ginkgo ağacı

2500 yıla kadar yaşayabilen dünya üzerindeki efsanevi ağaç türlerinden biridir Ginkgo. Henüz dünya üzerinde eşi benzerine rastlanmayan bu ağaç yaşı kadar daha bir çok efsaneyi barındırmaktadır.
Diğer ağaç türlerine göre kökleri yerin altına daha fazla iner ve buda onu tüm doğa koşullarına karşı daha dirençli hale getirir. Yaprakları dökülür ve tohumları meyveleri tarafından korunmayan tek ağaç türüdür. Ginkgo öylesine güçlü bir ağaçtır ki gövdesinden çok nadir haşeratlara rastlanır ve yine bitki hastalıklarına çok nadir rastlanır. Tüm bu özelliklerinin yanı sıra yaprağında bulunan flavonoid glükozid sayesinde ilaç sektöründe aranan bitki halini almaktadır. Bu şu anlama gelir, ginkgo yaprağı özünde bulunan bu madde unutkanlık, hafıza kaybı alzaimer rahatsızlıklarının iyileştirilmesinde çok önemli bir rol oynar. Yine bünyesinde bulundurduğu ve yapılan deneyler sonucu kanıtlanan enerji verme özelliği sayesinde bazı içecek firmaları içinde aranan isim olmuştur.

(Mabet ağacı)(Çince ve Japonca 銀杏), günümüzde varlığını sürdüren hiçbir yakın türü veya benzeri bulunmayan, tamamıyla kendine özgü bir ağaçtır. Botanikçilerce, bitkiler (Plantea) alemi içindeki ayrı bir bölümde (Ginkgophyta) değerlendirilir. Bu bölümün içinde tek bir sınıf (Ginkgoopsida), sınıfın içinde tek bir takım (Ginkgoales), takımın içinde tek bir familya (Ginkgoaceae), familyanın içinde de tek bir cins olarak Ginkgo ve bu cinste de tek tür olarak Ginkgo biloba bulunmaktadır. Geçmişte Spermatophyta veya Pinophyta bölümlerine yerleştirilmişse de bugün yukarıda belirtilen tanımların daha uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bilinen yaşayan fosil türlerinin en iyi örneklerinden biridir. Ginkgo biloba, açık tohumlular (gymnospermae) olarak anılan, başka bir deyişle tohumları bir meyve tarafından koruma altında olmayan bir ağaç türüdür (açık tohumluların tersi: kapalı tohumlular (angiospermae).

ginkgo ağacı meyvesi

Uzun süre, yabani ginkgo soyunun tükenmiş olduğu düşünülmüşse de, bugün Doğu Çin’deki Zhejiang eyaletindeki Tian Mu Shan milli parkında en az iki küçük alanda yabani ortamda da yetişmekte olduğu anlaşılmıştır. Ancak bu bölgenin bin yılı aşkın süredir insanlarca iskan edilmiş olduğu göz önüne alındığında, buralardaki ginkgoların ne derece yabani, ve ne derece bölge halkınca terbiye edilmiş türler olduğu tartışmaya açıktır.

ginkgo biloba

Ginkgolar 20-35 metre aradında yüksekliğe varan (Çin’deki bazı ginkgoların boyu 50 metreyi aşabilmektedir) orta ile geniş arası boyutlarda yaprakdöken ağaçlardır. Zirveleri çoğu kez köşeli, yaprakları uzun ve dağınıktır. Kökleri genelde derine iner ve rüzgar ve karın sebebiyet verebileceği hasarlara karşı dayanıklıdırlar. Genç ginkgolar ekseriyetle ince bedenli olup, uzunlamasına büyümüşlerdir. Daha seyrek yapraklıdırlar. Ağaç yaşlandıkça tepe kısmı genişler. Sonbaharda yapraklar parlak sarı renge döner ve hemen sonra (1-15 gün arasında) dökülürler. Genel olarak bitki hastalıklarına karşı olağanüstü dirençli olmaları, gövdelerinin bitki haşeratına çok iyi karşı koyabilmesi, yüzeyde ilave kökler ve tomurcuklar oluşturabilmeleri ginkgoların çok uzun ömürlü olmalarına imkân vermekte, bazı ağaçların yaşı 2500 yıla varabilmektedir.

