,75*7 metre, duvar örtüsü balık sırtı ÅŸeklindedir. Büyük odasında biri tam ortada, diÄŸeri doÄŸu duvara yakın olmak üzere 2 ocak bulunmuÅŸtur. Sadece birinci ocak görülebilir durumdadır. Aynı odada kuzey ve doÄŸu duvara doÄŸru dayanan ve günümüzde izleri belli olmayan platform, 2 metre uzunluÄŸunda, 90 cm geniÅŸliÄŸinde ve ve 30 cm yüksekliÄŸindeydi. Bu megaron yapısı bugüne deÄŸin bilinen en eski örnekti. Güneyinde pek belirgin olmayan 5 paralel duvar kalıntısının da megaron tipi yapı olma olasılığı vardır. 1987 yılında Troya 1 evresine ait duvarların hemen hepsi temizlenmiÅŸtir. Schilemann yarmasındaki yapılar Troya 1 evresine aittir ve MÖ 3000-2800′lere tarihlenmektedir. Troya 1 büyük bir tahriple son bulmuÅŸtur.

TROYA 2 (MÖ 2500-2200)

Troya 2′nin çapı 110 metreyi geçmekte ve 7 yapı katından oluÅŸmaktaydı. Troya 1 bir yangınla son bulmasına raÄŸmen Troya 2′de geliÅŸmeler görülür. Fakat kültür deÄŸiÅŸikliÄŸi yoktur. Eski dünyanın batısında, bir plan sistemi gösteren ilk kent olma özelliÄŸini taşır. Anıtsal ölçüde megaronların yanyana bir cephe oluÅŸturacak biçimde sıralanmaları ve bu yapı kompleksine propilonla girilmesi sistemi, 700 yıl sonraki Tiryns akropolünde görülmektedir.

En geç evresi olan 2g yapı katında yerleşmenin orta noktasında yer alan, megaron tipi plana göre inşaa edilen yapının krala ait olabileceği, değilse bile bir bir toplantı yeri olabileceği tahmin edilmektedir. Bu yapı evresindeki planların megaron tipinin türevleri oldukları görülmektedir. Konutların büyüklükleri arasındaki farklılıklar ise Troya 2g yerleşmesinde yaşayan toplumda belirli bir sosyal farklılaşmanın olduğunun kanıtıdır.

Troya 2, üç ana evresiyle tanmlanmaktadır.(2a, 2b, 2c-g) Bunların herbirinin yeni bir sur duvarı vardır. 2a’dan FL ve FN olarak gösterilen, üstleri açık ve koridorlu 2 geçit kalmıştır. Bunlar 2b’nin duvarlarına uydurulmuÅŸ ve kullanılmaya devam edilmiÅŸtir. FM (c5-6) ve FO(f-g6-7) kapıları ana giriÅŸlerdir. Büyük megaronun ( )olarak gösterilen çoÄŸu yeri Schilemann’ın kuzey-güney açması sırasında tahrip olmuÅŸtur.

Troya 2 büyük kent kapısı güney surunun(FN) ortasında idi. Güneybatı kapısının (FM gc) kalıntıları ve taÅŸ döşemeli 21×7,5 metre boyutlarındaki rampası iyi korunmuÅŸtur. Bu rampa, giriÅŸi 5,25 metre uzunluÄŸunda ve 2 kanatlı bir kapısı olan, FM propilonuna çıkıyordu. Megaron planlı (FM) propilonu 2c-g evrelerine aitti. FN kapısı 2c’nin ana giriÅŸiydi. Son evreye ait olan giriÅŸ, FN ile gösterilen büyük propilondu ve megaron biçimindeydi. Buradan 2c-g (2200-2100) yıllarında yapılan açık bir alana giriliyordu. Çakıl döşeli bir avlu içindeki alan 2a ve 2b’nin kent duvarlarının üstü düzeltilerek yapılmıştı.

Büyük megaron (2a), 2c yapı katına aitti. 1989 kazılarında yapının yangın geçirmiÅŸ doÄŸu duvarı ortaya çıkarılmıştı. Yapı tepenin en yüksek noktasında ve çevreye çok hakim bir konumdaydı. Bir kısmı Schilemann’ın kuzey-güney açması ile tahribe uÄŸramışsa da planı saptanmıştır. Dorpfeld’in saptadığı 2h, 2r, 2f megaronlarının da kral ailesine ait olmsası muhtemeldir. 2d yapısı ise depo niteliÄŸindedir.

