Hepimizin sıklıkla, istemeden ve üzülerek tanık olduğu gibi, hergeçen gün, toplumlar, geleneklerinden, tarihlerinden ve dillerinden, bilinçsiz olarak uzaklaşıyor ve bu, birçok kültürel özelliğin olmasına ve insanı insan, milleti millet ve devleti devlet yapan değerlerin giderek yozlaşmasına açıyor. Peki, biz, üniversite öğrencileri olarak bu konunun neresindeyiz?

Üniversiteli olmak, herşeyden önce bilinçli, duyarlı ve kültürlü olmayı gerektirir. Üniversiteli olmak ve sonrasında bir sahibi olmak, kesinlikle da çok popüler olan deyimiyle “köşeyi dönmek” gibi bencil ve ilkel fikirleri hayata geçirmek için bir araç olmamalıdır.

21.yüzyılda , Türkiye artık tek başına zengin olan kişilere değil, verimli ve uzun vadeli çözümler üretebilecek politikacılara, akıllıca yatırımlar yapan genç girişimcilere, sanatın ne demek olduğunu bilen sanatçılara, kendi diline sahip çıkabilecek yazar ve şairlere ve yaratıcı bilimadamlarına ihtiyaç duymaktadır. Tüm bu kişilerin ortaya çıkabilmesi için etkili eğitim sistemleri geliştirilmeli ve beyin göçü tersine çevrilmelidir.

Üniversite eğitimi, modern dünyanın bilgi birikimini yakalayabilmek için alınması gereken en önemli eğitimdir, çünkü konularda , ve yüzeysel bilgilere sahip olmak artık yeterli değildir; gerek teknolojik gelişmeler, gerekse felsefe, ve ekonomi gibi bilimlerin geldiği son nokta, spesifik konulara odaklanmayı ve en önemlisi uzmanlaşmayı gerektir.

Her ne kadar ironik olsada, meclisimizde ilkokul, imamhatip mezunları ekonomi ve anayasayı düzenlemekden sorumlu. Bu, toplumsal bir yaradır; Atatürk’ün ilkelerinin bekçisi olmak, önce cehaletten, şeriat hayallerinden uzaklaşmayı ve parlak bir zekayı gerektirir. Bağımsızlık ve laiklik uğruna dökülen milyonlarca masum askerin, kadının ve çocuğun  kanı, rüşvet alan ve görevinin ne olduğunu bile bilmeyen cahil kişiler, zaten yeterince bunalımda olan bir toplumun verdiği vergileri alıp daha da zenginleşsin ve bencilleşsin diye dökülmedi.

Aslında üniversiteli olmak, topluma karşı sorumlu olmakdır. Çünkü çevremizde bu kadar fakirlik, sefalet ve işsizlik varken sadece kendimizi düşünmek çok yanlış birşeydir. İnsan hayatı da zaten böyledir, insanlar paylaştıkça mutlu olurlar, cimrileştikçe savaşırlar. Üniversite eğitimi almak, aynı zamanda büyük de bir şansdır, çünkü ne yazık ki ülkemizdeki nüfus yoğunluğu ve ekonomik faktörler üniversite kontenjanlarını kısıtlı tutmaktadır; dolayısıyla üniveriteye girme şansını yakalamış olmak, bunu değerlendirmeyi bilmeden hiçbir işe yaramaz.