Aslında her spor dalında çekişmeli durumlar antrenman koşulları yüzünden değişir ve yüzden voleybolda da böyledir. Temel farklar aşağıdaki gibidir:

1. Maç bir oyuncusu için çok önemlidir ve bu önem, müsabakanın önemine göre farklılık gösterir.

  1. 2.      Maç, ön hazırlığının hem nitelik hem de nicelik olarak doğrulanması gereken bir imtihandır.
  2. 3.      Maç, rakiple direk karşılıklı temastır ve her voleybol oyuncusunun oyun hareketleri rakibin hareketlerinin değerlendirmesinin bir sonucu ve kişinin belirli bir süre içerisinde alması gereken kararlarının gerçekleştirilmesidir.
  3. 4.      Maç bir çok değişik dış koşul (izleyiciler, hakemler, saha ortamı) içerisinde yapılır.

&;

Tüm belirgin koşulların etkisi her voleybol oyuncusunda psiko gerilim (stres) yaratır ki bu antrenman sırasında neredeyse hiç olmaz. Bu tip bir psiko gerilim her bireyin oyun hareketlerini etkileyecektir. Bu yüzden voleybol oyuncusunun psikolojik hazırlığı için olarak her oyuncuyu etkileyen zihinsel durumların bu tür bir ön hazırlığını ortaya koymamız gerekir:

  1. 1.      performans elde etmek için bireyin kapasitesini kullanmak
  2. 2.      oyunun koşullarından kaynaklanan tüm stresli durumları göğüslemeliyiz.

 

kullanacağımız “yük” kelimesi, bu bağlamda organizmanın dingin durumunu tehdit tüm etkileri kastetmektedir. Yükler, genellikle organizmanın fiziksel durumunu (fiziksel yükler) zihinsel (psikolojik yükler) durumunu etkiler. Ama voleybolda bu iki yük üst düzey fizyo düzenleme altında organizmada değişik seviyelerde görülen özel ve genel süreçler gerektiren psiko-fiziksel fizyozihinsel yükler olarak birbiriyle iç içe geçmiştir ve bireyin genel biyolojik ve sosyal adaptasyonuna etki eder. Bu bakış açısıyla, voleybol eğitimi ağırlıklı olarak fiziksel yüklerle (fizyozihinsel) tanımlanır çünkü genellikle daha az enerji sarf ettiriyor optimal koşullarda altında gerçekleşmiyor. Diğer yandan, müsabakalar ağırlıklı olarak psikolojik yüklerle (psiko-fiziksel) tanımlanır çünkü beklenen düzeyde korkunç bir ilgi odağı olan sosyal bir olaydır. Her maç değişebilen ve oyuncuların tepki vermesini gerektiren sürpriz uyarıcılarla tanımlanır. Eğer oyuncu bu uyarıcılara karşı hazırlıklı değilse, tepkileri gerektiğinden daha az uygun olacaktır ve tepkime adaptasyon seviyesini azaltacaktır; sonuç olarak geçici bir süre adaptasyon zorluğu yaşatabilir.

 

Fizyo gerilimin takip ettiği, oyuncunun hali hazırdaki fizyolojik durumu maçla bağlantılı çeşitli fiziksel yüklerle daha da kötüye gidebilir ve bunun boyutu öyle büyük olur ki oyuncu eğitildiği standartta performans gösteremeyebilir ve psikolojik olarak çöker. Fiziksel yüklere (stres) karşı direnç uygun bir şekilde gelişmezken, stresin genelde fiziksel formun gelişime ve fiziksel yüke karşı olan dirence dayandığı voleybol eğitimine bu tip bir bakış açısıyla yaklaşınca farklar daha da belirginleşir. Bu farklarda oyuncuların başarısızlıklarının nedenlerini görebiliriz ve bu yüzden de psikolojik hazırlık gereklidir.

 

Doğru psikolojik hazırlık birbiriyle yakından ilintili iki sınırlı birimde ele alınır:

1.Uzun süreli hazırlık

2. Kısa süreli hazırlık

 

Uzun süreli hazırlık genel psikolojik hazırlığın özelliklerini taşır ve oyuncunun sportif aktivitelerini gerçekleştirebilmesi için ihtiyacı olan beceri ve psikolojik özelliklerin gelişimi sırasında yöneltilir. Bu tip hazırlık her antrenmanda, oyuncunun baştan sona kadarki aktiviteleri sırasında antrenmanın bir parçası olarak gerçekleştirilmelidir. Uzun süreli genel psikolojik hazırlığın şekilleri olarak motivasyonun ideolojik, ahlaki, ihtiyari bileşenlerini, duygusal durumların otodüzenlemesinde uzmanlaşmayı, aktivite seviyesini, grup aktivitelerinin sosyo-psikolojik yönlerinin bireyin kişilik gelişimi için öğrenilmesini ve kullanımını ele alabiliriz.