Schilemann tarafından 1871-90 yılları arasında yapılan çalışmalarda Troya 2 yapı katmanları arasında ele geçirilen hazine buluntusu çok geliÅŸmiÅŸ bir metal işçiliÄŸinin örneÄŸi ve geliÅŸmiÅŸ bir dış ticaretin göstergesidir. Schilemann, Priamos’un diye nitelediÄŸi hazineyi Troya 2′nin rampalı kapısının batı duvarı dibinde bulmuÅŸtur. Bu evrenin çanak çömleÄŸi de karakteristiktir. Kazılarda Troya 2′ye ait buluntuların çoÄŸunun 1 metre kalınlığında bir yangın molozunun atından çıkması, bu kentin ani bir istilaya uÄŸradığının bir göstergesidir. Bu nedenle Schilemann burayı Homeros’un İlyada’sında geçen Troya olarak nitelendirmiÅŸtir. Aynı dönemde Batı Anadolu ve Kıta Yunanistan’ındaki çeÅŸitli yerleÅŸimlerdeki benzer yıkımlar ve izleyen dönemde bu kentlerin kültür yaÅŸamında görülen uzun süreli durgunlukların MÖ 2000 yıllarının baÅŸlarında Orta Avrupa’dan gelen Hint-Avrupa kökenli göçlerden olduÄŸu sanılmaktadır. Troya 2′yi dışardan gelen göçmen toplulukların yıktığı ve buraya yerleÅŸmeden yollarına devam ettikleri sonucuna varılmıştır.

TROYA 3 (MÖ 2200-2050)

Hisarlık höyüğündeki 3. Erken Tunç Çağı yerleşmesinde yaşam şeklinin pek değişmediği görülmektedir. Bu dönemde 4 yapı evresi saptanmış ve höyüğün 3 metre daha yükseldiği anlaşılmıştır.

Evlerin döşemelerinin daha önceki gibi sıkıştırlmış kil ya da toprakla kaplandığı, duvarların da aynı ÅŸekilde örüldüğü biliniyor olsa bile bu dönemde bağımsız konutlara rastlanmamaktadır. BitiÅŸik yapılan evlerin arasında kalan sokaklar oldukça dardır. Daha önceki dönemden farklı olarak, kent surlarının tamamen taÅŸtan yapıldığı ve hatıllarla güçlendirilmiÅŸ kerpiçlerin kullanılmadığı görülmektedir. Son yapılan kazılarda Troya 4′ün altındaki tabakalarda bir sınır ya da teras duvarı ortaya açığa çıkarılmıştır ve bunun Troya 2′nin sonu olabileceÄŸi düşünülmektedir. Ayrıca, kuzeye doÄŸru, üzerinde beyaza boyanmış kerpiçlerin olduÄŸu, bir yapıya ait taÅŸ temel bulunmuÅŸtur. Bu dönemde piÅŸmiÅŸ kap üretiminde ve dokumacılıkta eskiden beri bilinen gelenekler sürdürülmüştür.

TROYA 4 (MÖ 2050-1900)

BeÅŸ ayrı yapım evresinin izlendiÄŸi bu kat Erken Tunç çağının son yerleÅŸmesidir. Kazılarda ele geçen eÅŸyalardan Kıta Yunanistan’ı, Ege adaları ve Orta Anadolu’yla iliÅŸkilerin yoÄŸunlaÅŸtığı anlaşılmaktadır. BitiÅŸik yapılmış, kil döşemeli taÅŸ temel üzerine kerpiçten oluÅŸturulmuÅŸ duvarları olan evlere ve ilk kez avlularda yer alan kubbeli fırınlara rastlanmıştır.