ginkgo ağacı saramış

Bazı yaşlı ginkgolarda gelişen yüzey kökleri (chichi) (Japonca’da “meme”) geniş dalların alt kısmında belirir ve aşağıya doğru büyürler. Chichilerin büyümesi son derece yavaş olup, yüzlerce yıl sürebilir. Bu kalın ilave kökler toprağa eriştiklerinde çoğu kez filizlenirler ve bu, yaşlı ağaçların bünyesinin istikrara kavuşturulması veya genç bitki hücrelerinin oluşturularak ağaç bünyesine katkı sağlanması işlevi görüyor olmalıdır.

Ginkgo dalları, çoğu ağaçlar gibi, uzunlamasına apikal tarzda denilen, muntazam yapraklı uzun sürgünler halinde büyümektedir. Yaprakları yelpaze şeklindedir ve uçlara uzanan damarları bulunmaktadır. Bu damarlar bazen birbirleriyle kesişmekte, ancak hiçbir zaman düzgün bir ağ oluşturmamaktadırlar. Boyutları 5-10 santimetre arasındadır (çok nadiren 15 santimetreye kadar uzayabilmektedirler).

Ginkgolar iki evcikli ağaçlardır. Bazı ağaçlar dişi, bazı ağaçlar erkektir. Erkek ginkgolar sporofilli küçük polen kozalakları üretirler ve bunların her birinde merkezi bir aks üzerinde spiral düzende yerleşik iki mikrospor bulunmaktadır.

ginkgo ağacı yaprakları

Dişi ginkgolar kozalak üretmez. Bunların yaprak saplarının ucunda iki yumurtacık oluşmuştur ve döllenme sonrasında bu yumurtacıkların biri veya her ikisi tohum haline gelir. Tohum 1.5-2 santimetre uzunluğundadır. Üst tabakası (sarcotesta) açık sarıya ve kahverengiye çalar, yumuşak ve meyve kıvamındadır. Eriği andırırlar ve cazip bir görünümleri vardır, ancak bütanoik asit içerdiklerinden bayat tereyağı gibi kokarlar (nitekim tereyağı da bayatlaştıkça aynı asit türünü oluşturur). Sarcotesta’nın altında sert sclerotesta kısmı ve kâğıt inceliğinde endotesta ve nucellus bulunmaktadır.

ginkgo mabed ağacı

Ginkgo ismi Çince gümüş ve kayısı anlamına gelir. Japonca ‘ya ginkyo şeklinde geçmiştir. 17. yüzyılda bu ağaç ile karşılaşan ilk Avrupalı olan Engelbert Kaempfer de ismi başlangıçta Japonca telaffuzuna göre kaydetmiş, sonradan ginkgo benimsenmiştir. Çağdaş Japonca’da (kanji karakterleri aynı kalmakla birlikte) ginnan olarak anılmaktadır. Kabuklu tohumlarına çağdaş Çince’de “beyaz meyve” denmektedir.

Bu ağaç Türkiye’de gümüş kaysı, fil kulağı, kız saçı, Çin yelpaze çamı gibi isimlerle de anılmaktadır.

ginkgo_biloba

Ginkgo bir yaşayan fosildir. Permian (270 milyon yıl önce) çağından kalma ginkgo fosilleri ile günümüzdeki ginkgolar arasında kolaylıkla bağ kurulabilmektedir. Dolayısıyla dinozorlarla yan yana yaşamıştır. Orta Jurassik ve Krestase çağlarında ginkgo türleri çeşitlenmişler ve Laurasia anakıtası boyunca yayılmışlardır, ancak sonraları nadir bir tür haline geldikleri görülmektedir. Paleosen çağına varabilmiş tek ginkgo türü Ginkgo adiantoides olup, Kuzey Yarımküre de bulunmakta, Güney Yarımküre belirgin farklılıklar taşıyan (ve üzerinde henüz yeterince bilgi edinilememiş) bir türdeşi bulunmaktaydı. Pliosen çağının sonuna gelindiğinde, ginkgo fosilleri, merkezi Çin’de günümüz yaban ginkgolarının yetiştiği küçük bir bölge hariç, dünyanın her yerinde ortadan kaybolmuştur.