 

Uzun süreli psikolojik hazırlığın bir başka hedefi de müsabakada bulunan koşullara oldukça benzer eğitim koşulları yaratmaktır. Müsabaka durumunun modellenmesinden faydalanılır. Modelleme iki düzeyde mümkündür.

 

İlk düzey, beklenen durumların, müsabakanın gidişatının, rakibin özelliklerinin ve bunlara karşı geliştirilebilecek taktiklerin sözsel ve görsel anlatıldığı şemasal modellemedir. Eskizler, resimler, film tekrarları ve video kayıtlarını kullanmak mümkündür.

 

Modellemenin ikinci düzeyinde, modelleme doğal ortamında yapılır. Antrenman sürecinin gidişatına uygun bir biçimde gelecek maçın koşullarına benzer koşullar oluşturulur. Çevre (ışıklandırma, sahanın tipi, oyun zamanı, seyirciler) ve hakemin öngörülen işlevi (özellikle bazı oyuncular için katı hükümler verilir) modellenir ve sonunda modellemeye konu olanlar rakibin hücum ve defansının öngörülen tiplerinin taktik ve stratejik varyantları  olacaktır.

 

Modelleme yapılırken, oyuncuların optimal psikolojik durumlarını artan stresle doğru orantılı olarak uyandırmaya dikkat etmek önemlidir. Çoğunlukla verilen durumlardaki koşullanılmış değişik psikolojik engelleri (örneğin bazı rakiplerden korkmak, saha korkusu, yenilme korkusu vs.), önceki tecrübelerle aşmakla iş biter.  Böyle bir durumda, antrenmanda bireylere tek tek onların kişiliklerini ve gelecek maçın koşullarını göz önünde bulundurarak değişik engeller ve yük modellemeleri oluşturmak mümkün.

 

Doğal model daha uygundur ama her zaman sonuna kadar kullanılmamalıdır bazı çekişmeli durumlar doğal ortamlarda modellenebilse de tüm çekişmeli durumlar zaman kısıtlaması yüzünden modellenemez, bu yüzden her iki modelleme türünü birleştirerek kullanmalısınız ve bundan sık sık faydalanmalısınız.

 

Modellenmiş antrenmanın etkinliği istenen modellerin yaratıcı uygulamasına olduğu kadar öngörülen durumların, müsabaka sonrasındaki durumlara uygun analizine bağlıdır. Modellemenin avantajı fiziksel stresin maksatlı konsantrasyonuyla bu yüklere özel adaptasyonun yaratılmasından oluşur. Uygun adaptasyon, oyuncunun maçın her dakikasında belirli bir yare kadar esnek karar almasına izin verir ki bu maksimum performans için gereklidir. Tüm zihinsel yüklerin en doğalı düzgün bir müsabakadır ve bu yüzden antrenmanla müsabaka arasındaki karşılıklı ilişkiden müsabakayı bir antrenman gibi, antrenmanı da bir müsabaka gibi görerek yararlanmayı düşünebiliriz. Eğer antrenör bahsedilen karşılıklı ilişkiyi sıralamaya göre sezonun en önemli maçını hesaba katarak uygun bir şekilde kullanırsa, psikolojik yüklerin doğal ve çok etkili modellerini elde edebilir ki bunlar olmadan antrenman önemli maçlar ve müsabakalar için tamamlanmış ve hazırlık görevini yerine getirmiş sayılmaz.