Troya 4 evresine ait, üstüste 6 yangın evresinin olduÄŸunu bilmekteyiz.DoÄŸu profilinde bunu açıkça görmek olasıdır.Bütün bu tabakaları 4.evreye tarihlememizin nedeni, binaların aynı yapım planlarını izlemiÅŸ olmasıdır.BitiÅŸik yapılmış olan bu evlerin hepsinde, giriÅŸin saÄŸ ya da solunda mutlaka oval fırın vardır.Binalar ve tabanlar inanılmaz derecede güneye doÄŸru eÄŸim yapmışlardır.Bu nedenle, höyüğün kenarında olan bu önemli buluntuları saptamak mümkün olmuÅŸtur. Böylece Troya 4′ün mimari planı açık bir ÅŸekilde gözönündedir. En alttaki yanık tabakada, bir oda içinde yabani hayvan kemiklerine rastlanması, bunların o dönemde sürekli meydana gelen yangınlardan kaynaklandığını düşündürebilir.

TROYA 5 (İ.Ö. 1900-1800)

6 yapım evresinin saptandığı iki metre kalınlığa sahip bu yerleÅŸme katmanında Batı Anadolu’da, Erken Tunç Çağı’ndan Orta Tunç Çağı’na geçiÅŸ dönemine rastlanmıştır. Bu dönemde Ege dünyasıyla süregelen iliÅŸkilere Kıbrıs’la baÅŸlayan iliÅŸkilerin eklendiÄŸi sanılmaktadır.

Surların alt kısımları işlenmemiş taşlardan ve üst kısımları kerpiçten yapılmıştır. Evlerin planlanmış döneme göre daha düzenli olduğu, dikdörtgen bir alanın üç tarafına küçük odaların yapıldığı, odaların köşelerinde kilden yapılmış oturma veya yatak sekilerinin olduğu, kubbeli ocakların veya arı kovanı şeklindeki fırınların kullanıldığı anlaşılmaktadır. Evlerden birinin döşemesinin altında hocker tarzında (insanın ana karnındaki duruşu) gömülmüş yeni doğmuş bir bebenin iskeletine ait kemik kalıntıları bulunmuştur.

TROYA 6 (İ.Ö. 1800-1275)

Troya 6, 300.000 m2 bir alana yayılmıştır. Sekiz yapı katından oluÅŸan 6′ncı yerleÅŸme üç ana evre gösterir. En parlak devir Troya 6(f-e) evreleridir. Kazılarda elegeçen buluntular, tamamıyla yeni plan ve yapılar, Troya 6′nın o döneme kadarki yaÅŸayanlarından baÅŸka insanlarla iliÅŸkisi olmuÅŸ olabileceÄŸini akla getirmektedir.

Sur duvarı, birbirine beÅŸ kapıyla baÄŸlanan altı bölümden oluÅŸur. Surun en görkemli bölümü 6g evresine giren bir kuledir ve uzunluÄŸu 18, geniÅŸliÄŸi 8 metredir. Kulenin ortasında keskin köşeli bir sarnıç ve onun içinde sekiz metre derinlikte kayaya oyulmuÅŸ bir kuyu vardır. Bu kuyudan kuÅŸatma sırasında yararlanılıyordu. UzunluÄŸu 41.5, geniÅŸliÄŸi 4.5 m. olup yüksekliÄŸi 4 m’yi geçen duvar boyunca dört dikey çıkıntıya rastlanır. Fakat bu duvar yüksek bir Roma dönemi duvarıyla kapanmaktadır. (6 r – 6 s)

Buleteryon ve Schliemann’ın kuzey-güney açması ile tahrip edilen duvarın doÄŸu bölümü iyi durumdadır. 6 h kulesi tarafından tahrip edilen sur günümüzde etkileyici bir durumdadır. Bu duvarlar konglomera taÅŸ bloklar ile dörtgen kesilip dış yüzeyleri düşmanın tırmanmasını engelleyecek ÅŸekilde yontulduktan sonra harç kullanmadan içe doÄŸru eÄŸimli bir ÅŸekilde birleÅŸtirilmiÅŸtir. Her on metrede diÅŸler yaparak kenti çevrelemektedir.

Troya 6′da kulelerin kullanılması bu dönemde ÅŸehrin güçlü olduÄŸunu gösterir. GiriÅŸin koridor ÅŸeklinde olması kente buradan girebilecek düşmanların iki ateÅŸ arasında kalmasını saÄŸlamak içindir.

Troya 6 yerleÅŸmesinin sarayları ve diÄŸer önemli yapıları, tepenin üzerinde yeralıyordu. Ancak Hellenistik dönemde Athena Tapınağı’nın inÅŸasında bu yapıların bir kısmı tahrip olmuÅŸtur.