Ginkgophyta fosilleri aşağıda belirtilen familyalara ve türevlerine ayrılmıştır:

  • Ginkgoaceae
    • Arctobaiera
    • Baiera
    • Eretmophyllum
    • Ginkgo
    • Ginkgoites
    • Sphenobaiera
    • Windwardia
  • Trichopityaceae
    • Trichopitys

Ginkgo Çin’de uzun zamandır yetiştirilen bir ağaçtır. Bazı tapınaklara dikilmiş ginkgoların 1500 yaşını geçkin oldukları tahmin edilmektedir. Budizm ve Konfiçyüs öğretisi açısından arzettikleri sembolik önem nedeniyle Çin’in yanı sıra Japonya ve Kore’de de geniş ölçekte ginkgo dikilmiş, bu arada ginkgo neslinin bir nebze ehilleştirilmesi veya doğal ormanlarda diğer ağaç türlerinin komşuluğunda melezleşmesi söz konusu olmuştur. Avrupa kaynaklarında ginkgoya ilk atıf 1690’da Japon tapınaklarında bu ağaçla karşılaşan (Hollandalılarla gelmiş) Alman botanikçi Engelbert Kaempfer eliyledir.

Ginkgo tohumları meyve etini ve kabuğu çıkardıktan ve pişirildikten sonra yenebilmektedir. Genelde kalabalık bir topluluk için hazırlanmış bir yemeğe sadece birkaç tohum atılmaktadır. Gingko meyvesi yan ürün olarak hidrojen siyanid salgıladığından yemeklerde fazla miktarlarda kullanılması zehirlenmelere yol açabilir. On kadar çiğ ginkgo meyvesinin bir çocuğun ölümüne yol açabilecek derecede zehir bulundurduğu iddia edilmişse de, bunu kanıtlayacak bir vakaya rastlanmamıştır. Bazı kimselerin ginkgo sarkotesta sındaki kimyasal maddelere karşı hassasiyeti bulunabilir. Bu hassasiyet cilt düzeyinde de geçerli olabildiğinden bu kimseler günkgo muamele ederken eldiven giymelidirler. Hassasiyetin semptomları, deri üzerinde zehirli sarmaşık ile de görülebilenlere benzer türden kızıl lekeler veya kabarcıklardır.

Bazı bölgelerde, ve özellikle ABD’de dikilmiş ginkgoların ekseriyeti doğal tohumlar üzerine aşılanmış erkek kültivarlarıdır. Zira erkek ağaçlar kötü kokulu meyveler vermemektedir. Dişi ağaçların verdiği kötü kokulu meyve içindeki çekirdeklerin son derece lezzetli olduğunu ve Asya ülkelerinde hayli rağbette olduğunu da vurgulamak gerekir. En sık kullanılan kültivar olan ‘Autumn Gold’ (Sonbahar Altını) erkek ağacın bir klonudur.

Ginkgo meyvesi içindeki cevizimsi çekirdekler Asya ülkelerinde ve Asya dışı ülkelerin gurmelerince gayet beğenilmektedir ve geleneksel bir Çin düğün yemeğinin (konjii) ana malzemelerindendir. Sağlığa iyi geldiği ve afrodizyak özellikleri olduğu düşünülmektedir. Japonlar ginkgoyu chawammushi gibi yemeklerde kullanırlar ve pişmiş tohumları pek çok kez diğer yemekler yanında bir çerez olarak servis ederler.