 

Antrenmanı modellerken modellemenin temel prensiplerine sadık kalmak gerekir. İlk prensip olarak içinde aşağıdaki unsurları taşıyan sıralama gelir:

  1. 1.      psikolojik yüklerin yoğunluğunun sıralaması
  2. 2.      yüklerin nitelikleri göz önünde bulundurularak yapılan sıralama
  3. 3.      bir antrenmanda kullanılacak olan yüklerin sıklığının sıralaması

Bir başka prensip olan psikolojik yüklerin birbirinin yerini tutması prensibi antrenörün bu prensipleri uygulayabilme kabiliyetine bağlıdır. Psikolojik yüklerin ısrarla değişmesiyle antrenman yüklerinin monotonluğundan ve oyuncunun bunları gereğinden fazla tekrar etmesinden kaynaklanan psikolojik doygunluk hissi ortadan kaldırılabilir. Antrenman sırasında sıralamanın prensipleri ve psikolojik yüklerin değişimi kullanılarak gerekli ve duygusal gerilime ulaşmak ve onu korumak mümkündür ki oyuncunun aktivitesi bunlar olmadan düşük seviyede kalacaktır. Hareketlenme seviyesinin düzenlenme prensibi örneğin rahatlama ve tekrar hareketlenme asıl zihinsel durumla şekil alan performansa dayanır. Uygulanmasıyla bu prensip, ikinci seviye psikolojik hazırlığı (kısa süreli hazırlık) etkiler.

 

Kısa süreli psikolojik hazırlık, oyuncunun optimal psikolojik hazırlığının reaksiyonuna, öncesinde veya maç sırasında içine girmesi gereken zihin yapısını belirleyen sert bir maçın belirli koşulları için yönlendirilir ki bu, davranışlarının ve aktivitelerinin etkili ve kalıcı oto düzenlemesine yardımcı olur. Kısa süreli psikolojik hazırlık aslında başarı için gerekli olan tüm koşulları hazırlamak için belirli bir maça yönelik ve psikolojik bakış açısına göredir. Oyuncunun psikolojik hazırlığı maça seçildiğini öğrendiği anda başlar ve maçtan sonra biter. Tüm bu periyot içinde belirli görevlerin tamamlanması gerektiği iki ana aşamaya ayrılmıştır.

 

İlk aşama – oyuncuya maçtan bahsedildiği dönemden maçın başlangıcına kadar olan dönemi kapsar.

İkinci aşama – maçın başlamasıyla başlar ve maçın sonuna kadar sürer.

 

Müsabakayı oluşturan tüm  koşulların modellenmesini sağlayacak olan tüm bilgi ilk safhanın ana görevleri olarak düşünülebilir. Müsabakanın yapılacağı yerle ilgili şartlar hakkında bilgi almak gereklidir. Her tecrübeli oyuncu genelde en güçlü rakibiyle ilgili her şeyi bilir ve bundan sonra  rakibinin performansıyla ilgili güncel bilgi toplar. Eğer daha tecrübesiz bir oyuncu varsa teknik , fiziksel ve taktik özellikleriyle ilgili daha ayrıntılı bilgi toplanması gerekir. Gerekli tüm bilgi toplandıktan sonra antrenmanı müsabaka koşullarına göre planlamak gerekir. Her programlanmış model oyuncunun oyun aktivitelerini ve rakibin hareketlerini içermelidir (örneğin: belirli bireysel oyun hareketleri). Her modelde ayrıca kendi takımının ve rakip takımın oyun biçimi de uygulanmalıdır. Modellemenin her safhasında hem doğal hem de sembolik modelleme kullanılmalıdır. Sembolik modelleme oyun durumlarının en geniş olasılıklarını kapsamalıdır ve oyuncudan en iyi çözümleri üretmesi beklenir. çözümlerin pratiği doğal modellemede basitten daha çekişmeli olana doğru test edilerek uygulanır. Etkin modellemede bu tip aktivitelerin programlarının antrenmanı için ana prensip gelecek maç için yeterli nitelikte bilgi, bilgiyi kullanmak ve modellemeye transfer etmek zorunda olan antrenörün uygun profesyonellikte olması, oyuncunun ve takımın uygun nitelikte olmasıdır. Kısa süreli psikolojik hazırlığın başka bir önemli görevi de başlangıç öncesi, başlangıç, çekişme ve çekişme sonrası durumları düzenlemesidir.

 

Başlangıç öncesi, başlangıç, çekişme ve çekişme sonrası durumların düzenlenmesi

 

Bu sorular ahlaki – iradesel hazırlık konularına girer. Müsabakadaki gergin durumlarda sadece kurallar gereği değil daha da önemlisi performans açısından otokontrol gerektirirler.

 

Başlangıç öncesi ve başlangıç aşamaları çoğunlukla maç öncesi oyuncunun bilincinde oluşan karmaşık duyguların yansıması olarak verilen tepkilerdir. Beklenen maçtakinden daha yoğun ve daha belirgindirler.