Akropolün güneybatısından (6 t) girerek hafif yokuÅŸ yukarı ana cadde izlenirse solda Direkli Ev olarak nitelendirilen yapıya gelinir. Troya 6 ve Troya 7a’da kullanıldığı düşünülmektedir. 26×12 m. boyutlarındadır. Yapıyı destekleyen direklerden biri belirgindir. Yapının güney duvarı daha kalın örülmüştür. Arka tarafta hafif bir geniÅŸleme gösteren yapı megaron tarzında farklılık gösterir. Direkli evin kuzeydoÄŸusunda 630 no.lu ev görülür. İÖ 1700′e tarihlenen evin duvarları küçük taÅŸlardan meydana gelir.

6 g’nin kuzey bitiÅŸinde megaron tarzı evlere rastlanmıştır. Bu odaların çoÄŸundan kent nüfusunun bu dönemde birden arttığı, duvarlarının zayıf mimarisinden aceleyle yapıldıkları anlaşılmaktadır. Kazılarda bu odalarda erzak küplerinin çok sayıda bulunması kiler niteliÄŸinde olabileceÄŸini göstermektedir. Evlerin ortak özelliklerinden biri dışa, surlara bakan duvarlarının daha kalın ve özenli yapılmış olmasıdır. 6 c evinin bir kısmı Schilemann tarafından tahrip edilmiÅŸtir. 6 f yapısı farklı karakter göstrir. Duvarlar geniÅŸ ve büyük kesme taÅŸlarla örülmüş olup dışta diÅŸler yaparak bölümlere ayrılmıştır. 6 a yapısı 19,18×12,30m boyutlarında bir yapıdır. Troya 6′nın megaron planını normal olarak gösteren yapılardandır.

Troya 6′nın önemli bir yapısı Antalı Ev -6 t- giriÅŸinin doÄŸusunda bulunur. Üzerine gelen bulevteryon tarafından büyük ölçüde tahribe uÄŸramıştır. Eve Anta adını veren taÅŸ halen yerindedir.

Akropol evlerinin birçoÄŸu trapezoidaldir. Bu türdeki evlerin dar yüzleri kente, geniÅŸ yüzleri ise surlara bakmaktadır. Böylece trapezodial evler kuzeyden güneye doÄŸru geniÅŸleyen ve yelpaze gibi açılan akropol planına uymaktadır. Homros’un İlyada’sında bahsettiÄŸi Priamos’un İlyon kenti, Troya 6h’dir. İlyada’da anlatılan ve 10 senelik savaÅŸ sonucu ele geçirilen kent burası idi. Odesya’da anlatılan İlyon tahribi ise 7a katında olmuÅŸtur.

TROYA 7 (MÖ 1275-1240)

Troya 6′nın bir deprem ile son bulmasıyla Troya 7a katmanında depremin aralıklarla devam ettiÄŸi ve deprem sonucu yıkılan yapılar altında insan iskeletlerine rastlanması, buranın ansızın terkedildiÄŸi izlenimi yaratmaktadır. Yine de bir kültür deÄŸiÅŸikliÄŸine rastlanmamıştır. 6h evresinde bulunan Minyas seramiÄŸinin aynı bollukta 7a katında da varolduÄŸu kaydedilmiÅŸtir. Bu dönemde plan ve mimarinin düzenlemesinde bir karakter deÄŸiÅŸikliÄŸi görülür. 6f-h evrelerindeki yüksek sanat düzeyinden ve kent planından bir eser kalmamış, ayrıca sosyal sınıf ayrılığı gösteren ev tipleri ortaya çıkmıştır. İyi korunmuÅŸ bu evler doÄŸu suru ve kapısı arasında görülebilir. Bu köklü deÄŸiÅŸim deprem sonrası akropol dışında oturan halkın devlet yönetimine geçmesiyle ve kral ve soyluların ortadan kalkmasıyla açıklanabilir. Uzun zaman kral ve soyluların kendilerini sömürmesinden bıkan halk tabakası depremden yararlanıp bir darbe gerçekleÅŸtirimiÅŸ olabilir.