Ginkgonun ilginç bir özelliği kentsel ortama (başka bir deyişle hava kirliliğine) en dayanıklı ağaçlardan biri olması, başka ağaçların yaşayamayacağı şartlarda dahi büyüyebilmesidir. Bu özelliği ile, kentsel ortama dayanıklılıkta dünyada sadece Cennet ağacı na eşdeğerdir. Ginkgolar, kentsel ortamda bulundukları haller dahil, ağaç hastalıklarından çok nadiren etkilenmektediler ve pek az haşeratın saldırısına uğramaktadırlar. Bu nedenlerden ve estetik özelliklerinden dolayı, ginkgolar büyük şehir parklarında ve cadde boylarında tercih edilen bir ağaç haline gelmiştir. Ekilen tohumlar kolay bir bakım süreci içinde büyüyebilmektedirler.

Ginkgolar penjing veya bonsai tarzı ağaç yetiştirmeye de müsaittirler. Yapay yöntemlerle boyutları küçük tutulabilmekte ve gerekirse yüzyıllarca muhafaza edilebilmektedirler.

Ginkgoların dayanıklılık derecesinin uç örnekleri Hiroşima’da görülmüştür. Atom bombasının patladığı noktaya 1-2 kilometre mesafede yer alan dört , bu alanda patlamadan sağ çıkan ve hayatiyetini bugün de sürdüren yegane canlı varlıklardı.

Ginkgo yapraklarının özü flavonoid glükozidleri içermektedir ve ginkgolidler (Ginkgo özü bazlı ürünler) eczacılıkta giderek daha yaygın şekilde kullanılmaktadır. Mevcut bilimsel araştırmalar Alzaimer(Hafıza Kaybı, Unutkanlık) rahatsızlıklarında, hafıza güçlendirmede, başdönmesini önlemede ve zihinsel konstantrasyon arttırmada gingko özünün mutlak yararları bulunduğuna işaret etmekte olup, olası diğer faydalarına ilişkin çalışmalar sürmektedir.

Fareler üzerinde yapılan yeni bir araştırma Cep telefonlarının beyine yaymış olduğu dalgalara karşı Ginkgo Biloba’nın faydası olduğu deneyler sonucu ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda Hiroşima ve Nagasaki’de bile Ginkgo Biloba ağaçları ayakta kalmıştır.

Ginkgo enerji içeceklerine sıklıkla katılmakta ise de, maliyeti nedeniyle içeceklerde kullanılan oran çok düşük kalmakta, dikkate değer bir etki yaratmamaktadır. Enerji içecekleri etiketlerinde bazen anılan ginkgo bağlantılı yararlar, genellikle plasebo etkisinden ibarettir.

İleri yaşlardaki insanların kullanması tavsiye edilir.

Yan etkileri:

Ginkgonun kan dolaşımı bozukları veya aspirin gibi pıhtılaşmayı yavaşlatıcı özellikleri olan ilaçları yüksek dozlarda alan kimselerde bazı istenmeyen etkileri görülebilmektedir. Ayrıca monoamine oxidaz engelleyici (MAOI) antidepresan lar alan kişilerce veya hamile kadınlarca kullanılması salık verilmemektedir. Yan etkiler kanama artışı, gastroentestinal rahatsızlıklar, mide bulantısı, ishal, başağrısı ve huzursuzluk şeklinde kendini gösterebilmektedir. Bu tür yan etkilerin görülmesi halinde, ginkgo kullanan kişi aldığı dozları (günde 40 ila 240 mg.) hemen azaltmalıdır. Yan etkilerin sürmesi halinde ginkgo kullanımı durdurulmalıdır.

Ginkgo biloba yapraklarından üretilen (ekstre olmayan) kapsül veya tablet formlar için günlük kullanım dozu arttırılabilir. Burada kullanılan Ginkgo biloba kapsül veya tabletin içinde bulunacak olan;

1. Eksre (İlaç Amaçlı) mı ?
2. Ekstre (Gıda Amaçlı) mı ?
3. Yaprak (Gıda Amaçlı) mı ? çok büyük önem teşkil eder.