 

Başlangıç öncesi durumlar oyuncu maça katılacağını fark ettiği zaman ortaya çıkar. Baze nbu durum birkaç hafta sürer.  Bu periyot müsabakadan dolayı artan antrenmanlarla dolar.

 

Başlangıç durumundaki hal maçta birkaç saat, dakika veya saniye önce başlar ve maçın başlangıcı ile sona erer. Çekişmeli ruh hali ile birleşir ve bazı aktivitelerde örneğin servis atışı gibi başlangıç tarzını belirler. Oyuncunun maçtan önceki iç hali bir beklenti ile tanımlanır. Oyucu takım için olduğu kadar kendisi için de bir test niteliğinde olan ve oldukça fazla fiziksel ve psikolojik yük teşkil eden maçı bekler. Beklenti organizmada beklenen yüklere karşı hazırlık reaksiyonları olan birbirine bağlı ve değişken süreçleri uyandırır.

 

Bu reaksiyonlar oyuncunun adapte olmasını etkileyebilir çünkü merkezi sinir sistemindeki hareketlenme seviyesi değişmektedir. Bu, “saha korkusu” olarak hissedilir ki bu tüm takıma ve koça da yansır. Başlangıç öncesi ve başlangıç hallerinin gidişatı ve niteliği bireyden bireye ve koşuldan koşula değişir. Hepsinden daha önemli faktörler oyuncunun mizacı, maç tecrübesi, maçın koşulları ve oyuncunun kendi hazırlığına olan inancıdır. En iyi durumda bu, oyuncunun iyi bir halde olmasını ve en iyi performansı çıkarmasını sağlar. Olumsuz haller oyuncunun performansını etkiler. Bu bakış açısıyla bakıldığında başlangıç öncesi ve başlangıç halleri üç gruba ayrılır:

 

Aşırı hareketlilik – buna merkezi sinir sisteminin bozulması, heyecanlanma, agresifliğin birikmesi, motor rahatsızlık, kişisel sürat afallamakla artması, kas kasılması artması vs. ile tanımlanan “başlangıç ateşi” de denir. Hayati fonksiyonlarda değişim de kaçınılmazdır, örneğin kızarmak, solgunlaşmak, nefes almada zorluk çekme, sürekli tuvalete gitme ihtiyacı, boğazın düğüm düğüm olması, kaslarda ağırlaşma hissi vb.

 

Psikolojik olarak bu, artmış hissi alanla, dikkatin odaklanmasında zorlanma, düşünme ve hayal etmede hızlanma, duyguların değişimi vb. ile tanımlanır. Maça yaklaştıkça oyuncuda sabırsızlık, başlangıç hareket oranında acelecilik ve hızlanma, daha sık konuşma, kendini övme, yapmadıkları için özür dileme başlayacaktır. Heyecanlı tipler özellikle bu durumlara maruz kalırlar.

 

Düşük hareketlilik hali – örneğin kayıtsızlık ve depresyon, “başlangıç ateşi”nde olduğu gibi bazı hayati fonksiyonların değişiminin göstergesidir. Bu halin genel belirtileri ana merkezlerin bastırılmasıyla ve pasif savunma reaksiyonlarının çoğunlukta baskınlığıyla baş gösterir. Organizmanın, kasların ve merkezi kasılmanın geçici zayıflığı şeklinde tanımlanır. Kişinin tüm fonksiyonları yavaşlar, sessizleşir, sürekli yakınma başlar. Pasif davranışlar, kaçış reaksiyonları belirir (örneğin maçtan vazgeçme isteği). Ruhsal açıdan bakıldığında duyuların azalması, sabit fikirler, kayıtsızlık, rahatsızlık, maçtan soğuma, yenilgi hissi ortaya vs. çıkar. Zayıf kişiler bu duruma maruz kalırlar. Bahsedilen her iki hal de aynıdırlar ve beklentilere göre bir kişide geçişlidirler. Performansı olumsuz yönde etkileyen dezavantajlı bir haldir.