Troya 7b 1 (1240-1190):

7a katındaki yanık tabaka 50 ila 100 cm arasında deÄŸiÅŸen bir kalınlık gösterir. Bu tahribe karşın Troya’lılar kentlerine dönmüşler ve surlarla evleri onarmışlardır. Minyas seramiÄŸi üretimi devam etmiÅŸtir. İlk kez 7a’da görülen yapı tarzı burada da devam etmektedir.

Troya 7b 2 (MÖ 1190-1100):

Troya 6′dan sonra ilk kültür deÄŸiÅŸikliÄŸine bu tabakada rastlanır. Bu katta Buckel keramik denilen ve benzerlerine yalnızca Balkan ülkelerinde rastlanan kurÅŸuni renkli, yüksek keskin kulplu ve üzerleri boynuzcuklarla süslü kaplar görülür. Duvar örgüsünün dip kısmı ortostat ÅŸeklinde blok taÅŸlarla güçlendirilmiÅŸtir. Bu tip bir ev 6u kapısının batısında görülmektedir.

Troya 7b 2′de yerleÅŸen Balkan kökenli halk buraya zor kullanmadan gelmiÅŸ olmalıdır. Çünkü bundan önceki tabakada bir yangın veya tahribe rastlanmamıştır. Buradan, Ege göçüne ilk durağın Troya olmuÅŸ olabileceÄŸi akla gelir. Bu dönemde Troya akropolünün göçler nedeniyle gücünü yitirdiÄŸini görmekteyiz. Troya 7 evresi için yeni yapılan çalışmalarda, önceden bilindiÄŸi gibi üç tabaka deÄŸilde, dört ya da beÅŸ tabakadan oluÅŸmuÅŸ olma ihtimali belirmiÅŸtir.

TROYA 8 (MÖ 700-350)

Bu evrenin buluntuları 7. yüzyıldan eskiye gitmez. İlk yapılara batı kapısının doÄŸusunda rastlarız. Burası yukarı temenos olarak adlandırılan sunağın altına rastlamaktadır. Sunak Hellenistik dönemde yapılmıştır. Sunağın batısında bulunan ve kare plana sahip baÅŸka bir sunak ise Agustus dönemine aittir. Yukarı temenosun güneyinde “aÅŸağı temenos” adı verilen ve içinde iki sunağın bulunduÄŸu kutsal yer de Helenisitik dönemde inÅŸaa edilmiÅŸtir. Bu dönemdeki en önemli yapı Athena tapınağıdır. Tapınak ve onu çeviren kutsal alan ve anıtsal giriÅŸ kapısının yapılması için düz bir platform elde etmek üzere höyük tepesinde bulunan eski yapı kalıntılarının bir kısmı yıkılarak düz bir saha açılmış ve üzerine inÅŸaa edilmiÅŸtir. Bu yüzden bu devreye ait cevaplanamaycak sorular ortaya çıkmıştır. Geriye kalan son kalıntılar da Schilemann’ın büyük açmasıyla ortadan kalkmıştır. Homeros’un İlyada’sında Athena tapınağından bahsetmesi ve tapınağın kentin en yüksek noktasında bulunduÄŸunu söylemesi arkeologları buranın bir tapınak olabileceÄŸi kanısına yöneltmiÅŸtir. Ancak, yapılan çalışmalarda yapının Athena Tapınağı olduÄŸu konusunda herhangi bir somut kanıta rastlanmıştır. Tapınağın yeri Schliemann tarafında tamamen kazılmış olduÄŸu için ÅŸu an burada derin bir çukur mevcuttur.

Herodotos’a göre Xerxes burada tanrıçaya bin öküz kurban etmiÅŸtir. İskender ise Granikos zaferinden sonra tapınağı ziyaret edip armaÄŸanlar sunmuÅŸ ve daha sonra gönderdiÄŸi bir mektupta buraya görkemli bir tapınak yaptıracağı konusunda söz vermiÅŸ olduÄŸu bilinir. Strabon, İskender’in bu isteÄŸini Lisimakos’un yerine getirdiÄŸini söyler.

TROYA 9 (MÖ 350-MS 400)

Roma döneminde Novum İlyum olarak bilinen kentin yapısal olarak çok büyüdüğü görülmektedir. Troya 9′un bu dönemde Sezar (İÖ 59-44) ve Oktavyus Ogustus (İÖ 31-14) devirlerinde kültür açısında yeni bir ivme kazanmıştır. Athena Tapınağı bu dönemde yapılan deÄŸiÅŸikliklerle geniÅŸletilmiÅŸtir. Troya bu dönemde Roma İmparatoru Büyük Konstantin (MS 324-327) tarafından baÅŸkentin yeri olarak düşünmüş, ancak daha sonra Bizantion’da karar kılmıştır.