 

Optimal hareketlilik – başka bir değişle iki hal yani, kişinin tecrübeleri, mücadele ruhu ile ilgili duyguları arasındaki denge durumudur. Kişisel özelliklerdeki oran ne iyi düzeydedir ve kişi kendini güçlü ve iyi kondisyonlu hisseder. Zorlama hareketler görülmez. Rahatlama yeteneği saklı bir şekilde tutulur. Oyuncu antrenörün tavsiyelerini dinler ve rakibe karşı kendi hevesini belli eder ve dikkatli davrandığı halde bağımsız kararlar alacak kadar kendine güvenlidir ve otokontrolü kaybetmez.  Özellikle sakin tipler ve iyi tekniğe, taktiğe, kafa yapısına sahip, ahlak ve istek açısından hazırlıklı oyuncular bu haldedirler.

 

Kişisel başlangıç öncesi haller de benzer süreçlere sahiptir. Bu yüzden birbirlerinden ayrı düşünülmezler.

 

Maç sırasındaki çekişme hali maçın bitimiyle sona erer. Aslında gerçek bir oyun için karmaşık reaksiyonlardır. Aktif ve pasif fonksiyonların, duyguların ve ikinci sinyal sisteminini kontrol rolünün baskınlığı vardır. Başlangıç öncesi dönemdeki haller gibi başlar ve kabaca iki grua ayrılabilir: baskın aktiviteli olan hatta daha agresif olan ve diğer yandan da pasif halin baskın olması veya depresyon hali. Her ikisi de hücum ve defansla ilgili hallerdir. Aradaki fark maç sırasındaki değişken sebeplerden kaynaklanır.

 

Başlangıç sonrası dönemdeki haller beklenen sonuçlarla karşılaştırıldığında maçın sonucuna karşı verilen duygusal reaksiyonlardır. Bunlar sadece sayısal olarak ifade edilen zafer ya da malubiyete bağlı değildirler. İyi bir sonuç aşırı, kontrolsüz neşe haline yol açarken kötü bir sonuç da depresyon, rahatsızlık veya öfke hallerine yol açabilir. Bazen bu reaksiyonlar histerik yapıda olabilir, başka bir değişle kazananın ağlaması veya kaybedenin gülme krizine girmesi gibi.

 

İstenmeyen başlangıç sonrası haller görüldüğünde, antrenörler veya doktorlar tarafından sakinleştirici girişimlerle müdahale edilmeli çünkü bunlar kronik zihinsel hallere dönüşebilirler ki bu da gelecekte yaşanacak olan maç öncesi hallerin altyapısına etki eder. Bu özellikle turnuvalarda çok önemlidir. Zafer de malubiyet de abartılı bir şekilde anlatılmamalıdır. Hem zafer hem malubiyet ileriki yoğun antrenmanlar için birer uyarıcı olacaktır. Önemli bir maçta büyük farkla yenilmek tüm takımın performansını haftalar sonra bile tehdit edici bir unsur olabilir. Eğer antrenmanda bariz bir kendine güvensizlik açıkça görülüyorsa, kıyaslamalı olarak zaferin abartılı tahmininin negatif bir etkisi olabilir.

 

Düzenleme Yolları

 

Düzenleme yolları istenmeyen başlangıç öncesi, başlangıç, müsabaka sırası ve başlangıç sonrası ruh hallerini etkilemeye ve ılımlı hale getirmeye yarar. Farklı yoğunlukta, yönde ve uzunluktadırlar. Biyolojik, fizyolojik ve psikolojik olarak üçe ayrılırlar:

 

Biyolojik yollar başlangıç öncesini ve başlangıç sonrası halleri etkiler ve oyuncuyu beslenme sistemi yoluyla etki etmeyi esas alır. Kaslardan, deriden, bağırsak ve diğer analiz mekanizmalarından gelen sinyaller rahatsız etmek suretiyle sinir sistemini etkilerler. Isınma süreci fizyolojik ana fizyolojik yollardan biridir.

 

Setlerin aralarında ve maçlardan hemen önce uygulanabilecek nefes jimnastiği oldukça faydalıdır. Nefes alıp vermenin istemli yolla kontrolü ile egzersiz yapılmış olur. Örneğin: derin nefes alma, nefes tutma, kısa sürede çok nefes alıp verme vb.

 

Maçtan önce masaj, duş almak ve banyo yapmak çok önemlidir. Maçlar arası ve maç sonrası masaj tekrar ettirilebilir. Bu, bu yolların kullanılış biçimine göre değişir. Örneğin, ılık duş hafiflemek ve rahatlamak için kullanılan iyi bir yoldur; soğuk duşun harekete geçirici bir etkisi vardır; uzun masaj rahatlatıcıdır, hafif masaj ise tam tersine zinde tutar.

 

Psikolojik yollar maç öncesi, maç sırasında ve maç sonrası duygusal hallere etkilidir. İkinci sinyal uyarımı, düşünme ve konuşma yoluyla etki eder. Sözel yolar dilin farklı özelliklerini kullanabilir. İletişim fonksiyonları özellikle arkadaşça konuşmaların değişik seviyelerinde kullanılır. Açıklanan problem paylaşılan bir problemdir ve bu yüzden daha az üzer. Konuşmanın izah edici fonksiyonu problemlerin zeminleri oluşmadan, bir oyuncu değişikliği olmadan ve zafer veya malubiyet sonuçları belli olmadan önce kullanılır. Açıklanan ya da anlaşılan problemin yükü o kadar da ağır olmaz. Sözel iletişimin dışa vurma fonksiyonu da iç gerilimin azaltılabildiği bir yol olarak kullanılır. Bağırmak, küfretmek, saka yapmak vb. bunlara örnektir.

 

Bu bağlamda övgü, cesaretlendirme, sempati ve diğer duygusal açıdan renklendirici sözel işaretler etkili olur. Oyuncuların ve antrenörlerin kaybedilmiş toplar karşısında verdikleri  reaksiyonlar çok önemlidir ve sakinleştirici bir etki yaratmalıdır. İyi toplada oyuncular her zaman birbirlerini tebrik etmelidirler. Bir mimik veya ufak bir gülüş bile genellikle yeterlidir.

 

Eğlenceli aktiviteler maçtan birkaç saat önce yapılmalıdır. Bunlar maç saatini beklerken oluşan iç gerilimin azaltılmasında yardımcı unsurlardır.  Bu yönteme birkaç kültürel ve çalışma aktivitesi de eklenebilir. Örneğin, kitap vs okumak, film veya televizyon seyretmek, sosyal oyunlar oynamak, satranç oynamak, şarkı söylemek, tiyatroya gitmek vb. aktiviteler. Bu aktiviteler oyuncunun zihnini maçtan uzaklaştırmalarına yarar ve etkisini azaltır.

 

Oto düzenleme yolları, oyuncunun kullanarak kendi kendini etkileyebileceği bir takım iç uyarıcıları içerir. Bunlar kendi kendini ikna etme, oyuncunun içinde bulunduğu durumu iyi veya kötü şekilde etkileyebilecek değişik hayaller ve hatıralar olabilir. Oyuncu genellikle maçın önemli olmadığına inandırmaya çalışır veya en iyi performansı göstermeye zorlandığını düşünür. Bu bağlamda iç konsantrasyon oyuncunun kendine konsantre olduğu maçın başlamasından hemen ve kendini zihinsel açıdan harekete konsantre etmek gibi çeşitli yollarla cesaretlendirmeden önce kullanılır. Özel sistemler olarak değişkenlik gösteren zihinsel, kassal ve iç süreçlerin yeniden düzene sokulması ve rahatlamasına dayanan değişik oto düzenleyici sistemler kullanılabilir.

 

Örnek olarak Schultz’un kendi kendini eğitme yöntemini verebiliriz. Bu sistem üç faktörün arasındaki karşılıklı iletişime dayandırılmıştır: beslenme sistemlerinin fonksiyonel durumu ve psiko gerilim, kas gerilmesi. İstemle değiştirebileceğimiz tek şey iskelet üzerindeki kasların kasılmasıdır. Bu yüzden istemli kas rahatlamasını psiko rahatlama için kullanabiliriz.

 