Novum İlyum’um son yapılan çalışmalarda anıtsal bir yapıya sahip olduÄŸu ortaya çıkmıştır. Bu yapıların çoÄŸu yazılı kaynaklardan bilindiÄŸi üzere Julius Klaudyus hükümdarlığında ve daha sonraki hükümdarlar tarafından yapılmıştır.

İlyum kale duvarının tam önünde yeralan tiyatro, sunaklar ve ovaya doğru uzanan burun üzerindeki kuzeydoğu terasındaki büyük tiyatro gibi Hellenistik ve Roma dönemleri anıtlarına yeni bulgular da eklenince burası büyük şehir niteliğine bürünmektedir. Yapılan kazılar sonucunda görülmüştür ki Roma yapılarının temelleri çok derindedir. Bu yapılar arasında derinleşilen her kısımda Troya 6 evresine ait tabakalara rastlanmıştır. Bu açmalar, Troya 6-7 kale yerleşmesinin güney kapısından 100-170 m. kadar uzaktadır.

Bu devirde Athena tapınağının geniÅŸletildiÄŸi anlaşılmaktadır. Tapınağın dört tarafı 80 m. uzunluÄŸunda sütun sıralarıyla çevriliydi. Bu büyük meydanın yapılması sırasında Troya 6′nın en önemli yapılarıyla Troya 7′nin evleri tahrip edilmiÅŸtir. Troya 6′nın büyük giriÅŸ kapısı, 7t nin hemen doÄŸusunda, yarısı ÅŸehir surunun üstünde yeralan bulevteryon ve küçük tiyatro ile ÅŸehir duvarı üstünde bulunan tiyatro Roma çağına aittir.

Büyük Tiyatro

Kuzeydoğudaki tepenin yamacına yaslanmış bir vaziyettedir. Ovaya ve denize hakim bir konumdaki ve 10.000 kişi alabildiği sanılan bu yapıdan geriye çok az şey kalmıştır. Blegen yaptığı kazılarda sahne binasının ve orkestranın bir kısmını günışığına çıkarmıştır. Oturma sıralarının bulunduğu yamaç henüz kazılmamıştır.

Anıtsal Çeşme (Nimfeum)

Güneye doÄŸru tarlaların içindeki kalıntıların anıtsal çeÅŸmeye ait oldukları bilinmektedir. Burada insan ve hayvan figürleriyle süslü döşeme mozaiklerine reastlanmıştır. Bu mozaiÄŸin üst kısmında üçüncü yüzyıla tarihlenmiÅŸ boyalı duvar sıvaları bulunmuÅŸtur.Aynı yönde 500 m. kadar ileride Troya 6′nın son evrelerine ait olduÄŸu sanılan bir mezarlığa rastlanmıştır. Kazılarda ağızları kapalı olarak toprağın hemen altına gömülmüş deÄŸiÅŸik ÅŸekil ve büyüklüklerde piÅŸmiÅŸ toprak testiler içinde ölülerin yakılmasından sonra geriye kalan kül ve kemik artıkları ele geçmiÅŸtir.

Küçük Tiyatro(Odeon)

En iyi korunmuÅŸ yapılardan biridir. Oturma sıraları saÄŸlam durumdaki Odeon’un kavea bölümünün batısı, üst kısımdan itibaren toprakla doldurularak yükseltilmiÅŸtir.

Meclis Binası (Buleteryon)

Yapının daha önceleri Odeon olarak kullanılmış olabileceği sanılmaktadır. Önde dörtgen planlı bir girişi, arkasında yarım daire şeklinde bir orkestrası ve bunun gerisinde oturma sıralarının yeraldığı kavea yeralmaktadır. Giriş holünün Troya 6 sur duvarının üstüne oturtulmuş tek par

27 views

11 Ekim 2009 Saat : 9:40
Okunma 27

Yorum Yapabilirsiniz

 Son Yazılar FriendFeed

Tavsiye Bağlantılar