Schultz’un kendi kendini eğitme yöntemi altı görevin kademeli olarak pratiğinin yapılmasına dayanıyor ki bu esnada vücudun birbirinden bağımsız parçaları birlikte rahatlarken ilgili duygularda da konsantrasyon artar. Kasların tümünün rahatlaması yoluyla psiko rahatlamaya kavuşmak asıl amaçtır. Bu, günde birkaç kere (2-3 kere) tekrarlanır. Bunu uygulamak için en iyisi pozisyon sırtüstü yatıp gözleri kapamaktır. Başlangıç safhalarında 3-5 dakika ile başlanıp sonraları uzatılabilir. Rahat bir pozisyon, kasların rahatlaması ve kesin bir sakinliğin uyandırılması gereklidir. Bundan sonra, daha önceden belirlenmiş bir ruh haline girmekle ya da belirli bir cümleyi tekrarlamakla asıl antrenman başlar. Bu süreç 4-5 ayı kapsar ve sürekli egzersizler kalıcı sakinlik ve böylece istem dışı oluşan psiko gerilimlerin önlenmesini sağlar. Düzenlemenin yollarının etkisi sadece bunların niteliklerine bağlı değil, aynı zamanda kontrol edilmelerine ve doğal dengelerine bağlıdır. kullanılan düzenlemeler yollarını organik olarak antrenman sürecine katmak gerekir. Bunların etkileri kişiden kişiye, oyuncunun, antrenörün ve yöntemi uygulayan doktorun kişiliğine göre değişir. Düzenleme yollarının kullanılması oyuncular açısından pasif bir uygulama olmamalıdır. Yöntemler öyle kullanılmalıdır ki oyuncular kendileri hakkında bilebildikleri kadar çok bilgi edinmelidirler ve mücadele etmeyi öğrenmelidirler. Kısa dönemli psikolojik hazırlığın ikinci döneminin ana hedefi maç sırasında ve sonrasında fiziksel durumun düzenlenmesidir. Kullanılan yöntemler başlangıç öncesinde kullanılan yöntemlere benzer. Antrenörün görevi önemlidir çünkü hem hareketleri belirler hem de oyuncunun psikolojik durumunu ve hareketlerin gidişatını etkileyebilecek bilgiler verir. Antrenör liderliği ve spor aktivitelerinin gidişatının düzenlenmesi görevini üstlenir.

 

Takıma bir maçta liderlik etmek özellikle her setin zafer için hayati önem taşıdığı zorlu maçlarda ön plana çıkar. Oyuncuların psiko gerilimleri sonucu belirleyecek olan son, yani beşinci sette kendini gösterir. Bu sette tüm yükler daha yoğundur. Kaçınılmaz kararların büyük önemi vardır ve özellikle de oyuncunun zihinsel dayanıklılığına etki eder. Bu tip durumlarda psikolojik olarak daha iyi hazırlığa sahip olan ve daha iyi yönetilen takımın kazanma şansı daha fazladır. Berabere maçlarda antrenörün önemi daha da fazladır. Antrenör maçın gidişatını molalar alarak ve oyuncu değişikliği yaparak (tempoyu değiştirerek) belirlemelidir. Bu, antrenörün lider özelliklerinin ön plana çıkması gereken durumdur.

 

Bu rol çok zordur çünkü antrenör tüm oyuncuların becerilerini maçın değişen koşulları altında maksimum düzeyde kullanmalıdır. Bu yüzden antrenörün oyuncularını çok iyi tanıması ve onları nerede kullanacağını bilmesi gerekir. Performansın orta düzeyde olduğu zaman oyuncuya imkan sağlamak genelde iyidir. Böyle bir karar maçın tersine kötüye gitmesine de sebep olabilir.

 

Son zamanlarda takıma nazaran sosyal açıdan en aktif olan oyuncuyu oynatma eğilimi doğmuştur (bir başka değişle diğer sosyometrik testlerde en çok olumlu oy alan oyuncu). Bunlar antrenörden takıma komut ulaştırmak için kullanılır ve bazen eğer antrenörün oyuncular üzerinde dolaysız etkisi yoksa bazıları, oyuncuların maç sırasındaki zihinsel yapısını düzenleyebilir. Şimdiye kadar sosyal yönden etkin bu oyuncuları kullanmakla edinilen tecrübe olumlu olmuştur. Takım içinde

Bu oyuncuyu keşfetmek ve onunla maç sırasında takımın yönetilmesi konusunda yardımlaşmak antrenöre kalmıştır. Hiçbir oyuncu içinde bulunduğu pozisyonun kalıcı olduğunu düşünmemelidir. Her oyuncu takıma faydalı olduğunu ve başarıya katkıda bulunabileceğini düşünmelidir. Bu his, oyuncunun maksimum sorumlulukla antrenmana katılmasına ve takım ruhunu arttırmaya yarar.

 

İyi antrenörlük demek, oyuncuların doğru bilgiye sahip olmaları, zihinsel yapıları, kişiler arası ilişkileri, farklı durumlara uygun davranışları olması demektir. Bu tür bir bilgi daha iyi kararlar verilmesini ve antrenörün işinin kalitesini artırmasına yarar.